Orucun şartları nelerdir

Question

Orucun edasının farz olmasının şartları

Orucun sartlari nelerdir

Orucun edasının şartları nelerdir

Orucun Şartları:

Orucun şartları Hanefi mezhebinde üç kısımda incelenmiştir:

1- Vücub şartlarıBir kimsenin oruç iba­deti ile yükümlü sayılması, farz veya vâcib orucun bir kimsenin zimmetinde borç ola­rak sabit olması için aranan şartları,
2- Edasının vücubu şartları: Zimmette borç olarak sabit bir orucun, belirli bir za­manda edâ edilmesinin gerekli olması için aranan şartlan,
3- Sıhhat Şartları: İster farz veya vacip ister nafile türünden olsun bir orucun ge­çerli sayılması için aranan şartları ifade eder.
Bu ayırımın mantığı esasen diğer mez­heplerin hükümlerine de uygun düşmekte­dir. Ancak diğer mezheplerde bazı nitelen­dirme farklılıkları vardır, ki bunlara yeri geldikçe işaret edilecektir.

1- Oruç tutmak İçin müslüman olmak şarttır. Müslüman olmayanların dinin fer’i hükümleri husu­sunda ilahî hitabın muhatabı olup olmadıkları meselesindeki usul ihtilafından dolayı, genellikle fıkıh eserlerinde, müslüman olmanın Hanefîler’e göre vücub şartı, diğer üç mezhebe göre ise sıhhat şartı sayıldığı kaydedilirse de, pratik sonuç bakımından önemli bir farklılık yoktur: Bir Gayr-i müslim, İslâm’a girdikten sonra, önceki dönemlerin oruçlarını kaza etmez. Rama­zanda gün ortasında müslüman olan bir Gayr-İ müslimin güneş batıncaya kadar oruç yasaklarından kaçınması Hanbelîler’e göre vacip, diğer üç mezhebe göre müstehaptır. Hanbelîlere göre bu kimsenin o günün orucunu kaza etmesi gerekir, Mâlikîler’e göre müstehaptır, Hanefîler’e ve Şâfiîler’de sahih sayılan görüşe göre gerekmez.
2- Akıl: Dini yükümlülüklerin sabit olma­sı için kişinin aklî melekelerinin yerinde olması (temyiz gücünden yoksun bulun­maması) şarttır. Fakat bu şartın oruç yü­kümlülüğü konusuna uygulanmasında Hanefî mezhebinde Ramazan ayının ta­mamı esas alınmış ve Ramazan ayı boyun­ca devam etmemiş ise, akıl hastalığı (cü-nûn) oruç tutma görevinin zimmette borç olarak sabit olmasına engel sayılmamıştır. Dolayısıyla, böyle bir kimse daha sonra orucunu kaza etmekle yükümlüdür.
Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre akıl hasta­lığı gün boyunca devam etmişse yükümlü­lük kalkar ve o günü kaza etmesi gerek­mez. Mâlikî mezhebinde şöyle bir ayırım yapılmıştır: Niyet vaktinde sağlıklı olsun olmasın günün tamamını veya çoğunluğunu akıl hastası olarak geçiren ve günün yarısını veya daha azını hasta olarak geçir­se bile niyet vaktinde hasta olan kimsenin kaza etmesi gerekir, aksi halde gerekmez.
Baygınlık Ramazan ayı boyunca devam etmiş bile olsa (koma hali), sürekli olmayan akıl hastalığı gibi kabul edilmiştir; bu du­rum, orucu zamanında eda etmeme açı­sından bir özür sayılmakla beraber, vücuba engel değildir, bu halde geçen günlerin orucunu daha sonra kaza etmek gerekir. Hanefîler’e göre, Ramazan gününün ta­mamını baygın geçiren kişinin o günkü orucu kaza etmesi gerekmez (gece niyet etmiş kabul edilir), daha sonraki günleri kaza eder. Şafiî ve Hanbelîler’e göre bir an bile ayılmış olsa o günü kaza etmesi ge­rekmez. Mâlikîler’e göre ise akıl hastalığı hususunda yukarıda anılan ayırım geçerli­dir.
İster isteği ile ister isteği dışında sarhoş olan kişi de, tutamadığı orucu kaza etmek­le yükümlüdür.
Uyku halinin ise, bütün gün boyu devam etse de oruca etkisi yoktur.
3- Buluğ: Ergenlik çağına ulaşmış olma­yan çocuklar oruçla yükümlü değildir. Temyiz çağına ulaşmış olan küçük[1][77] oruç tutarsa bu geçerli olur. Ha­nefî, Şafiî ve Hanbelîler’e göre çocuk yedi yaşına girince, eğer güç yetirebilecekse velisi tarafından yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırılır. On yaşına ulaştığında, bunun üzerinde biraz daha fazla durulması, hatta hafif zorlayıcı tedbirlere başvurulması gerekir. Mâlikîler’e göre ise, buluğ çağına girinceye kadar çocuktan oruç tutması istenmez. Ramazan gününde buluğa eren çocuk o gün oruç yasaklarına riâyet etmelidir, fakat o günü kaza etmesi gerekmez.
Bu üç şarttan başka bazı eserlerde, İs­lâm’da genel sorumluluk ilkelerinin bir uzantısı olan “yükümlü olduğunu bilme yahut bilecek durumda olma” şartı da zik­redilir. Buna göre, meselâ İslâm ülkesi dışında yaşayan bir gayrimüslim müslüman olduktan sonra henüz orucun farz olduğu­nu öğrenememişse mazur sayılır ve daha sonra bu dönemdeki oruçları kaza etmesi gerekmez.

