Paylaş
Hava Parası nedir? Hava parası almak caiz mi?
Question
Hava Parası helal midir?
Kiracının kiralanan gayri menkulü (me’cûr) boşaltması veya devretmesi karşılığında yeni kiracıdan (hatta bazı hallerde gayrimenkul malikinden) istediği toplu bedele, bazan da mülk sahibinin kira akdi yapılırken kiracıdan (periyodik ödemelerden ayrı olarak) İstediği peşin bedele “hava parası (bedelü’l-hulüv)” denilir.
İslâm borçlar ve ticaret hukukunda, ak-din neyi konu aldığı, tarafların hak ve borçlarının ne olacağı gibi akdin kuruluşu ve işleyişi ile İlgili temel noktaların önceden açıkça bilinmesi ve belirtilmesi istenir. Hile, aldatma, beklenmedik risk ve zarar, karşı tarafın zor durumda olmasından yararlanarak aşırı kazanç elde etme, sebepsiz ve emeksiz kazanç İse kınanır ve mümkün olduğu ölçüde hukukî müeyyidelerle önlenmeye veya telafi edilmeye çalışılır. Bu ve benzeri düzenlemeler, İslâm’ın beşeri ilişkilerde açıklık ve dürüstlüğü hakim kılma, toplumda barış, güven ve hukuk düzenini kurma amacının da bir parçasını oluşturur. Bu itibarla, klasik literatürde, günümüzdeki anlamda ve uygulanan şekliyle hava parası ve hükmü konusu yer almasa bile, bu hususun İslâm borçlar ve ticaret hukukunun genel ilke ve amaçlan açısından değerlendirilmesi mümkündür.
Hava parasının hukukî ve dinî hükmü araştırılırken bu âdet ve uygulamanın genel iktisadî sebeplerinin, tarafların konum ve amaçlarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Günümüzdeki hava parasının bir sebebi enflasyonun kira bedeline olan etkisi ve yasal korumacılıktır. İşyerleri ve diğer gayri menkuller başlangıçta piyasa değerinden kiralansa bile paranın hızla değer kaybetmesi, kiracının da yasalarla belli ölçüde korunup kira akdinin ileriki yıllara taşırılması, enflasyon oranının kira bedeline yansıtılmasında da çoğu zaman yasal veya fiilî zorlukların bulunması sebebiyle, kiracının giderek çok avantajlı bir konum kazandığı sıklıkla görülür. Böyle durumlarda kiracı, kendi emek ve gayretinin dışında çoğu zaman da haklılığı ve meşruiyeti tartışılabilir sebeplerle oluşan bu konumunu iktisadî yönden değerlendirmekte, kira sözleşmesinde devir yasağı bulunsa bile ortaklık ve gizli kiracılık gibi çeşîtü yollarla bu İşyerini yeni kiracıya “hava parası” denilen yüklü bir meblağ karşılığı devredebilmektedir. Burada kiracının kendine ait olmayan bir hak ve menfaat karşılığı bedel aldığı ve haksız bir kazanç elde ettiği açıktır. Bu durum özellikle vakıf, belediye, hazine malı gibi kamu mallarının uzun süre için düşük bir bedelle kiraya tutulması veya enflasyon sebebiyle kira bedelinin giderek sembolik bir ödeme durumunu alması halinde daha çok görülmektedir. Bu tür mallar öteden beri, gerek yönetimlerindeki gevşeklik gerekse halkın bu tür mallarla ilgili yanlış telakki ve eğilimleri sebebiyle zaman zaman haksız kazanç ve istismar konusu olmaktadır. Bu yüzdendir ki, sonraki dönem Hanefî fıkhında, bu tür malların ancak üç yıl için kiraya verilebileceği, kira bedelinin de piyasa değerinden aşağı olmayacağı belirtilerek belli ölçüde önlem alınmaya çalışılmıştır. Fıkıh kitaplarında günümüzdeki hava parasına benzerlik gösteren ilk örnek ve tartışmalar da vakıf mallarının kiracılığının belli bir bedelle devri sebebiyle gündeme gelmektedir. Vakıf malın icareteyn usulüyle kiralanması halinde yeni kiracıdan alınan bu bedel haklı bir sebebe dayansa da, diğerlerinde kiracının çoğu defa vakfa ait hak ve menfaat karşılığı bedel aldığı söylenebilir.
