Kaza Ve Kadere İman

Question

Kaza Ve Kadere İman Etmek

Kaza Ve Kadere Iman Etmek

İmanın altı şartından biri olan kader; Allah’ın ezelden ebede dek ol­muş veya olacak şeylerin; zamanını, mekânını, sıfatlarını, ezelde bilip ona göre belirlemesidir. Kaza ise; Yüce Allah’ın, ezelde takdir ve irade ettiği şeylerin; vakti gelince her birisini ezeli ilim, irade ve takdirine uygun bir biçimde meydana getirmesi ve yaratmasıdır.[1]  Nitekim Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de: “Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık .”[2] buyurmaktadır.

Yüce Allah’ın elinde olan, bu kader ve tayin; Allah Hak’la hükmeder ayeti kerimesi gereğince; Halk arasında yaygın bir itikat olan; alın yazısı, kaderim böyleymiş, kader utansın, kaderim kara yazılmış, kader kurbanı gibi din ve akılla bağdaşmayan, tamamen insanların çılgın ihtirasları ve cahilliklerinin neticesi olan zulümle ve zorlamayla bağdaşmaz. Zira Yüce Allah zulmetmez.[3]

Yüce Allah’ın kaderle takdir ettiği şeyler; İnsanların ırkları, renkleri, akrabaları, cinsleri, insanın başına gelecek dert musibet, hastalık, sıkıntı, sevinç, nimet vesaire gibi ızdirari olan durumlar için geçerlidir. Böyle durumlarda Allah’ın verdiği nimetlere karşı şımarma ve Allah’ın takdir ettiği şeye karşı ise bir üzülme ve başkaldırı olamaz. Böyle bir kaderi hiç kimse değiştiremez ve ondan kaçamaz. Izdırari olan bu kader karşısında hepimiz; bir çömlekçinin elindeki hamuru andırırız. Hiçbir çömlek, çömlekçiye “Beni niye böyle yoğurdun beni niye böyle yaptın diyemediği gibi bizlerde Mülkünde dilediği gibi tasarruf eden Yüce Allah’a beni niye böyle yarattın?” diyemeyiz. Şunu iyi bilmeliyiz ki “Bu tür Izdırari olan şeyler kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki rahat edesin” Unutmayalım ki, Kaderi tenkit eden başını örse vurur kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır.

Elimizdeki Mülke ve Allah’ın verdiklerine sahip çıkıp ta, onlardaki güzellikleri, zenginlikleri ilmi, sağlığı, afiyeti, evlat vb faziletleri kendimize mal edemeyiz. Çünkü mülk ve nimetler Allah’ındır.

Bizim elimizdeki nimetler ise, geçici bir süreliğine bize emanet verilmiştir. Hayatımızda karşılaştığımız çirkinlikler ve günahlar ise; Allah’tan ve kaderden değil kuldan kaynaklanmaktadır. Adam öldürmek, zina etmek, içki içmek,faiz yemek, kul hakkı yemek, vb…suçları işlemek, kader değil, kulun özgür iradesiyle tercih ettiği suçlardır, günahlardır. Bu suçları tercih eden kuldur, imtihan gereği olarak da yaratansa Yüce Allah’tır. Kul için yapması gerekli olan ise; Allah’ın kendisine emanet ettiği güzelliklere yine Allah namına sahip çıkıp, ihanet etmemektir.

Mısır’da baş gösteren ve binlerce insanın ölümüne sebep olan Veba salgınını haber alan Hz. Ömer, olay yerine bizzat kendisi gitmiş ve Hz. Abbas’tan bizzat ertesi gün hareket edeceklerini ve ordunun da oradan ayrılmasını haber vermesini istemiştir. Bunun üzerine Ebu Ubeyde, Hz. Ömer’e şu sözleri söylemiştir: “Ey “Ömer!”Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” Hz. Ömer de buna karşılık “Evet! Allah’ın kaderinden, yine O’nun kaderine sığınıyorum.”

[1] Sosyal Bilimler Ans. Kader Mad.

[2] Kamer, 54 / 49

[3] İslam Ansk. Kader Mad

Benzer Konular:

Answers ( 3 )

