Melekler mi üstün Peygamberler mi

Question

Peygamberler mi Daha Faziletli, Melekler mi?

Geçen sahifelerde anlattığımız konulardan melekle­rin, Allah Teâlâ katında büyük bir şeref ve kıymete sahip, günahsız kullar olduğu ortaya çıkınca, akla şu soru gel­mektedir: “Allah katında, melekler mi; yoksa, içlerinde Allah’ın habîbi Hz. Muhammed (a.s), halîli Hz. ibra­him (a.s), kelimi Hz. Musa (a.s) bulunan peygamberleri mi daha üstündür?”
Bu da, âlimler arasında ihtilaflı olan konulardan­dır: Ehl-i Sünnet âlimlerinden Bakıllânî ile Ebû Abdul­lah Halimi ve Mu’tezile âlimleri, meleklerin efdâl olduğu görüşündedirler.[1][169] Bu görüşte olanlar, meleklerin efdâl, yani daha üstün olduğuna bazı âyetleri delil getirmekte­dirler.
“Ne Mesih, ne de mukarreb, yani Allah’a en yakın melekler, Allah’a kul olmaktan geri durmazlar…” [2][170] âyeti bunların delillerinden biridir. İbn Kesir bunu delil getirenlere itiraz ederek şöyle der: “Meleklerin insanlardan üstün olduğu görüşünde olanlar bu âyeti delil getirirler. Halbuki âyette böyle bir delalet yoktur. Çünkü âyette melekler, Mesih üzerine atfedilmiştir. Âyette geçen “istinkâf”, imtina etmek, çekinmek, yapmak istememek manasınadır. Melekler, günahtan imtina etmeye, Mesih İsa (a.s)’dan daha muktedirler. Ama meleklerin bu ba­kımdan daha kuvvetli olmaları, üstün olmalarını gerek­tirmez. Ayrıca âyette Mesih ile meleklerin birlikte anılma­sının, Allah’ın kulları oldukları halde, bazı insanlar tarafından tanrı sayılıp tapılmaları sebebiyle olduğu söy­lenmiştir”.[3][171]
Alûsî aynı şeyleri söyler ve şu görüşleri ilave eder: “Âyetteki mukarreb melekler, bütün meleklere karşılık kullanılan bir kalıptır. Atıf, meleklerin toplu olarak Mesih’den üstün olmalarını gerektirir, ama tek tek herbirinin Mesih’den üstün olmalarını gerektirmez. Şi’a da âyetteki fazileti, herkesin kabul ettiği bir manaya hamle­derek, “Bu; meleklerin kuvvet, sağlam tutuş, iktidar ve mekan genişliği bakımlarından üstün olmaları manası­nadır.” der. Şi’a’nın söylediği bu mana, âyetin siyakına da uygundur. Ehl-i Sünnet’in çoğunluğu, peygamberlerin üstün olduğuna inanırlar”[4][172]
Meleklerin daha üstün olduğuna inananların, bir di­ğer delili de, “(Ey Muhammed) de ki: “Size, “Yanımda Allah’ın hazineleri var.” demiyorum. Ben gaybı da bil­mem. Yine size bir melek olduğumu da söylemiyorum.” [5][173] âyetidir. Buna göre peygamber bir melek olduğunu iddia etmiş olsa, olduğundan daha yüce bir varlık olduğunu iddia etmiş olacaktı. Bir melek olma­dığını söylemek suretiyle, kendisinin de bir insan olduğu­nu, kusurları ve zaafları olabileceğini itiraf etmiş oluyor. Bu ise meleklerin daha üstün olmalarını gerektirir.
Âlûsî bu âyetin, meleklerin üstünlüğü hususunda delil getirilişini tenkit eder ve şöyle der: “Bu, “Meleklik iddia etmiyorum ki göğe yükselmek gibi, insanların yapa­mayacağı harikulade şeyleri benden istiyorsunuz.” manasındadır. Mu’tezile’den Cübbâî, âyette meleklerin üstün olduğuna delil olduğunu iddia etmiştir; ama böyle bir delâlet yoktur. Ayette kâfirlerin, “Bu, peygamber olamaz.” sözlerini ret vardır… Bununla beraber biz Ehl-i Sünnet, peygamberlerin, yemek yemeye ihtiyaç duymama, harikulade işler yapabilme ve göğe yükselme gibi hususlarda -değil üstünlük- meleklere denk bile olmadıklarını kabul ederiz. Fakat bu gibi hususlarda meleklerin üstün olma­ları, manevi olarak da üstün olmalarını gerektirmez. Öy­le olsaydı çoğu güçlü hayvanın, insanlardan efdâl olması gerekirdi”.[6][174]
Meleklerin peygamberlerden daha üstün olduğunu iddia edenler bir de Yusuf (a.s) kıssasında, padişahın ha­nımının, Yusuf’a meylinden dolayı kendisini ayıplayan kadınlara söylettiği sözü delil olarak sunarlar. Bilindiği gibi Yusuf (a.s)’un güzelliğine vurulan o kadın, ondan kâm almak istedi. Ama Allah’dan korkan Yusuf (a.s) onun isteğine evet demedi. Kadının bu hali ortaya çıkıp da şehrin ileri gelen kadınları onu ayıplayınca, o onları davet edip, Yusuf (a.s)’u onlara gösterince, “Sübhânallah, bu bir insan değil, olsa olsa çok şerefli bir melek.” [7][175] demişlerdi. Binâenaleyh onlar Yusuf (a.s)’u, yücelterek bir melek olduğunu söylemişlerdi. Bu söze gö­re, insan olmak daha aşağı birşeydir. Alûsî, “Bu âyet, meleklerin daha üstün olduğuna delil olmaz.” diyerek iti­raz etmiştir.[8][176] Çünkü bu, Mısırlı kadınların, kendi görüş­lerine göre söyledikleri bir sözdür. Ayrıca burada kastedi­len üstünlük güzellikle ilgilidir ve bu, manevi bakımdan üstün olmayı gerektirmez.
