Güneşin Battığı Yer Ve Kara Balçıklı Su Gözesî

Question

SORU: Şu âyet-i kerimenin anlamı nedir:

Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar gördü.

Bu âyet, coğrafi gerçeklerle uyuşur mu?

CEVAP: Allah Teâlâ Kehf sûresinde şöyle buyurur:

Rasûlüm! Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: “Size ondan bir hatıra okuyacağım. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık ve ona herşeyin yolunu yordamını öğrettik. O da bir yol tuttu, gitti. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir kavime rastladı. Bunun üzerine biz: ‘Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya iyilik etme yolunu seçeceksin’ dedik.” (Kehf/83-86)

Zülkarneyen’in kimliği hakkında eski müfessirlerle yeni müfessir-ler arasında ihtilaflar vardır. Bir kısmı bunun Himyer’den olduğunu, isminin Ebû Bekir ibn Afrikaş olduğunu, askerleriyle beraber orta Akdeniz sahiline kadar geldiğini, Tunus ve Merakeş’e uğradığını, Afrikiyye şehrini kurduğunu ve bütün kıtaya Afrika ismini verdiğini söylerler. Müfessirlerden pek çoğu da bunun Makedonyalı Büyük İskender olduğunu, doğuda ve batıda geniş egemenliğe sahip olduğunu, çok akıllı ve hikmet sahibi bir kimse olduğunu söylerler. Bir görüşe göre de -kav*minin adeti veçhile- saçının örgülerini salıverdiği için bu isimle isimlendirilmişti. Bir başka görüşe göre de hem doğuya, hem batıya birlik*te sahip olduğu için bu lakabı almıştır. Görülüyor ki Zülkarneyn’in kimliğini kesin olarak belirlemek çok zordur.

“Nihayet güneşin battığı yere varınca onu kara bir balçıkta batar gördü” âyet-i kerimesi coğrafi gerçeklerle çelişmez. Çünkü burada maksat, arzın güneş etrafındaki hareketiyle ilgili bir vakıayı tasvir etmek değildir. Maksat coğrafi açıdan güneşin nasıl battığını tasvir etmek de değildir. Burada sadece Zülkarneyn’in bu uzak yere ulaştığı zaman gözüne çarpan bir manzara tasvir edilmek istenmiştir. Zülkarneyn orada güneşin batış anını gözetlemiş ve sanki onu siyaha çalar bir su gözesinin içinde batıyormuş gibi görmüştür. Büyük bir ihtimalle bu gözlem bir deniz kıyısında olmuş olabilir. Zülkarneyn de gözleriyle, güneşin, çamurla karışık ve bu yüzden siyah renkli gözüken bir suyun ortasında kaybolduğunu görmüş olabilir.

Bu konuda bazı müfessirler diyorlar ki: Zülkarneyn’in güneşin battığı noktaya varması demek, Kur’an’m nazil olduğu kimselere nis-betle en uzaktaki batı beldelerine ulaşması demektir. Kur’an’ın nazil olduğu kimseler Arab yarımadasının halkıdır. “Onu (güneşi) kara bir balçıkta batıyor gördü” cümlesinin anlamı ise, bu yerde güneşin batarken arzettiği manzara, bu manzarayı seyreden kimseye sanki onun balçıkla karışık bir su gözesinde batıyormuş gibi görünmesidir. Bu da bi*ze Zülkarneyn’in batıda kendisinden başka bir beldenin olmadığı ve sadece denizin olduğu bir yere ulaştığını gösterir. Çünkü böyle bir yerde güneşin batışını seyreden bir kimse onu denizin içine batıyormuş gibi görür. Güneşin batışı esnasında ufkun en uzak noktasında hakim olan koyu bir renk suyun balçıkla karışık manzarasını tasvir eder. Balçık, siyah bir çamuru ifade eder. “Orada bir kavime rastladı.” Yani meskûn araziden güneşin bu manzarasının seyredildiği bölgede bir topluluğun yaşadığını farketti.

