Süfyan es-Sevrî kimdir

Question

SÜFYÂN ES-SEVRİ HAYATI

Takdim

Göklere yükselteceğimiz âlem, hayatı ile iftihar ettiğimiz âlim, zamanının üstadı, döneminin örnek şahsiyeti, ulemaların efendisi, abid ve müçtehid zat, Süfyân es-Sevrî’dir. O Kûfeli bir âlimdir ve hocası; ilim, hayır ve fazilet ehlinden olan Süfyân b. Saîd es-Sevri’dir. Babası Kûfe’nin en büyük sikalarından biridir. Kardeşleri hadis ilmindeki en sağlam ricallerdendir. Allah hepsine rahmeti ile muamele etsin. Âlimlerin biyografileri ile ilgilenen bir araştırmacı; ilim talebelerinin alimlerin hayatlarından ders alması ve onların hayatlarından istifade etmesi gerektiğini düşünmektedir. Ancak tedvin edilen diğer ilimlerde olduğu gibi âlimlerin hayatları ile ilgili araştırmalar yapan bu ilimde de bazı şeylerin belirli kıstaslardan geçirilmesi gerekmektedir. Çünkü nakledilen haberlerde veya rivayetlerde; abartma, mezhepsel asabiyet, gerçek dışı hikâyeler ya da şariatın ruhuna aykırı uydurulmuş haberler bulunabilir. Dolayısıyla benzer bir durum Süfyân es-Sevrî ile ilgili rivayetler arasında da mevcuttur. Şu rivayet söz konusu probleme örnek niteliğindedir: “Ebû Ca’fer, Süfyân es-Sevrî’nin yakalanmasını emrettiğinde o, Mekke’ye giderek Kâbe’ye sığınmış ve -ki böyle bir şeyi ona nispet etmekten Allah bizi muhafaza eylesin- “Kâbe’ye hitaben: “Şayet Ebû Ca’fer, Mekke’ye girerse bundan sonra benim seninle işim olmaz.” dediği ve Ebû Ca’fer’in Mekke’ye girmeden vefat ettiği rivayet edilmektedir. Bu örnekteki rivayette, bu rivayeti nakleden kişi Süfyân es-Sevrî’nin bir taraftan kerametini or taya koyarken diğer taraftan ona kabul edilemeyecek bir atıfta bulunmuştur. Biz; itâat, zühd, takva, Allah korkusu için çalışma konusunda bizleri gayret etmeye sevk eden ve çaba göstermeye teşvik eden rivayetlerle yetiniyoruz. Bu bölümdeki imamımız, bir üstattır. O, ilim sahibi, ilmiyle amel etmekte ve hak kelimesini açık bir şekilde dile getirecek cesaret sahibidir.

Hâfız Ebû Bekr el-Hatib şöyle dedi: O, Müslümanların imamlarından bir imam, Müslümanların önderlerinden bir önder ve dinde bir rumuzdu. Onun güvenilirliği konusunda âlimler hemfikirdi çünkü onun takvası, ezberi, bilgisi, zühdü ve Allah korkusu konusunda hiçbir şüphe yoktu.

İbn Mehdî şöyle dedi: “Hayadan ve onun heybetinden dolayı Süfyân’a bakamıyordum.”

Seleften bazıları şöyle dedi: “Senin Allah’ı sevdiğin kadar, O’nun yarattıkları da seni sever. Senin Allah’tan korktuğun kadar, O’nun yarattıkları da seni heybetli görür ve sen Allah ile ne kadar meşgul olursan, O’nun yarattıkları da senin işlerinle o derecede meşgul olur.”

“Mine’l-A’lâmü’s-Selef” adlı bu kıymetli silsile Müslümanlara hayırlı olsun. Çünkü elinizdeki bu seri değerli âlimlerin ve meşhur imamların iyiliklerini gün yüzüne çıkarmakta ve okuyucu ile buluşturmaktadır. Okuyucu âlimlerin hayat hi kayelerini okuduğunda, onlar adeta bir fotoğraf karesi gibi onların zihinlerinde yer edinecekler ve ayrıca okuyucular onlara yakınlaşmaktan ve bizzat onların hayat. hikayelerinden bilgiler edinerek mesrur olacaklardır. Yüce Allah’tan bizleri bur kıymetli hayat hikayelerinden tam anlamıyla istifade ettirmesini temenni ediyoruz. Sallallâhu aleyhi ve sellem ve bârik alâ Muhammed’in ve âli beytihî ve ashâbihî. Hamd Alemlerin Rabbi Allah, içindir.

1- İsmi, Doğumu ve Memleketi

İsmi:

Süfyân b. Saîd b. Mesrûk b. Râfi b. Abdullâh b. MevhebeEbî Abdullah b. Mun giz b. Nasr b. El-Hâris b. Sa’lebe b. Âmir Melikân b. Sevr b. Abdumenât Ed b. Tâbihe b. İlyâs.

Doğumu:

H. 97 yılında doğmuştur ve rivayetler bu tarih üzerine ittifak etmektedir. Babası Saîd b. Mesrûk, muhaddistir ve Küfeli sika hadisçilerden eş-Şa’bî ve Heyseme b. Abdurrahman’ın ashabındandır. Saîd b. Mesrûk, genç tâbiînden kabul edilmiştir. Altı hadis âlimi hadis divanlarında Saîd b. Mesrûk’un rivayetlerine yer vermiştir. Saîd b. Mesrük’tan oğlu Süfyân, Ömer, Mübârek, Şu’be b. el-Haccâc vd. hadis dinlemişler ve rivayetinde bulunmuşlardır. (Süfyân’dan oğullarından Imam Süfyân b. Uyeyne, Ömer, Mübârek, Şu’be b. el-Haccâc hadis dinlemişler ve rivayetinde bulunmuşlardır.)
Memleketi:

Halife Süleymân b. Abdülmelik’in zamanında Kûfe’de doğdu. Ebû Nuaym şöy le dedi: “Süfyân, H. 155 senesinde Kûfe’den ayrıldı ve Küfe’ye bir daha dönmedi.”

Süfyan es-Sevrî’nin fiziksel özelliklerine dair herhangi bir bilgiye ulaşamadık. Âlimler ile ilgili telif edilen biyografi türü eserlerde, telif sahipleri onun fiziksel özelliklerinden ziyade eylemlerine, sözlerine ve alimlerin onunla ilgili medh içerikli sözlerine yer vermişlerdir. Şüphesiz olması gereken, yani fiziksel özellikler yerine fiillerine ve görüşlerine ihtimam vermektir.

2- Alimlerin Süfyân es-Sevri’ye Övgüleri

Süfyân es-Sevrî, uçsuz bucaksız bir okyanus gibidir. Bu kitapta onunla ilgili bil giler vererek kendimizi böyle bir âlimden istifade etmekten mahrum bırakmayacağız.