Meleklerin üstünlüğünü iddia edenler yukarıda ge­çen delilleri ileri sürerken, peygamberlerin meleklerden üstün olduğuna inanan Ehl-i Sünnet ve bir kısım Şi’a[9][177] da karşı delil olaraK şunları ileri sürmüşlerdir:
1- Allah Teâlâ, meleklere “Adem’e secde edin!” diye emretti. Hikmet sahibi olan Allah, daha yüksekte olana, kendinden faziletçe aşağıdaki bir varlığa secde etmesini emretmez. İblis, “Ben ondan hayırlıyım.” diyerek, kendi­sini üstün gördüğü için Âdem’e secde etmemişti.[10][178] Bu, İblis’in iddiası idi. Ama gerçekten onun zannettiği gibi bir üstünlüğü ve hayrı olsa idi, secde ile emrolunmazdı.
2- Adem (a.s) meleklere, Allah’ın kendisine öğretti­ği şeyleri ve herşeyin adını haber vermiş, söylemişti. Binâenaleyh öğretmen konumunda idi. Öğretmen elbette talebeden faziletlidir.[11][179] Nitekim Kur’ân’da “Hiç bilenler­le bilmeyenler bir olur mu?” [12][180] buyurulmaktadır.
3- Kur’ân-ı Kerîm’deki şu âyet de peygamberlerin üstün olduğuna delildir:
“Gerçekten Allah, Âdem’i, Nuh’u, İbrahim’in hanedanını, İmran ailesini, hepsi birbirinden gelme tek bir soy olarak, bütün âlemlere üs­tün kıldı…” [13][181] Bu ifadeye göre peygamber­ler, içinde meleklerin de bulunduğu bütün âlemlerden üs­tün sayılmışlardır[14][182] ve bu Allah’ın onlara bir lütfudur. Çünkü üstün sayan O’dur.
4- İnsanları, Allah’a itaattan alıkoyan, şehvet ve ga­zap gibi birçok engel bulunmaktadır. İnsanın, bütün bu engellere rağmen kulluğuna devam etmesi, meleklerin durumuna nazaran çok daha zor ve meşakkatlidir. Bun­dan dolayı kulluğunu güzelce yerine getirebildiği zaman fazilete daha müstehak ve layıktır. Elbette meleklerin ibadetleri daha çok ve daha devamlıdır. Fakat onların yol­ları açıktır ve insanlar gibi önlerinde engeller yoktur. On­larda şehvet ve gazap özelliği yoktur; sonra onlar gerçeği bizzat görüyorlar; insanlar gibi peygamberlerden duyup gaybe iman etme durumunda da değillerdir.[15][183]
Güvenilir bir rivayete göre İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe, “insanların seçkinleri olan peygamberler, meleklerin hepsinden üstündür. Meleklerin seçkinleri, nebi olan peygamberlerden üstündür. Nebiler de diğer meleklerin hepsinden üstündür.”demiştir.[16][184] İcî, “Peygamberlerin, yeryüzü meleklerinden üstün olduğu hususunda ihtilaf yoktur. İhtilaf, gök meleklerinden üstün olup olmadıkları konusundadır.” derken[17][185], İbn Haceri’l-Heytemî, “Mu’tezile’nin ve Ehl-i Sünnetten Halimi ile Bakıllânî’nin, meleklerin peygamberlerden üstün olduğu şeklin­deki görüşleri, gök melekleri içindir.” diye bir açıklama getirir.[18][186]
Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Ehl-i Sünnet âlimlerinin hemen hemen tamamı peygamberlerin, meleklerden üstün olduğu inancındadırlar. Peygamberler de melekler de Allah’ın seçkin kullarıdır. Ama peygamberler, insan olarak irade sahibi varlıklar oldukları halde bu kul­luğu gösterirken, meleklerde irade yoktur. Bu açıdan aklen peygamberlerin daha üstün olmaları gerekir. Allâhu alem..
