İslamda şirket ile ilgili hükümler

Question

Dinimizde Şirketleşme
İslamda ortaklık nedir nasıl yapılır

SORU: İslâm’da şirket nedir? Şirketleşmenin faydası şartları nelerdir, ne zaman geçersiz olur? Bu sorularıma Hanefî mezhebine göre cevap verir misiniz?

CEVAP: Şirket lugatta karıştırmak demektir. Yani iki mülkü, iki malı veya iki hisseyi karıştırmak, dinde ise iki veya daha fazla kişinin bir yere müdahale etmeleridir. Şirketten gaye ise, kâr elde etmek veya beklenen bir faydayı gerçekleştirmektir.

İnsan bu dünyada her işi kendi başına yapamaz. Bütün emellerini

gerçekleştiremez. Bu konuda başka şahıslara ihtiyaç olur. Beşerî ihtiyaçlar, şirketin meşruluğuna bir sebeptir. Allah (c.c) kendi fazlından, kereminden şirke ti es/ney i insanlara meşru kıldı.

Şirketleşmenin dinen caiz olduğuna delil, Rasûllüllah’ın (s.a) şu sözleridir:

Ortaklar hainlik etmedikleri sürece, üçüncüleri Allah’tır. İki ortak birbirlerine hainlik yaptıkları zaman aralarında bereket yok olur gider.

Kays b. Sabit bez ve deri ticaretinde Hz. Peygamber’in (s.a) ortağı idi. Ve yine Rasûllulah (s.a) Üsame b. Serik’ten bahsederken; “O or-tağımdı, o ortakların en hayırlısı idi. O ısrar etmez, münakaşa yapmaz ve muhalefet etmezdi” buyurmuştur.

Başka bir rivayette de şöyle geçiyor: Üsame b. Şerik bir gün Hz. Peygamber’e gelerek ‘Beni tanır mısın?’ diye sordu. Hz Peygamber de ‘Seni hiç tanımaz olur muyum? Sen benim ortağım idin. Ne güzel ortak idin. Münakaşa ve inat etmezdin’ dedi.

İnsanlar geçmiş asırlarda ortaklaşa iş yapıyorlardı. Bunu da, iş ve ticaret kapılarını açmak, ticaret hayatını canlandırmak için yapıyorlardı. Müslümanlar da bunu yaptılar. RasûTullah şöyle buyuruyor:

Ümmetim dalalet (sapıklık) üzerinde toplanmaz.

Müslümanların güzel gördükleri şeyler güzeldir.

Şirketleşmenin çeşitleri vardır. Onlardan bazıları şunlardır: Akit şirketi; iki kişinin sermayede ortaklığıdır.

Akit şirketinin kısımlarından birisi de mufavada şirketidir. Bu mu-favada eşitlik manasına geliyor. Yani taraflardan her ikisi tam eşittirler.

Şirket-i mufavada iki veya daha fazla kişinin, mal, tasarruf ve kârda müşterek olmalarıdır. Burada her konuda eşitlik vardır. Ortakların her biri diğerine hem vekil hem de kefil oluyor. Onlardan her biri diğerine şirketin işini herhalukarda havale etmiş ve ona rıza göstermiştir.

Buna delil ise, Rasûlullah’m şu sözleridir:

İşi birbirinize havale edin. Çünkü bu büyük bir berekete sebebiyet verir.

Bu tür şirketleşmede şu şartlar bulunmalıdır: Bu ortaklık iki hür, baliğ, âkil, müslüman veya iki zımmi arasında olmalıdır. Bir hürle köle aracında, caiz değildir. Çünkü tasarrufta denklik yoktur. Bir müslü-manla bir zımmi arasında da caiz değildir. Çünkü burada da din eşitliği yoktur. Sermaye ve kârda eşitlik olmayınca da bu ortaklık caiz olmaz. Yani her konuda eşit olunacaktır. Taraflardan birinin tasarrufu diğerini bağlar. Taraflardan birisine tanınan hak diğerine de tanınır.

Bu tür şirketleşmede iki tarafın sermayesinin da para olma şartı vardır. Ta ki eşitlik tam tahakkuk etsin.

Bir de inan şirketi vardır. inan lügatte hapsetmek, tutmak, kayıt altına almak manasına geliyor. Bundandır ki, hayvanın boynuna takılan şeye inan (dizgin) denilir. Çünkü o dizgin onu bazı hareketlerinden alıkor. Biz de bu şirkete inan şirketi diyoruz. Çünkü o kayıtlı bir şirkettir, mutlak, serbest bir şirket değildir. Yani az önce bahsi geçen mufavada şirketi gibi değildir. Çünkü taraflardan her biri, diğerini tasarruftan menedebilir. Onlardan her biri diğerine vekil olabilir, ancak biri diğerine her konuda kefil olamaz.

İnan şirketinde, sermaye değişik olabilir, ticaretin muayyen bir nevinde ortaklık akü sahih olur, umumî ticarette de sahih olur. Taraflar istedikleri kadar sermaye koyabilirler. Tarafların şart koştukları kadar kâr payı olur. Ortakların hisseleri değişik olabilir. Buna delil ise, Hz. Peygamber’in şu sözleridir:

Kâr payı, iki tarafın şartlarına bağlıdır. Zarar ise sermayenin miktarına göredir.