Vekî şöyle dedi: “Süfyân bir okyanustu.”

el-Evzâî şöyle dedi: “Süfyân’dan başka ravilerin rivayetlerinin sıhhati ve ricallerin sikası üzerine yoğunlaşan hiç kimse olmadı.”

İbn Mübârek şöyle dedi: “Yeryüzünde Süfyân’dan daha bilgili birini bilmiyorum.”

Süfyân b. Uyeyne şöyle dedi: “Süfyân’dan daha faziletli birini görmedim, Süf yan’da bizzat kendisi gibi birini görmedi. ”

Yahyâ b. Saîd’e Süfyân ve Şu’be ile (hangisi daha iyi) ilgili sordular. Dedi ki: “Bu iş dostluk meselesi değil. Şayet mesele dostluk ile ilgili olsaydı Şu’be, Süf yan’dan daha önde olurdu. Süfyân, kitaba müracaat ederdi Şu’be kitaba müracaat etmezdi. Süfyân Şu’be’den daha fazla ezbere sahiptir. Her ikisi bir konuda ihtilafa düştüklerinde Süfyân’ın bu konuda söylediğinin doğru olduğunu görürdük.”

Ebû Bekr b. Ayyâş şöyle dedi: “Şüphesiz ki ben Süfyân’dan ilim tahsil eden ve böylece konumu yükselen bir adamı gördüm.”

Yahyâ b. Maîn şöyle dedi: “Şayet birisi bir şeyde Süfyân ile ihtilafa muhakkak ki son söz, Süfyân’ın sözüdür.”

Ahmed b. Abdullah b. el-İclî şöyle dedi: “Kûfe’nin en iyi [altın] isnat zinciri; Süfyân, Mansûr, Alkame b. Abdullah’tır. ”

Şu’be, Süfyân b. Uyeyne, Ebû Âsim en-Nebîl, Yahyâ b. Maîn ve âlimlerden bir başkası şöyle dediler: “Süfyân, hadîs ilminde Emîrü’l-Mü’minîndir.”

Yûnus b. Ubeyd şöyle dedi: “Süfyân’dan daha iyisini görmedim.” Ona o esnada bir adam şöyle dedi: “Ya Ebû Abdullah sen Saîd b. Cübeyr, İbrâhîm, Ata ve Mücâhid’i gördün bunu nasıl söylersin?” O dedi ki: “Süfyân’dan daha iyisini görmedim.”

Vekî’, Şu’be’nin şöyle dediğini rivayet etti: “Süfyân benden daha çok ezberledi.”

İbn Mehdî şöyle dedi: “Ebû İshâk es-Sebîi, Süfyân es-Sevrî’nin ona doğru yaklaştığını gördü ve şöyle dedi: “”(Biz, ona daha çocuk iken hikmet verdik.)”

Muhammed b. Abdullah b. Ammâr dedi ki: “Yahyâ b. Saîd’in “Süfyân, el A’meş’ten daha fazla hadis biliyor.” dediğini duydum.”

Şuayb b. Harb şöyle dedi: “Ben zannediyorum ki kıyamet günü geldiğinde Süfyân’ı kullarına Allah hüccet olarak gösterecek ve kullarına diyecek ki: “Sizler Nebinize yetişemediniz ama Süfyân’ı gördünüz.”

İbn Mübârek şöyle dedi: “Bin yüz hadis üstadından hadis yazdım ancak Süf yân’dan daha iyisini görmedim.”

Süfyân es-Sevri, konumuna, üst düzey menziline, ilmine ve ameline rağmen hatadan münezzeh değildir. el-Hâfız ez-Zehebî bu alimin iyi yönlerini ve hatalarını özetlemiş ve bu konuda şunları ifade etmiştir: “Süfyân es-Sevrî, zahidlikte, tasavvuf ta, takvada, hadis ezberinde, eserlere aşinalıkta ve fıkıhta bir öncüydü. O Allah için kınayanların kınamasından korkmuyordu. O biraz Şia’ya meyilliydi, Hz. Ali’yi teslise dahil ediyordu. Aynı şekilde nebiz konusunda o şehrinin mezhebi üzerine amel edi yordu. Süfyân es-Sevrî’nin tüm bunlardan geri döndüğü yani pişman olduğu rivayet edilmektedir. Sultanlara karşı eleştiri yapmaktan geri durmaz ancak onlara karşı ayak lanmayı doğru bulmazdı. Rivayetlerinde tedlîse düşmüştür ve öyle ki tedlîse zayıf ravilerden rivayet ederek düşmüştür. Aynı şekilde Süfyân b. Uyeyne de tedlise düşmüş ve ancak onun zayıf bir raviden rivayet ederek tedlîse düştüğü bilinmemektedir.

3- Zühd Hayatı ve Takvası

Zühd mefhumundan kasıt, kalbin dünyadan uzak durması ve dünyaya tamah etmemesidir. Farklı bir ifadeyle zühd dünyadan elini eteğini çekmiş gibi görünüp kalbin dünyaya sıkı sıkıya bağlanması değildir.

Yahyâ b. Nasr b. Hâcib, Verkâ b. Ömer’in şöyle dediğini duydum, dedi: “Süfyân es-Sevrî bile bizzat kendisi gibisini görmedi.

Vekî’, Süfyân es-Sevrî’nin şöyle dediğini duydum, dedi: “Zahitlik nefse ağır gelenleri yemek ve kaba saba giyinmek değildir, zühd dünyadan beklentileri en aza indirmek ve her an ölümü beklemektir.”

Îsâ b. Yûnus şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî’nin vefat ettiğinde doğru dürüst bir el bisesi bile yoktu, o gömleğinin parçalarını yazarak doldurmuştu [kitap yapmıştı].”

Şuayb b. Harb şöyle dedi: Süfyân bana dedi ki: “Ey Ebû Sâlih! Sana söyleyeceğim şu üç şeyi aklında iyi tut: “Ayağına giyecek bir şeye muhtaç olsan bile kimseden isteme, bir tuza ihtiyaç duysan kimseden tuz dilenme ve bil ki tuz o yediğin ekmeğin hamurunda var. Su içmek istediğinde bir kap yerine avuçlarını kullan.”

Ebû Kutn şöyle dedi: “Süfyân, takva ve ilimde insanların efendisiydi.”

Ebû’s-Seriyyî şöyle dedi: Fudayl b. İyâd’ın bir takım takva minvalindeki ta sarrufları ortaya çıktığında ona dediler ki: “Senin hocan kim?” Dedi ki: “Süfyân es-Sevrî.”