    1
    2022-08-14T13:38:01+03:00

    Kader ve Hayatta yaşanılan olaylarda Allah’ın hikmeti var mı

    – Hayatta yaşanılan olaylarda Allah’ın hikmeti var mı? Allah kulun hayatını etkiler etkiler ise bu nasıl olur? Bu sorum imtihan ve insanın karşılaştigi olaylar ile alakalı. Hayat için imtihan deniliyor peki
    -Allah kulu nasıl imtihan eder imtihan Allah’ın insanın hayatına ve iradesine karışıp onu sınaması mı demek? Yani beş yaşındaki kız çocuğu istismara uğrayınca burda Allah mı onu sınıyor halbuki istismarcı kendi kötü iradesi ile kızı istismar etmiş olmuyor mu? Burda imtihan olma durumu nasıl oluyor yani eğer öyle olsa kızı Allah’ın istismar ettirdiğini söylememiz gerekir eğer öyle değilse o zaman Allah hayatta hiç bir şeye karışmaz ve engel olmuş olmaması gerekir insanların kendi iradeleri ile yaptığı olaylar sonucu ortaya çıkan sorunların imtihan olması gerekir yani eğer Allah hayata karışıp insanları imtihan ediyor ise neden kız çocuğunun istismarını engellemiyor o zaman Allah hayata karışmıyor benzer şekilde bazen olmayan olaylar için bunda hayır yokmuş ki de bu olmadı Allah ondan nasip etmedi deniliyor e peki Allah kız çocuğu istismarına neden karışmadi o zaman Allah’ın karışıp karışmadığı şeyleri nasıl anlayacağız ve hayatta olmayan olayların mesuliyeti Allah’a mı yoksa insana mı ait ?

    0
    2024-04-18T06:55:12+03:00

    Kader ve kazaya imanımız tamdır. İnsanın bu dünyada yaşadığı olayların hâşâ Allah’tan habersiz yaşaması asla mümkün değildir. Verdiğiniz örnek ilenyola çıkmak gerekir ise; istismara uğrayan kız çocuğunun elbette bir suçu ve günahı yoktur. Bu günah bu kız çocuğuna bu şekilde davranan kişinindir. Buradaki bu kız çocuğunun imtihanı ise; bu olaya sabretmesidir. Bu şu demek değildir; bana herkes istediğini yapsın ben sabredeceğim. Hayır böyle değil, gereken şekilde, gerekli mercilere giderek hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Buradaki imtihan; Allah’a neden beni buldu? diyerek isyan etmemektir.

    0
    2025-10-10T14:43:26+03:00

    Kaza ve Kadere İman, İslam’ın temel inanç esaslarından biridir ve her Müslüman’ın kabul etmesi gereken bir gerçektir. Kaza ve kader, Allah’ın her şeyin üzerine mutlak egemenliği ve hikmetiyle ilgilidir. Kaza, Allah’ın takdir ettiği her şeyin gerçekleşmesi, kader ise bu takdirin belirli bir zaman diliminde ve şekliyle gerçekleşmesi anlamına gelir. İslam’da bu iki kavramın doğru bir şekilde anlaşılması, iman esaslarını ve hayatı doğru şekilde idrak etmeyi sağlar.

    Kaza ve Kaderin Tanımı

    Kaza: Allah’ın her şeyin ne zaman ve nasıl olacağını önceden belirlemesi ve yaratmasıdır. Bu, Allah’ın mutlak ilminin bir sonucudur. Kaza, Allah’ın iradesiyle gerçekleşen her şeyin kesin olarak olması gereken şekliyle olmasını ifade eder. Kaza, bir anlamda Allah’ın her şeyi yaratma ve düzenleme kudretini gösterir.

    Kader: Kader, Allah’ın takdir ettiği her şeyin belirli bir zaman diliminde, belirli şartlar altında ve belirli bir şekilde gerçekleşmesidir. Yani, kader, bir şeyin zamanı ve şekli ile Allah’ın önceden takdir ettiği detaylardır. Kader, bir anlamda Allah’ın her şeyin planı ve çizdiği yoldur.

    Kaza ve Kadere İman: İslam’da Bu Kavramların Önemi

    Kaza ve kadere iman, müminin Allah’a olan teslimiyetini ve güvenini simgeler. Bu kavramlar, İslam’ın tevhid anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Çünkü kaza ve kaderin her yönüyle Allah’a ait olması, Allah’ın mutlak kudretine ve ilmine inanmayı gerektirir. Bu nedenle, kaza ve kadere iman etmek, İslam’ın özüdür.

    Kur’an-ı Kerim’de Kaza ve Kader
    Kur’an-ı Kerim, Allah’ın her şeyin kaderini belirlediğini ve her şeyin O’nun kontrolünde olduğunu bildirir. Birkaç örnek ayet üzerinden bu anlayışı açıklayalım:

    Enfâl Suresi, 17. Ayet:

    “Bunu (zaferi) siz yapmadınız; fakat Allah yaptı. (…) Allah her şeyi kudretiyle yapandır.”

    Bu ayet, her şeyin Allah’ın kudretiyle meydana geldiğini ve insanın sadece O’nun takdir ettiği şekilde hareket ettiğini belirtir. Zaferin kazanılmasında bile Allah’ın kudreti olduğu vurgulanır.

    Hadîd Suresi, 22. Ayet:

    “Yeryüzünde başınıza gelen her musibet, bizim iznimiz olmadan gelmez.”

    Bu ayet, her şeyin Allah’ın iradesiyle ve izniyle meydana geldiğini ifade eder. Hiçbir olay, Allah’ın takdiri olmadan gerçekleşmez.

    Kamer Suresi, 49. Ayet:

    “Şüphesiz her şey bir kaderle yaratılmıştır.”

    Bu ayet, Allah’ın yarattığı her şeyin bir kaderle yaratıldığını bildirir. Her şeyin belirli bir düzene göre, Allah’ın planına uygun olarak gerçekleştiği vurgulanır.

