Share
Zahiri Mezhebi
Question
Zahirî Mezhebi
Zahirî mezhebinde abdest ve gusülde çok su kullanmak, abdest organlarını üçten fazla yıkamak ve başı üçten fazla meshetmek mekruhtur. Çünkü Hz. Peygamber’den bundan fazla yıkanacağı veya mes-hedileceği (hakkında bize bilgi) gelmemiştir.
Ayrıca şu rivayet de bunun delilidir: Hz. Ali organlarını üçer defa yıkayarak abdest aldı ve: “Hz. Peygamber’i böyle gördüm” dedi. Abdullah b. Ömer organlarını üçer defa yıkayarak abdest aldı ve bu davranışını Hz. Peygamber’e dayandırdı. Hz. Osman’dan da aynısı rivayet edilmiştir. İbn Hazm buna şu yorumu getirmektedir.
Bu rivayetlerde başı(n meshedilmesini) özel bir şekilde ifade eden bir şey yoktur.” (Yani başın üç defa meshedilmesi bu rivayetlere göre diğer organların üç defa yıkanması gibidir).
Bu yorumla beraber İbn Hazm başın meshedilmesi hususunda farklı sayılar bildiren rivayetlere de yer Vermiştir. Abdullah b. Zeyd’in hadisi şöyledir: “Hz. Peygamberin abdest aldığını gördüm. Yüzünü üç kere, ellerini iki kere yıkadı, başını da iki kere mesnetti.”
İbn Hazm Atâ’dan şunu naklediyor: “Başımı en çok üç kere meshederim. Bir avuçtan fazla su almam. Bundan ne eksik yaparım ne de fazla.”
İbn Cerir b. Hâzim’den ise şunu naklediyor: “Muhammed b. Sîrîn’i abdest alırken gördüm. Başını iki defa meshetti. Birinde daha önce ıslak olan eliyle, diğerinde yeni aldığı su ile başını meshetti.”
Ayrıca bunun (son rivayetin) Şafiî ve Davud’un kavli olduğunu söyledikten sonra şöyle dedi: “Suyu çok kullanmak tüm âlimlere göre kötü bir şeydir.
Benzeri konular:
Answer ( 1 )
Zahiri Mezhebi veya Zahirî Mezhebi, İslam hukukunda, özellikle 8. ve 9. yüzyıllarda gelişen ve dayandığı temel prensiplerle bilinen bir mezheptir. Bu mezhep, Kur’an ve Hadis’in zahirî (açık) anlamlarına dayanan bir yaklaşımı benimsemiştir. Diğer mezheplerden farklı olarak, Zahiri mezhebi özellikle metnin dış anlamına, lafzî (sözel) anlamına sıkı bir şekilde bağlı kalır ve metnin zahirine ters düşen yorumu reddeder. İşte bu mezhebin bazı temel özellikleri:
Temel Özellikleri:
Zahirîlik: Mezhebin adı olan “Zahiri”, kelime olarak “açık” veya “zahir” anlamına gelir. Zahiri mezhebi, dini metinlerin (Kur’an ve Hadis) açık ve belirgin ifadelerinin doğrudan kabul edilmesi gerektiğini savunur. Bu yaklaşımda, metnin dış anlamından sapma, anlam genişletme veya metaforik yorum yapma genellikle reddedilir.
Kur’an ve Hadis’e Bağlılık: Zahiri mezhebi, İslam hukukunun temeli olarak sadece Kur’an ve Hadis’i kabul eder. Diğer mezheplerin aksine, icma (toplumsal fikir birliği) ve kıyas (benzer durumlar arasında çıkarım yapma) gibi delilleri sınırlı kullanır veya kabul etmez. Zahiri alimleri, metnin zahirine aykırı hiçbir şeyin kabul edilmemesi gerektiğini savunurlar.
