Paylaş
Meleklerin Şekil Değiştirmesi
Question
Meleklerin şekilleri

Melekler çeşitli şekillere girebilirler mi?
Kur’ân-ı Kerîm’de dört sûrede, önce Hz. İbrahim (a.s)’e gelen, sonra da Hz. Lût (a.s)’u ziyaret edip, azgınlaşan kavmini helak eden meleklerden bahsedilir.
Hûd Sûresi’nde bu olay şöyle anlatılır:
“Andolsun ki elçilerimiz İbrahim’e müjde ile gelip,
“Selâm!” dediler. O da,
“Selâm! (Siz bilinmeyen bir topluluksunuz).” [1][528] dedi ve beklemeksizin gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi. İbrahim ellerinin buna uzanmadığını, yani yemediklerini görünce, onların durumundan hoşlanmadı. Onlardan yana içinde bir korku duydu. Onlar,
“Korkma! Çünkü biz (üzerlerine, Rabbin katından haddi aşanlar için işaretlenmiş çamurdan taşlar salalım diye) [2][529] Lût kavmine gönderildik.” dediler, (İbrahim, “Ama orada Lût da var.” dedi. Onlar da, “Biz orada kimin bulunduğunu biliyoruz. Karısı hariç, onu ve ailesini kurtaracağız.” dediler).[3][530] İbrahim’in hanımı, ayakta idi ve bunu duyunca güldü. Biz o İbrahim’e Ishak’ı, İshak’dan sonra da (torunu) Yakub’un doğacağını müjdeledik. Kadın,
“Vaay, ben bir ihtiyar kadın, şu kocam da ihtiyar bir adam iken, ben mi doğuracakmışım. Bu gerçekten çok şaşılacak birşey.” dedi. Elçiler,
“Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Ey ev ahâlisi! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir. Şüphesiz O, gerçekten hamde layıktır, hayır ve ihsanı çok olandır.” dediler (…) Elçilerimiz Lût’a gelince, onlar namına kaygılandı, göğsü daraldı ve,
“Bu çok zor bir gün..” dedi. Kavmi koşarak ona geldi. Onlar evvelden beri kötülükleri işlemeye alışmış kimselerdi. Lût,
“İşte kızlarım, sizin için onlar daha temiz. Artık Allah’dan korkun ve beni misafirlerimin yanında küçük düşürmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” dedi. Onlar dediler ki:
“Yemin olsun, senin de bildiğin gibi, bizim senin kızlarında hiçbir hak ve alâkamız yoktur. Sen bizim ne istediğimizi biliyorsun. Lût,
“Keşke sizinle başedebilecek gücüm olsaydı, yahut da sarp bir kaleye sığınabilseydim.” dedi. (O zaman melekler) dediler ki:
“Ey Lût, biz senin Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Gecenin bir saatında aileni al git! (Hain) karın müstesna, içinizden kimse geride kalmasın. Çünkü o kavmine isabet edecek olan azap, ona da isabet edecektir. Onlara va’dolunan helak zamanı sabah vaktidir. Sabah vakti de çok yakın, değil mi?” Emrimiz geldiği zaman o memleketin altını üstüne getirdik ve tepelerine, balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş damgalı taşlar yağdırdık…” [4][531] Hicr Sûresi’nde de bazı ilavelerle bu hadiseler şöyle anlatılır:
“Onlara İbrahim’in misafirlerini haber ver. Hani onlar onun karşısına gelip,
“Selâm!” demişlerdi. O da,
“Biz sizden korkuyoruz.” demişti. Dediler ki:
“Korkma, biz sana âlim bir çocuk müjdeliyoruz”. O,
“Bana, ihtiyarlık çökmüşken, nasıl (böyle bir) müjde verirsiniz? Bu müjdeyi neye dayanarak yapıyorsunuz?” dedi. Onlar,
“Seni gerçek olarak müjdeliyoruz, binâenaleyh ümit kesenlerden olma!” dediler, (İbrahim),