Süfyân es-Sevrî’ye bir elbise hediye edildi ve bu elbiseyi hediye eden kimse ona dedi ki: “Ben bir hadis öğrencisi değilim, bu nedenle bunu reddetme.” Süf yân es-Sevrî dedi ki: “Biliyorum sen hadis öğrencisi değilsin fakat senin kardeşin benden hadis dinliyor. Bu nedenle ben kalbimin diğer öğrencilerden daha çok kardeşine meyletmesinden korkarım.

Kuteybe b. Saîd şöyle dedi: “Şayet Süfyan olmasaydı takva diye bir şey olmazdı.”

Abdülaziz el-Kureşî, Süfyân es-Sevrî’yi şöyle derken duydum, dedi: “Zahit ol ki Allah sana dünyanın kusurlarını göstersin, takvalı ol ki Allah senin hesabını hafifletsin, seni şüpheye sevk eden bir şeyden uzak dur ve dininin sapasağlam olma si için şüpheyi yakîn ile değiştir.”

Kubeysa, Süfyân es-Sevrî’yi şöyle derken duydum, dedi: “Zühd hayatı olmadan ilim olmaz. Ölülerin yaşayanlarda kıskandığı şeyleri [güzel ahlak, zikir ve salih amel] kıskan. İnsanları amelleri miktarınca sev. İtaat esnasında kibirlenme ve masi yet zamanında ise masiyete engel ol.”

el-Ömerî şöyle dedi: “Ey Kurralar! Süfyân es-Sevrî öldü, (yiyiniz dünyayı) alın dünya sizin olsun.”

Hafs b. Giyâs “Süfyân es-Sevrî’yi zikretti ve şöyle dedi: “Süfyân ve Süfyân’in meclisi dünyadan elini çekti.”

Yahyâ b. Yemân, Süfyân es-Sevrî’nin şu beyiti tekrarladığını söyledi: “Ahiretlerini dünya için sattılar ne kadar da kötü bir ticaret yaptılar.”

4- İbadetleri ve Allah Korkusu

Ali b. Fudayl şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî’yi Kâbe’nin etrafında secde ederken gördüm, o başını kaldırmadan yedi haftatavaf yaptı.”

İbn Vehb şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî’yi akşam namazını kıldıktan sonra namaz kılarken gördüm, sonra öyle bir secdeye vardı ki yatsı namazına çağrılıncaya kadar başını secdeden kaldırmadı.
Adamın biri Süfyân es-Sevrî’ye bana nasihat et dedi: Süfyân es-Sevrî ona dedi ki: “Dünyada kalacağın kadar dünya için, ahirette kalacağın kadar da ahiret için çalış. “885 Abdullah b. Abdân Ebû Muhammed el-Beğalânî şöyle dedi: “Abdullah bize bir adamın Süfyan es-Sevrî’yi takip ettiğini söyledi. Süfyân es-Sevrî her gün bir tuğla arasından kâğıt çıkarıp sürekli o kâğıda bakıp sonra onu yerine koyuyordu. Adam bu kâğıtta ne olduğunu öğrenmek istedi ve kâğıdı eline alıp ne yazdığına baktı ve kâğıtta şöyle yazıyordu: “Süfyân, Allah’ın önünde olduğunu hatırla.”

Saîd b. Sadaka Ebû Mühelhel şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî, elimden tuttu ve beni bir dağa çıkardı ve insanların olduğu yoldan belirli bir yere çekildik. Süfyân ağladı ve sonra şöyle dedi: “Şayet içinde bulunduğun dönemin insanlarından uzak durabiliyorsan işte bunu yap. Vücuduna dikkat et ve sakin sultanlara yaklaşma. Şayet onlara bir ihtiyacın olsa bile bunu onlardan değil Allah’tan iste. Başına bir şey geldiğinde Allah’a sığın. Bütün insanlardan uzak durman gerekir. Şayet bir ihtiyacın olduğunda bu ihtiyaçlarını kendi katında kolayca halledecek olan! Allah’tan iste. Şayet ben Kûfe’de birinden on dirhem borç para alsam, o gider gelir herkese anlatır ve der ki: Süfyân benim yanıma geldi benden borç istedi ve ben ona borç verdim.”

Müzâhim b. Zafer şöyle dedi: Süfyân es-Sevrî, bize akşam namazı kıldırıyordu “B” (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.) ayetine geldiğinde ağlamaya başladı ve okumayı bıraktı. Sonra tekrar baş BB” .(الحمد الله…) tan aldı.

Atâ el-Haffaf şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî ile her ne zaman karşılaştıysam ağ liyordu. Ona dedim ki: Neyin var? Dedi ki “Ümmü’l-Kitâb”ta bedbaht olmaktan korkuyorum.”

Abdurrahman Rüsteh şöyle dedi: İbn Mehdî şöyle diyordu: “Süfyân es-Sevrî yanımda duruyordu ve birden ağlamaya başladı. Niçin ağlıyorsun? diye soruldu ğunda, dedi ki: “Günahlarım üzerine yemin olsun ki -o esnada yerden bir şey alıp kaldırdı- benim günahlarımla ilgili bir korkum yok fakat ben ölmeden önce imani min elden gitmesinden korkuyorum.”

Yahyâ el-Kattân şöyle dedi: “Süfyân’dan daha faziletli başka hiçbir adam görme dim. Hadis dersleri olmasaydı öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı arasında namaz kılardı ancak hadis müzakeresi olduğunu duyduğunda namazı bırakır ve hemen gelirdi.”

Abdurrahman b. Mehdî şöyle dedi: “Biz Süfyân es-Sevrî ile birlikte olduğumuz zaman ona sanki hesap veriyormuş gibi bir hal oldu ve biz o esnada onunla konuş maya cesaret edemezdik. Biz ona hadis zikrini hatırlatırdık ve bu huşu hali üzerin den gittiğinde tekrar “……” diyerek hadis rivayet etmeye devam ederdi.”

