Paylaş
Yemin ve kefaretleri
Question
YEMİN VE KEFFARETLERİ

Yemin çeşitleri ve kefaretleri diyanet
Yemin, Allah’ın adını ve sıfatlarını anarak sözü desteklemektir. “Vallahi, billahi, tallahi” gibi lafızlar başta gelen yemin sözleridir. Ayrıca “Kitaba yemin olsun ki, Kabe’ye and olsun ki, Allah şahit olsun, şu yemeği yemek bana haram olsun, şunu yaparsam şöyle olayım” gibi sözler de yemindirler ve söylendiği zaman sahibine bir sorumluluk yüklerler. Öyleyse, sadece Allah’ın adının anıldığı sözler değil, örfün yemin olarak kabul ettiği lafızlar da bu çerçevededir. Bu sebeple söylediğimiz sözlere dikkat etmeli ve dilimizi yemin etmeye alıştırmamalıyız. Çünkü yemin, sadece gerektiğinde başvurulması gereken bir yöntemdir. Gerekli gereksiz kullanıldığında hem dini bir mesuliyet ortaya çıkar hem de söyleyenin güvenilirliği kalmaz.
Allah’ı şahit göstererek verdiği sözünde durmayan ve yeminini bozan kimsenin sorumlu olduğu keffaret, Mâide Suresi 89. ayette açıklanmıştır. Buna göre, yemini bozma keffareti, ya bir köle azad etme, ya on fakiri sabah-akşam doyurmak, ya da on fakiri orta seviyede giydirmektir. Bunlara gücü yetmeyenlerin ise ardı ardına üç gün oruç tutmasıdır.
Esasen dinen yeminin üç kısmı vardır. Birincisi, dil alışkanlığıyla söylenen ve yemin amacı taşımayan sözlerdir. “Yemin-i Lağv” denen bu kısmın bir anlamı, sorumluluğu ve hükmü yoktur. Nitekim Kuranda şöyle
buyrulur: “Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Allah bağışlayıcı ve halimdir.” (1) İkincisi, yalan yere bilerek yapılan ve özellikle geçmişle ilgili söylenen “Yemin-i Gâmus”tur. Bunların günah yükünden keffaretle bile kurtulamayız. Büyük günahlardan birisi olması hasebiyle yalan yere yemin eden kimsenin tevbe, istiğfar yapmalı ve fakirlere sadaka vermelidir. Üçüncüsü ise, imkan dahilinde olan ve gelecekle ilgili bir konuda yapılan yeminlerdir. İşte bozulduğu zaman keffareti olan yemin bunlardır.
Sevgili Peygamberimiz “Kişinin elinde olmayan şeyde, Allah’a isyan konusunda ve sıla-i rahimi kesme hususunda yemin de yoktur adak da. Bir kimse bir şeye yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı olduğunu görürse, yeminini bırakıp o hayırlı olanı yapsın. Şüphesiz onu terk etmesi -bile- yeminine keffarettir” (2) buyurmuş ve haram şeylere yemin etmeyi men etmiştir. Böyle durumlarda ise yemini bozup keffaretini yaparak hayırlı ve güzel olana meyletmemizi emretmiştir.
Sevgili Peygamberimizin bir hadis-i şerifi ile tamamlıyorum: “Üç sınıf insan vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve kendilerini temize de çıkarmaz. Onlar için can yakıcı bir azâp vardır. Bunlar: ‘Elbisesinin eteğini yerde sürüyerek kibirlenen, yaptığı iyiliği başa kakan ve ticaret malını yalan yere yemin ederek satmaya çalışan kimselerdir.” (3)
——————-
1- Bakara, 2/225
2-Ebu Davud, Eyman 12.
3- Müslim, İman 171.
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Yemin, üç kısma ayrılır. Birincisi, kişinin alışkanlık etmiş olduğu yemindir, yemin amacı olmayan sözlerdir bu sözler. “Yemin-i Lağv” denmektedir bu yemin çeşidine. İkinci yemin çeşidi, yalan olduğunu bile bile; bilerek yapılan yeminlere “Yemin-i Gâmus” denmektedir. Bunların günah yükünden keffaretle bile kurtulamayız. Büyük günahlardandır. Tevbe ve istiğfar edip fakirlere tasadduk edilmesi gerekmektedir. Üçüncüsü ise, imkan dahilinde olan ve gelecekle ilgili bir konuda yapılan yeminlerdir. İşte bozulduğu zaman keffareti olan yemin bunlardır.
Yemin ve Kefaretleri konusuna genel bir bakış yapalım:
Yemin Nedir?
Yemin, bir kişinin doğruyu söylemek, bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair Allah’a verdiği sözdür. İslam’da yemin, kişinin bir konuda Allah’a yönelik olarak söz vermesi veya bir durumu tasdik etmesidir. Yemin, genellikle bir kişinin davranışlarını ya da sözlerini onaylamak amacıyla yapılır.
Yemin Çeşitleri:
Sözlü Yemin: Bir kişinin dilinden çıkan “Allah’a yemin ederim ki…” şeklindeki ifadeyle yapılan yemindir.
Bir Şeyin Gerçekliğini Onaylama Yeminleri: Mesela, “Allah’a yemin ederim ki, bu doğru” gibi ifadelerle gerçeği doğrulama.
Yapılacak veya Yapılmayacak Bir Şeyle İlgili Yeminler: Örneğin, “Allah’a yemin ederim ki, bunu yapacağım” veya “Allah’a yemin ederim ki, yapmayacağım” gibi yeminler.
Kefaret Nedir?
Kefaret, bir kişinin yeminini bozması veya yerine getirmemesi durumunda yerine getirmesi gereken bedel veya cezadır. Yani, bir kişinin yeminini tutamaması durumunda kefaret ödemesi gerekir. Kefaret, yeminini yerine getiremeyen kişiye verilen bir tür manevi ceza ya da telafi yöntemidir.
Yemin Kefareti
Yeminini tutmayan bir kişi, yeminini bozmadan önce bir kefaret ödemekle yükümlüdür. İslam’da yemin kefareti genellikle aşağıdaki seçeneklerden birini yerine getirmekle sağlanır:
On Bir Fakir Yedirmek: 10 fakire bir öğün yemek vermek.
İki Fakire Giysi Vermek: 2 fakire giysi vermek.
Ortalama Olarak 3 Gün Oruç Tutmak: Yeminini tutmayan kişi, 3 gün oruç tutarak kefaretini ödeyebilir.
Yemin Bozmanın Sonuçları
Eğer kişi yeminini bozarsa, bunun bir kefareti vardır. Bununla birlikte, yemin bozulmadan önce kişi gerçekten niyetini değiştirmiş olmalı ve eylem, doğru bir şekilde yapılmalıdır.
Hangi Durumlarda Yemin Bozulur?
Eğer kişi gerçekten önemli bir neden ile yeminini bozarsa, örneğin başkasının canını kurtarmak, yemin ettiği şeyi yapmanın günah olduğuna inanmak gibi durumlar.
Yemin, kötü bir amacı gerçekleştirmemek için de bozulabilir.
Yemin ve Kefaretin Önemi
Yemin, bir kişinin doğruyu söylemesi ve Allah’a verdiği sözde durması gerektiği anlamına gelir. Kefaret, insanın yaptığı yanlışları düzeltmeye çalışmasının ve sorumluluk taşımasının bir aracıdır.
Bu konuda daha fazla sorunuz veya detaylı bilgi almak istediğiniz bir şey var mı?