“Rabbimin rahmetinden, ancak sapıklar ümidini keser. Ey elçiler, esas işiniz nedir?” dedi’. Onlar,
“Biz gerçekten günahkâr bir kavme gönderildik. Fakat Lût ailesi bunun dışındadır. Biz, karısı hariç o ailenin hepsini kurtaracağız..” dediler. Elçilerimiz Lût ailesine gelince, Lût,
“Siz galiba yabancı insanlarsınız.” dedi Onlar da,
“Hayır, biz sana, o kavminin şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik. Sana Hakk’ın emri ile geldik. Biz kesinlikle doğru söylüyoruz. Binâenaleyh gecenin bir saatinde aileni yürüt, sen de arkalarından takip et. Sizden kimse arkasına dönüp bakmasın. Doğruca emrolunduğunuz yere gidin!” dediler.. Şehir halkı sevine sevine geldiler. Lût dedi ki,
“Bunlar benim misafirlerim, dolayısıyla beni utandırmayın. Allah’dan korkun, beni endişelendirmeyin.”. Onlar da,
“Biz, elâleme karışmayı sana yasaklamadık mı?” dediler. Lût,
“Eğer, dediğinizi yapacaksanız, işte kızlarım.” dedi. Ömrüne andolsun ki onlar sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. Güneşin doğma zamanına girerlerken, korkunç ses onları yakaladı. Böylece o şehrin üstünü altına getirdik ve üzerlerine çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık”. [5][532]
Ayetlerde geçen elçilerin, Cebrail, Mikâil, İsrafil ve Azrail (a.s) oldukları rivayet edilmiştir.[6][533] Bir başka rivayette İbn Abbas (r.a) bu elçi meleklerin oniki kişi olduklarını söylemiştir. Süddî’ye göre de fevkalade yakışıklı onbir melek idiler. Bazılarına göre de sekiz veya dokuz melek idiler.[7][534] Bunların kendi aralarında başkanının da Cebrail (a.s) olduğu söylenmiştir.[8][535]
Bu melekler güzel çehreli, yakışıklı genç delikanlılar suretinde gelmişlerdi, İbrahim (a.s) bu yüzden onları tanıyamamış, melek olduklarını bilememişti ve “Siz bilinmeyen bir topluluksunuz.” demiş, biraz da korkmuştu.
Çünkü o zamanın geleneklerine göre, bir misafir, misafir olduğu evin yemeğini yemezse, bu, “Ben iyi niyetle gelmedim.” manasına gelirdi. İbrahim (a.s) da sunduğu kızarmış buzağıya el vurmayan misafirlerinin, kötü bir niyetleri olduğunu sanarak korkmuştu.[9][536] Bir diğer rivayete göre, onun korkma sebebi, meleklerin, kendi kavmini helak etmek için geldiklerini sanmasıdır. Fakat bu görüş, âyetin zahirine pek uymamaktadır. Nitekim Tîbî’nin de işaret ettiği gibi, İbrahim (a.s) onların melek olduğunu bilseydi, onlara yemek hazırlamazdı. Çünkü meleklerin yemek yemediğini bilirdi.[10][537]
İbrahim (a.s)’ı ziyaret edip, son deminde bir çocuğunun olacağını, böylece soyunun süreceğini müjdeleyen bu elçi melekler, sonra Lût (a.s)’a geldiler. Hz. Lût (a.s) da, yakışıklı delikanlılar şeklindeki melekleri tanıyamadı. Gerçekten insan olduklarını sandı. Kavmi çok ahlâksız idi. Toplum olarak homoseksüelliği huy haline getirmişlerdi ve bu yakışıklı delikanlılar iştahlarını kabartmıştı. Onlara da bu kötülüğü yapmak istediler. Onun için hemen koşarak geldiler. Lût (a.s), misafirlerinin yanında rezil olmaktan korktu. Şahsiyetli insandı, dünyası daraldı.[11][538] Ama bu azgın kavim, o melekler tarafından ibretli bir ceza ile helak edildiler.
