Kabir Alemi

Question

KABIR AHVALI Kabir alemi nedir

KABİR AHVALİ (Kabir âlemi nedir?)

İmam A’zam Ebu Hanife, Fikh-ı Ekber isimli kitabında “Münker ve Nekir tarafından yapılacak olan sual haktır. Mutlaka olacaktır. İnsanın ruhunun cesedine bir müddet için iade edilmesi, Kafir ve bir takım isyankar, fasık mü’minler için kabrin sıkıştırması da hak ve gerçektir der.”

Rasulü Emin (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “…Dünyada hissedeceğiniz lezzetleri sona erdirecek olan ölümü sık sık hatırlayın. Çünkü gömüleceğiniz mezar her gün “Ben gariplik yurduyum. Ben tek başına kalacak olanın eviyim. Ben topraktan oluşan, böceklerin yurdu olan bir evim, diye seslenir. Mü’min olan kul oraya defnedildiği zaman kabir ona,

-Merhaba, hoş geldin, safalar getirdin. Sen, üzerimde yürü yen insanların bana en sevimlisi idin. Koynuma bırakıldıktan ve kendini bana teslim ettikten sonra sana neler yapacağımı göreceksin, der.

Bundan sonra gözünün uzanabildiği yerlere kadar mezar ge nişler, Cennete doğru uzanan bir yolun kapısı açılır. İsyankar ya da kafir bir kişi oraya defnedildiği zaman mezar:

-Sana merhaba yok. Hoş geldin… demek de yok. Şunu bile sin ki üzerimde gezip dolaşanların bana en tatsız ve sevimsizi sen idin. Bugün koynuma bırakıldıktan ve bana teslim edildik ten sonra neler yapacağımı göreceksin der ve onu şiddetle sıkar. Öyle ki kemikleri birbirine karışır. Efendimiz bunu anlatırken parmaklarını birbirine geçirerek göstermiştir….

Bu hadisi nakleden Ebu Said el-Hudri, der ki Rasulü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, bu konu ile ilgili olarak, “Kabir Ya bir cennet bahçesi, ya da bir cehennem çukurudur.””

a) İnsan hayatı üç safhada devam eder. İlki dünya hayatıdır. Ölümle son bulur. İkincisi öldükten sonra tekrar dirilmeye kadar geçen kabir hayatıdır. İnsan öldükten sonra tekrar dirilinceye ka dar geçen zaman içinde bir berzah hayatı yaşar. Bu hayat hakkında bilgimiz pek fazla değildir. Ancak kabirdeki ahvâli hak kında, hadis-i şeriflerin bildirdiği kadar az bir malumata sahibiz. Üçüncüsü âhiret hayatıdır. Tekrar diriltildikten sonra başlar ve devam eder. Peygamberimiz en çok bu hayata ehemmiyet vermiştir. Kendinin dünya hayatını, bir ağaç altında istirahat eden, sonra kalkıp gidecek olan bir yolcu şeklinde tasvir buyurmuş, “Ey Rabbim, yaşayış ancak ahiret yaşayışıdır.” demiştir. Öl dükten sonra başlayan kabir ahvâlinin, âhiret hayatının başlangıcı olarak kabul edilmesi de caizdir.

b) İnsan öldükten sonra Kabre konulunca Münker ve Nekir isimli iki melek gelir. Bu iki meleğe Münkereyn denilir.  Ölen insan salih (ahiret aleminde ikram ile karşılaşacak olanlardan) ise, bu melekler, görülmemiş derecede munis, cana yakın, se vimli bir görüntü ile gelirler. “Rabb’imiz Allah’tır diyen sonra istikamet üzere hayatlarını devam ettirenlere vefatları anında melekler inerler, “Korkmayın, mahzun olmayın. Vadedilen cennetin müjdesini alın. Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınız olacağız. Canlarınız neyi istiyorsa ve siz neyi arzu ediyorsanız onlar hep sizin için hazır edilecektir. Çok bağışlayan, çok merhametli olan Allah tarafından verilecek ziya fet sofrasına buyurun” derler.