5- Sünnete Tabi Olması

Şuayb b. Harb şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî’ye dedim ki bana öyle bir hadis söyle ki bu hadisle Allah, için faydalı işler yapayım ve Allah’ın önüne dur duğumda ve beni bununla ilgili hesaba çektiğinde diyeceğim ki: “Ya Rab! Banal bu hadisi Süfyân söyledi. Ben kurtulacağım ve sen cezalandırılacaksın.” Süfyân es-Sevrî dedi ki: “Yaz bakayım, Bismillâhirrahmânirrahîm, Kur’ân-ı Kerîm Allah ‘in kelamıdır ve mahluk değildir. Allah’tan gelmiştir, tekrar ona dönecektir. Iman; ikrar, amel ve niyettir. İman artar ve eksilir. İki şeyh [Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer] bu görüşleri benimsemişlerdir. Sana bütün yazdırdıklarım fayda sağlayacak; topuklara mesh etmeyi, namazda besmeleyi gizlemenin açıktan okumaktan daha efdal olduğunu, kadere inanmayı, iyinin ve facirin arkasında namaz kılmanın caiz olduğunu, cihadın kıyamet gününe kadar geçerli olduğunu, adil ve zalim sultanın sancağı altında sabretmeyi bileceksin.” Dedim ki “Ey Ebû Abdullah, iyinin veya facirin arkasında bütün namazları kılmak caiz mi?” Dedi ki: “Hayır sadece Cuma ve Bayram namazlarında kime yetiştiysen onun arkasında namazı kıl. Ancak diğer na mazlarda seçim hakkı senin kime güveniyorsan ve ehli sünnet olduğunu biliyorsan namazı onun arkasında kıl. Ve şayet bir gün Allah’ın önünde durduğunda ve Yüce Allah sana tüm bunlarla ilgili sorduğunda: Ya Rab! Bütün bunları bana Süfyân es-Sevri söyledi.” de ve sonrasını benimle Rabbimin arasına bırak.”

ez-Zehebî dedi ki: “Bu [yukarıda zikredilen rivayet] Süfyân’dan sabittir.”

6- Yaşadığı Sıkıntılar ve Hakkın Sancağını Yükseltmesi

Davûd babasının şöyle dediğini rivayet etti: “Süfyân es-Sevrî ile birlikteydik ve tam namaz vakti uyuyan bir polisin yanına geldik. Polisi uyandıracaktım Süfyan es-Sevrî dedi ki: “Bırak onu.” “Ya Ebû Abdullah! O, namaz kılacak” dedim. Dedi ki: “Bırak onu Allah onu islah etsin. Bunlar uyumadığı sürece insanlara huzur yok.”
Ata b. Müslim dedi ki: “Mehdî, halife olduğu zaman Süfyân es-Sevrî’yi yanına çağırttı ve Süfyân onun huzuruna girdiğinde Mehdi, parmağındaki yüzüğü çıkarttı ve ona doğru attı ve ona dedi ki: “Ya Ebû Abdullah! Bu benim yüzüğüm, kitap ve sünnetle bu ümmet için çalış.” Süfyân es-Sevrî, yüzüğü eline aldı ve dedi ki: “Müminlerin emiri konuşmam için müsaade eder mi?” Mehdi: “Evet” dedi. Süfyân es-Sevri: “Konuştuğumda güvende olacak mıyım?” Mehdi: “Evet” dedi. O zaman Süfyân es-Sevrî şöyle dedi: “Ben kalkıp sana gelinceye kadar beni bir daha çağırtma ve ben senden bir şey istemedikçe bir daha bana bir şey verme.” Mehdî çok kızdı ve bunun hesabını ondan sormak istedi. Fakat kâtibi ona şöyle dedi: “Ona sen eman vermemiş miydin ey müminlerin emiri?” Mehdî: “Evet, ben verdim.” dedi. Süfyân es-Sevri, Mehdi’nin yanından çıktığında ashabı onun etrafına toplandılar ve ona de diler ki: “Ya Ebû Abdullah! Kitapla ve sünnetle bu ümmet için çalışman emredildi, seni bunu yapmaktan alıkoyan şey ne?” Dedi ki: “Onlarda akıl yok.” Sonra çıktı ve hemen Basra’ya kaçtı.

İbn Sa’d, “Tabâkât” adlı eserinde şu rivayeti nakletti: “Süfyan tutuklanmak is tendiğinde Mekke’ye kaçtı ve Müminlerin Emiri el-Mehdî, Mekke valisi Muhammed b. İbrâhim’e, Süfyân es-Sevrî’yi tutuklayıp kendisine göndermesini talep ettiği bir mektup gönderdi. Mekke valisi durumu öğrendi ve Süfyân’a dedi ki: “Şayet geri dön mek istiyorsan ortaya çık seni onlara göndereyim ancak oraya dönmek istemiyorsan saklanacaksın.” Bunun üzerine Muhammed b. İbrâhîm, Süfyân’ı gizledi. [Ancak bu durumun anlaşılmaması için] Muhammed b. İbrâhîm onun yakalanması için karar çıkardı ve: “Her kim Süfyân es-Sevrî’yi getirirse şöyle şöyle…diye” Mekke’de ilan verilmesini emretti. Süfyân es-Sevrî, Mekke’de saklanmaya devam etti ancak o bura da sadece ilim ehli ve kendisinden korkmayan kimselerle görüşüyordu.”

Dediler ki: Süfyân, Mekke’de tutuklanmaktan korktu ve Mekke’den çıktı ve Basra’ya gitti. Yahyâ b. Saîd b. el-Kattân’ın evinin yakınlarına geldi ve evde oturan bazı kişilere dedi ki: “Yakınlarınızdan Hadis ehli olan biri var mi?” “Evet, Yahyâ b. Saîd.” dediler. Süfyân es-Sevrî, “Onu bana getirin.” dedi. Yahyâ b. Saîd b. el-Kattân’ı, Süfyân es-Sevrî’nin yanına getirdiler. Ve Yahyâ b. Saîd’e dedi ki “Ben altı yedi günden beri buradayım”. Yahyâ b. Saîd, onu yanına aldı ve kendisi ile onun kaldığı yer arasında bir kapı açtı. Basra’da bulunan hadis ehli kimseler onun yanına geliyor ona selam veriyorlar ve ondan hadis dinliyorlardı. Basra ehlinden onun yanına hadis dinlemeye gelenler arasında; Cerîr b. Hâzım, el-Mübârek b. Fedâle, Hammâd

a. Seleme, Merhum el-Attâr, Hammad b. Zeyd vd. kimseler vardı. Aynı şekilde onun yanına Abdurrahman

b. Mehdî de geliyor ve onun yanında kalıyordu. O günlerde Abdurrahman ve Yahya ondan dinledikleri hadisleri yazıyorlardı. Abdurrahman ve Yahyâ, Süfyân es-Sevrî’nin yanına gelmesi için Ebû Avâne ile konuştular ancak o bunu kabul etmedi ve dedi ki:

“Beni tanımayan bir adamın yanına nasıl giderim?” Bir vakit Ebû Avâne, Mekke’de Süfyân es-Sevrî’ye selam verdi ancak Süfyân, ona karşılık vermedi. Bu konuyu Süf yân es-Sevrî ile konuştular ve dedi ki: “Ben onu tanımıyorum.” Süfyân es-Sevrî, Yah yâ b. Saîd’in yanındaki yerinin deşifre olmasından korktuğunda Yahyâ b. Saîd’de dedi ki: “Benim yerimi değiştir.” Yahyâ b. Saîd, onu el-Heysem b. Mansûr el-A’racî b. Beni Sa’d b. Zeyd Menât Benî Temîm’in evine gönderdi ve Süfyân es-Sevrî, burada kalma ya devam etti. Hammâd b. Zeyd, Süfyân es-Sevrî sultan aleyhinde konuşmaması ve bu konuda temkinli olması için onunla konuştu. Süfyân es-Sevrî dedi ki: İşte tam bu bidat ehlinin yaptığı bir şey ve biz bidat ehlinden korkuyoruz.” Sufyân ve Hammad, Bağdat’a gitmeye karar verdiler ve oraya gittiler.997

