Paylaş
iyiliği emretmek kötülükten men etmek müminin özelliğidir
Question
Emri bi’l maruf nehyi anil münker nedir örnekler

İYİLİĞİ EMRETMEK KÖTÜLÜKTEN MEN ETMEK
Son semavi kitap olan Kur’an-ı Kerim’in temel hedeflerden birisi ahlaklı, Hakka ve halka karşı vazifesinin bilinci ile davranan insanları yetiştirmek ve bunlardan oluşacak bir toplumun kurulmasını gerçekleştirmektir.
Kur’an-ı Kerim, böyle bir toplumu oluşturacak emir, tavsiye ve prensipler bütünüdür. İşte emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker de bu temel prensiplerden birisidir. Kısaca, iyiliği emir ve tavsiye etmek, kötülükten alıkoymak diye ifade edebileceğimiz bu prensibin usulünce uygulanması düzenli bir hayatın kaçınılmaz gereklerindendir.
İyiliğe, doğruluğa ve yararlı olan şeylere çağırmak, toplumun yararına, insanların iyiliğine olan şeyleri tavsiye etmek, zararına olan şeylerden onları sakındırmak, bütünlüğü bozmamak, ayrılık çıkarmamak gibi önemli işler bu prensibin kapsamına girmektedir.([1])
Bir Kur’an terimi olarak “iyilik” diye ifade ettiğimiz “maruf”, sözlükte bilinen, tanınan, benimsenen şey demektir. “Münker” ise; tasvip edilmeyen, yadırganan, görülmesinden veya yapılmasından sıkıntı duyulan şey demektir.
Büyük İslam düşünürü İmam Gazali daha geniş bir bakış açısı ile, İslam dininin getirdiği, hayat tarzına, görgü kurallarına uygun olan söz ve davranışları maruf; uygun olmayanları da Münker olarak saymıştır. Kısaca, maruf için, Allah’ın emir ve tavsiye ettiği söz, fiil ve davranışlar, hayrın, faziletin, hakkın ve adaletin kendisi, Rasûlullah’ın emrettiği her şeydir diyebiliriz. Buna göre, maruf farz, vâcip, nafile ve mendup hükmünde olan her ameli içine almaktadır. Mesela beş vakit namaz, zekat, sadaka, gibi belli ibadetler ile anne-babaya iyilik etmek, insanlarla iyi geçinmek de maruf kapsamında yer alır.([2])
Aynı şekilde, münker de , hırsızlık , zina, iftira, cana kıymak, gıybet ve dedi-kodu yapmak gibi açıkça yasaklanan işler ile, insan tabiatının hoş karşılamayacağı, toplumun ve bireylerin huzur ve sükununa zarar verecek her türlü söz, davranış ve işleri kapsamı içine alır.
Peygamber Efendimiz ömrü boyunca iyiliğin yaşanması, kötülüğün ortadan kaldırılması için çalışmış, yolunu kaybetmiş insanlara elçiler göndererek onları Allah’ın emir ve yasaklarına uymaya davet etmiştir. Medine’ye gönderilen Mus’ab b. Umeyr bu tebliğcilerden birisidir.
Buraya kadar söylenenlerden hareketle, “ma’ruf” u İslam’ın öngördüğü davranışlar bütünü, hayat tarzı, “münker” i de bunun aksine, İslam’ın tasvip etmediği davranışlar ve hayat tarzı olarak ifade etmek mümkündür.
Bundan dolayıdır ki , iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak, ilahi emir ve yasakların insanlara iletilmesi en önde gelen dini görevlerden birisidir.Yüce Allah (c.c) bu görevin yerine getirilmesini Müslümanlara farz kılmış, onları bundan sorumlu tutmuştur ve “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülükten men eden bir topluluk bulunsun, işte kurtuluşa erenler onlardır.”([3]) diye buyurmuştur.