Bu konuya Tefsir’inde çok geniş yer ayıran Fahreddin Râzî, yukarıda geçen delillerle karşı delillere ilaveten şu hususları zikretmiştir: Meleklerin insanlardan, dolayısıyla peygamberlerden üstün olduğunu söyleyenler, belalardan ve ihtiyaçlardan müstağni olanların isyana te­mayülleri daha fazla olacağı için, meleklerin ibadetlerinin daha zor olduğunu, dolayısıyla da daha sevablı olduğunu iddia etmişlerdir. Ayrıca bunlara göre meleklerin ömürle­rinin daha uzun ve ibadetlerinin devamlı oluşu da bir üs­tünlük sebebidir. Cebrail (a.s)’in bütün peygamberlere va­hiy getirmek suretiyle adeta onların üstünde bir peygam­ber gibi oluşu da bir diğer delildir. Peygamberler önce kendileri için istiğfarda bulunurken, meleklerin insanlar için istiğfar edişi; üzerlerinde bekçi ve murakıp oluşu; on­ların yaptıklarını yazmaları; Allah’ın azamet ve saltanatı anlatılırken hep meleklerin zikredilişi; birçok âyette pey­gamberlerden önce meleklerin getirilişi; Ahzab 56 âyetin­de, meleklerin Rasûlullah (a.s)’a salât u selam getirişleri­nin, peygamber için bir şeref sayılması; meleklerin, insan­lardan daha bilgili sayılması, rûhânî varlık oluşları, me­leklerin insanlardan ve bu arada peygamberlerden üstün olduklarına delil olarak ileri sürülmüştür. Fakat bu delil­lerin hepsine mâkul ve ikna edici itirazlar yapılarak, Ehl-i Sünnet’in görüşü desteklenmiştir. Ayrıca melekle­rin, Hz. Âdem’e secde ile emredilişi; Hz. Adem’in yeryü­zü halifesi olarak yaratılması; Allah Teâlâ’nın peygam­berlerin bütün âlemler için seçkin kullar olduğunu ifade etmesi; Rasûlullah (a.s)’ın yine bütün âlemler için rahmet oluşu; gerçekte insanın kulluğunun meleklerinkinden da­ha zor oluşu; insanoğlunun melekler tarafından korunan ve himaye edilen kıymetli bir varlık oluşu; Mirac’da Cebrail (a.s)’in bir noktadan ileri gidemeyişi; büyük me­leklerden Hz. Peygamber (a.s)’in, “vezirlerim” diye bahse­dişi, peygamberlerin ve insanların meleklerden üstün olduğunu söyleyenlerin delilleridir.[19][187]
İnsaflı düşünüldüğü zaman Ehl-i Sünnet’in görüşünün isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Rasûlullah (a.s)’ın şu hadis-i şerifi de bunun küçük örneklerinden biridir: “Allah Teâlâ’nın bazı faziletli veya fazladan melekleri vardır. Onlar zikir meclislerini ararlar. Bir meclis, (yani Allah’ın anıldığı, dinî konuların ele alındığı, Kur’ân oku­nan, hadis okunan, ilahi ahkâmın müzakere edildiği bir ders, sohbet ve zikir halkası) buldukları zaman, o insan­larla beraber otururlar ve kanatları ile, birbirlerine orayı işaret ederler veya kanatları ile onları sararlar. Böylece o insanlarla dünya semasının arasını dolduracak kadar oraya toplanırlar. Onlardan ayrıldıkları zaman yükselir göğe çıkarlar. Allah Teâlâ, çok iyi bildiği halde o melekle­re:
“Nereden geliyorsunuz?” diye sorar.
“Yeryüzündeki ba­zı kullarının yanından geliyoruz. Onlar seni teşbih edi­yor, senin yüceliğini söylüyor ve tevhid okuyor, sana hamdediyor ve senden istiyorlar.” cevabını verirler. Allah Teâlâ:
“Benden ne istiyorlar?” der. Melekler,
“Senden cennetini istiyorlar.” derler. Allah Teâlâ,
“Cennetimi görmüş­ler mi?” der.
“Hayır, ey Rabbimiz.” derler. Allah Teâlâ:,
“Eğer cennetimi görmüş olsalardı ya durum ne olurdu?!” der. Melekler,
“O insanlar, bir de sana sığınıyorlar.” der­ler. Allah Teâlâ,
“Hangi şeyden bana sığınıyorlar?” buyu­rur. Melekler,
“Cehenneminden ey Rabbimiz.” derler. Al­lah Teâlâ,
“Cehennemimi görmüşler midir?” diye sorar. Onlar,
“Hayır.” derler. Allah Teâlâ,
“Ya cehennemimi görmüş olsalardı, durum nasıl olurdu?!” der. Melekler,
“Bir de senin mağfiretini istiyorlar.” der. Bunun üzerine Allah Teâlâ,
“Onları bağışladım; istediklerini verdim; sı­ğınmayı istedikleri şeyden onları korudum.” buyurur. Melekler derler ki,
“Fakat ey Rabbimiz, onların arasında, çok günahkâr falanca kişi de vardı. O, geçerken onlara uğradı ve onlarla oturdu?”. Allah Teâlâ,
“Onu da bağışla­dım. Onlar, öyle bir topluluktur ki, onlarla oturan şakîlik-yanlışlık yapmaz.” Buyurur.[20][188]
Bu hadis-i şerif, melekler ile insanlar arasındaki en büyük farklardan birine işaret etmektedir. O da gayba imandır. Melekler, bizlerden farklı olarak, melekût âle­minde birçok şeyi bizzat görmektedirler. Ama biz insan­lar, cennet-cehennem gibi birçok şeye gayben inanarak, kulluk yapıyoruz. Gaybe inanma, belki de bütün inanan­ları meleklerin üstüne çıkaran büyük bir fazilettir. Bu yüzden Allah Teâlâ, Bakara Sûresi’nin hemen başında, muttakileri överken, “Onlar, gaybe iman ederler..” [21][189] buyurur.