7- Hocaları ve Öğrencileri

Hocaları:

el-Hâfız dedi ki: Babasından ve Ebû İshâk eş-Şeybânî, Abdülmelik b. Umeyr, Abdurrahman b. Abbas b. Rebîa’, İsmâîl b. Ebî Hâlid, Seleme Ibn Küheyl, Târık b. Abdurrahman, el-Esved b. Kays, Beyân b. Bişr, Câmi’ b. Ebî Râşid, Habib b. Ebi Sâbit, Husayn b. Abdurrahman, el- A’meş, Mansûr, Muğîre, Hammâd b. Ebû Süleyman, Zübeyd el-Yâmî, Sâlih b. Sâlih b. Yahyâ, Ebû Husayn, Amr b. Murre, Avn b. Ebî Cüheyfe, Firâs b. Yahya, Fitr b. Halîfe, Muhârib b. Disâr, Ebu Mâlik el-Eşcaî (vd. Kufê ehlinden), Ziyâd b. Alâka, Âsım el-Ahval, Süleymân et-Teymi, Hamid et-Tavil, Eyyûb, Yûnus b. Ubeyd, Abdulaziz b. Refî’, el-Muhtâr b. Fulful, İsrâîl b. Ebî Musâ, İbrâhim b. Meysere, Habîb b. eş-Şehîd, Hâlid el-Hazzâi, Dâvud b. Ebî Hind, İbn Avni (ve Basra ehlinden bir grub), Zeyd b. Esleme, Abdullah b. Dînâr, Amr b. Dînâr, İsmail b. Ümeyye, Eyyûb b. Mûsâ, Cebele b. Süheym, Rebîa’, Sa’d b. İbrâhîm, Süheyl b. Ebî Sâlih, Ebü’z-Zinâd, Abdullah b. Muhammed b. Akil, İbn Acelân, İbnu’l-Münkedir, Ebû’z-Zübeyr, Muhammed, Mûsâ b. Ukbe, Hişam b. Urve, Yahyâ b. Saîd el-Ensârî ve Hicâz ehlinden belirli bir taifeden vd. Süfyan es-Sevrî, hadis dinlemiş ve hadis rivayet etmiştir. 898

Öğrencileri:

Süfyân es-Sevri’den sayılamayacak sayıda ravi hadis dinlemiş ve hadis rivaye tinde bulunmuştur ve bunlardan bazıları şunlardır: Hocalarından; Ca’fer b. Burkân, Husayf b. Abdurrahman, İbn İshâk vd., kendi akranlarından; Ebân b. Tağlib, Şu’be. Zäide, el-Evzâî, Mâlik, Züheyr b. Muâviye, Mis’ar vd., Abdurrahman b. Mehdî, Yahya b. Saîd, Ibn’ul-Mübârek, Hafs b. Giyâs, Ebû Esâme, İshâk b. Ezrâk, Ravh b. Ubâde, Zaide b. el-Habbâb, Ebû Zübeyde Useyr b. el-Kâsım, Abdullah b. Vehb, Abdurrâzık, Abdullah b. Dâvud el-Harebî, Fudayl b. Iyâd, Ebû İshâk el-Fezârî, Muhallid b. Yezid,

Muhallid b. Mikdâm, Muâz b. Muâz, Yahyâ b. Âdem, Yahya b. Yemân, Vekî’, Yezid b. Zerî’, Yezid b. Hârûn, Ebû Âmir el-Akdî, Ebû Ahmed ez-Zübeyrî, Ebû Nuaym, Abdullah b. Mûsâ, Ebû Huzeyfe el-Hindi, Ebû Âsım, Hallâd b. Yahyâ, Kubeysa, el-Feryâbî, Ahmed b. Abdullah b. Yûnus, Ali b. el-Ca’d vd. sikâ raviler.

8- Süfyân es-Sevrî’nin Güzel Sözleri

Abdullah b. Sâbik, Süfyân es-Sevrî’nin şöyle dediğini söyledi: “Zalimin yüzüne bakmak bile bir hatadır.”

Yûsuf b. Esbât, Süfyân es-Sevrî’nin şöyle dediğini söyledi: “Her kim zalimin kalması için dua ederse Allah’a karşı isyan etmeyi yeğlemiştir.”

Yahyâ b. Yemân Süfyân bize şöyle rivayet etti, dedi: “Îsâ b. Meryem dedi ki: Mâsiyet ehline kalbinizle buğz ederek Allah’a yaklaşınız, onlardan uzak durunuz ve Allah’ın rızasını kazanmaya çalışınız.” O sırada Süfyân’a şöyle dediler: “O zaman biz kimlerle oturup kalkacağız?” “Size Allah’ı hatırlatanlarla, sizi ahiret için çalışmanızı isteyenle ve konuştuklarıyla sizleri daha fazla amel etmeye sevk eden kimselerle.” dedi.902.

Muhammed b. Mansûr ve bir başka birisi şöyle dediler: “Süfyân dostları arasından emirlerden medet uman bir adamı azarladı ve adam ona dedi ki: “Ey Ebû Abdullah! Benim çocuklarım var, bu nedenle muhtacım.” Süfyân dedi ki: “Omuzuna bir çuval alıp kapı kapı dolanman onlardan bir şey istemek için emirlerin yanına gitmenden daha hayırlıdır.”

Huzeyfe el-Mera’şiyyu, Süfyân es-Sevrî’nin şöyle dediğini söyledi: “Allah’ın beni hesaba çekeceği on bin dirhem bırakmam, benim bir insana muhtaç olmamdan daha iyidir.”

Halef b. Temîm, Süfyân es-Sevrî’nin şöyle dediğini duydum, dedi: “Kadınların bacaklarına düşkün olan bir kimse, iflah olmaz.”

Abdullah b. Bişr şöyle dedi: “Hadis bir şereftir, zenginliktir. Her kim onunla dünyada bir şey kazanmak isterse, dünyada ve her kim de ahirette kazanmak isterse, ahirette kazanır.
Ebû Üsâme, Süfyân es-Sevrî’nin şöyle dediğini duydum dedi: “Bizim nezdimizde ilim, sağlam bir şekilde [fıkıhta] ruhsat vermedir, aşırıya kaçmayı herkes kolay bir şekilde yapabilir.”