Ölen kişi kafir, fasık, facir biri ise, onların derecelerine göre bu melekler de olabildiğince korkunç bir şekilde geleceklerdir. Bunlarla ilgili olarak Kur’an’da şöyle buyurulur: “Şayet sen,
zalimleri, ölüm sıkıntıları içinde iken bir görseydin. Melekler ellerini uzatmışlar, çıkarın canlarınızı… Bugün siz, hor ve hakir bırakan bir azab ile cezalanacaksınız. Çünkü siz Allah’a karşı hak olmayan sözleri söylüyor, kibirlenip iman etmek ten çekiniyordunuz” derler.” Melekler onların yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını alırken halleri nasıl olacak bir görsen…”

Kısacası, kabirde sual sormak üzere gelen melekler, suale çekilecek olanın manevi durumuna göre onların karşısında yer alacak ve hesaba çekeceklerdir.

Münker ve Nekir isimli melekler, ölen kimseye şu üç suali sorarlar:

1- Rabbin kimdir, 2- Peygamberin kimdir, 3- Dinin nedir? Her insan bu üç suale cevap verme mecburiyetindedir. Ancak Peygamberler, buluğa ermeyen çocuklar, buluğa ermeden deli olanlar suale çekilmezler.

c) Denizde boğulan, ateşte yanan, hayvanlar tarafından yenilen veya yüksekten düşmek suretiyle parçalanan ve netice olarak kabre konulmayan kimseler de aynı suallere muhatap olurlar, kabre konulanın karşılaştığı her durum onlara da aynen vaki olur. İkrama lâyık ise ikram görür, azaba lâyık ise azab çeker. Bu durumlara kabir ahvali denmesi, umumiyetle ölenlerin kabre konulmaları sebebiyledir. Bu suallerin sorulması için kabre konulmak şart değildir.

d) Ölen bir kimsenin kabirde suale çekilmesi, azab veya ikram görmesi tamamen uhrevi âlemle ilgili olan hallerdendir. Bu hallerin nasıl olduğu, kabrin genişlemesi veya daralmasını, ölenin kabirde oturtulmasını dünyadaki kanunlara uydurmak için yorulmak lüzumsuzdur. Bu hallerin aslında nasıl olduğunu bilmemiz imkânsızdır. Ancak unutmamak lazımdır ki bu sayılanlar aslında hiç olmayacak şeyler değildir. Allah Teâlâ’nın her şeye kadir olduğuna ve dilediğini yapacağına inananlar kabir ahvali hakkında peygamberimiz tarafından bildirilenlere gönülden inanırlar. İnanmayanların da inanabilmeleri için gerekli olan za man pek fazla değildir.

e) Ölen bir kimse için kabir azabı veya ikramı ne zamana kadar devam edecektir? Bu hususta kesin bir bilgi vermek güçtür. Fakat insanların tekrar diriltilmelerinden bir müddet evvel olsun kabir azabının kesileceği anlaşılmaktadır. Çünkü diriltilen insan, çok çetin bir gün için kaldırıldığını derhal anlayacak ve “Eyvah bize, uyuduğumuz yerden (uykumuzdan) bizi kim kaldırdı?” diyecektir. Bu ise, bir müddet için onlara bir istirahat hakkı tanındığını göstermektedir.

KABİR AZABI VE İKRAMI HAKKINDA DELİLLER

Ehl-i sünnet âlimleri, kabirde ikram veya azabın görüleceği hakkında ittifak halindedirler. Bazı ayetler ve Peygamberimiz den nakledilen sahih hadisler bunu göstermekterdir.

AYETLER:

1- Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Cehennem ateşi… Fir’avn ve hanedanı, sabah akşam bu ateşe arz olunurlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki: Fir’avn hanedanıni ate şin en şiddetlisine sokun.
Kıyamet kopmadan evvel, Fir’avn ve onun yardımcısı duru munda olanların sabah ve akşam arzedildikleri azab öldükten sonra yapılan azabdır ki kabir azabından başkası değildir. Eğer kafir ve müşrik kabirde azab görecekse, mü’min ve müslüman olanın, özellikle salih ve müttaki olanların ikram görmesine en gel olan nedir?

HADİSLER

2 – Bera’ ibnü Azib (r.a.) Peygamberimizin şöyle buyurdu ğunu rivayet eder: “Mü’min olan kabrinde oturtulduğu zaman ona gelinir. Sonra o, Allah’tan başka ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet eder. İşte bu Allah Teâlâ’nin şu âyetinde haber verdiğidir: “Allah, iman edenlere bu dünya hayatında da, âhirette de o sabit sözlerinde devam ve sebat ihsan eder.”

