Ravza-i Muhtahhara Ne Demek? Kısaca

Question

Ravza-i Muhtahhara Nedir? 

Ravza i Muhtahhara 1

Ravza-i Muhtahhara Hakkında Kısa bilgi

Temiz bahçe demektir. Bu tâbir; Medine’de Mescid-i Nebevî’de Peygamberimiz (a.s.)’in kabri ile minberi arasındaki bölüme denir. 10×20 = 200 metrekarelik bir alandır. Peygamberimiz (a.s.), “Evimle minberim arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.” demiştir (Buhârî, Fadlü’s-Salat. 6).

Ravza i Mutahhara dis gorunumu

Diyanet dini kavramlar sözlüğü

Ravzai mutahhara

Ravza-i Mutahhara (روضة المطهرة), “temizlenmiş bahçe” veya “mübarek bahçe” anlamına gelen Arapça bir terimdir. İslam’da bu terim, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’deki kabrinin bulunduğu alanı ifade eder.

Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Nebevî içinde, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) kabri, Hz. Ebû Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer’in (r.a.) kabirlerinin de bulunduğu özel bir bölgedir. Bu alan, “Cennet bahçelerinden bir bahçe” olarak kabul edilir ve hakkında şu hadis rivayet edilmiştir:

“Benim minberim ile kabrim arasındaki yer, cennet bahçelerinden bir bahçedir.”
(Buhârî, Salât 80; Müslim, Hac 500)

Bu nedenle, Ravza-i Mutahhara, Müslümanlar için büyük bir manevi değer taşır ve ziyaret edilmesi tavsiye edilen en kutsal mekânlardan biridir.

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 2 )

    2
    2022-03-03T17:28:59+03:00

    RAVZA-İ MUTAHHARA

    Ravza, bahçe ve cennet anlamlarına gelir. Ravza-i Mutahhara geniş anlamıyla, âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed (s.a.s)’in medfün bulunduğu yer ve Mescid-i Nebi demek ise de, özel manasıyla Mescid-i Nebi’nin içinde Hz. Peygamber (s.a.s)’in kabr-i saadetleriyle minber-i şerif arasında kalan kısım demektir. Bu yer 10 m. genişliğinde ve 20 m. uzunluğunda 200 m2 lik bir sahadır. Bu alanın fazileti ile ilgili olarak Allah Resulu şöyle buyurur: “Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268).

    Medine’de bulunan Mescid-i Nebi’nin fazileti hakkında Allah elçisi şöyle buyurur: “Fazla sevap umarak, içinde namaz ve ibadet için şu üç mescid dışında hiç bir mescid için yolculuk yapmak uygun olmaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ” (Tecrid, IV,199); Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram dışında, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan (sevap yönüyle) daha hayırlıdır” (Tecrid, IV, 249). Zikredilen faziletleri bünyesinde bulunduran mescidde, Hz. Muhammed (s.a.s)’in medfûn bulunduğu “Hücre-i Saadet”, Kâbe dahil yeryüzünün her noktasından, göklerden ve arştan daha üstün ve şerefli kabul edilmiştir (Tecrid, IV 258). Kabr-i saadetlerini ziyaretin faziletiyle ilgili olarak şu iki hadis zikredilir: “Kabrimi ziyaret edene şefaatim sabit bir hak olur” ; Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir” (Acluni, Keşful-Hafâ, Beyrut 1351, II, 250). Bu hadisler göz önüne alınınca, Medine’de Hz. Peygamber (s.a.s)’in kabrini ziyaret etmenin ve bu Mescid’de namaz kılmanın sevabı kendiliğinden ortaya çıkar. Bundan dolayı müslümanlar, gerek hac ve gerekse umre için yaptıkları seyahatlarda bu mübarek yerin ziyaretine çok önem verir. Bu mescid ve kabri ziyaret, İslam âlimlerince mendûb bir amel olarak kabul edilmiştir. Öte yandan Hanefi bilginleri, mâlî durumları elverişli olan kimseler için bu ziyareti vâcib derecesinde saymışlar; bir zaruret olmaksızın terkedilmesini büyük bir gaflet ve katı yüreklilik olarak kabul etmişlerdir.