Feryâbî, Süfyan es-Sevrî’nin şöyle dediğini duydum, dedi: “Benim en çok sevdiğim şey, Hadis ehli bir kimsenin kimseye muhtaç olmamasıdır. Çünkü bütün sıkıntılar en hızlı ona ulaşır ve insanların dili onlara çok hızlı bir şekilde uzanır.”

Zeyd b. Ebî Zerkâ şöyle dedi: “Biz Süfyân’ın kapısında nüshaları tashih eder ken Süfyân kapıya çıktı ve dedi ki: “Ey gençler! Bu ilmin [Hadis ilmi] bereketinden istifade ediniz, belki sizlerden bazıları birinin idrak ettiğini diğeri idrak edememiş olabilir bu nedenle birbirinizden istifade edebilmeniz için birlikte çalışınız.”909

Hafs b. Amr şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî, Abbâd b. Abbâd’a bir mektup yazdı: “Konuya gelince; Sen, Peygamber’in ashabının bile yaşamak istemediği ve böy le bir dönemde yaşamaktan Allah’a sığındıkları bir zaman dilimi içerisindesin, ki onların ilimleri bizim ilmimiz gibi değildi. Dahası onların ayakları bizden daha sağlam yere basıyordu. Bizlere ne oldu da bizler; ilmin ve sabrın kit, hayır için yardımlaşmanın az, insanların fesat ve dünyanın gam ve keder dolu olduğu bir döneme denk geldik. Senin selefi örnek alman ve onların yoluna tutunman ve kendi kabuğuna çekilmen gerekir. Çünkü bu zaman insanlardan uzak durulması gereken bir zaman dır. Uzlete çekil ve insanlar ile olan irtibatını en aza indir. Eskiden insanlar birbirleri ile biraraya gelirler ve birbirlerinden istifade ederlerdi. Ancak bugün böyle bir şey kalmadı. Bugün kurtuluşu insanları terk etmede, onlardan uzak durmada görüyoruz. Sakın hükümdarlardan birine yaklaşma ve onlarla hiçbir şeyini paylaşma. Sakın onlara aldanma! Biz mazlumların haklarını savunuyoruz ve onlara yardım ediyoruz, diyerek seni aldatırlar ki bu şeytanın bir hilesidir. Ve şöyle söylenir: “Cahil abidin ve facir âlimin fitnesinden korkunuz. Onların fitnesi her yere uzanır.” Sana bir mesele geldiğinde veya senden bir konu ile ilgili bir fetva geldiğinde bunları al ancak baş kaları ile rekabete girmeye çalışma. Sakın fetvası ile amel edilmeyi seven, sözüyle meşhur olma derdinde olan veya sözü dinlenilen kimselerden olmaya çalışma. Tüm bunları terkedersen bilinirsin, tanınırsın. Riyaset sevdasından uzak dur ki, kişi riya seti altından, gümüşten bile daha fazla arzular ve o, sadece feraset sahibi alimlerin basiretleri dışında kimsenin idrak edemediği kapalı bir kapının eşiğindedir. İçini kontrol et ve iyi bir niyetle amel et. Bil ki insanlar, kişinin ölümü bile arzuladığı bir döneme yaklaştı. Vesselam..

Ahmed ez-Zübeyrî şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî’nin dostlarından biri Süfyân es-Sevri’ye bir mektup yazdı ve ona dedi ki: Bana az ve öz bir şekilde nasihatte bu lun.” Süfyân es-Sevrî ona şunları söylediği şu bir mektubu yazdı: “Allah, bizlere sağlık, sıhhat ve afiyet versin ve seni bütün kötülüklerden korusun. Aziz kardeşim! Bu dünyanın dertleri bitmez, sevinci daim olmaz ve dünya meşguliyeti ömür boyu devam eder. Kendini kurtarıncaya kadar çalış ancak biraz acele et ki kaybedenlerden olmayasın. Vesselam…”

9- Şiirlerinden Kesitler

Abdullah b. Zeyyâd, Muhammed b. Bişr’den rivayetle Süfyân’ın şöyle dediğini söyledi: “Eğer sen heybende takva ile yolculuğa çıkmaz ve öldükten sonra heybesini takva ile dolduranlarla karşılaşırsan

Sonra onlar gibi heybeni takva azığı ile doldurmadığın için pişman olursun.”

Muhammed b. Abdullah et-Tenâfisî, Süfyân’ın şöyle dediğini duydum dedi: “Gençliğini takva dolu bir hayat içerisinde geçirirsen ömrünün sonunda mutlu olursun.”

Müzâhim b. Züfer, Süfyân es-Sevri’yi Ibn Hittân’ın şu beyitlerini söylerken duydum, dedi:

“Aç ve açık olmalarına rağmen dünyadan vazgeçmeyen sefilleri gördüm,

Ki dünya bir anda dağılıp giden yaz bulutu gibi.”

Süfyan es-Sevrî şöyle dedi:

“Şayet yarın gideceğin yer cennetse, bu dünyada fakir veya sefil olmanın bir ziyanı yok

Mescide giderken onu eski elbiseler içerisinde korkulu, kederli ve üzüntülü görürsün.”915

Sonra kendine şöyle dedi:

Cehennem ateşine dayanamayan ey nefsim ne oluyor ki sana? Artık gelmedi mi zamanı doğru yolu bulmanın
Zekeriyâ b. Âdi es-Sevrî’nin şu beyitleri okuduğunu söyledi:

“Dinsiz olmayı kabul eden ve bu dünyadaki en yüksek makama kimseler gördüm, talip olan

Siz de dünya malından uzak durun, bu dünyaya tamah edenlerin dinden uzak durduğu gibi.”

