Tecessüs, gıybet ve su-i zan kavramlarının anlamları

Question

TECESSÜS VE GIYBET

Tecessus giybet ve su i zan

Toplumu oluşturan bireyler arasındaki ilişkiler, o toplumun niteliğini de belirler. Hoşgörünün olmadığı bir toplumda huzur ve güvenden söz edilemez. Kişilerin birbirlerine tahammülsüz yaklaşımları insan ilişkilerini, dolayısıyla toplum yapısını bozar.

   İslam dininde hoş karşılanmayan ve yasaklanan kötü huylardan birisi de; bir mü’minin eksiğini, kusurunu, gizli yanlarını ve hallerini araştırma anlamına gelen “Tecessüs”tür. Tecessüs ise büyük günahlardan sayılmıştır. Çünkü İslamiyet, insanların özel hayatlarının korunmasına ve aile mahremiyetine büyük önem vermiştir. Zira başkalarının kusur ve ayıplarını araştırmak ve bunları ifşa etmek insanlar arasındaki güveni sarsar, kırgınlık ve düşmanlıkların artmasına, kardeşlik, dostluk ve arkadaşlık bağlarının zayıflamasına sebep olur.

Hz Peygamber(S.A.S); “İnsanların kusurlarını araştırıp ortaya çıkarırsan onları fesada sürük-lemiş olursun”(1) buyurarak tecessüsün yıkıcı boyutuna dikkat çekmiştir

      Dinimiz bize insanın canı ve malı gibi haysiyet ve şerefine de hürmet göstermemizi emretmekte, buna uymayan tutum ve davranışlardan uzak durmamızı öğütlemektedir. Bu açıdan bakıldığında başkalarının kusurlarının araştırılmasının yasaklan-ması, insanın haysiyet ve şerefini koruma altına almaya yönelik bir tedbirdir.

      İşte bu önlemler çerçevesinde başkalarının evlerine izinsiz girmek, eşyalarını kurcalamak, araştırmak, cep telefonu ve bilgisayarını izinsiz açmak, mektupları okumak, kapıdan, pencereden gizlice dinlemek, gizli sırlarına vakıf olmak için küçük çocukları konuşturmak ve benzeri davra-nışlar ayıp ve günah sayılmıştır.

Bu konuda Peygamberimiz, müminlere ihtarda bulunarak şöyle buyurmuştur: Günahların en büyüklerinden biri de, haksız yere bir müslü-manın haysiyet ve şerefine dil uzatmaktır. (2)

İnsan ilişkilerini bozan en önemli toplumsal hastalıklardan birisi de “gıybet”tir. Gıybet “bir kişinin arkasından onun hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek” olarak tarif edilebilir. Genelde kişiyi arkasından çekiştirenler bir savunma olarak söylediklerinin doğru olduğunu, yalan söyleme-diklerini ifade etseler de bu, sonucu değiştir-meyecektir. Söz konusu kişilerin yaptıkları gıybettir. Eğer kişinin arkasından söylenen şeyler doğru değilse, bu iftira olur ki, bu durumda bu sözleri söyleyen kişi yalan söyleyerek büyük bir günah daha işlemiş olur.

Gıybeti Yüce Allah Kuran’da kardeşinin etini yemeye benzetmiştir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.” (Hucurat Suresi, 12)

Başkalarının kusurlarının araştırılması hakkındaki yasaklamanın hikmetlerinden birisi de insanın kendi eksik ve kusurları ile ilgilenmesi içindir. Çünkü dinimize göre esas olan, herkesin kendi eksikliklerini tespit edip onları gidermesidir.  Kendi eksikliklerini bırakıp başkalarının kusur ve eksikleriyle uğraşmak ise Müslüman’a yakışmayan bir davranıştır.

Su-i Zan ise biri hakkında gerçek bilgiye sahip olmadan onun hakkında kötü düşünmektir.

Gıybet ve iftira insanlar arasında ilişkileri bozar, toplumun düzenini sarsar, dostlukları zedeler. Bunun için insan onurunu zedeleyen, dargınlık ve düşmanlıklara sebep olan gıybet ve iftiradan uzak duralım. Gıybet ve iftiranın birer kul hakkı olduğunu hiçbir zaman unutmayalım.

———————-

1.Ebu Davud, Edeb, 44

2.Ebu Davud, Edeb, 40

 BENZER KONULAR:

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 2 )

    1
    2020-11-04T22:27:13+03:00

    Gıybet deyipte geçmeyelim. Bu, insanın fikri seviyesini, imanının kamilliğini gösteren bir ölçüdür. Şahsiyeti zayıf, hadiseyi olduğundan fazla gören kimseler, buna tevessül ve tenezzül ederler. Büyük kırgınlıklar, dargınlıkların temelinde işin gıybetle başladığı gerçeği yatar. Bunun içindir ki, bizim huzur ve emniyetimize kefil olan dinimiz gıybetin en basitini bile yasaklamıştır. Gıybeti kesinlikle haram kılmıştır.