Bunlar veya başka melekler Hz. Zekeriyyâ (a.s)’yı da ziyaret ettiler. O, mihrabda namaz kılarken, melekler ona şöyle seslendiler:
“Gerçekten Allah, sana, kendisinden bir kelime (olan İsa’yı) tasdik edici bir efendi ve nefsine hâkim, sâlih bir peygamber olacak olan Yahya’yı müjdeler.” [12][539] Bu sadece bir çocuk müjdesi değil, aynı zamanda o çocuğun çok seçkin biri olacağının da müjdesidir. Demek ki bu melekler, bu şekilde Allah’ın müjdelerini bildirmek için de gönderilmişlerdi. Bu-da bir bakıma vahiy olduğu için, rivayetlerde, bu melekler içinde Cebrail (a.s)’in de bulunduğu söylenmiştir. Ayetin zahirinden bu müjdeyi getirenin tek bir melek olmadığı, grup halinde oldukları anlaşılıyor.[13][540] Fakat Râzî ve Âlûsî, “Ayetteki meleklerden murat, sadece Cebrail (a.s)’dir. Çünkü seslenen odur. Tek bir melek olduğu halde, ondan “melekler” diye bahsedilmesi, Cebrail’in şerefinden dolayıdır.” [14][541] diyorlar. Belki şöyle demek daha uygun olur: “Melekler bir grup halinde geldiler, ama sözcüleri ve başkanları Cebrail idi”. Doğrusunu Allah bilir.
Muhtemelen aynı melekler ve içlerinde Cebrail (a.s) olduğu halde, bir çocuk müjdesi ve haberi vermek için Hz. Meryem’e de geldiler. Demek ki sadece erkeklere ve peygamberlere değil, peygamber olmayanlara ve kadınlara da elçi melekler gelmişler, vahiy getirmişlerdir.[15][542] Bu, Kur’ân’da şöyle anlatılır:
“Melekler gelip, Meryem’e, “Ey Meryem, Allah seni seçti, temizledi ve dünyanın kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem, huşu ile Rabbinin huzuruna dur, secdeye kapan; rükû edenlerle beraber rükû et!” [16][543] demişlerdi. Yine melekler demişlerdi ki:
“Ey Meryem, Allah seni, kendisinden bir kelime ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’dir. Dünyada da, âhirette de sânı yücedir ve Allah’a yakın olanlardandır. Beşikte ve yetişkinlikte, insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır”. [17][544] Âlûsî burada da meleklerden muradın, gelen grubun başkanları olan Cebrail (a.s) olduğunu söylemiştir.[18][545] Cebrail (a.s)’den bahsederken işaret ettiğimiz gibi, Hz. Meryem’e onun vahiy getirdiği, başka âyetlerde [19][546] açıkça ifade edildiği için, bu meleklerin başında bulunduğu görüşü kuvvetlidir.
Meleklerin peygamber olmayanlarla da konuşabileceği konusunda icmâ olduğu için, bu hadisede meleklerin Hz. Meryem ile konuşmuş olması, peygamberliğine delil sayılmamıştır.[20][547] Çünkü peygamberlerin, Allah’ın emirlerini tebliğ vazifesi vardır. Halbuki Hz. Meryem hakkında böyle bir durum sözkonusu değildir.
