Paylaş
Şafi mezhebine göre vekalet
Question
S. 1. Vekâlet nedir?
C. 1. Vekâlet sözlükte, koruma ve işi başkasına havale etme gibi anlamlara gelir.
Istilahta: Kişinin, niyabete kabil bir işini, onun namına yapması için başka birine – hayatta iken yapmak üzere – tevdi etmesidir.
S. 2. Vekâletin rükünleri nelerdir?
C. 2. Vekâletin rükünleri dörttür: 1.Müvekkil: Kendisinde mükelleflik ve tasarruf ehliyeti şartı aranir. Vekil: 2.Vekilin, vekili olduğu işi kendi için yapma ehliyetine sahip, belli ve adil olması gerekir.
3.Siyga: Burada icap ve kabul şarttır, örneğin müvekkil vekâlet verirken rızasını belirten sarih veya kinayeli bir lafız kullanma hdır. Vekilin kabulü için lafız şartı olmayıp yapması yeterlidir. 4.Müvekkel fihi (kendisi için vekil tayin edilen şey): Vekilin mü vekkil yerine yapacağı tasarruf, bunun da birkaç şartı vardır:
. Vekilin huzurunda tasarruf hakkı müvekkile ait olmalıdır.
. Vekil katında belli olmalıdır, bütün yönlerini bilmesi zorsa bazılarını bilmelidir. Örneğin mallarının satışında seni vekil ta yin ettim derse, malların hepsi meçhul olsa da sahih olur.
. Vekile verilen iş (müvekkel fihi) vekilliğe kabil olmalıdır, ak durumda sahih olmaz. Örneğin namaz ve oruç gibi salt bedeni ibadetlerde vekâlet sahih değildir. Hac ve umre gibi farziyeti için değil ifası için beden gücünü gerektiren ibadetlerde – acizlik durumunda – vekil tutulabilir. Aynı şekilde mali ibadetlerde de vekâlet caizdir.
S. 3. Vekil, yaptığı tasarruflardan sorumlu mudur?
C. 3. Vekil bütün tasarruflarında güvenilirdir dolayısıyla ihmali olmadıgi sürece mesul olmaz.
S. 4. Kaç tür vekâlet vardır?
C. 4. Vekāletin üç türü vardır?
Bir: Husumette vekâlet: Bu, mahkemede iddia ve savunma için
vekâlettir ve günümüzde avukatlık olarak bilinir. Avukat veya başka biri ni vekil tuttuğunda vekil, onun namina hak ispati veya hasmin iddiasına karşı müdafaa gibi tüm tasarruflarda bulunabilir. Fakat müvekkili aleyhine bir hakkı itiraf edemez, çünkü anlaşmazlıkta vekildir, itiraf ise bunun ziddi olup barışmadır. Dolayısıyla münazaa vekâleti onu kapsamaz ve vekilin böyle bir yetkisi olmaz. Vekil, mal vekâletinde müvekkilinin hakkını ispat layıp lehine karar verildiğinde mali kabzetmeye yetkisi yoktur. Çünkü is patlama izni – ne nutuk ne de örf açısından – kabzetme izni sayılmaz. Örfte hakkın ispatına gösterilen riza, alınmasına da rıza değildir. Hak ispatında en hararetli tartışmacı, en fırıldak ve dahi biri vekil edilebilir. Bunun yanında dindarlık ve haya açısı az olabilir. Oysa hakkı kabzetmek için en güvenilir ve takvalı biri seçilir. Dolayısıyla münazaaya uygun olan bir vekil, hakkı al maya uygun olmayabilir ve münazaa için vekil tutması, hakkı kabzetmesine riza göstermesi anlamına gelmez.
İki: Hakkı kabzetmede vekâlet: Birisinde bulunan hakkı alması için ve tutar fakat borçlu müvekkilin öyle bir hakkının olduğunu inkār ederse, kabzetme için tutulan vekil, müvekkilinin iddia ettiği hakkı ispat etme yet kisinin olup olmadığı konusunda iki görüş vardır:
1. Buna yetkilidir, çünkü münazaayla hakkı ispatlama ve kabzet mete ulaşır, dolayısıyla almak için verilen izin münazaaya da izindir.