    En iyi cevap
  1. Ravza-yı Mutahhara

    (الروضة المطهرة)

    “Bahçe anlamındaki ravda/ravza ve “temizlenmiş, arınmış, tertemiz” anlamındaki mutahhara kelimelerinden oluşan bu tamlarna (er-ravzatü’l-mutahhara) “tertemiz bahçe” demektir.

    Terim olarak Mescid-i Nebevi’de Hz. Peygamber’in kabri ile minberi arasında kalan bölüm.

    Bu adlandırma, Hz. Peygamber’in “Benim evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir; Minberim havuzumun üzerindedir” sözüne dayanır (Müsned, IL 236, 376; Buhari, “Fezailü’l-Medine”, 12: Müslim, “Hac”, 600-502). Allah resulü ayrıca minberinin ayaklarının dayandığı yerin cennetten olduğunu belirtmiştir (Müsned. VL 289. 292: Nesai. “Mesacid”, 7). Bunlar ile Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın Mescid-i Haram hariç diğer yerlerde kılınan namazdan bin kat daha faziletli olduğuna dair hadis (Buhárí. “Fazlü’s-salāt fi Mescidi Mekke ve’l-Medine’, 1: Müslim, “Hac”, 505-510) birlikte değerlendirilerek mescidin içinde de Ravza-yı Mutahhara’nın daha faziletli olduğu kabul edilmiştir. Bazı álimler hadisi dış anlamına göre yorumlamayı daha doğru bulurken bazıları buranın yapılan ibadetler sebebiyle rahmetin inmesi, insana mutluluk vermesi açı sından mecazen cennete benzetildiğini belirtmişlerdir.

    Ravza-yı Mutahhara’nın batı tarafında III. Murad’ın armağanı olan minber ile ortada Kayıtbay döneminden kalan mih rap yer alır. Bu alanda her biri ayı bir hatırayı yaşatan sütunlar vardır. Muhal laka sütunu Hz. Peygamber’in minber yapılmadan önce dayandığı hurma kütüğünün yerindedir ve kıbleye göre sağ taraftan mihraba bitişiktir. Halük adlı bir koku sürülmesi sebebiyle bu adla anılan sütun, Resûlullah’ın minberde hutbe okumaya başlaması üzerine hurma kütüğünün inlemesinden dolayı Hatınâne, Haccác b. Yûsuf’un gönderdiği mushafın burada bir sandık içinde korunmasından dolayı “mushaf sütunu” diye de anılmıştır. Kur’a sütunu, Hz. Peygamber’in kıble değişikliğinden sonra on gün kadar namaz kılıp sonra bilinen mihrabına geçtiği yerdedir. Hz. Aişe’nin “Eğer orada ibade tin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi insanlar izdiham sebebiyle aralarında kura çekerlerdi” şeklindeki sözünden dolayı buraya “Kur’a” veya “Aişe sütunu denilmiştir. Tövbe (Ebû Lübâbe) sütunu, Ebû Lübabe’nin Beni Kurayza kuşatması sırasında yaptığı hatadan dolayı kendisini bağladığı sütun olup Kur’a sütununun kıbleye göre solunda yer alır. Bu sütunun doğusunda hücre-i saadetin şebekesine bitişik şekilde Resûlullah’ın itikáfa gir diğinde üzerinde istirahat ettiği hurma yaprağından yapılmış yaygı veya yataktan (serir) dolayı Üstüvânetü’s-serîr diye anılan sütun bulunur. Bunun kuzeyinde yine şebekeye bitişik olan Muhafız sü tunu (Üstüvänetü’l-mahres, Üstüvänetü Emiri’l-mü’minîn Ali b. Ebi Talib) Hz. Peygamber’e bir zarar gelmernesi için Hz Ali’nin yanında oturup onu gözetlediği yerdedir. Bu sütunun kuzeyinde Allah re sulünün, yanında elçileri kabul ettiği elçiler sütunu (Üstüvänetü’l-vüfüd) vardır.

Cevapla