Share
İslamda rehin ile ilgili hükümler
Question
Rehin
SORU: Rehin ne demektir? Faydası nedir, meşru olmasının delili, şartlan nelerdir, rehin alan kişi rehine arazisinden faydalanabilir mi? Bu soruları Hanefî mezhebine göre cevaplandırmanızı rica ediyorum.
CEVAP: Lügatle Rehn hapsetmek manasına gelir. Kur’an-ı Ke-rim’de de bu kelime bu manada kullanılmıştır:
Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir. (Müddessir/38)
Yani herkes, karşılığını görünceye kadar, ameliyle kayıtlıdır, tutukludur.
Rehriin ıstılahı manası ise, borç karşılığında verilen maldır. İnsan, bazen veresiye birşey almak durumunda kalır. Ancak mal sahibi de alacağını emniyet altında bulundurmak için malının mukabilinde bir kanıt ister. Böylece borç alan borç verene değeri olan ziynetten, mücevherattan, alet ve edevattan, hayvanlardan, ev ve akardan bir şeyi rehin olarak bırakır. Bir taraf alacağını emniyet altında tutmuş, diğer taraf da hem ihtiyacını almış, hem de borcunu ödemede gevşeklik kapıların kapatmış olur.
Borç alan, borç vereni emin kılmak için onun mal bedelini verinceye kadar değerli bir şeyin onun yanında bırakır.
Bu nedenle, Allah Teâlâ fazlından ve kullarına olan kereminden toleranslı şeriatında kullarına rehin yolunu mubah kıldı. Birbirlerini sömürmeden ihtiyaçlarını temin etsinler diye bu yolu açık tuttu.
Âlimler rehnin helâl olmasının hikmetini şöyle izah ediyorlar: “Zayi olmasın diye kişinin borç verdiği malın mukabilinde bir vesikadan ibarettir.”
Kur’an-ı Kerim rehnin meşruluğunu şöyle bildiriyor:
Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın… (Bakara/282)
Devamında da şöyle buyuruyor:
Yolculukta olur da yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir. (Bakara/283)
Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber bir miktar mal karşılığında zırhını bir yahudiye rehin olarak bırakmıştır.
Rehin umumiyetle menkul mallarla olur. Emtia ve hayvanlar gibi, bazen gayr-i menkullerle de olur; akarat, ev ve araziler gibi. Bütün bunlar rehin olabilir.
Rehnin de rüknü icab ve kabuldür. Rehin veren; ‘ben bu şeyi bana borç olarak verdiğin şeyin mukabilinde sana rehine olarak veriyorum’ veya ‘ben borcumu ödeyinceye kadar bu şey senin yanında rehinedir’ der. Borç veren de (rehineyi alan da) ‘kabul ettim’ veya ‘razı oldum’ der.
Bir insan bir şey satın alsa, elbisesini bırakıp ‘Bu şeyin bedelini getirinceye kadar bu elbise burada kalsın’ dese, bu durumda bu elbise rehin olur. Müşteri bunun rehin olduğunu söylemese dahi bu böyle olur. Çünkü burada kelimelere değil, manaya itibar edilir.
Rehin verenin de, alanın da akıllı olmaları gerekir. Deli ve çocuğun rehin vermeleri caiz değildir. Rehine olarak verilen şeyin de alışverişe uygun bir şey olması gerekiyor. Rehin akti yapılırken bu malın mevcut olması lazımdır. Bu malın, mütekavvim, belli, teslim alınabilen bir maldan olması gerekiyor. Koyunların rahmindeki kuzu, mülk edinmesi helâl olmayan içki, domuz, leş gibi malları rehin olarak vermek caiz değildir.
Zımmüer için içki ve domuzu rehin olarak vermek caizdir. Çünkü onların yanında bu malların değeri vardır.
Rehinin sahih olabilmesi için rehnedilen malın belli olması ve kabzedilir olması gerekir.