2.Buna yetkisi yoktur, çünkü almaya verilen izin ne örf olarak ne de sözel – ispatlama için de izin sayılmaz. Hakkını alması için seçtiği kişi ispat etmesi için de seçmeyebilir, çünkü almak için emin biri tercih edilir fakat ispat için hileleri bilen, iyi tartışan ve delil gösteren biri seçilir. Dolayısıyla eğer davayı mah kemeye götürür ve müvekkili aleyhine karar çıkarsa, bu karar yerine getirilmez. Burada ikinci görüş daha racihtir.
Üç Alışverişte vekâlet: Satış için vekâlet ya mutlak olur veya kayıt ve her birine taalluk eden hükümler vardır. Satış için mutlak vekâlet, bir şeyin satışına tutulmuş fakat hiçbir kayıt getirilmemiş olan vekâlettir ancak bu durumda vekil aşağıdaki kayıtlara bağlı kalmalıdır:
1.Ülkenin parası dışında başka bir parayla satamaz, çünkü örf bu kaydı getirir. Halkın muamelelerinde kullandığı iki para birimi varsa, en yaygın olanla satar. Eğer ikisi de eşitse müvekkil için en faydalı olanı seçer, bu durumda da eşit olurlarsa istediğiyle satabilir.
2.Peşin satmaktan daha yüksek bir değere satma imaknı olsa da, borçla yani fiyatı sonraki bir zamana erteleyerek satamaz. Çün kü örf olarak mutlak bırakıldığında peşin olması gerekir. Borç la satmasını ister ve süreyi belirlerse, belirlenen süreye kadar borçla satabilir fakat üzerine çıkamaz ancak daha kısa bir sü reye veya hazır satsa caizdir. Hazır satmada – fiyat düşüklüğü, paraya yönelik endişe v.b – müvekkilin zararı varsa, satış sahih olmaz. Zamanı mutlak bırakırsa, vekâlet sahih olur ve süre örfe göre belirlenir. Eğer bu konuda bir örf yoksa müvekkil için en faydalı olanı seçer.
3. Açık bir zararla satamaz yani galip olarak olmayacak bir fiyatla ve bunu da takdircilerin bilirkişi) takdiriyle kayıtlanmıştır. Ör neğin dokuz on gibi bir fiyat ön görülürken beşe altıya satması caiz olmaz. Bu üç kayıttan birine muhalefet ederek satarsa sa tış sahih olmaz ve mali müşteriye teslim ederse sorumlu olur. Çünkü tasarrufunda ihmalkar davranmıştır. Mal mevcut ise geri alınır değilse müvekkil, vekil ve müşteriden dilediğine ödettirir ancak sorumluluk müşteride kalır yani sonunda değerini müş teri ödemek zorundadır ve fiyatı vekile vermişse geri alır.
S. 5. Vekilin kayırmakla ittiham edildiği birisine satmasının hükmü nedir?
C. 5. Satış vekili, vekil edildiği şeyi kendi için veya küçük çocuğu ya da sorumluluğunda velayetinde bulunan birisi için satın alamaz. Örf olarak başkasına satması gerekir. Küçük çocuğu veya velayetinde bulunan kişi için alışı kendisine alışı gibidir ve hiçbiri caiz değildir. Çünkü alıcı ile satıcının gayeleri çelişir, alıcı mal en ucuz fiyata almak ister satış vekili ise müvek kili için en yüksek fiyata satmak zorundadır ve burada alıcı ile satıcı bir olduğu için alışveriş gayeleri gerçekleşmez. Bunlar dışındaki – kayırmakla ittiham edilebileceği – eş, kardeş gibi akrabalarına satması ise caizdir, çün kü taraflar bir kişi değildir ve hedefler çelişmez. Sahih olan, baba ve diğer usul akrabalarına da satabilir, ergen oğlu ve kendisinden ayrı diğer füru çocuklarına satabildiği gibi, bunlara sattığı fiyatla yabancıya satacağı fiyat aynı olduğu sürece töhmet kalkar ve satış caiz olur. Aynı şekilde aralannda akrabalık bağı bulunmayan bir arkadaşına da satabilir.