II- Edasının vücubu şartları:

1- Sağlıklı olmak: Oruç tutamayacak ka­dar hasta olan kişi, orucu zamanında ifa etmekle yükümlü değildir. Âdet görme ve lohusa olma da Ramazan orucunun edasını erteleme sebebidir; fakat bu iki durum aynı zamanda -aşağıda görüleceği üzere- oru­cun sıhhatine de engeldir.
2- İkamet: Yolcu da orucu zamanında ifa ile yükümlü değildir.
Mâlikîler bu iki şartı, Şâfiîler ve Hanbelî-ler de oruca güç yetirebilme şartını vücub şartları İçinde incelemişlerdir.
Burada öz olarak temas edilen ve farz olan Ramazarr orucunu ertelemeye imkân veren durumlar, daha detaylı olarak “Oru­cu Ertelemeyi ve Başlanmış Orucu Bozma­yı Mubah Kılan Özürler” başlığı altında incelenecektir.

III- Sıhhat Şartları:

1- Niyet: Bütün oruç çeşitlerinde, orucun geçerliliği için niyet şarttır. Hatta -daha önce işaret edildiği üzere- Şâfiîler’e ve bazı Mâlikî bilginlere göre niyet orucun bir rük­nüdür.
Önemine binaen niyet ile ilgili hükümler, “Oruçta Niyet” başlığı altında ayrıca İncelenecektir.
2- Hayız ve nifas halinde olmamak: Âdet gören yahut lohusa olan hanımlar -yukarıda belirtildiği üzere- orucu eda (za­manında tutma) ile yükümlü olmadıkları gibi, bu durumda oruç tutmaları geçersiz­dir.
Vücub şartları başlığının birinci madde­sinde belirtildiği üzere Hanefîler dışındaki üç mezhepte “müslüman olmak” sıhhat şartı, Hanefîler’de ise vücub şartı sayılmış­tır. Vücub açısından pratikte önemli bir farklılık olmadığına yani dört mezhebe göre de müslüman olmadan önceki oruçla­rın kaza edilmesi gerekmediğine aynı yer­de İşaret edilmişti. Burada sıhhat açısından da pratikte önemli bir fark olmadığı söyle­nebilir; zira dört mezhebe göre de, müslüman olmayan kişinin orucu geçerli değildir.
Vücub şartları içinde yer alan “akıl” şartı, Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre aynı zamanda sıhhat şartıdır. Hanefîler’e göre ise, gece niyet edip gündüz aklî melekesini yitiren (cinnet getiren) yahut o günü bay­gın geçiren kişinin orucu geçerli kabul edil­diğinden, bu, sıhhat şartlarından sayılma­mıştır.
Şâfiîler ve Mâlikîler “zamanın oruca elve­rişli olması”nı da sıhhat şartlarından say­mışlardır. Buna göre bayram günü tutulan oruç geçersizdir.
Oruç yasaklarından uzak durma (“im­sak”) orucun rüknü olduğu için ayrıca sıh­hat şartı olarak sayılmamıştır. Fakat “Oru­cun Rüknü” başlığında belirtildiği üzere, rükün, ibadetin geçerliliği için kaçınılmaz bir şarttır; o halde bilerek oruç yasakların­dan birinin işlenmesi halinde geçerli bir oruçtan sözedilemez. O yüzden bazı yazar­lar, bu hususu da sıhhat şartları arasında saymışlardır.

BENZER KONULAR:

Orucun farz ve vacip olmasının nedeni nedir

Sahih ne demek? Kısaca

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 2 )

    0
    2021-09-01T19:47:17+03:00

    Hanefi mezhebine göre orucun şartlarını üç grupta ele alabiliriz. Bunlar; orucun vücub şartları, orucun edasının vücub şartları ve son olarak da orucun sıhhat şartlarıdır.