Bazı müfessirler de Zülkarneyn’den şöyle söz ederler: O, batı yönüne doğru ilerledi. Nihayet bu yönde yeryüzünün en uzak noktasına vardı. Sonra buradaki denizin sahilinde durdu. Burada etrafı gözetledi. Güneş, -gerçekte değil de- gözüne sanki siyah bir çamurun içine batıyormuş gibi göründü. Çünkü mavi denizin rengi uzaktan sanki siyah-mış gibi görünür.

Bazı müfessirler “güneşin battığı yer’le kastedilenin, batarken seyreden kimseye onun ufkun arkasında batıyormuş gibi göründüğü yer olduğunu söylemişlerdir. Bu ufuk, gölgelere ve bakan kimsenin durumuna göre değişir. Bir insan güneşi, batarken bir dağın arkasında kayboluyor olarak görebilir. Boş ve her tarafı açık bir arazide veya çölde olduğu gibi onu arzın yüzeyinde batıyor olarak görebilir. Bir deniz veya büyük bir göl ya da okyanusun kenarında gördüğü gibi, onu su*yun yüzünde batıyor olarak görebilir. Kim bilir, belki de Zülkarnyen bu yolculuğunda Atlas okyanusunun kıyısına kadar ulaşmış olabilir -ki eskiden bunun ismi karanlıklar denizi idi- ve insanlar yeryüzünün bu okyanusun kıyısında sona erdiğini/bittiğini düşünüyor olabilirler. Belki de güneşin battığı yer, yapışkan çamurla/balçıkla çayırların birbirine karıştığı bir yerdir, Zülkarneyn’e böyle bir yerde güneş sanki, rengi siyaha çalan bir su gözesinde batıyormuş gibi görünebilir. Bu yeri ke*sin olarak belirlemek kolay değildir.

Bunun ardından kıssa şöyle devam ediyor:

Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu. (Kehf/90)

Bazı müfessirler bu âyetin anlamını şöyle açıklar: Zülkarneyn daha sonra kendisini doğuya ulaştıracak bir yol tuttu. Bu yolu takibede-rek varacağı yere vardı. Nihayet güneşin doğuşunu seyreden kimsenin sanki dünyada onun ilk defa kendi üzerine doğduğunu zannedeceği kadar uzak bir yere ulaştı. Orada Allah’ın güneşe karşı kendilerini örtmediği bir topluluk buldu. Bu şekilde anlatımın manası şu olabilir: Bu topluluk bir çölde yaşıyorlardı, hiçbir ağaç onları gölgelemiyor ve hiç bir kaya, dağ ve bina onları güneşe karşı gizlemiyordu.

Bu âyetin anlamı şöyle de olabilir: Onlar elbiseyi bilmeyen ve vü*cutlarının üzerinde onları örtecek ve güneşten koruyacak bir şey bulunmayan bir topluluk idi.

Bu anlamların her ikisi de, Zülkarneyn’in doğuda vardığı en son noktada yaşayanların geri kalmış ve medeniyetin imkanlarına sahip olmamış bir topluluk olduğunu ifade eder.

Bu açıklamalardan sonra Kur’an-ı Kerim ile coğrafi gerçekler arasında hiç bir çelişkinin bulunmadığı anlaşılır. Allah en iyi bilendir.

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

  1. Muhammed Samir
    0
    2025-02-23T19:37:55+03:00

    “Güneşin Battığı Yer ve Kara Balçıklı Su Gözesî” ifadesi bir yer adı ya da edebi bir anlatım olabilir. Bu tür ifadeler genellikle bir roman, şiir ya da folklorik bir hikayede anlam kazanabilir. Güneşin battığı yer, genellikle batı yönünü simgelerken, “kara balçıklı su gözesî” daha çok bir doğal özelliği, belki de yerel bir çeşme ya da su kaynağını anlatıyor olabilir. Ancak bu ifade belirli bir yerin adı ya da belirli bir kültürel referans içerebilir.

    Eğer bu, belirli bir edebi eser ya da yerel bir deyimse, detaylı bilgi verebilirseniz yardımcı olabilirim. Bu terimi bir bağlam içinde mi gördünüz, yoksa bir yerin ismi mi?

Cevapla