10- Vefatı

Süfyân es-Sevrî, Hükümdar el-Mehdî’ye ya da Ya’kub b. Dâvûd’a bir mektup yazdı ancak yazdığı mektuba [hitap kısmına hükümdarın ismi ile başlaması gerekir ken] kendi ismi ile başladı. Ona dediler ki: Onlar böyle bir şeye çok kızıyorlar. Son ra mektuba onların isimleri ile başladı. Hükümdarlardan onun bu yazdığı mektuba şöyle cevap geldi: “Bizlere yaklaşır, bizim sözümüzü dinler ve bizlere itaat edersen bir yerin olur.” Süfyân es-Sevrî, onların yanına gidecekti ancak çok şiddetli bir şekil de hasta oldu. Ölüm kapısına geldi dayandı ve bunu hissettiğinde Süfyân es-Sevrî, ağlamaya başladı. Merhûm b. Abdülaziz ona: “Ey Ebû Abdullah niçin ağlıyorsun? Sen ibadet etiğin Rabbine kavuşacaksın.” Dediğinde, Süfyân es-Sevrî sakinleşti ve ağlamayı bıraktı. Süfyân es-Sevrî dedi ki: “Küfeli dostlarımızın nerede olduğuna bir bakınız. Abedân’a bir mektup gönderdiler ve Abdurrahman b. Abdülmelik Ebcer, el-Hasan b. Ayyâş -Ebû Bekr b. Ayyâş’ın kardeşi-, Süfyân es-Sevrî’nin yanına gel diler. Süfyân, Abdurrahman b. Abdulmelik’e cenaze namazını kıldırmasını vasiyet etti. Abdurrahman b. Abdülmelik ve el-Hasan b. Ayyâş vefat edinceye kadar onun yanında kaldılar. Vefat ettiğinde hiç beklenmedik bir anda Süfyân es-Sevrî’nin ce nazesini Basra halkının önüne çıkardılar ve herkes onun vefatından haberdar oldu. Süfyân es-Sevrî’nin bizzat kendisinden razı olduğu, salih bir adam olan Abdur rahman b. Abdülmelik, onun namazını kıldırdı. Abdurrahman b. Abdülmelik defin esnasında Hâlid b. Hâris ile birlikte onun kabrine indiler ve onu birlikte defnettiler. Cenaze işlemleri bittikten sonra Abdurrahman b. Abdülmelik ve el-Hasan el-Ayyâş Kûfe’ye gittiler ve Süfyân es-Sevrî’nin vefat ettiğini ailesine haber verdiler.”

Abdurrahman b. Mehdî şöyle dedi: “Sultan nedeniyle onun cenazesini gece çi kardık ve gece taşıdık. Ancak gecenin gündüzden farkı yoktu.” Onun karnından bir rahatsızlığı vardı ve bu rahatsızlığı için onu şöyle derken duydum: “Her şey açığa çıktı, açığa çıktı.”

Yahyâ el-Kattân şöyle dedi: “Süfyân es-Sevrî, H. 161 yılının başında vefat etti.
ez-Zehebî şöyle dedi: “Süfyan es-Sevrî’nin vefat tarihinin doğrusu H. 161 se nesinin Şaban ayıdır. Aynı şekilde tarihçi el-Vâkidî bu tarihi işaret etmiştir. Halife, Süfyan es-Sevri’nin vefat tarihini H. 162 yılı olarak zikretmiş ve yanılmıştır.

Damre şöyle dedi: “Hammâd b. Zeyd, Süfyân es-Sevrî’yi elbiseleri ile birlikte yatağa yatırdı ve dedi ki: “Ey Süfyân! Bugün seni çok hadis rivayet ettiğin için değil, yaptığın salih amellerin için kıskanıyorum.”

Abdurrahman b. Mehdî şöyle dedi: “Süfyan es-Sevrî’yi defnettiğimiz gün, Cerir b. Hâzım ve Hammâd b. Zeyd yanıma geldiler ve bana dediler ki: “Bizimle sen de gel ve ben de onlarla çıktım. Yolda beraber yürürken Cerîr b. Hâzım şöyle dedi:

“Her kim yüce bir değer için ağlamak isterse Süfyân es-Sevrî için ağlasın.” Sonra Mehdî şöyle dedi: “Ben onun okumak için bir şiir hazırladığını zannettim ancak sustu ve onun ardından Abdullah b. es-Sabbâh şöyle dedi:

“Onun için ben ağlıyorum çünkü o gitti, ancak onun fazileti taptaze, gencecik bir dal gibi.”

Allah, ona geniş merhameti ile muamelede bulunsun ve olgun meyvelerin sarktığı yüce cennetine dahil etsin.

Kaynak: 40 büyük islam alimi

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answers ( 2 )

    1
    2025-05-12T20:18:01+03:00

    Süfyân es-Sevrî Kimdir?

    Süfyân es-Sevrî (H. 97-161 / M. 715-778), İslam tarihindeki en önemli âlimlerden biri olup, hadis, fıkıh, zühd ve takva alanlarında derin bir etki bırakmış Kûfeli bir müçtehit ve zahiddir. Tam adı Süfyân b. Saîd b. Mesrûk b. Râfi b. Abdullâh’tır. Babası Saîd b. Mesrûk, Kûfe’nin güvenilir hadis âlimlerinden biriydi ve Süfyân, ilim yolculuğuna babasından aldığı eğitimle başlamıştır. Kûfe’de doğan Süfyân, ilmiyle amel eden, takvası ve cesaretiyle tanınan bir şahsiyet olarak döneminin önde gelen imamlarından biri olmuştur.