Bu ayeti kerime, sözü dinlenen, doğru yolu gösteren, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk oluşturulmasında, bütün Müslümanların sorumlu olduklarını açıkça bildirmektedir. Böyle bir topluluğun oluşturulması, imandan sonra Müslümanların önde gelen görevlerinden birisidir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in şu güzel sözü ile bitiriyorum:
Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen; iyiliği emredip, kötülüğü de yasaklamayan bizden değildir. ([4])
——————
[1] Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, İstanbul 1988, ll,87.
[2] Ömer Dumlu, Kur’an-ı Kerim’de Maruf ve Münker, İzmir 1999, s.23
[3] Ali İmrân, 3/104
[4] Tirmizî, Birr, 15, IV, 322, No: 1921.
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
“İyiliği emredip kötülükten sakındırmak” ifadesi, müminlerin erdemli iş ve davranışları özendirmek ve teşvik etmek, zararlı veya ahlaken yanlış olanlardan sakınmak ve onları engellemekle ilgili görev veya sorumluluklarına işaret etmektedir. İnananların kendi topluluklarında ve bir bütün olarak toplumda doğruluğu, adaleti ve ahlaki değerleri aktif olarak savunmaları gerektiği fikrini yansıtır. Müminler, iyiliği aktif bir şekilde teşvik ederek ve kötülüğü caydırarak, hemcinslerinin daha iyiye ve refahına katkıda bulunurlar ve daha erdemli ve adil bir toplum yaratmak için çabalarlar.
1. Kur’an’da İyiliği Emretmek ve Kötülükten Men Etmek
Kur’an-ı Kerim, müminlerin bu sorumluluğunu açıkça belirtir. Allah, iyiliği teşvik etmeyi ve kötülüğü engellemeyi, müminlerin görevi olarak koymuştur. Bu, sadece bireysel sorumluluk değil, aynı zamanda toplumda adaletin ve doğruluğun sağlanmasına hizmet eden bir eylemdir.
İyiliği Emretmek:
“Siz insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i İmran, 3:110)
Bu ayet, müminlerin toplumsal sorumluluklarını açıkça ifade eder. İyi olan her şeyi teşvik etmek, başkalarını doğru yola çağırmak, Allah’ın rızasına uygun bir yaşam tarzını benimsemek, müminlerin en önemli görevlerinden biridir.
Kötülükten Men Etmek:
“Bir toplumda hayra çağıran, kötülükten men eden ve Allah’ın rızasına uygun davranan bir grup olmalı, diğer insanlar ise onların yolunu izlemeli.” (Âl-i İmran, 3:104)
Kötülükten men etmek, toplumu ıslah etmek ve adaletin sağlanması için gerekli bir adımdır. Bunu yapmak, sadece toplumu korumakla kalmaz, aynı zamanda bireylerin manevi olarak gelişmelerine de yardımcı olur.
2. Hadislerde İyiliği Emretmek ve Kötülükten Men Etmek
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu konuya sıkça değinmiş ve müminleri bu sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmıştır. Peygamber (s.a.v), insanların kötü davranışlara karşı durmalarını ve doğruyu teşvik etmelerini, dinin temel esaslarından biri olarak kabul etmiştir.
İyiliği Emretmek:
“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin. Eğer buna gücü yetmezse, diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse, kalbiyle buğz etsin. Bu, imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim)
Bu hadis, müminlerin kötülüğü engellemeye yönelik çeşitli yollarla sorumluluk taşıması gerektiğini belirtir. İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, sadece sözle değil, aynı zamanda eylemle de yapılmalıdır.
Kötülükten Men Etmek:
“Sizden biriniz, kötülüğü gördüğünde, onu engellesin. Eğer engellemeye gücü yetmezse, elinden geldiği kadar dil ile engellemeye çalışsın. Eğer buna da gücü yetmezse, kalbinde buğz etsin.” (Müslim)
Kötülüğe karşı durmak, sadece dışarıdan bir müdahale ile değil, aynı zamanda içsel bir duruşla da olmalıdır. İslam, insanların kalplerinde doğruyu sevmelerini ve yanlışları reddetmelerini ister.
