İrem Zâti’l-Imad

Question

İrem Şehri – İrem Zâti’l-Imad

SORU: Allah’ın yüce Kitabında “Hiçbir memlekette benzeri bulunmayan sütunlara sahip İrem şehri” diye sözünü ettiği şehir nerededir? Arkeologlar vasıtasıyla onun kalıntılarını ortaya çıkarmak mümkün-müdür?

CEVAP: Allah Teâlâ Fecr sûresinde şöyle buyurur:

Ey Muhammedi Rabbinin hiçbir memlekette benzeri bulunmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad kavmine ne ettiğini görmedin mi? (Fecr/6-8)

Ayette geçen zâtul-ımad kelimesi uzunluk sahibi demektir. Çünkü ‘ u beldenin halkı uzun boylu idi. Bir görüşe göre de yüksek binalara sahiptiler. Bir görüşe göre bu kelime sütunlar sahibi manasına gelir. Otlak aramaya giderler, sonra evlerine dönerlerdi. Çadırlarda yaşayanlara da ehl-i ımâd denilir.

İbn Cerir et-Taberi dedi ki: “İrem, Ad kavminin yaşadığı beldenin veya Ad kavmine ait bir kabilenin adıdır. Rivayet olunduğuna göre Âd, Ad ibn Avs ibn Sam ibn Nuh’tur. Hûd peygamberin kavmi olan Ad kavmi şehirlerini, Hadramevt ile Yemen beldelerinden San’a arasında Arab yarımadasında Ahkaf denilen yerde inşa ettiler. Sütunlu şehrin tarihten silinip yok olduğu ve artık bugün bilinmediği söylenir. Halbuki çok büyük ve muazzam bir şehir idi. Bu şehri inşa edenin çok zorba bir hükümdar olan Şeddad ibn Ad olduğunu söyleyenler vardır.” Belki de şu âyette buna da işaret vardır:

Hiçbir beldede benzeri yaratılmamış…

Yani şiddet, kuvvet ve zulüm yönünden onun benzeri yoktur demektir.

Yakut el-Hamevi Mu’cemû’l-Büîdân isimli eserinde bu şehrin kuruluşu hakkında ilginç bir hikaye anlatır. Özeti şudur: “Zalim Şeddad cenneti ve Allah’ın kendisine dost olanlar için cennette hazırladığı altın ve gümüş sarayları, altından ırmaklar akan evleri ve kat kat odaları işittiği zaman ileri gelen adamlarına dedi ki: “Yeryüzünde öyle bir şehir kuracağım ki cennet gibi olacak.” Binlerce yardımcıyı ve valileri topladı, onlara Yemen topraklarında çok geniş ve boş bir arazi araştrıp bulmalarını emretti. Bu yerin toprağı çok güzel olmalıydı. Kurmak istediği şehrin yaklaşık olarak resmini çizdi. Ğanem ibn Ulvan, Dah-hak ibn Ulvan ve Velid ibn Rayyan isimli üç valisine ülkedeki bütün altınları, gümüşleri ve mücevherleri toplamalarını emretti. Bu mücevdağlar gibi topladılar. Sonra şehri inşa etmeye başladı.

“Duvarlarını yakutlar ve incilerle süsledi. Orada oda üstüne ola-dar yaptı (kat kat binalar dikti). Sonra şehrin altında bir vadi hazırlattı. Yerin altından kırk fersah uzunluğunda büyük bir kanal geçirdi. Sonra bu kanaldan sokaklara ve caddelere insanların içmesi için tali kanallar açtırdı. Şehrin uzunluğunu on iki fersah yaptı. Genişliği de bir o kadardı. Etrafına yüksek bir sur çevirdi. Şehrin içinde üçyüz bin tane köşk bina ettirdi. Bunların ortasında kendisi için muazzam ve görkemli bir köşk inşa ettirdi. Onun köşkü diğer bütün köşklere tepeden bakıyordu. Şehrin etrafına askerlerini yerleştirdiği ordugahlar kurdu.