Günümüzde uygulanan şekliyle hava parasının ikinci sebebi ise, özellikle işyeri kiracılığında kiracının oluşturduğu müşteri potansiyelinin, isim ve marka hakkının işyerinde bulunan demirbaşların veya İşyerine yapılan harcamaların yeni kiracıya bedel karşılığı devridir. Kira sözleşmesinin de buna imkân vermesi halinde, kiracının bu durumda haksız ve sebepsiz bir kazanç elde ettiği söylenemez. Çünkü kiracı burada mal sahibine ait olan bir hak ve menfaati değil, kendi emek, fedakârlık ve gayretinin sonucu oluşan bir hakkı satmaktadır. İlk dönem Hanefî hukukçular mücerret ve manevi haklar ve menfaatler karşılığında bedel almayı caiz görmemişken, daha sonraları örf ve toplumsal ihtiyaçlar sebebiyle bu caiz görülmeye başlanmıştır. Çağdaş İslâm hukukçuları, telif hakkı, patent ve isim hakkı da dahil, manevi hakların satışını caiz görmekte, karşılığında bedel alınmasının haksız kazanç olmayacağını ifade etmektedirler. Böyle olunca, kiracının bu mahiyetteki hakları için alacağı karşılığın caiz olması gerekir. Kiracının devre yetkili olup olmayacağında ise öncelikli °larak kira sözleşmesine, sonra da o bölgede yerleşik örf ve uygulamaya bakılır.
Hava parasının diğer uygulama şekilleri de yukarıda Özetlenen iki yaklaşım içinde ele alınıp değerlendirilebilir. Sözgelimi, mal sahibinin kira akdi başlangıcında kiracıdan aylık ödemeler dışında peşin olarak aldığı toplu para, hava parasından ziyade kira bedelinin bir parçası olarak görülmeli ve kira akdinin herhangi bir sebeple feshi halinde de ona göre işlem görmelidir. Kiracı belli bir süre için peşin ödeme İle kiraya tuttuğu gayri menkulü süresinden önce tahliye etmesi halinde, kullanmadığı süreye isabet eden kira bedelini mal sahibinden haklı olarak talep edebilmelidir. Bu konuda taraflar arası kira sözleşmesi esas olmakla birlikte, mal sahibi bu erken tahliye sebebiyle açık bir zarara uğramadığı sürece sözkonusu bedeli en azından dinen ve ahlaken iade etme yükümlülüğündedir. Buna karşılık kira süresi sona erdikten sonra, kiracının yasaların korumasından veya zilyedliğin sağladığı fiili durumdan yararlanarak kiralananı tahliye için bedel talep etmesi ise haksız bir taleptir. Nitekim, islâm Konferansı Teşkilatı’na bağlı İslâm Fıkıh Akademisi’nin 1988 yılında Cidde’de yapılan 4. dönem toplantısında da benzeri bir karar alınmış, kira akdi devam ederken kiralananı erken tahliye eden kiracının kalan kira süresi karşılığında yeni kiracıdan veya mal sahibinden alacağı bedel caiz görülürken, kira süresi sona erdikten sonra kiralananda artık gayrimenkul malikinin hak sahibi olduğu, onun muvafakati olmadan kiralananın bir başkasına devredilmesinin ve bunun için bedel alınmasının caiz olmayacağı belirtilmiştir.
Akit ve hukukî işlemlerde tarafların hak ve yükümlülükleri arasındaki dengeyi korumak, haksız kazancı önleyip kişileri sadece alınterlerinin ve meşru haklarının karşılığını almaya ikna etmek oldukça zordur. Bunun hukuk kurallarıyla ve maddi yaptırımlarla sağlanması da çoğu kez mümkün olmaz. Herşeyden önce tarafların hak ve hakkaniyeti bilmeleri, kul hakkı İhlalinin ağır bir vebal yüklediğine inanmaları, sorumluluk duygularının yeterince gelişmiş olması ve bunun olumlu etkilerinin beşeri ilişkilere yansıması gerekir. Günümüzde İslâm, çok sınırlı ve dar bir çerçevede anlaşıldığı ve uygulandığı, İslâm’ın insanı ve hayatı bütünüyle kucaklayan akîde ve öğretisi iyi kavranamadığı için, İktisadî ve hukukî ilişkiler kendi piyasa şartlan ve dinamiği içerisinde oluşmakta, meşruiyetinin ölçüsünü kendisi koymakta, sonuçta da güçlü ve becerikli kimselerin daha haklı olduğu bir fiilî durumlar ortamı doğmaktadır. Artık bu noktadan sonra kişilerin dinî duygu ve inançları bile kazancın haksızlığını görmede yetersiz kalmaktadır. Bu itibarla, hava parası da dahil iktisadî ve ticarî hayatta cari çeşitli işlem ve kazanç yollarını çevrenin genel kabulüne göre değil de islâm’ın hak ve meşruiyetle ilgili genel ilke ve amaçlarına göre değerlendirmek, beşeri ilişkilerde karşılıklı rızayı gözetmek, haklı ve helâl kazancı gaye edinmek gerekir.