3. İyiliği Emretmek ve Kötülükten Men Etmek Müminin Sorumluluğudur
İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, sadece toplumu korumak için değil, aynı zamanda bireysel olarak insanın kendi ahlaki gelişimi ve Allah’a yakınlaşması için de çok önemlidir. Bir mümin, bu sorumluluğu yerine getirerek hem Allah’a olan bağlılığını gösterir hem de toplumun daha sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkıda bulunur.
Bireysel Sorumluluk: Her mümin, iyiliği emretme ve kötülükten men etme görevini yerine getirirken, kişisel bir sorumluluk taşır. Bu sorumluluk, insanın Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirmesi anlamına gelir. Kendi nefsine hâkim olmak, başkalarına doğruyu göstermek, Allah’ın emirlerine uygun bir yaşam tarzı benimsemek önemlidir.
Toplumsal Sorumluluk: Müminlerin toplumsal sorumluluğu, sadece kendi çevreleriyle sınırlı kalmaz, aynı zamanda tüm insanlığa yönelik bir sorumluluktur. İnsanlar, başkalarının iyiliğini de düşünerek, toplumu kötülüklerden korumalıdır. Bir toplumda kötülüğün yayılmasına engel olmak, o toplumun sağlıklı bir şekilde gelişmesine olanak tanır.
4. İyiliği Emretmek ve Kötülükten Men Etmenin Yöntemleri
Bu görevler, farklı şekillerde yerine getirilebilir. Ancak her durumda, bu eylemlerin adaletli, sabırlı ve hikmetli bir şekilde yapılması gerekir. İşte bazı yollar:
Örnek Olmak: İyi bir mümin, ilk önce kendisi iyiliği temsil eder. Yaşam tarzıyla, ahlakıyla, davranışlarıyla çevresindekilere örnek olur. İyiliği yaymanın en etkili yollarından biri, bireysel olarak doğruyu temsil etmektir.
Eğitim ve Öğretim: İnsanları doğru yola yönlendirmek, onlara İslam’ın öğretilerini anlatmak da iyiliği emretmek için etkili bir yöntemdir. İnsanlar, doğruyu anlamadıkları için kötü davranışlar sergileyebilirler. Bu yüzden, insanları eğitmek ve onları doğru yolda teşvik etmek büyük önem taşır.
Yumuşak Dil ve İkna: Kötülüğü engellerken, sert ve kırıcı bir dil kullanmamak, insanlara nazikçe ve hikmetle yaklaşmak gereklidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), insanlara nazik ve sevimli bir şekilde yaklaşmayı öğütlemiştir.
Toplumsal Müdahale: Toplumda yaygınlaşan kötülükler için, adaletin sağlanması adına doğru yolda adım atılmalıdır. Haksızlık ve zulme karşı durmak, bir toplumun adalet ve düzen içinde gelişmesine yardımcı olur.
5. İyiliği Emretmenin ve Kötülükten Men Etmenin Faydaları
Toplumsal Adaletin Sağlanması: İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, toplumda adaletin ve huzurun sağlanmasına yardımcı olur.
Bireysel Gelişim: Bu sorumluluk, kişisel olarak insanı olgunlaştırır, sabırlı ve hikmetli bir insan yapar. İnsan, hem dünyada hem de ahirette daha yüksek bir mertebeye ulaşır.
Allah’ın Rızasını Kazanmak: İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, Allah’ın rızasına ulaşmanın yollarından biridir. Bu, müminin dini sorumluluğudur ve bu görevi yerine getirenler, Allah katında büyük mükâfatlar elde ederler.
Sonuç:
İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, İslam’ın temel öğretilerindendir ve her müminin üzerinde büyük bir sorumluluk oluşturur. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde iyiliğin yayılması, kötülüğün engellenmesi, insanların huzurlu ve adaletli bir şekilde yaşaması için elzemdir. Müminler, bu görevlerini yerine getirirken, hem Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmiş olur hem de toplumları daha sağlıklı bir şekilde şekillendirirler.