Paylaş
İmam Mâlikin Çağı
Question
İmam Mâlikin Çağı
İmam Mâlik hicretin birinci yüzyılı dolmadan bir kaç yıl önce dünyaya gelmiş, ikinci yüz yıl sona ermeden 20 yıl kadar önce de vefat etmiştir. 85 yıldan fazla yaşayan İmam Mâlik’in ömrünün yaklaşık yarısı Emeviler, diğer yarısı da Abbasiler döneminde geçmiştir.
İmam Mâlik’in yaşadığı Emeviler dönemine baktığımız zaman, dini ve dünyevi yönelişlerin, siyasi ve fikri hareketlerin hayli yaygın olduğunu görürüz.
Hilafet bu dönemde krallığa dönüşmüş, bunun ardından bir takım fitne ve çalkantılar peyda olmuştur. Arab milliyetçiliği açık bir şekilde Emevi döneminde ortaya çıkmışır. Bu dönemde Arab olmayanlara fanatik denecek derecede davranışlar başlamış, zaman zaman köle kökenli insanlara baskı şiddetlenmiş, topluma çeşitli entrika ve tuzaklar hazırlanmış, Hz. Peygamber’in ehl-i beytine karşı baskı ve zulümler ortaya çıkmıştır.
Daha sonra hicretin 132. yılında Abbasiler gelip taraftarları ile birlikte, Emeviler dönemine son verdiler. Aslında Hz. Ali soyundan olanlarla amcazade durumunda olmalarına rağmen aralarında şiddetli ihtilaflar olmuştur.
Daha önce Emeviler döneminde ortaya çıkan Arab milliyetçiliğine sanki bir çeşit tepki olmak üzere, Abbasiler döneminde Arab olmayanlara ilgi gösterilmeye başlanmış, çeşitli mezhep ve fırkalar çoğalmış, tercümeler aracılığı ile İran, Hind düşüncesi ve Yunan felsefesi ile ilişkiler gelişmiştir.
Bu dönemde sosyal ve maddi hayat, Allah’ın müslüman ve Arab toplumlarına yeni ülkelerin fethedilmesi yoluyla pek çok kazançlar nasip etmesi ile gelişme göstermiştir. Bu arada sosyal hayat ile dini metinler arasında uyum sağlama gayretleri başlamıştır.
Böylece İslâm fıkhında kaviller çoğalmış, çeşitli mezhep ve görüşler ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeler sonunda ilmi ve dini yaşantıda iki yol veya metod belirmiştir.
Bunlardan birincisi nakil yolu veya hadis ve eser ehlinin mezhe-bidir.:.Bir başka deyişle Kur’an ve hadis metinlerine bağlı olma metodudur. Bu yol ve metodun taraftarlarının çok olması doğaldır. Çünkü müslümanlar büyük bir titizlikle şerefli kitapları Kur’an’ın nuru ile aydınlanmak ve Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrir yolu ile ortaya koyduğu sünnetine uymak istemektedirler.
İki metod veya yoldan ikincisi akılcılık veya rey ehli’nin yoludur. Bu metodda, Kur’an ve sünnetin naslarını kabul ve onlara saygı göstermekle beraber Kur’an ve hadisin ortaya koyduğu hususlarda yorum yapmak, içtihatta bulunmak ve hüküm çıkarmak üzere akıl yürütmek söz konusudur.
Bu ekolün belirli bir Ölçüde genişlemesine toplumun genişlemesi katkıda bulunmuştur. Yanısıra bir şekilde İslâm toplumuna giren Yunan düşüncesinden de etkilenmiştir. Bu itibarla ikinci ekol, hükümlerin gerekçelerini ve hükmün veriliş hikmetini arama hususunda akla önemli bir yetki vermiştir.
Rey ekolü Irak çevresinde yaygınlaşmıştır. Çünkü Irak o günlerde İslâmî ilim çevrelerinin en güçlüsü durumundadır. Ayrıca Irak’ın ilim yönünden derin bir geçmişi vardır. Üstelik Rey ekolünü oluşturanlarda düşünme ve araştırma yeteneği vardır. Öte yandan Irak’ın, çeşitli yönelişlerin bulunduğu İran ile direkt denebilecek bir ilişkisi vardır.
Birinci ekol olan “Nakil ekolü” genelde Hicaz bölgesinde, özel olarak da Medine-i Münevvere’de yaygındır. Çünkü Medine peşpeşe gelen fetihlerle ortaya çıkan farklı milletten olan kimselerin ortaya koyduğu maddi ve sosyal akımların önünde uzun bir süre durabilen güçlü bir direniş kayası olmaya devam etmiştir.
