Paylaş
İslamda Tevazu ve Kibir
Question
Tevazu Yüceltir Kibir Alçaltır
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kibri, ‘hakikati inkar etmek ve insanları küçük görmek‘ diye tanımlamıştır. (Müslim, îmân, 147)
Bazen soyluluk, güzellik, fiziksel güç gibi yaratılış özellikleri; kimi zaman da zenginlik, makam, bilgi veya nüfuz gibi nimetler, insanı bu türlü bir kibre sevk eder.
Kendini beğenen kişi önceleri, sahip olduğu özelliklerle övünmeye, başkalarından farklı olduğunu düşünerek büyüklenmeye başlar.
Sonra çevresindekileri küçümseyerek kendisinin “seçilmiş” ya da “en üstün” olduğu hissine kapılır ve böylece kibir hastalığına yakalanır.
Resûlullah (s.a.s.), “Müslüman kardeşini küçük görmesi; kişiye kötülük olarak yeter” sözüyle bu tehlikeye işaret etmiştir. (Müslim, Birr, 32)
Allah Teala da Kur’an-ı Kerim’de: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin” buyurarak, aslında yalnızca güçsüz bir kul olan insana, bu acziyetini hatırlatmıştır. (isrâ, 17/37)
Kibir hastalığının tedavisi, öncelikle her konuda mütevazı olmaya gayret etmekle başlar, kibre sebep olan şeylerin kendinden değil, Allah’tan olduğunu bilmek ve geçici olduğunu, yok olabileceğini akıldan çıkarmamakla devam eder.
BENZER KONULAR:
- islamda tevazu ve alçak gönüllülük
- Tevazu, kibir ve gurur
- Kibir ve Tevazu
- Dini Kavram olarak “Tevazu” nedir?
- Tevazu Ne Demek? Kısaca
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 2 )
İslam bizlerden kibirlenmemizi, büyüklenmemizi asla istemez.
Rasulullah (sav) kibri şu şekilde tarif etmiştir;
Hakikati inkar etmek ve insanları küçük görmek. (Müslim/İman/147)
Kibirlenmek ve büyüklenmek şeytanın cennetten kovulmasına sebep olmuştur.
Rabbimiz (cc) Adem (as)’a secde emrini vermesinden sonra, şeytan kibirlenip beni ateşten onu topraktan yarattın deyip kibirlenmiş ve cennetten kovulmuştur.
Kibir hastalığının tedavisi, öncelikle her konuda mütevazı olmaya gayret etmekle başlar, kibre sebep olan şeylerin kendinden değil, Allah’tan olduğunu bilmek ve geçici olduğunu, yok olabileceğini akıldan çıkarmamakla devam eder.
İslam’da tevazu ve kibir, insanın ahlaki karakteri ve toplum içindeki ilişkileri açısından büyük bir öneme sahiptir. Her iki kavram da insanın Allah’a ve diğer insanlara karşı tutumunu etkileyen, kişisel ve toplumsal değerlerdir. İşte her birinin İslam’daki yeri:
1. Tevazu (Alçakgönüllülük):
Tevazu, insanın kendini büyük ve üstün görmemesi, kibirli davranışlardan uzak durarak Allah’a ve diğer insanlara karşı saygılı ve mütevazi bir tutum sergilemesidir. İslam’da tevazu, yüksek ahlaki bir erdem olarak kabul edilir.
Kur’an ve Hadislerde Tevazu:
Kur’an-ı Kerim’de tevazu, müminlerin özellikleri arasında sayılır. Örneğin, Furkan Suresi 63. ayette:
“Rahman’ın kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olarak yürürler…”
Bu ayet, Allah’a inanan ve doğru yolda olan kişilerin tevazu içinde olmaları gerektiğini ifade eder.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de tevazuyu sıkça öğütlemiştir. Bir hadisinde,
“Kim Allah için alçakgönüllü olursa, Allah onu yükseltir.”
demiştir (Sahih Muslim).
Bu, tevazunun Allah katında değerli olduğunu gösterir.
Tevazunun Faydaları:
İnsanlar arasında saygı ve sevgi oluşturur.
Kalp temizliği sağlar; kibirden arınan bir kalp, Allah’a daha yakın olur.
Toplumsal huzuru artırır, çünkü insanlar birbirini küçümsemeden, eşit bir şekilde muamele ederler.
Tevazu ve Başarı: İslam’a göre tevazu, başarıyı engellemez; aksine, kişinin içindeki Allah korkusunu ve erdemi artırır, başarısının da daha hayırlı olmasını sağlar.
2. Kibir:
Kibir, insanın kendisini diğerlerinden üstün görmesi, başkalarını küçümsemesi ve egosunu tatmin etmek amacıyla alçaltıcı bir tavır sergilemesidir. İslam, kibiri son derece kötü bir özellik olarak kabul eder.
Kur’an ve Hadislerde Kibir:
Kur’an-ı Kerim’de kibir, Allah’ın büyüklüğüne karşı bir başkaldırı olarak tanımlanır. Lukman Suresi 18. ayette:
“Bütün insanları küçümseyerek yüzünü dönme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, böbürlenerek yürüyen kimseyi sevmez.”
Burada kibirli bir tavır, Allah’ın huzurunda ve toplumda olumsuz bir davranış olarak nitelenmiştir.
Bir başka hadisinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kibir hakkında şöyle demiştir:
“Kimde zerre kadar kibir varsa, Cennete giremez.”
(Sahih Muslim). Bu, kibirin ne kadar tehlikeli bir tutum olduğunu açıkça ortaya koyar.
Kibrin Zararları:
Kibir, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Allah, kibirli olanları sevmez.
Toplumsal ilişkilerde sorunlara yol açar; insanlar kibirli birine yakın durmaz.
İnsan, kibir nedeniyle başkalarını küçümseyebilir ve bu da hak ve adalet anlayışını bozar.
Kibir, kişinin kalbini katılaştırır ve ruhsal olarak daha yalnız hissetmesine yol açabilir.
Sonuç olarak:
İslam’da tevazu, insanın Allah’a olan kulluk borcunu ve diğer insanlarla ilişkilerini doğru bir şekilde yerine getirmesinin temelidir. Kibir ise, insanın kalbinde Allah’a karşı bir büyüklük taslamasına ve başkalarını küçümsemesine yol açarak hem manevi hem de toplumsal zararlara yol açar. Tevazu, sadece dışsal bir davranış değil, içsel bir haldir; kişinin ruhunda Allah’a karşı derin bir saygı ve insanlara karşı eşit bir bakış açısı geliştirmesidir.
Kibirden uzak durup tevazuyu hayatımıza katmak, hem Allah katında hem de insanlar arasındaki ilişkilerde huzur ve başarı sağlar.