S. 6. Vekil de başka bir vekil tutabilir mi?
C. 6. Vekil, vekil edildiği işi – o tür işlere uygun ise – yapabilir ancak müvekkilin izni olmaksızın vekil edinemez. Çünkü müvekkil onun tasar rufuna riza göstermiştir bir başkasının değil, ayrıca buna gerek de yoktur. Vekil edildiği işi – kendisine uygun olmadığı veya iyi bilmediği için -ya pamıyorsa, yapacak başka birini vekil tutabilir. Çünkü müvekkil tarafından kendisine böyle bir işin tevdi edilmesi, yapacak başka birisine yaptırmak amaçlı verildiği bilinir. Vekil kendisi işi yapabilir ve kendisine uygun ol masına karşın işler çok olup hepsine güç yetiremezse, en sahih görüşe göre yetişemediği işlerde başka bir vekil tutabilir. Çünkü zaruret vardır. Vekile – kendisi veya müvekkili için vekil tutma izni verildiğinde, müvekkilin maslahatı mı gözeterek emin birisini tutmalıdır, ancak müvekkil emin olma yan birini belirtirse, ona tabi olup o kişiyi vekil edinebilir. Kendine vekil tut derse, ikinci vekil vekilin vekilidir ve dolayısıyla birinci vekil onu azlede bilir, aynı şekilde müvekkilin birinci vekili azletmesi veya kendi kendini az letmesiyle ikinci vekil de azledilmiş olur, çünkü birincisine tabidir. Benim için vekil tut derse veya mutlak bırakırsa, ikinci vekil müvekkilin vekilidir. Vekiller birbirilerini azledemezler, müvekkil ise dilediğini azledebilir keza ikinci vekil birinci vekilin azliyle de azlolmaz.
S. 7. Vekil ile müvekkil ihtilaf ederse hükmü nedir?
C. 7. Vekil ile müvekkil bazı konularda ihtilaf edebilirler, bunları başlı ca şöyle sıralayabiliriz:
1.Vekilin elinde bulunan malın telefinde ihtilaf: Vekilin emin olduğu ve ihmali olmadığı sürece elindekinin telef olmasından sorumlu olmadığını öğrenmiştik. Vekil, satmak veya karşılığın da mal almak üzere vekil tutulduğu malın veya paranın elinde telef olduğunu iddia eder müvekkil de bu iddiayı yalanlayıp elinde bir şeyin telef olmadığını söylerse, yemin etmesiyle ve kilin sözü doğrulanır. Çünkü vekil emindir, aslı olan sorumlu olmamasıdır ve telef iddiası hakkında tanık göstermek zordur dolayısıyla – şahit göstermekle – mükellef tutulamaz. Ancak te lefin – yangin, sel, yağmalama gibi – gizli kalması mümkün olmayan bir sebepten olduğunu söylerse, buna dair tanık gös termesi istenir. Çünkü buna tanık göstermek zor değildir ve gösteremediği takdirde sorumlu olur.
2.İhmal ve dikkatsizlikte ihtilaf: Vekil ile müvekkil telef davasın da ittifak edip ihmalin olup olmadığında tartışılırlarsa. Örneğin müvekkil, vekilin şartlarına muhalefet ettiği veya korumada zaaf gösterdiği ya da kendisi için kullanması gibi, vekil hakkin da ihmal ve yetkiyi aşma olarak kabul edilen iddialarda bulu nur vekil de bunları reddedip yetkisini aşmadığını ve ihmalkar davranmadığını iddia ederse, yeminiyle birlikte vekilin sözü kabul edilir. Çünkü müvekkil vekilin sorumlu olduğunu iddia ediyor vekil de reddediyor, her zaman söz, yemin etmesiyle reddedene aittir ve yemin etmesi halinde sorumlu olmaz.
3.Tasarrufta ihtilaf: Örneğin vekil, satışıyla vekil kılındığı malı sattığını iddia edip müvekkil de inkâr ederse veya vekil satıp karşılığını aldığını ve telef olduğunu iddia eder müvekkil de satmadığını söylerse yine yeminiyle birlikte söz vekilindir. Çünkü izinle alış ve satış tasarrufuna sahiptir, tasarruf hakkı olan onu ikrar etme hakkı da vardır.