“Allah Teâlâ onu imihan etmek istedi. Ona elçisi Hûd’u (a.s) gönderdi. Hûd (a.s) onu Allah’ın yoluna çağırdı. Hûd (a.s), Şeddad’m kav-mindendi ve kavminin eşrafındandı. Fakat Şeddad Allah’ı inkar etti. Zorbalık ve taşkınlıkta ısrar etti. Hûd onu azap ile uyardı, tehdit etti ve mülkünün helakine dair onu ikaz etti. Fakat Şeddad küfür ve isyanından vazgeçmedi, Hûd’un (a.s) çağrısına kulak vermedi. Bu esnada şehrin inşası ile görevli olanlar geldiler ve şehrin tamamlandığını, açılış için kendisini beklediklerini haber verdiler. Şeddad, üçyüz bir yanda-şıyla birlikte şehre doğru yürüdü. Nihayet onlarla birlikte şehre yaklaştığı sırada Allah Teâlâ onların üzerine korkunç bir çığlık gönderdi ve bu çığlık onların hepsini helak etti. Şehir yerin dibine battı ve bundan sonra oraya hiç kimse girmedi.”

İşin tuhafı, kıssayla ilgili benim de hatırlamadığım ayrıntıyı uzun uzun anlattıktan sonra bu bilgilerin Ahbaru’l-Kassas el-Münemmika ve Evdâuhe’l-Müzevveka isimli eserden olduğunun zannedildiğine işaret etmiştir.

Rivayet olunduğuna göre bundan sonra bü şehre hiç kimse girmedi. Sadece Muaviye zamanında Abdullah ibn Kılabe isimli bir şahıs girdi. Yine rivayet olunduğuna göre bir araştırmacı Şeddat ibn Ad’ın Hadramevt’te defnedildiği çukurda tökezleyince dağda kazılmış sürpriz bir beyitle karşılaştı. Levhada şunlar yazılı idi:

İbret al ey uzun ömrüne aldanan kişi! Ben Abd ibn Şeddat, nerde var onun bir eşi? Güçlü kuvvetliydi oldu topluma egemen Herkes ona boyun eğdi korkudan tehditten Nihayet geldi Hûd, bizler dalalette iken Gelin, dedi, varsa nasibiniz hidayetten İsyan ettik, dedi: Niçin sakınmazsınız hiç? Bir çığlık geldi uzaktan, yaptı bizi birer hiç.

Bilim adamları ve arkeologların, bu şehrin inşa edildiği rivayet olunann bölgede şehrin kalıntılarını araştırmaları ve kazı çalışmalan yapmaları için herhangi bir engel yoktur. Şayet bu kalıntılardan bir şey bulunacak olursa, Kur’an kıssalarının işaret ettiği eski çağlara ait tarihin bir kesitini tanımada yardımcı bir bulgu elde edilmiş olacaktır. Allah, hakkı söyler ve doğru yolu gösterir.


Sütunlar Sahibi İrem, fecr suresinden bilgiler

Ayette geçen “İrame zâti’l-imâd” terkibi iki şekilde okunmuştur: Biri, Âsım kıraatinde olduğu gibi, «Âd» ismine tenvînle, diğeri ise «irem» ismine izafeyle..

Böylece tenvînle okuyanlara göre: Âd Kavmi’nin atası «İrem» bir bakıma kabileye isim oluyor veya o kabilenin eyleştiği yere bu İsim ve­riliyor.

Nitekim Mücahid ve Katade’ye göre : İrem, kabilenin ismidir. İbn İs-hak’tan yapılan rivayete göre ise, Âd, İrem’in oğludur. Soy ağacı geriye doğru şöyle uzanmaktadır: Âd İrem’in oğludur; İrem, Aus (veya Us)un oğludur; Aus, Sâm’ın oğludur; Sâm da Hz. Nuh’un (A.S.) oğludur.