Yine rehine verilen malın başkasına ait olmaması gerekir. Rehinin alınması, ancak rehin verenin izniyle sahih olur.
Başkasının malını da iznini almak kaydıyla rehin vermek caizdir.
Rehinin, nemalanan veya kâr getiren birşey olmasını şart koşmak caiz değildir. Ancak alacağa karşılık rehinin bir garanti olması talep edilir. Burada aslolan borç verenin rehineden istifade etmemesidir yoksa bu da menfaat celbeden bir borç olur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Her fayda getiren borç ribadır.
Ancak burada borçlu, borç verenin, rehineden faydalanmasına gönül hoşluğuyla izin verirse, o zaman faydalanması caizdir. Yoksa caiz değildir. Bu nedenle bir kısım âlimler “Rehin akünden gaye, borçlanmayı kanıtlandırmak ve zamin olmayı sağlamaktır” demişlerdir. Bu bir faydalanmak veya nemalandırmak aleti değildir. Rehine olarak bırakılan şey, kefil veya çek/senet yerine geçer.
Borçlu, alacaklısına rehinden faydalanması hususunda izin verirse, bu caizdir. Bu borç sebebiyle değil, izin sebebiyle helâl olur.
Ancak alacaklı bu izni borçluyu sıkıştırarak değil onu iradesiyle başbaşa bırakarak almalıdır. Çünkü borçlu bazen mecburî kalarak bu izni verir.
Allah (c.c) rehini mubah kılmakla -Allahu alem- bunun insanlar için kolaylık olmasını murad etmiştir.
Böylece, insanlar iktisadî muamelelerinde bazı zorluklarla karşılaşmayacak, mal sahibi güven içinde olacak, borç alan da yardım görmüş, ihtiyacını karşılamış olacaktır.
Allah’ın kullarının bu gayeyi zıddına çevirmemeleri gerekir. Bir kısım insanların yaptıkları gibi bunu bir sömürü aleti haline getirmesinler.
Benzeri konular:
Answer ( 1 )
İslamda rehin, borçlu kişinin borcunu teminat altına almak amacıyla verdiği bir mal veya eşyadır. Rehin, borcun ödenmemesi durumunda alacaklıya malın satış yoluyla ödeme yapılabilmesi için bir güvence sağlar. İslam hukukunda rehine ilişkin hükümler, özellikle Fıkıh kitapları ve Kur’an-ı Kerim ile Hadis kaynaklarında yer almaktadır.
1. Kur’an ve Hadislerde Rehin
Kur’an-ı Kerim’de rehinle ilgili bazı hükümler yer almaktadır. En belirgin ayetlerden biri Bakara Suresi 283. Ayet’tir:
“Eğer bir ticaret veya bir borçlanma söz konusu olursa ve bunu belirli bir süre ile yaparsanız, bunu yazın. Aranızda bir yazıcı da bulunsun… Eğer biri diğerine güvenip de borcunu ödemenin zamanını geçirmeden verirse, onu alıp kabul etmekte bir sakınca yoktur.”
Bu ayet, rehine alınan bir malın yazılı şekilde düzenlenmesi gerektiğini, ayrıca borçların açık ve net şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgular. Rehin, güvence anlamına gelir, ve bu ayet borç ilişkilerinin güvenli bir şekilde işleyebilmesi için rehine ve yazılı sözleşme şartlarını önermektedir.
Hadislerde ise, peygamber Efendimiz (s.a.v.) rehinle ilgili pratik hükümler vermiştir. Örneğin, bazı hadislerde rehin alınan malın satılamayacağı, sadece borcun ödenmemesi durumunda alacaklıya verilebileceği ifade edilmiştir.
2. Rehin ile İlgili Temel Hükümler
İslam’da rehin ile ilgili temel ilkeler, aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Rehin Sözleşmesi ve Geçerliliği: Rehin sözleşmesi geçerli sayılabilmesi için, borçlunun rehin verdiği malın alacaklıya teslim edilmesi veya belirli bir şekilde rehin olduğu bir ortamın oluşturulması gerekir. Rehin verilen mal üzerinde tasarruf hakkı, genellikle alacaklıya geçer.