Yani kâr, üzerinde ittifak ettikleri şartlara göre dağıtılır. Zarar ise, iki tarafın sermayesinin miktarına göre bölüşülür.

İnan şirketinde her iki tarafın da ticaretin kaidelerine uymaları gerekiyor. Çünkü şirketleşme bunu gerektiriyor.

Tarafların mallan yok olursa, veya bir tarafın malı alış verişten önce helak olursa, şirket bozulur.

Bir de sanayi şirketi denen bir nevi şirket vardır. Buna sanayi denmesinin sebebi, iş ve sanata ortak olunmasından kaynaklanmaktadır. Bu tür şirketlere hirfet yani sanat veya tebekkül yani kabullenme şirketi de deniliyor.

Bu şirketin de şekli şöyledir: İki veya daha fazla kişinin ziraat, terzilik ve benzeri bir sanat üzerinde birleşip iş ortaklığı yapmalarıdır.

İşin aralannda yarı yarıya, kârın ise değişik olması caizdir. Çünkü buradaki kâr işlerinin karşılığıdır. Çünkü onlardan birinin işi diğerinden daha iyi ve sanatı diğerinden daha güzel olabilir.

Ortaklardan birisinin üstlendiği iş diğerini de bağlar. Çünkü bu işi alan kişi bunu hem nefsine asaleten, hem de ortağına vekaleten almıştır. Her ikisi de çalışırlar, kârda da hakları vardır.

Bir de şirket’ül-vucuh denen bir nevi şirket vardır. Vucuh şahsiyet ve itibar demektir. Yani bazı insanlar vardır ki halkın yanında yüzleri ve itibarları olur. Bunlar peşin bir şey vermeden diğer insanlardan mal alabilir. Âlimler, bu tür şirketlerin parasız insanlar arasında cereyan ettiğini söylüyorlar, ki parasız iki kişi mala para vermeden alırlar, çünkü şahsi itibarları ve kredileri vardır. Sonra o malı peşin para ile satarlar. Mal sahibine parasını verdikten sonra kalan kân aralarında bölüşürler. Onlardan her biri diğerine vekil olur.

İşte yukarıda bahsi geçen yollarla ortaklık yapmak hiç kimsenin inkar etmediği bir şeydir ve caizdir.

Ortaklardan hiç biri, diğerinin izni olmadan onun hissesinin zekatını veremez. Çünkü bu zekat işi şirkete dahil değildir ve ticaretten sayılmaz.

Bu şirketleşme ortaklardan birisinin ölümüyle iptal olur veya ortaklardan birisinin dinden çıkıp mürted olarak düşman bir ülkeye iltihak etmesiyle bozulur.

Akit şirketinin şartlarını şöyle sıralayabiliriz:

1. Taraflardan her birinin, tasarrufta, ticarette, işi kabul etmede ortağına vekil olmasıdır.

Bu şart tarafların her birinin vekalete ehil olmasını da kapsıyor.

2. Tarafların kâr nisbetinin belli olması gerekir ki bilgisizlik tarafları anlaşmazlığa götürmesin.

3. Tarafların kârları bütün kârdan şayi bir cüz olmalı, muayyen olmamalı, mal cinsinden kâr miktarını tayin etmek caiz değildir. Yani falanca tarafa yüz dinar veya bin dinar veya buna benzer bir miktar düşüyor demek caiz değildir.

4. Malla ilgili şirketlerde sermayenin nakit olması lazımdır.

Zira eşyanın fiyatları değişik olduğundan eşya/mal cinsinden olan şey insanı bilgisizliğe götürür. Burada ortakların kandırılması muhtemeldir.

5. Ticarete başlama anında şirketin ana sermayesi hazır olmalıdır.

Çünkü şirketten amaç kâr sağlamaktır. Bu da ancak mal hazır ve mevcut olunca mümkün olur.

Şirket aşağıdaki şeylerden birisiyle iptal olur.

1. Taraflardan birisinin şirketi feshetmesiyle şirket bozulur.

Çünkü şirket akü caizdir, lazım değildir. Bu nedenle ortaklardan her biri ortaklık aktini feshedebilir. Bunu yaparken ortağını haberdar etmelidir. Ortağı kayıp da olsa haberdar olmalıdır. Bu fesihle ortaklık bozulur.

2. Ortaklardan birinin ölümüyle şirket iptal olur.

Çünkü burada mülkiyet intikal eder, ölümle tasarruf ehliyeti kalkar, artık diğer ortak bu ölümü bilsin veya bilmesin durum değişmez. Ölüm anından itibaren ortaklık sona erer.

3. Ortaklardan birisinin mürted olup, dâru’l-harbe iltihak etmesi ile de ortaklık son bulur.

Kadı da buna hükmetmişse, mürtet, müslüman olarak dönse yine de ortaklık olmaz.