Yine Mücahide göre : «İrem», ümmetlerden bir ümmettir; aynı zaman­da bu, «kadîm» ve «kaviyye» mânalarına da gelir.

Siyercilerin bazısına göre: İki Âd vardır: Birincisi İrem’dir. Nitekim Necm Sûresi 50. âyette buna işaret edilmiştir.

Benzeri konular:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answer ( 1 )

  1. Muhammed Samir
    1
    2024-12-24T18:42:26+03:00

    İrem Zâti’l-İmâd

    “İrem’e Zâtü’l-İmad” ifadesi Kur’an-ı Kerim’de Fecr Suresi 7. ayette geçmektedir ve Ad kavmine ait efsanevi bir şehir olan İrem’i ifade eder. Bu şehir, yüksek sütunlar (imad) ve ihtişamlı yapılarla tanınır. İfade şu şekilde açıklanabilir:

    Kelime Anlamı
    İrem: Bazı tefsirlere göre Ad kavmine ait, efsanevi güzellikte bir şehir veya cenneti andıran bir bölgedir. Bazı yorumlara göre Yemen civarında ya da Umman’da bulunduğu belirtilir.
    Zâtü’l-İmad:
    Zât: Sahip, bir şeyin özelliğini taşıyan.
    İmad: Direk, sütun, dayanak. Bu bağlamda yüksek binaların ve büyük yapıların sembolü olarak kullanılmıştır.
    Kur’an’daki Kullanımı
    Allah, Fecr Suresi 6-8. ayetlerde şöyle buyurur:

    “Rabbinin Ad kavmine, sütunlar sahibi İrem şehrine, yeryüzünde benzeri yaratılmamış olan kavme ne yaptığını görmedin mi?”

    Bu ayetlerde Ad kavmi ve onların ihtişamlı, sütunlarla süslenmiş şehirleri, Allah’a karşı isyanlarından dolayı helak edildikleri bağlamında zikredilir. Ayet, Ad kavminin gurur ve güçle dolu şehirlerini, yeryüzünde eşi benzeri olmayan İrem’i anarak hatırlatır.

    Tefsirlerdeki Açıklamalar
    İbn Kesir: Ad kavminin inşa ettiği İrem şehri, direkler ve yüksek sütunlarla dolu görkemli bir şehir olarak tasvir edilir. Onların teknolojisi ve gücü, helak edilmelerine engel olamamıştır.
    Taberî: İrem’in Yemen’de veya Umman bölgesinde bulunduğunu belirtir. İrem, Ad kavminin dünya hayatındaki ihtişam ve zenginliklerinin bir sembolüdür.
    Çağdaş Yorumlar: Bazı araştırmacılar, bu şehri efsanevi bir anlatım olarak değerlendirirken, kimileri bunun tarihi bir şehir olabileceğini ve arkeolojik kalıntılarla ilişkilendirilebileceğini ileri sürer.
    Ad Kavminin Özellikleri
    Ad kavmi, gücüyle övünen, yüksek binalar inşa eden, ancak Allah’a isyan eden bir topluluktur. Onların helak edilmesi, Allah’ın gücünü ve azabını hatırlatan ibretlik bir kıssadır.

    İrem ve Modern Araştırmalar
    Bazı arkeologlar ve araştırmacılar, İrem’i aramış ve Arap Yarımadası’nda bu şehre ait olabilecek kalıntılar üzerinde çalışmıştır. Umman çöllerinde bulunan Ubar kalıntıları, bu şehrin izleri olarak değerlendirilmiştir.

    Bu anlatım, hem İslami hem de tarihi perspektiften Ad kavmi ve İrem’in önemini ortaya koymaktadır. Fecr Suresi’ndeki bu ifadeler, ibret alınması gereken bir kıssa olarak insanlara sunulmuştur.

    Best answer

Leave an answer