[1][169] Râzî, 2/342; Taftazânî, 8/283; İcî, 2/200; Heytemî, s. 191; Âlûsî, 6/38.

[2][170] Nisa: 4/172.

[3][171] İbn Kesîr, 2/462.

[4][172] Âlûsî, 6/38-39.

[5][173] En’am: 6/50; Hûd: 11/31.

[6][174] Âlusi, 7/155-156

[7][175] Yusuf: 12/31.

[8][176] Âlûsî, 12/231.

[9][177] İcî, 8/282.

[10][178] Taftazânî, 2/200; İci, 8/284.

[11][179] Taftazânî, 2/200; İcî, 8/284.

[12][180] Zümer: 39/9.

[13][181] Al-i İmran: 3/33.

[14][182] Taftazânî, 2/200.

[15][183] Taftazânî, 2/200; İcî, 2/285.

[16][184] Heytemî, s. 191.

[17][185] İcî, 8/283.

[18][186] Heytemî, s. 191.

[19][187] Râzî, 2/342-380,

[20][188] Müslim, Zikir, 25(4/2069).

[21][189] Baka­ra: 2/3.

BENZER KONULAR:

Hz Cebrail a.s kimdir görevi nedir? Kısaca

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answer ( 1 )

    1
    2023-12-11T11:10:00+03:00

    Peygamberler melekten üstündür. Çünkü, peygamberler, melekler kadar güçlü olmasalar bile, daha akıllı, daha iradeli ve daha vicdanlı varlıklardır. Ayrıca, peygamberler, Allah’tan vahiy alan ve insanlara doğru yolu gösteren kişilerdir.

    İslam inancında, peygamberler, melekten üstündür. Çünkü, peygamberler, Allah’ın insanlara gönderdiği elçileridir. Peygamberler, Allah’ın emirlerini insanlara tebliğ etmek ve onları doğru yola yönlendirmekle sorumludur.

    Best answer

Leave an answer