4.Ödemede ihtilaf: Yani vekil, müvekkile ait deki hakları – örneğin satmak için vekil olduğu malı geri verdiğini veya satıp parasını – ödediğini iddia eder müvekkil de inkâr eder se, vekâlet karşılıksızsa vekilin sözü doğrulanır. Çünkü mali kabzetme iddiası sahibinin yararınadır ve ödemeye dair sözü kabul edilir. Eğer vekâlet karşılıklıysa konuda iki görüş ileri sürülmüş; bazıları sözünün kabul edilmeyeceğini söylemiş ve mali alması kendi yararınadır demiştir. Diğer görüşe göre ise, kabul edilir çünkü yararı çalışmasındadır müvekkilin malını kabzetmek değil. Tercih edilen görüş ikinci görüştür. Allah daha iyi bilir.
5.Vekâlette ihtilaf: Vekil ile müvekkil vekâletin kendisinde ih tilafa düşüp: vekil, beni şuna vekil ettin müvekkilde hayır et medim derse. Eğer tartışma tasarruftan önce olursa önemsizdir yani mahkemelik olmaz, faydası yoktur. Çünkü bu durumda vekâlet olmuşsa da müvekkil vekili azletmiş olur. Tasarruftan sonra tartışma başlarsa, yeminiyle müvekkilin sözü kabul edi lir. Çünkü aslı olan izin ve vekäletin olmamasıdır, vekil iddia edip müvekkil de inkâr ediyor – daha önce öğrendiğimiz gibi – söz yeminiyle birlikte inkâr edenindir. Bu durumda tarafların vekil ve müvekkil olarak isimlendirilmeleri ise mecaz olup id diaya göredir.
6.Vekâletin şeklinde ihtilaf: Vekil ile müvekkil vekâlette ittifak edip şeklinde ihtilafa düşerlerse, örneğin vekil, müeccel sat mam için vekil tuttun müvekkil de hayır peşin veya vekil bin lirayı almamı istedin müvekkil de hayır beş yüz ya da vekil sana araba almam için vekil tuttun müvekkil de hayır ev alman için derse, yeminiyle birlikte söz müvekkilindir. Çünkü verdiği izni ve kullandığı ibareyi daha iyi bilir.
S. 8. Vekâlet akdi nasıl biter?
C. 8. Vekâlet akdi şunlarla biter:
1. Taraflar veya biri feshederse,
2.Taraflardan biri tasarruf ehliyetini kaybederse,
3. Mal müvekkilin mülkiyetinden çıkarsa, örneğin satması için vekil tuttuğu araba çalınması veya evin yıkılması gibi
4.Vekilin vekil tutulduğu işi bitirmesiyle vekâlet akdi biter.
Kolay Şafi fıkhı
itisam yayınları
Answer ( 1 )
Şafi mezhebine göre vekalet, bir kişinin başka birine, belirli bir işi veya görevi yerine getirme yetkisi vermesidir. Vekalet, iki kişi arasında yapılan bir anlaşmadır: bir kişi, (vekil olarak adlandırılır) başkasına (vekil edilen kişi) bazı işlerini yapabilme yetkisi verir.
Şafi mezhebine göre vekalet, genellikle şu şekilde gerçekleşir:
Vekilin Yetkisi: Vekilin, kendisine verilen yetkileri yerine getirmesi beklenir. Şafi mezhebinde, vekaletin kapsamı belirli bir sınırda olmalıdır ve vekil, sadece kendisine verilen işleri yapabilir.
Vekaletin İfası: Vekil, kendisine verilen görevleri yerine getirirken, vekil edilenin çıkarlarını gözetir ve işin başında belirlenen şartlara uyar.
Vekaletin Geçerliliği: Vekalet, sözlü veya yazılı olarak verilebilir. Eğer vekalet, belirli bir konuda verilmişse, vekilin verdiği kararlar, vekil edilenin yerine geçer. Ancak, vekaletin verilmesi ve uygulanması sırasında, Şafi mezhebine göre başta dürüstlük ve güven esastır.
Vekaletin Sonlandırılması: Vekalet, ya karşılıklı anlaşmayla ya da vekaletin sona erme koşullarının gerçekleşmesiyle sonlanabilir.
Vekaletle ilgili olarak, mezhep farklılıkları arasında çeşitli yorumlar bulunabilir, ancak genel olarak, vekaletin geçerli olabilmesi için, verilen yetkilerin açık ve belirgin olması gerekir.