4. Ortaklardan birisinin delirmesiyle ortaklık sona erer. Çünkü o zaman tasarruf ehliyeti yok olur.

5. Ortaklık inkârla da bozulur. Zira inkâr da feshetmek gibidir.

Benzeri konular:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answers ( 2 )

    0
    2022-06-07T11:44:55+03:00

    Şirketleşmenin dinen caiz olduğuna delil, Rasulullah’ın (sav) şu sözleridir:

    Ortaklar hainlik etmedikleri sürece, üçüncüleri Allah’tır. İki ortak birbirlerine hainlik yaptıkları zaman aralarında bereket yok olur gider.

    İslam’da şirket ile ilgili hükümler yukarıda detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Buna göre bu şirket ile ilgili hükümleri özetleyecek olursak; ortaklardan birisinin üstlendiği iş diğerini de bağlar. Çünkü bu işi alan kişi bunu hem nefsine asaleten, hem de ortağına vekaleten almıştır. Her ikisi de çalışırlar, kârda da hakları vardır.

    0
    2025-06-16T18:57:16+03:00

    İslam’da şirketleşme ve ortaklık konusu, İslam hukukunun (fıkıh) önemli alanlarından biridir. İslam, ticaret ve ortaklık ilişkilerini düzenlerken adalet, dürüstlük, karşılıklı rıza ve risk paylaşımı ilkelerini ön planda tutar.

    1. İslam’da Şirket (Ortaklık) Nedir?
    İslam hukukunda “şirket” veya “ortaklık” (Arapça’da “şirkah” – شراكة) iki veya daha fazla kişinin belirli bir amaç doğrultusunda mal veya emeklerini birleştirerek ortak kazanç elde etmek üzere kurdukları iş birliği şeklidir.

    Ortaklık, tarafların sermayelerini, iş gücünü veya her ikisini ortak bir havuzda toplaması ve elde edilen kazancın ya da zararın önceden belirlenen oranda paylaşılmasıdır.

    2. İslam’da Şirketleşmenin (Ortaklık) Hükümleri ve Temel İlkeleri
    Tarafların rızası: Ortaklar arasında yapılan sözleşmenin karşılıklı rızaya dayanması zorunludur.

    Adalet ve eşitlik: Ortaklar hakkaniyetle ve adaletli şekilde paylaşım yapmalıdır. Kazanç ve zarar paylaşımı önceden net belirlenmelidir.

    Şeffaflık ve dürüstlük: Taraflar işin durumunu birbirlerine karşı dürüstçe bildirmelidir.

    Faiz ve haram unsurlardan uzaklık: Ortaklıkta faize (riba) dayalı işlem yapılmaz; haram olan işler ortaklık konusu olamaz.

    Ortaklık sermayesi ve yükümlülükler: Ortaklar koydukları sermaye veya emek kadar sorumludur.

    Zarar ve kazanç paylaşımı: Kazanç ve zarar önceden belirlenen oranlarda taraflar arasında paylaşılır.

    Emek ve sermaye ortaklığı: Ortaklık hem sermaye hem emek açısından olabilir.

    3. İslam’da Ortaklık Çeşitleri
    İslam hukukunda farklı ortaklık türleri vardır:

    Mütesârık (Kar zarar ortaklığı): Taraflar sermaye koyar, kar ve zarar ortaklaşa paylaşılır.

    Mudaraba (Emek ve sermaye ortaklığı): Bir taraf sermaye koyar, diğer taraf iş gücü sağlar; kar paylaşılır, zarar sermaye sahibine aittir.

    Müşaraka: Tüm ortaklar sermaye ve/veya emek koyar; kar ve zarar eşit ya da oranlı paylaşılır.

    Şirkah al-‘inan: Ortaklar sermaye ve emek yönünden ortak olur; kar ve zarar oranlı paylaşılır.

    4. İslam’da Ortaklık Nasıl Yapılır?
    Sözleşme yapılması: Ortaklar aralarında yazılı veya sözlü bir anlaşma yapar.

    Sermayenin belirlenmesi: Ortakların koyacağı sermaye veya emeğin miktarı netleştirilir.

    Kar ve zarar paylaşımının belirlenmesi: Önceden nasıl paylaşılacağı açıkça kararlaştırılır.

    Ortaklık konusu işin belirlenmesi: Hangi iş veya ticaret yapılacağı belirtilir.

    İşin helal olması: Ortaklık konusu faize, hileye veya harama dayanmamalıdır.

    Özet
    İslam’da şirketleşme, karşılıklı güven, adalet ve rızaya dayanan, helal kazanç elde etmek için yapılan ortaklıktır. Kazanç ve zarar ortaklar arasında önceden belirlenen şekilde paylaşılır. Faizsiz, helal ve dürüstlük prensiplerine uygun olduğu sürece ticaret ve ortaklık teşvik edilir.

    İstersen, bu konuyla ilgili daha detaylı fıkhi kaynaklardan örnekler veya günümüzde İslam şirketleşme modelleri üzerine açıklamalar da yapabilirim. İlgilenir misin?

Leave an answer