Rivayete göre, Hz. Meryem bir kilisede itikafta idi, kendisini Allah’a adamış, zamanını ibadetle geçiriyordu. Onunla beraber, ana-babası tarafından kiliseye adanmış bir çocuk vardı. İsmi Yusuf idi. Meryem ile Yusuf, suları tükendiği zaman, içinde su bulunan bir mağaraya gidiyor, kaplarını doldurup dönüyorlardı. İşte melekler, bu dönüşlerin birinde, Meryem’e, İsa (a.s)’yı müjdelediler.[21][548] Bazı müfessirler, âyetlerde geçen ve melekler tarafından Hz. Meryem’e söylendiği belirtilen sözlerin, bizzat söylenmediğini, Hz. Meryem’in kalbine ilham suretiyle bildirildiğini ileri sürmüşlerdir. Fakat âyetlerin zahiri, bu görüşün aksinedir ve bunu ilham saymamızı gerektiren birşey yoktur.[22][549]
Melekler ona gelirken de, insan şeklinde gelmişlerdi:
“Ruhumuzu (yani Cebrail’i) ona gönderdik. O, ona, yaratılışı tam bir insan şeklinde göründü. (Meryem) dedi ki:
“Ben senden Rahmân’a sığınırım, eğer Allah’dan korkuyorsan.” Ruh,
“Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana, tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye geldim.” dedi. O, “Benim nasıl oğlum olur? Çünkü bana hiçbir insan dokunmadı ve ben bir ahlâksız da değilim.” dedi. Ruh, “İşte öyle…” dedi…” [23][550] âyetleri Cebrail (a.s)’in insan suretinde geldiğim açıkça göstermektedir.
Hatta Cebrail (a.s)’in, İsa (a.s)’nın delikanlılığında alacağı şekilde, Hz. Meryem’e geldiği rivayet edilir ![24][551]
Daha önce geçtiği gibi Cebrail (a.s)’in Rasûlullah (a.s)’a, bazan ashabdan Dıhye b. Halîfe, bazan da güzel görünüşlü bir bedevi Arap şeklinde geldiği, rivayetlerde yeralmıştır. Vahyin nasıl geldiğini soran Aişe annemize Rasûlullah (a.s),
“Bazan melek, benim için bir adam şekline bürünür ve bana konuşur, böylece ben onun söylediklerini ezberlerim.”[25][552] derken de aynı duruma işaret etmektedir. Meşhur “Cibril Hadisi”nde de, saçları simsiyah, elbisesi bembeyaz bir bedevi kılığında gelen Cebrail (a.s), ashabının arasında bulunan Rasûlullah’a, imam, İslâm’ı ve ihsanı sorarak, müslümanlara, bazı temel esasları öğretir.[26][553]
[1][528] Zâriyât: 51/25.
[2][529] Zâriyât: 51/33-34.
[3][530] Ankebût: 29/32.
[4][531] Hûd: 11/69,82.
[5][532] Hicr: 15/51,74.
[6][533] Taberî, 12742; İbn Kesîr, 3/563.
[7][534] Âlûsî, 12/93.
[8][535] Râzî, 6/290.
[9][536] İbn Kesîr, 3/563, 6/420; Âlûsî, 27/11.
[10][537] Âlûsî, 12/95-96.
[11][538] Taberî, 12/49, 20/25.
[12][539] Âl-i İmran: 3/39.
[13][540] Taberi, 3/169.
[14][541] Râzî, 6/304; Âlûsî, 3/145.
[15][542] Şurkavî,s.l66.
[16][543] Âl-i İmran: 3/42,43.
[17][544] Âl-i İmran: 3/45,46.
[18][545] Âlûsî, 3/154.
[19][546] Meryem: 19/18,20.
[20][547] Âlûsî, 3/154.
[21][548] Taberi, 3/179.
[22][549] Âlûsî, 3/154.
[23][550] Meryem: 19/17,21.
[24][551] Sirâcüddin, s. 23.
[25][552] Sirâcüddin, s. 26.
[26][553] Müslim, İman, 1(1/36-37).
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
İslam’da meleklerin şekil değiştirmesine dair bir kavram veya inanç yoktur. Melekler, Allah (Tanrı) tarafından yaratılmış ruhani varlıklar olarak tanımlanır ve fiziksel sınırlamalar veya özelliklerle bağlı değildir. Fiziksel bedenleri yoktur ve formlarını veya şekillerini değiştirme yetenekleri yoktur.