    Kaza ve Kaderin İman Edilmesi Gereken Boyutları

    İslam’a göre, kaza ve kadere iman, sadece Allah’ın her şeyin sahibi olduğunu kabul etmekle kalmaz, aynı zamanda insanın sorumluluk ve özgür iradesini de kapsar.

    Allah’ın Mutlak İradesi ve Bilgisi:
    Kaza ve kadere iman etmek, Allah’ın her şeyi bildiğine, takdir ettiğine ve yaratacağına inanmayı gerektirir. Allah’ın ilmi sonsuzdur ve her şey O’nun bilgisi dahilindedir. O, geçmişi, bugünü ve geleceği bilir. Kaza ve kader, Allah’ın bu sonsuz bilgisinin bir yansımasıdır. İnsan, bu ilme teslim olmalıdır.

    İnsan ve Özgür İrade:
    İnsan, kaza ve kadere iman etmekle birlikte, aynı zamanda özgür iradeye de sahiptir. Allah insanı, iradesini kullanmaya ve sorumluluk almaya muktedir kılmaktadır. Kaza ve kader, insanın özgür iradesinin dışındaki her şeyi kapsar. İnsan kendi eylemlerinden sorumludur, ancak başına gelen her şeyin Allah’ın takdiri olduğunu kabul eder. Yani, insan hem sorumludur hem de Allah’a teslimiyet içindedir.

    Musibet ve Sıkıntılar:
    Kaza ve kadere iman, müminin sıkıntılarla başa çıkabilmesi için bir moral kaynağıdır. Zorluklar ve musibetler Allah’ın takdiriyle gelir, fakat insanın bu durumda sabırlı olması ve Allah’a güvenmesi gerekir. Zorluklar, bazen bir imtihan, bazen de Allah’ın kullarına verdiği bir lütuf olabilir. Kaza ve kadere iman etmek, insanın tüm yaşadığı olayları Allah’tan kabul etmesini sağlar.

    Rızık ve Yaşam:
    Allah, her insanın rızkını ve yaşam süresini de takdir etmiştir. Rızık, Allah’ın takdir ettiği şekilde gelir ve bu konuda insanların kaygı duymaması gerektiği öğütlenir. İnsan, rızkını aramakla yükümlüdür, fakat sonuçta Allah’ın takdir ettiği şekilde bir yaşam sürecektir.

    Peygamber Efendimiz’in Kaza ve Kadere İmanla İlgili Öğretileri

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, kaza ve kadere imanı her zaman öğütlemiştir. Birçok hadisinde, başımıza gelen her şeyin Allah’ın takdiri olduğunu belirtmiştir.

    Örneğin, bir hadiste Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    “Müslümanın durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Çünkü her durumu hayırdır. Bu sadece müslümana özgüdür. Eğer sevindirilirse şükreder ve bu da onun için hayır olur; eğer sıkıntıya girerse sabreder ve bu da onun için hayır olur.” (Müslim)

    Bu hadis, her durumda Allah’a güvenmeyi ve sabırlı olmayı öğretir. Kaza ve kadere iman, kişiye yaşamın her anında huzur ve sabır kazandırır.

    Kaza ve Kaderin İnsana Faydaları

    Teslimiyet ve Huzur:
    Kaza ve kadere iman, insanı teslim olmaya ve huzur içinde yaşamaya davet eder. Her şeyin Allah’ın takdiriyle olduğuna inanmak, insanı kaygılardan arındırır. Başına gelen kötü olayları Allah’tan kabul etmek, kişiye iç huzuru sağlar.

    Sabır ve Dayanıklılık:
    İnsan, başına gelen musibetlere sabırla yaklaşır ve Allah’ın takdirine rıza gösterir. Sabır, müminin önemli bir erdemidir ve kaza ve kadere iman, sabrı geliştiren bir inançtır.

    Tevbe ve Dua:
    İnsanın kaza ve kadere iman etmesi, dua ve tevbenin önemini artırır. Çünkü insan, başına gelen her şeyi Allah’tan kabul eder, bu da onu sürekli Allah’a yönelmeye ve dua etmeye sevk eder.

    Özgür İrade ve Sorumluluk:
    Kaza ve kadere iman, insanın özgür iradesini kullanmasına ve sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmaz. Aksine, insan Allah’ın takdirine rıza göstererek, kendi sorumluluklarını daha bilinçli bir şekilde yerine getirir.

    Sonuç

    Kaza ve kadere iman, İslam’da çok önemli bir yer tutar ve her müminin kabul etmesi gereken bir inançtır. Allah’ın her şeyin takdirini yapması, mutlak kudretini ve ilmini gösterir. Kaza ve kadere iman etmek, insanın yaşadığı her türlü olayda sabırlı ve huzurlu olmasını sağlar. İslam, insanı, kaza ve kadere iman ederek, yaşamın her anında Allah’a güvenmeye, sabırlı olmaya ve her durumda Allah’a teslim olmaya davet eder.

Cevapla