Rehin Verilecek Mal: Rehin verilen mal, borçluya ait olmalı ve üzerinde tasarruf hakkı bulunmalıdır. Aynı zamanda rehin verilen malın yasal olarak satılabilir ve kullanılabilir olması gerekir.
Rehin Süresi: Rehin sözleşmesinin belirli bir süre ile ilgili olması gerekmez, ancak borçlunun borcunu ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde alacaklının rehin malını satma hakkı doğar.
Rehin Verilen Malın Kullanımı: Rehin verilen mal, genellikle alacaklı tarafından satılamaz veya kullanılmaz. Ancak, borçlu borcunu ödemezse, alacaklı, mahkemeye başvurarak malı satabilir ve alacağını tahsil edebilir.
Borcun Ödenmemesi Durumunda Rehin Satışı: Eğer borçlu borcunu ödemezse, alacaklı rehin verilen malı satabilir ve elde ettiği gelirle borcunu tahsil edebilir. Bu işlem, alacaklının malın değerini aşmamalıdır.
Rehin ve Faiz Yasağı: İslam’da faiz (riba) yasaktır. Bu nedenle, rehine verilen mal üzerinden faiz talep edilemez. Rehin, sadece borcun teminatı olarak kabul edilir, fakat borçlunun ödeme yapamaması durumunda, malın satılmasıyla alacaklı borcunu tahsil edebilir.
Rehinin İade Edilmesi: Borç ödendikten sonra, rehin verilen mal borçluya iade edilmelidir. Eğer borç tam olarak ödenmişse, rehine malı geri verilmesi gerekir.
3. Rehin Türleri ve Uygulama
İslam hukukunda rehin türleri birkaç şekilde sınıflandırılabilir:
Elinde Bulundurulan Rehin (Rehin almanın teslimi): Rehin verilen mal, alacaklının eline teslim edilir. Bu en yaygın rehine şeklidir.
Hükmi Rehin: Rehin verilen malın fiziksel olarak teslim edilmediği, ancak malın rehin verildiğine dair bir belgelerin düzenlendiği durumdur. Bu tür rehin, özellikle ticari işlemlerde ve banka kredilerinde karşılaşılan bir durumdur.
Sürekli Rehin (Ve’dî Rehin): Rehin verilen mal, belirli bir süre boyunca alacaklıya verilmez ancak borcun ödeme süresi bitene kadar borçlu tarafından kontrol edilir.
4. Rehin ile İlgili İstisnalar ve Hukuki Durumlar
İslam’da rehin ile ilgili bazı özel durumlar da mevcuttur. Örneğin:
Zarar Verilmesi Durumu: Rehin verilen mal zarar görürse, alacaklı, borçluya karşı hak iddia edebilir. Ancak eğer zarar borçlu tarafından kasıtlı olarak verilmişse, borçlu cezai sorumluluğa girebilir.
Üçüncü Kişi Tarafından Rehin: Eğer bir malın rehin verilmesi üçüncü bir kişi tarafından yapılmışsa, bu durumda üçüncü kişinin rehin sözleşmesine taraf olması ve borçlunun onayını alması gerekebilir.
5. Sonuç ve Özet
İslam’da rehin, borçların güvence altına alınması ve malın geri alınmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Rehinle ilgili hükümler, borçlunun malını alacaklıya güvence olarak vermesini sağlar ve borç ödeme yapılmadığı takdirde alacaklının borcunu tahsil etmesini mümkün kılar. Ancak bu süreçte faiz alınamaz ve zarar verme gibi olumsuz durumlar engellenmeye çalışılır. Rehin verilen malın geri verilmesi ve borçlunun hakları, İslam hukukunda büyük bir dikkatle korunur.