Meali verilen bu âyetin kabir azabı hakkında indiğine dair sahih rivayetler Buhari ve Müslim’de nakledilmiştir.

3- Abdullah b. Ömer’den gelen bir rivayette peygamberi miz buyurmuştur ki: “Sizden biri öldüğü zaman sabah akşam, cennet ehlinden ise cennetteki, cehennem ehlinden ise cehennemdeki esas durağı ona arz edilir ve denilir ki: İşte senin durağın… kıyamet günü Allah seni oraya gönderecek…”

4 – Abdullah b. Abbas diyor ki: Peygamberimiz iki kabre rastladı ve dedi ki: “Bu ikisi azap görüyor. Size göre büyük bir günahtan dolayı azaba uğramış değillerdir… Biri koğuculuk yapıyor (İnsanlar arasında birinden diğerine söz taşıyor), diğeri ise idrarından temizlenme lüzumunu duymuyordu.”
İbnü Abbas diyor ki, daha sonra Rasûlüllah yaş bir dal aldı. İki ye ayırdı. Her birini bir kabre dikti. Sonra şöyle buyurdu: “Umulur ki bunlar kurumadığı müddetçe azapları hafifletilir.”

5-Abdullah b. Abbas demiştir ki: Rasûlüllah (s.a.v.) ashabi na Kur’ân’dan bir süre öğretir gibi ehemmiyet vererek şu duayı öğretirdi: “Allah’ım, şüphesiz ben cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal’in fitnesinden sana sığınırım, hayat ve ölümün fitnelerinden yine sana sığınırım.”

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

    1
    2025-12-08T18:17:52+03:00

    KABİR ÂLEMİ – ÖZET

    1) Hayatın Üç Safhası:

    Dünya hayatı ölümle biter.

    Berzah/Kabir hayatı, ölüm ile yeniden diriliş arasındaki dönemdir. Hadislerle sınırlı bilgi vardır.

    Âhiret hayatı, dirilişle başlar ve ebedidir. Kabir ahvali âhiretin başlangıcı kabul edilir.

    2) Kabir Sorgusu:

    Ölen kişi kabre konulunca Münker ve Nekir adlı iki melek gelir.

    Duruma göre melekler mümine yumuşak, kâfire ve fasıka korkunç olarak gelirler.

    Üç soru sorulur:

    Rabbin kim?

    Peygamberin kim?

    Dinin nedir?

    Peygamberler, buluğa ermemiş çocuklar ve akıl hastaları sorgulanmaz.

    3) Kabir Azabı ve İkramı:

    Kabir mümine bir cennet bahçesi, inkârcıya ise bir cehennem çukuru olur.

    Mümin için kabir genişler, cennet yolu açılır; kâfir için kabir sıkışır ve azap olur.

    Deniz, ateş, hayvan tarafından parçalanma gibi durumlar kabir sorgusuna engel değildir.

    4) Kabir Halleri Maddî Dünyaya Benzetilemez:

    Bu olaylar uhrevîdir; mahiyeti akılla tam olarak kavranamaz.

    Allah’ın kudreti ile gerçekleştiğine inanılır.

    5) Kabir Azabı Ne Kadar Sürer?

    Kesin süre bilinmez; fakat dirilişten önce belli bir dönem azabın hafifletileceği anlaşılır.

    DELİLLER

    Ayetlerden:

    Firavun ve kavminin kıyamet öncesi sabah-akşam ateşe arz edilmeleri (kabir azabına işaret).

    Hadislerden:

    Müminin kabirde Allah’a ve Rasûl’e şehadeti ile destekleneceği.

    Ölen kişiye sabah-akşam cennet veya cehennemdeki makamının gösterileceği.

    Koğuculuk yapan ve idrardan sakınmayan kişilere kabir azabı verildiği.

    Peygamberimizin sürekli öğrettiği dua:

    Cehennem azabından,

    Kabir azabından,

    Deccal fitnesinden,

    Hayat ve ölüm fitnelerinden Allah’a sığınma duası.

    Sonuç:
    Ehl-i sünnet âlimlerine göre kabir sorgusu, kabir azabı ve ikramı haktır. Ayet ve sahih hadislerle sabittir. Kabir hayatı, berzah âleminin bir parçası olup mümine huzur, inkârcıya azap vesilesidir.

    En iyi cevap

Cevapla