Medine’de hayat, diğer yörelere göre daha sâdedir. Medine’nin Hz. Peygamber ile sağlam bir ilişkisi vardır. Çünkü Hz. Peygamber oraya hicret edip yelerleşmiş, sonunda orası ebedi istirahatgâhı olmuştur,
Hz. Peygamber’in kabr-i şerifinin çevresinde ilk dönem müslü-manlarından pek çoğu yerleşmiştir. Bu insanlar Hz. Peygamber’in sünnetine sıkı sıkıya sarılmışlardır.
İşte hayatını Medine’de geçiren İmam Mâlik, ifade ettiğimiz Medine’deki özelliklerden ve Medine’deki insanlardan etkilenmiştir.
İmam Mâlik Emevilerden Velid b. Abd’ul-Melik zamanında dünyaya gelmiş, Abbasilerden Harun Reşid zamanında vefat etmiştir. Mâlik, bu iki devlette pek çok şey görmüş, ikisi arasındaki çekişme ve
mücadelelere şahit olmuş, toplumda gelişen Arab, Hind, İran kültürünün ve diğer kültürlerin İslâmiyet’le iletişimini görmüştür.
Uzun bir ömür yaşayan İmam Mâlik Abbasilerle Hz. Ali taraftarlarının çekişmelerini, Haricilerin şiddet dolu karakterini Şiâ ile Ehl-i Sünnet arasındaki kavgaları, Haricilerle diğerleri arasındaki kavgaları görmüş ve yaşamıştır.
Tüm bunların İmam Mâlik ve sahip olduğu kültür üzerinde etkisinin olması kaçınılmazdı
Answer ( 1 )
İmam Mâlikin Çağı
قال ChatGPT:
İmam Mâlik (711-795), İslam tarihinin önemli figürlerinden biridir ve İslam hukukunun (fıkhın) en büyük alimlerinden biri olarak kabul edilir. Mâlik b. Enes, Medine’de doğmuş ve yaşamış bir İslam âlimidir. Onun dönemi, erken İslam toplumunun şekillendiği ve İslam hukukunun temel ilkelerinin belirlendiği bir dönemi kapsar. İmam Mâlik’in yaşadığı çağ, Emevi ve Abbâsî hilafetlerinin etkisi altında geçmiştir.
İmam Mâlik’in çağındaki önemli bazı olaylar şunlardır:
Emevî Dönemi (661-750): Emevîler, İslam dünyasında ilk büyük halifelik hanedanıdır. İmam Mâlik’in gençlik yıllarında Emevîler hüküm sürüyordu. Bu dönemde, İslam toplumunda siyasi istikrarsızlık ve yönetimle ilgili birçok sorun yaşanıyordu. Ancak İmam Mâlik, Medine’deki dini ilimler üzerine yoğunlaşarak, İslam hukukunu sistematize etmeye çalıştı.
Abbâsî Dönemi (750-1258): Emevîler’in devrilip Abbâsîler’in iktidara gelmesi, İslam dünyasında büyük bir değişim ve yenilik getirdi. Bu dönemde, özellikle bilim, kültür ve felsefe alanlarında büyük bir gelişme yaşandı. İmam Mâlik’in ileri yaşlarında, Abbâsîler halifeliği altında ilim alanındaki çalışmalar artmıştı. Bu dönemde, İslam hukukunun farklı mezheplerinin gelişimi hızlanmış, Mâlikî mezhebi de bu süreçte önemli bir yere sahip olmuştur.
Medine’nin Önemli Rolü: İmam Mâlik, Medine’de yetişmiş ve burada çok sayıda hadis rivayet etmiştir. Medine, İslam’ın ilk yıllarındaki uygulamaların merkezi olarak kabul edilir ve Mâlik, bu uygulamaları eserlerinde geniş bir şekilde ele almıştır. Onun en bilinen eseri **”El-Muvatta”**dır. Bu eser, İslam hukuku hakkında kapsamlı bir derlemedir ve Mâlikî mezhebinin temel kaynaklarından biri olmuştur.
İmam Mâlik’in çağındaki İslam dünyasında, özellikle İslam hukuku ve dini pratiğin yerleşmesi ve sistematize edilmesi konusunda çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde, farklı İslam mezheplerinin ortaya çıkışı da hızlanmış ve İmam Mâlik, Mâlikî mezhebiyle bu gelişim içinde önemli bir yer edinmiştir.