BENZER KONULAR:
- Zekat havale parasını ödemeli miyiz
- İşyeri parasını zimmetine geçirmenin günahı
- Faiz parası yakıta (doğal gaza) harcanır mı
- İbadet nedir, Niçin İbadet Ediyoruz, İbadet Çeşitleri ve İbadet Yerleri
- Ömer bin Abdülaziz’in hayatı, yönetim anlayışı ve sözleri
- Tümünü görüntüle.
- Hastanın halini sorma hadis
- Hastanın orucunu bozması caiz mi
- Diyalize giren Hastanın abdesti bozulur mu?
- Ölümü çok anmak müstehaptır
- Su bulunduğu zaman hasta ve yolcunun hükümleri nelerdir?
- Tümünü görüntüle.
- Hastanın halini sorma hadis
- Su bulunduğu zaman Hasta ve yolcunun hükümleri nelerdir?
- Sekerat halindeki (ölüm döşeğinde olan) bir Hastaya neler yapılabilir?
- Eşim Hastalandı ne yapabilirim
- Hasta için şifa kurbanı Kesilir mi Diyanet
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 2 )
Hava parası, bir mal veya hizmetin satışında, özellikle gayrimenkul satışlarında, söz konusu malın değerinden çok daha fazla bir miktarın talep edilmesi durumunu ifade eder. Genellikle, alıcıdan satış bedeline ek olarak, satıcının veya aracı kişinin talep ettiği ek bir ücret olarak görülür. Bu uygulama, özellikle kiralık veya satılık mülklerde, piyasa değerinin üzerinde bir ödeme talep edilmesi şeklinde ortaya çıkabilir.
Hava parası almak İslam hukukuna göre caiz değildir. Bunun birkaç nedeni vardır:
Bu nedenle, hava parası almak veya talep etmek, İslam’ın ekonomik adalet ve haksız kazanç karşıtı prensipleriyle çelişir. Bu tür uygulamalardan kaçınılması ve ticaretin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulanır.
Hava Parası Nedir?
Hava parası, kiralanan bir taşınmazın (ev, işyeri vs.) kira sözleşmesi devredilmesi karşılığında yeni kiracı tarafından eski kiracıya ödenen para tutarıdır. Yasal olarak kira bedeli ve depozito dışında talep edilen bir ek ücrettir.
Hava parası genellikle ticari gayrimenkullerde daha yaygındır. Bunun sebebi, işyeri devrinin genellikle müşteri potansiyeli ve oluşturulmuş itibar gibi maddi olmayan değerleri de kapsamasıdır.
Hava Parası Hukuki mi?
Hava parası yasal olarak yasaktır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 306. maddesine göre, kira bedeli dışında kiracıdan herhangi bir ücret talep edilemez. Bu nedenle, hava parası almak yasalara aykırıdır ve kiracının haklarını ihlal eder.
Ancak, uygulamada hava parası yaygın bir şekilde talep edilmektedir ve birçok kiracı bu ücreti ödemek zorunda kalmaktadır.
Hava Parası Almak Caiz mi?
Dini açıdan bakıldığında, hava parası almak caiz değildir. İslam’da faiz ve haram kazanç yasaktır. Hava parası da, kira bedeli dışında talep edilen bir ek ücret olduğu için faiz olarak değerlendirilir ve caiz değildir.
Ne Yapmalı?
Kiracıysanız ve sizden hava parası talep ediliyorsa, yasal haklarınızı bilmeniz ve bu ücreti ödemek zorunda olmadığınızı anlamanız önemlidir.
Özet
Unutmayın: Haklarınızı bilmeniz ve yasalara uygun hareket etmeniz önemlidir.