Fıkıh Metodu: Bu mezhepte, daha az soyut düşünceler ve daha fazla somut kurallar öne çıkar. Birçok İslam hukuk mezhebi, kıyas ve içtihat yoluyla hukuki çözümler üretirken, Zahiri mezhebi doğrudan Kur’an ve Hadis’e bakarak hüküm verir. Bu durum, daha “katı” bir yorum anlayışı yaratır.
Sosyopolitik Bağlam: Zahiri mezhebi, erken İslam toplumlarında özellikle Basra ve çevresinde güçlü bir yer edinmiştir. Mezhep, Emevi ve Abbâsî yönetimleri altında zaman zaman güçlü bir entelektüel hareket olarak öne çıkmış olsa da, zaman içinde diğer mezhepler karşısında daha marjinal bir konumda kalmıştır.
Zahiri Mezhebinin Kurucusu:
Zahiri mezhebinin kurucusu, Davud al-Zahiri (öl. 883) olarak kabul edilir. Davud al-Zahiri, fıkıh ve hadis alanında sistematik bir yaklaşım geliştirmiş ve “zahir” yani açık, doğrudan metin anlamına sıkı sıkıya bağlı kalmış bir okul kurmuştur.
Zahiri Mezhebinin Öne Çıkan Farkları:
Metinlerin Katı Yorumlanması: Diğer mezheplerin uyguladığı içtihatlar ve kıyas gibi yöntemler, Zahiri mezhebinde reddedilir veya en azından sınırlı bir şekilde kabul edilir.
İcma ve Kıyasın Reddedilmesi: Zahiri mezhebi, toplumun genel kanaatlerine (icma) ve benzer durumlar arasında çıkarımlar yapmaya (kıyas) karşı mesafeli durur. Bunun yerine, yalnızca metnin zahirine dayanılır.
Ahlaki Yorumların Azlığı: Zahiri yorumda daha az soyut ahlaki çıkarımlar yapılır. Her şey daha çok açıkça belirtilmiş metne dayanır.
Zahiri Mezhebinin Diğer Mezheplerle İlişkisi:
Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli Mezhepleri gibi diğer İslam hukuk mezhepleri, kıyas ve icma gibi daha geniş içtihat yöntemlerini kullanırken, Zahiri mezhebi daha dar bir çerçevede kalır ve metinlerin zahirine sıkı sıkıya bağlı kalır.
Eş’ari ve Maturidi Akılcı Yorumları ve özellikle Süfî akımlar gibi manevi yollarla yapılan yorumları da, Zahiri mezhebi kabul etmez veya bunlara şüpheyle yaklaşır.
Günümüzde Zahiri Mezhebi:
Zahiri mezhebi, günümüzde büyük oranda terk edilmiştir ve genellikle diğer mezheplerin gölgesinde kalmıştır. Ancak bazı kesimlerde, özellikle İbn Hazm gibi alimlerin görüşleri, hala etkili olmaya devam etmektedir. İbn Hazm (öl. 1064), Zahiri mezhebinin en önemli fikir liderlerinden biriydi ve fıkhî meselelerde metnin zahirine dayanan katı yaklaşımı savundu.
Öne Çıkan Zahiri Alimleri:
İbn Hazm: Endülüslü büyük bir Zahiri alimidir. “Al-Muhalla” adlı eseri, Zahiri mezhebinin en önemli fıkıh kaynaklarından biridir.
Dâvûd el-Zâhirî: Zahiri mezhebinin kurucusudur ve fıkıh alanında birçok eseri bulunmaktadır.
Sonuç olarak, Zahiri mezhebi, metinlerin zahirine dayalı bir yorum geleneğini savunmuş ve tarihsel olarak zaman zaman büyük etkiler yaratmış olsa da, daha geniş kabul gören içtihatçı yaklaşımlara göre marjinal kalmıştır. Yine de, özellikle metnin zahirine sadık kalmayı savunan anlayışı, İslam hukukunda önemli bir yere sahiptir.