    Bu üç grupta kendi aralarında kısımlara ayrılmaktadır. Orucun vücub şartları; müslüman müslk, akıllı olmak ve buluğ çağına ermiş olmak gerekmektedir.

    Orucun edasının vücub şartları; sağlıklı olmak ve yolcu olmamak gerekmektedir.

    Orucun sıhhat şartları ise; niyet, hayız ve nifas halinde olmamaktır.

  1. komutan
    0
    2023-06-07T11:05:55+03:00

    Orucun şartları aşağıdaki gibidir:

    1. İslam’a inanmak: Oruç, İslam dini tarafından emredilen bir ibadettir. Bu nedenle, oruç tutmak için Müslüman olmak şarttır.
    2. Ergenlik çağına ulaşmak: Oruç, ergenlik çağına gelen bireyler için farz kılınmıştır. Ergenlik çağına ulaşan ve akıl sağlığı yerinde olan bir kişi, oruç tutmakla yükümlüdür.
    3. Akıl sağlığına sahip olmak: Oruç tutmak için akıl sağlığına sahip olmak gerekir. Akıl hastaları, oruç tutmaktan muaftır.
    4. Sağlık durumu: Oruç tutmanın sağlık açısından zararlı olacağı durumlarda, örneğin ciddi bir hastalık veya hamilelik gibi durumlarda oruç tutmak mümkün olmayabilir. Bu durumlarda oruç tutmak yerine yerine getirilemeyen günlerin fidyesi verilir veya daha sonra telafi edilir.
    5. Ramazan ayının var olması: Oruç, Ramazan ayında tutulur. Ramazan ayı, İslam takvimine göre dokuzuncu aydır. Bu nedenle, oruç tutabilmek için Ramazan ayının başlamış olması gerekir.
    6. İstisnalar: Bazı durumlarda oruç tutmada istisnalar bulunabilir. Örneğin, seyahat eden kişiler, hastalar, hamile ve emzikli kadınlar, yaşlı ve zayıf kişiler gibi durumlarda oruç tutmak yerine fidye vermek veya daha sonra telafi etmek mümkün olabilir.
    En iyi cevap
  2. Muhammed Samir
    0
    2025-02-05T21:52:52+03:00

    Orucun farz olmasının şartları İslam dininde belirli kurallara ve koşullara dayanır. Orucun eda edilmesi, yani yerine getirilmesi için aşağıdaki şartlar gereklidir:

    İslam Olmak: Oruç tutmak, İslam dinine inanan ve buna göre yaşamakla yükümlü olan bir farz ibadettir. Bu nedenle oruç, yalnızca Müslümanlara farz kılınmıştır.

    Akıl Sağlığı: Oruç, akıl sağlığı yerinde olan kişiler için farzdır. Akıl hastalığı olan veya akıl sağlığı bozulmuş kişiler oruç tutmakla yükümlü değildirler.

    Buluğ Yaşı: Oruç, ergenlik çağına gelmiş kişilere farzdır. Erkeklerde genellikle 12 yaşından itibaren, kızlarda ise menstrüasyon (adet dönemi) başlangıcından itibaren oruç tutmak farz olur. Ergenlik çağını geçiren ve sağlıklı olan bireyler oruç tutmakla yükümlüdür.

    Sağlık Durumu: Oruç, sağlıklı bireyler için farzdır. Hastalık veya vücut sağlığında oruç tutmayı zorlaştıran bir durum varsa, bu kişi oruç tutmakla yükümlü değildir. Ancak hastalığın geçici olması durumunda, kişi iyileştikten sonra orucunu kaza etmelidir. Kronik hastalık durumlarında, kişinin durumuna göre farklı hükümler uygulanabilir.

    Fiziksel Engellerin Olmaması: Bedensel engelleri olan kişiler (örneğin, çok yaşlılar veya ciddi şekilde engelli bireyler) oruç tutamayabilirler. Bu gibi durumlarda, oruç tutamayanlar fidye vererek bu yükümlülükten kurtulabilirler.

    Seyahat Etmiyor Olmak: Seyahat durumunda olan kişiye oruç tutma farz değildir. Ancak yolculuk yapmadıkları takdirde oruç tutmak zorunludur.

    Kadınların Haiz (Adet) ve Nifas Durumunda Olmaması: Kadınlar adet (haiz) veya doğum sonrası nifas kanaması gördüklerinde oruç tutamazlar. Bu dönemde oruç tutamayan kadınlar, tutamadıkları oruçları daha sonra kaza ederler.

    Orucun farz olabilmesi için bu şartların hepsinin yerine gelmesi gerekmektedir. Eğer bir kişi oruç tutmaya engel olan bir durumu yaşıyorsa, İslam’da bu durumlar için bir kolaylık ve alternatif çözüm yolları bulunmaktadır.

Cevapla