    Hayatı ve Özellikleri
    Doğumu ve Memleketi
    Süfyân es-Sevrî, H. 97 yılında Kûfe’de doğmuştur. Halife Süleymân b. Abdülmelik döneminde dünyaya gelen Süfyân, Kûfe’nin ilim ortamında yetişmiş, ancak H. 155 yılında Kûfe’den ayrılarak bir daha geri dönmemiştir. Babası, genç tâbiîlerden sayılan bir muhaddis olup, Süfyân’a hadis ilmini öğrenme konusunda rehberlik etmiştir.
    İlim ve Âlimlerle İlişkisi
    Süfyân, hadis ve fıkıh alanında geniş bir ilim dairesine sahipti. Hocaları arasında Ebû İshâk eş-Şeybânî, el-A’meş, Mansûr, Hammad b. Ebû Süleyman gibi isimler yer alırken, öğrencilerinden İbnü’l-Mübârek, Yahyâ b. Saîd, Mâlik b. Enes ve Fudayl b. İyâd gibi önemli şahsiyetler bulunur. Hadis ilminde “Emîrü’l-Mü’minîn” olarak anılacak kadar güvenilir bir ravi kabul edilmiştir.
    Zühd ve Takvası
    Süfyân es-Sevrî, zühd hayatıyla örnek bir şahsiyettir. Dünyaya tamah etmemiş, sade bir yaşam sürmüş ve takvayı hayatının merkezi yapmıştır. Onun zühd anlayışı, dünyadan tamamen el etek çekmek değil, kalbin dünyaya bağlanmaması ve her an ölümü beklemek üzerineydi. Rivayetlere göre, vefat ettiğinde üzerinde doğru dürüst bir elbise bile bulunmamaktaydı.
    İbadet ve Allah Korkusu
    Süfyân’ın ibadet hayatı, derin bir Allah korkusu ve huşu ile doluydu. Kâbe’de uzun secdeler yaptığı, namaz aralarında sürekli ibadetle meşgul olduğu rivayet edilir. Bir keresinde, günahlarından değil, imanını kaybetme korkusundan ağladığı nakledilmiştir. Onun bu hassasiyeti, çevresindekilere de tesir etmiştir.
    Sünnete Bağlılığı
    Süfyân, sünnete sıkı sıkıya bağlı bir âlimdi. Bidatlerden uzak durmuş, Kur’ân’ın mahluk olmadığını savunmuş ve Ehl-i Sünnet’in temel prensiplerine bağlı kalmıştır. Cuma ve bayram namazlarında zalim yöneticilerin ardında namaz kılmayı caiz görse de, diğer namazlarda ehli sünnet imamları tercih etmeyi öğütlemiştir.
    Yaşadığı Sıkıntılar
    Süfyân es-Sevrî, hak bildiği yolda cesur bir duruş sergilemiş ve bu nedenle Abbâsî halifeleriyle sık sık karşı karşıya gelmiştir. Halife el-Mehdî tarafından aranmış, Mekke ve Basra’da saklanmak zorunda kalmıştır. Sultanlara yaklaşmaktan kaçınmış, onların hediyelerini reddetmiş ve bağımsız bir duruş sergilemiştir.
    Âlimlerin Süfyân’a Övgüleri
    Vekî: “Süfyân bir okyanustu.”
    el-Evzâî: “Ravilerin sıhhatine ve ricallerin güvenilirliğine Süfyân’dan daha fazla yoğunlaşan kimse olmadı.”
    İbn Mübârek: “Yeryüzünde Süfyân’dan daha bilgili birini bilmiyorum.”
    Yahyâ b. Saîd: “Süfyân ile Şu’be ihtilaf ettiğinde, Süfyân’ın dediği doğru çıkardı.”
    Güzel Sözleri
    “Zahit ol ki Allah sana dünyanın kusurlarını göstersin, takvalı ol ki Allah senin hesabını hafifletsin.”
    “Zühd, dünyadan beklentileri en aza indirmek ve her an ölümü beklemektir.”
    “Zalimin yüzüne bakmak bile bir hatadır.”
    “Hadis bir şereftir, zenginliktir. Onunla dünyada kazanmak isteyen dünyada, ahirette kazanmak isteyen ahirette kazanır.”
    Vefatı
    Süfyân es-Sevrî, H. 161 yılının Şaban ayında Basra’da vefat etmiştir. Cenazesi, sultan baskısı nedeniyle gece gizlice kaldırılmış, ancak büyük bir kalabalık tarafından uğurlanmıştır. Abdurrahman b. Abdülmelik tarafından cenaze namazı kıldırılmış ve defin işlemleri tamamlanmıştır. Onun vefatı, İslam dünyasında derin bir üzüntü yaratmış, âlimler tarafından büyük bir kayıp olarak görülmüştür.

    Değerlendirme
    Süfyân es-Sevrî, ilmi, takvası, zühdü ve cesaretiyle İslam tarihindeki en mümtaz şahsiyetlerden biridir. Onun hayatı, ilim talebeleri ve Müslümanlar için bir rehber niteliğindedir. Ancak, onunla ilgili rivayetlerde abartılar veya mezhepsel önyargılar bulunabileceği için, nakilleri sahih kaynaklardan teyit etmek önemlidir. Süfyân’ın hayatı, Allah’a teslimiyet, dünyaya karşı zühd ve hak yolunda cesaretin eşsiz bir örneğidir.

    Kaynak: 40 Büyük İslam Âlimi ve ilgili biyografik eserler.

    1
    2025-05-12T20:25:31+03:00

    Süfyân es-Sevrî Kimdir? Kısaca

    Süfyân es-Sevrî (97-161/715-778), İslam’ın erken döneminde yetişen büyük bir hadis, fıkıh ve tasavvuf alimi, müçtehit ve zâhiddir. Kûfe’de doğmuş, hadis ilmindeki derin bilgisi, takvası ve zühd hayatıyla tanınmıştır.

    Hayatı ve İlmi Kişiliği

    İsmi ve Nesebi: Tam adı Süfyân b. Saîd b. Mesrûk es-Sevrî’dir. Sevr kabilesine mensuptur.

    Doğumu: Hicrî 97 (Miladî 715) yılında Kûfe’de doğdu. Babası Saîd b. Mesrûk da güvenilir bir hadis âlimiydi.

    Eğitimi: Küçük yaşta hadis ilmine yöneldi. A‘meş, İbrâhim en-Nehaî, Şa‘bî, Mansûr b. Mu‘temir gibi dönemin önde gelen âlimlerinden ders aldı.

    Hocaları: 600’den fazla hocadan hadis rivayet etti.

    Öğrencileri: Abdurrahman b. Mehdî, Yahyâ el-Kattân, Şu‘be b. Haccâc, Abdullah b. Mübârek, Fudayl b. İyâz gibi meşhur âlimler ondan ilim tahsil etti.

    İlmi Yönü

    Hadis İlmi: Hadiste “Emîrü’l-Mü’minîn fi’l-Hadîs” (Hadiste Müminlerin Emiri) unvanıyla anıldı. Binlerce hadis rivayet etti ve hadislerin sıhhatini titizlikle inceledi.

    Fıkıh: Kendine ait bir fıkıh mezhebi oluşturdu (Sevriyye Mezhebi), ancak zamanla yaygınlaşmadı. Hanefî ve Şâfiî mezhepleri onun görüşlerinden etkilendi.

    Zühd ve Takva: Dünya malına değer vermeyen, ibadete düşkün bir hayat yaşadı. Geceleri namaz kılar, gündüzleri oruç tutardı.

    Sultanlara Karşı Tavrı
    Abbâsî yönetiminin baskılarına karşı çıktı, adaletsizliği eleştirdi. Halife Mehdî-Billâh’ın çağrısına uymayarak Mekke’ye hicret etti.

    “Sultanlardan uzak durun!” tavsiyesiyle meşhurdur.

    Vefatı
    Hicrî 161 (Miladî 778) yılında Basra’da vefat etti. Cenazesine büyük bir kalabalık katıldı.

    Önemli Sözleri
    “Zühd, az yemek ve kaba giyinmek değil; dünya beklentisini azaltıp ölümü çok hatırlamaktır.”

    “İlim, ruhsat vermektir; herkes aşırılık yapabilir.”

    “Zalimin yüzüne bakmak bile hatadır.”

    Eserleri
    el-Câmi‘u’l-Kebîr (Hadis)

    el-Câmi‘u’s-Sağîr

    Kitâbü’l-Ferâiz

    Süfyân es-Sevrî, hadis, fıkıh ve zühd alanında İslam ilim geleneğinin öncülerindendir. İlmiyle amel eden, takvasıyla öne çıkan ve sultanlara boyun eğmeyen bir âlim olarak tarihe geçmiştir.

    Allah rahmet eylesin.

    Best answer

Leave an answer