Melekler genellikle ışık veya enerji varlıkları olarak tasvir edilirler ve kendilerine verilen görev ve sorumlulukları Allah’ın emirlerine göre yerine getirirler. Onlar, melek tabiatlarına has özel nitelik ve yeteneklerle yaratılmışlardır.
Bununla birlikte, İslam geleneğinde, şekil veya şekil değiştirme yeteneğine sahip olduğuna inanılan cin denilen yaratıklar olduğunu belirtmekte fayda var. Cinler meleklerden farklıdır ve dumansız ateşten yaratıldığı kabul edilirken, melekler nurdan yaratılmıştır. Şekil değiştirme kavramı, İslami folklor ve mitolojide genellikle cinlerle ilişkilendirilir.
Melekler ve diğer manevi varlıklar hakkındaki İslami inançları ve öğretileri anlamak için Kuran ve Hadis gibi otantik İslami kaynaklara güvenmek önemlidir.
Meleklerin Şekil Değiştirmesi konusu, İslam inancı başta olmak üzere bazı semavi dinlerde geçen metafizik bir meseledir. İslamî kaynaklara göre melekler, fiziksel bedene sahip olmamalarına rağmen, Allah’ın izniyle çeşitli şekillere bürünebilirler. Bu durum, özellikle vahiy, uyarı ya da yardım gibi görevlerde gözlemlenmiştir.
📜 Kur’an ve Hadislerde Meleklerin Şekil Değiştirmesi
1. Cebrâil’in İnsan Suretine Girmesi:
Kur’an’da ve hadislerde, meleklerin özellikle insan suretine girdikleri çeşitli olaylar anlatılır. En meşhur örnek:
Meryem Suresi 17. Ayet:
“Bunun üzerine (Meryem), kendisiyle arasında bir perde koymuştu. Biz de ona ruhumuzu (Cebrâil’i) gönderdik; ona düzgün bir insan suretinde göründü.”
Bu ayette Cebrâil (a.s.), Hz. Meryem’e insan şeklinde görünmüştür.
2. Hadis-i Cibrîl (Ünlü Cebrail Hadisi):
Cebrail (a.s.), Ashab’ın gözleri önünde geleneksel elbiselerle, siyah saçlı ve beyaz giysili bir adam şeklinde gelmiş ve Peygamberimize İslam, iman ve ihsan hakkında sorular sormuştur. Hadisin sonunda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“O gelen, Cibril’di. Size dininizi öğretmek için geldi.”
3. Lut Kavmi’ne Gelen Melekler:
Hud Suresi 69-83 / Hicr Suresi 61-77:
Melekler Hz. İbrahim’e misafir olarak insan kılığında gelirler. Sonra aynı melekler, Lut kavmine azabı getirmek için giderler ve Lut onları ilk başta genç erkekler zanneder.
📚 İslam Akaidine Göre
Melekler nurdan yaratılmıştır.
Maddi varlıklar değillerdir ama Allah’ın izniyle görünür hale gelebilir, hatta şekil değiştirebilirler.
Bu şekil değişimleri onların öz doğasına zarar vermez.
Şekil değiştirme, genellikle insan şekli olur ama bazı yorumlara göre başka formlar da olabilir (örneğin kanatlı tasvirler mecazî anlamda değerlendirilebilir).
🔍 Tasavvufî ve Teolojik Yorumlar
Bazı mutasavvıflar, meleklerin şekil değiştirmesini ilahi hakikatlerin tezahürü olarak yorumlar.
Şekil değiştirme, meleklerin görev ve mesajlarını iletmede daha etkin olmaları içindir.
📌 Sonuç
Melekler, maddi bir yapıya sahip olmamalarına rağmen, ilahi bir izne bağlı olarak çeşitli şekillerde, özellikle de insan formunda, görünür hale gelebilirler. Bu durum Kur’an’da açıkça anlatılmış, hadislerle de desteklenmiştir.
İstersen bu konuda daha derin teolojik veya felsefi açıklamalara da gidebiliriz. Hangisi ilgini çekiyor?