    En iyi cevap
  1. Tecessüs, gıybet ve su-i zan, İslam ahlakında ciddi şekilde yasaklanmış olan ve toplumsal ilişkilerde olumsuz etkilere yol açabilen kavramlardır. Her üçü de başkalarının onurlarını ve gizlilik haklarını ihlal eden davranışlar olarak değerlendirilir. Bu kavramların anlamlarını, İslam’daki yerlerini ve zararlarını kısaca açıklayalım:

    1. Tecessüs (Başkasının Gizliliklerini Araştırmak)

    Tecessüs, başkalarının özel hayatlarına, sırlarına, gizliliklerine dair araştırma yapma, izleme veya onları merak etme anlamına gelir. İslam’da başkalarının gizlilik haklarına saygı göstermek önemlidir ve insanların özel hayatlarına müdahale etmek yasaktır.

    Tecessüsün Zararları:

    Gizlilik hakkına saygısızlık: İnsanların özel hayatına, sırlarına, yanlış anlaşılmalara yol açacak şekilde müdahale etmek, kişilerin gizlilik hakkını ihlal eder.

    Toplumsal güvenin zedelenmesi: Bir kişinin özel hayatına sürekli müdahale etmek, toplumda güven ortamını sarsar ve insanlar birbirlerine güvenmekte zorlanır.

    Ahlaki bozulma: İnsanlar, sürekli tecessüs etmek suretiyle başkalarının hatalarını araştırır ve kötü niyetle hareket ederler.

    Kuran ve Hadislerde Tecessüs:

    Kuran: “Birbirinizin gizli sırlarını araştırmayın.” (Hucurat, 49/12)
    Bu ayet, tecessüsün İslam’a aykırı olduğunu açıkça belirtir.

    Hadis: “Bir müslüman, diğer müslümanın gizliliklerini araştırmasın.” (Sahih Buhari)
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) burada, başkalarının özel hayatlarına saygı göstermeyi öğütlemiştir.

    2. Gıybet (Arkadan Konuşmak)

    Gıybet, bir kişinin arkasından kötü konuşmak, onun zayıflıklarını, kusurlarını veya hatalarını başkalarına ifşa etmek anlamına gelir. İslam’a göre, gıybet yapmak, kişinin onuruna ve haysiyetine zarar verir.

    Gıybette Zararlar:

    Başkasının itibarını zedeler: Bir kişinin arkasından konuşmak, onun itibarına zarar verir ve insanlar arasında karalama kampanyası oluşturur.

    Toplumsal güvenin kaybolması: Gıybetin yaygın olduğu bir toplumda, insanlar birbirine güvenmekte zorlanır, çünkü herkesin arkasından konuşuluyor olabilir.

    Hikmetten uzaklaşmak: Gıybet, insanları daha çok negatif düşünmeye sevk eder ve hayırdan uzaklaştırır.

    Kuran ve Hadislerde Gıybet:

    Kuran: “Birbirinizin arkasından gıybet yapmayın. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bunu yapmak, size ne kadar çirkin gelir!” (Hucurat, 49/12)
    Bu ayet, gıybeti ciddi şekilde kınar ve bunu çirkin bir davranış olarak gösterir.

    Hadis: “Gıybet, müslümanın kardeşinin arkasından kötü konuşmak demektir.” (Sahih Müslim)
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) burada, gıybetin müslümanların birbirlerine zarar vermek için kullanmamaları gereken bir dil olduğunu ifade eder.

    3. Su-i Zan (Kötü Zan, Yanlış Şüphe)

    Su-i zan, başkaları hakkında kötü düşünmek, onlara dair yanlış şüphelerde bulunmak anlamına gelir. İslam, insanların birbirleri hakkında olumsuz düşünceler beslememeyi ve güzel zan taşımayı öğütler.

    Su-i Zan’ın Zararları:

    İnsanların arasını açar: Kötü zan, toplumsal ilişkileri zedeler ve insanların birbirlerine güvenmelerini engeller.

    Haksızlık yapma riski oluşturur: Bir kişi hakkında yanlış şüpheler beslemek, suçsuz insanlara haksızlık yapma riski doğurur.

    Ahlaki bozukluk: Sürekli olumsuz düşünceler beslemek, insanın güzel ahlakını zayıflatır ve onu nefsine tabi kılar.

    Kuran ve Hadislerde Su-i Zan:

    Kuran: “Zanla konuşmayın. Çünkü zan, bazı durumlarda günahtır.” (Hucurat, 49/12)
    Bu ayet, yanlış düşünceler ve güvensizlik yaratmanın, Allah katında büyük bir günah olduğunu belirtir.

    Hadis: “Herhangi bir müslümanın hakkında kötü zan beslemeyin.” (Sahih Müslim)
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müslümanların birbirlerine karşı güzel zan beslemelerini, kötü düşüncelere kapılmamalarını istemiştir.

    Sonuç

    Tecessüs, gıybet ve su-i zan, İslam’da yasaklanmış ve ahlakî açıdan zararlı olan üç önemli davranış biçimidir. Bu davranışlar, toplumda güvenin kaybolmasına, ahlaki bozulmalara ve başkalarının haklarına zarar verilmesine yol açar. İslam, insanların birbirlerine karşı iyi düşünmelerini, gizliliklerine saygı göstermelerini ve dilini temiz tutmalarını emreder. Toplumda sağlıklı ilişkilerin sürdürülmesi ve huzurun sağlanması için bu üç davranıştan kaçınılmalıdır.

Cevapla