Paylaş
Cenaze namazı camide kılınır mı?
Question
Cenaze namazını camide/mescitte kılmak hakkında hadisler ve mezheplerin görüşleri

CENAZE NAMAZININ MESCİTTE KILINMASI
İmam Şafii’ye göre Cenaze namazının mescit içinde kılınması menduptur. Ebu Seleme b. Abdurrahman, bu hususta şöyle bir rivayette bulunmuştur:
: أن عائشة لما توفى سعد بن أبي وقاص قالت : أدخلوا عن أبي سلمة بن عبد الرحمن به المسجد حتى أصلى عليه فأنكر ذلك عليها فقالت : والله لقد صلى رسول الله صلى الله
عليه وسلم على ابنى بيضاء في المسجد شهيل وأخيه.
“Sa’d b. Ebi Vakkas vefat ettiğinde Hz. Aişe, ‘Onu mescide koyun ki namazını kılayım” dedi. Bu teklifi hoş karşılanmayınca da şöyle dedi: Allah’a yemin ederim ki, Resulullah (s.a.s) Beyda’nın oğulları Süheyl ile kardeşinin cenaze namazlarını mescitte kildi!”
Namazı kılınmadan defnedilen cenazenin namazı kabrinin başında kılınır. Hanefi ve Maliki mezheplerine göre cenaze, mescidin dışında olsa bile namazının mescit içinde kılınması mekruhtur. Namazı kılınmamış cenazenin mescit içine konulması da bu iki mezhebe göre mekruhtur.
BENZER KONULAR:
Answers ( 3 )
Evet, cenaze namazı camide kılınabileceği gibi, ev, mezarlık gibi başka yerlerde de kılınabilir. Bazı İslami kültür ve geleneklerde cenaze namazının camide kılınması yaygın iken, bazılarında ise başka mekanlarda kılınabilmektedir.
Cenaze namazının cemaatin bir farzı (farz kifaye) olduğuna dikkat etmek önemlidir, yani yeterli sayıda insan namaz kılarsa cemaatin tamamından farz kalkar. Bu nedenle cenaze namazının kılındığı yer neresi olursa olsun cemaatin cenaze namazına katılması önemlidir.
Evet, cenaze namazı camide kılınabilir. Genellikle cenaze namazı, cenazenin defin işlemlerinin yapılacağı mezarlık yakınında veya cami avlusunda kılınır. Ancak caminin içinde de cenaze namazı kılmak mümkündür. Camide cenaze namazı kılınabilmesi için herhangi bir engel yoktur ve bu, bazen daha kalabalık bir topluluk tarafından katılım sağlanabilmesi için tercih edilebilir. Cenaze namazı, belirli bir yer kısıtlamasına tabi olmaksızın, cemaatin bir araya gelerek namazı kılabilmesini sağlar.
Hadisin Metni (Arapça)
رأيتُ أنسَ بنَ مالِكٍ صلَّى علَى جنازةِ رجلٍ فقامَ حيالَ رأسِهِ فجيءَ بجنازةٍ أُخرى بامرأةٍ فقالوا يا أبا حمزةَ صلِّ عليها فقامَ حيالَ وسطِ السَّرير فقالَ العلاءُ بنُ زيادٍ يا أبا حمزةَ هَكَذا رأيتَ رسولَ اللَّهِ صلَّى اللَّهُ عليهِ وسلَّمَ قامَ منَ الجنازةِ مقامَكَ منَ الرَّجلِ وقامَ منَ المرأةِ مقامَكَ منَ المرأةِ قالَ نعَم فأقبلَ علَينا فقالَ احفَظوا
(رواه الترمذي (1034)، وابن ماجه (1494) واللفظ له، وصححه الألباني – صحيح ابن ماجه: 1223)
Hadisin Türkçesi
Ebû Gâlib el-Bâhilî şöyle dedi:
“Enes bin Mâlik’in bir erkeğin cenaze namazını kıldırdığını gördüm; erkek cenazesinde baş hizasında durdu.
Sonra bir kadın cenazesi getirildi ve oradakiler ‘Ey Ebû Hamza! (yani Enes), bunun da namazını kıl’ dediler.
O da kadının tabutunun ortası hizasında durdu.
Bunun üzerine Alâ bin Ziyâd, Enes’e şöyle dedi:
‘Ey Ebû Hamza! Resûlullah ﷺ’ı da, erkek cenazesinde senin şu durduğun gibi, kadın cenazesinde de senin şimdi durduğun gibi mi gördün?’
Enes bin Mâlik şöyle cevap verdi:
‘Evet.’
Sonra bize dönerek şöyle dedi:
‘Bunu iyi ezberleyin!’”
Hadisin Kaynağı
Râvi: Enes bin Mâlik (radıyallahu anh)
Muhaddis: Elbânî
Kaynak: Sahîh İbn Mâce, Hadis no: 1223
Ayrıca: Tirmizî (1034), İbn Mâce (1494)
Hüküm: Sahih (Elbânî tarafından sahih kabul edilmiştir)
Hadisin Açıklaması
Bu hadis, tabiîlerin (sahabe neslinden sonraki kuşak) sahabeleri dikkatle izleyip Peygamber Efendimiz’in ﷺ sünnetini öğrenmeye çalıştıklarını ve bunu sonraki nesillere aktardıklarını göstermektedir.
Bu olayda Enes bin Mâlik (radıyallahu anh):
Erkek cenazesinde baş hizasında,
Kadın cenazesinde ise tabutun ortası hizasında durmuştur.
Bu farkın sebebi hakkında âlimler şöyle açıklama yapmıştır:
“Peygamber Efendimiz ﷺ, kadın cenazesinde ortada durmuştur; çünkü bu, kadının avretine ve vücuduna daha örtücü bir konumdur. Erkek için böyle bir ihtiyaç olmadığından erkek cenazesinde baş tarafına geçmiştir.”
Sonuç
Hadisten anlaşılan sünnet şudur:
Erkek cenazesinde imam, baş hizasında durur.
Kadın cenazesinde imam, tabutun ortası hizasında durur.
Bu, Resûlullah ﷺ’in uygulamasına dayanan sahih bir sünnettir.