Paylaş
Dini kavram olarak “Zan” nedir ne anlama gelir?
Question
İslamda “ZAN” nedir, Zan terimi

Zan kelimesinin arapça yazılışı : الظن
Zan, Kesin bilgi sahibi olmadan varılan yargıya denir.
İnsan günlük hayatında pek çok şey hakkında farklı türden yargılarda bulunmakta; mesela bizzat yaşadığı veya bir şekilde haber aldığı bir olaya ve olayın fâiline dair “iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin” gibi değer yargıları içeren hükümler vermektedir. Ne var ki, bu hükümleri verirken her zaman konuyu bütün yönleriyle araştırma imkânı bulamamakta, hatta çoğunlukla değişken ve öznel olan duygularıyla hareket etmeyi tercih etmektedir. Bu insanî bir gerçek olmakla beraber, insanların genellikle bu tür yargıları hakikatin ta kendisi olarak görmeleri önemli dini, ahlakî, sosyal ve bilimsel problemler doğurmaktadır.
“Zan”, insanın yeteri kadar bilgi sahibi olmadan ulaştığı kanaatler, fikirler ve kararlara denilir. Kur’ân-ı Kerim’de zan kavramı bir kimseyle ilgili iyi veya kötü kanaat beslemeyi ifade edecek şekilde geçmektedir. Nitekim müminlerin birbirleri hakkında
iyi zanda bulunmaları gerektiği bildirilmiş (en-Nur 24/12) ve inkârcıların Hz. Peygamber ve müminlerin âkıbetine dair bozuk niyetleri ve beklentileri için ise “kötü zan” (el-Fetih 48/6, 12) ifadesi kullanılmıştır.
Suizan ve Hüsnüzan
İslam âlimleri, bir kimsenin kesin bilgisi olmamakla birlikte başka biri hakkında iyi kanaat beslemesini “hüsnüzan” (iyi zan), kötü düşünce ve kanaate sahip olmasını “suizan” (kötü zan) olarak adlandırmışlardır. İlgili âyet ve hadisler açıkça suizannın haram olduğunu ifade etmektedir. “Zannın çoğundan sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır” (el-Hucurât 49/12) mealindeki âyet ve “Zandan sakının, çünkü zan yalanın ta kendisidir. Birbirinizin konuştuğuna kulak kabartmayın, birbirinizin özel hallerini araştırmayın, birbirinizle üstünlük yarışı içine girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!” (Müslim, “Birr”, 28) mealindeki hadis suizannın açıkça haram olduğunu gösterdiği gibi, zan ile yalan arasındaki ilişkiye de işaret etmektedir.
İster müslüman ister gayrimüslim olsun bir kimse hakkında -aksini gösteren açık deliller olmadıkça hüsnüzanda bulunmak gerekir. Dışarıdan bakıldığında iyi görülen bir kimse hakkında kötü zan beslemek ise haramdır. Ancak kişinin gerekli araştırmayı yaptıktan sonra kesin olmasa da olumsuz bir kanaate ulaşmasında ve bunu beyan etmesinde bir sakınca yoktur.
hüsn-ü zan ve suizan ne demektir?
Konunun Devamı:
BENZER KONULAR:
Answers ( 3 )
ALİMLERE GÖRE “ZAN”NIN TANIMI
Ferâhîdî (ö. H. 175), Ezherî (ö. 370) ve İbn-i Fâris (ö. 395); zanna “şek ve yakīn” anlamlarını verirler.
İbn-i Kuteybe (ö. 276), zannın; “yakin ve şüphe” anlamlarına geldiğini ve “şüphede yakin’den bir parçanın (bir miktar) bulunduğunu” söyler.
Cevherî (ö. 400), zan ile ilgili; bilinen şey” dedikten sonra zannın “ilim hakkında kullanıldığını” ifade eder.
Ebû Hilâl el-Askerî (ö. 400), zannı; “kalpte kesinleşmemiş kuvvetli mana” şeklinde tarif eder.
Râgıp el- İsfahânî (ö. 425), zannı; “bir emareden hâsıl olan kanaat” olarak değerlendirir. Ona göre “bu emarenin güçlenmesi ilme götürür zayıflaması ise vehmi aşmaz.”
Mutarrizî (ö. 610), zan ile ilgili; hisban” anlamıyla beraber zannın; “mecazen ilim hakkında kullanıldığını” belirtir .
Cürcânî zıt ihtimalle beraber râcih (baskın) olan görüş/kanaat” olarak açıklar.
Fîrûzâbâdî (ö. 817), zannı; iki taraf/şey arasında râcih (baskın) tereddütle beraber kesin olmayan kanaat/görüş” şeklinde açıklar ve “zannın mecazen ilim olarak kullanıldığını” belirtir.
Kur’an’da Zan Çeşitleri
Hucurat suresinin 12. Ayet-i kerimesi bize zannın çeşitlerinin olduğunu haber vermektedir:
“Ey iman edenler zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bak bundan tiksindiniz! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.”
Bu ayet-i kerimenin nüzul sebebini Kurtubî tefsirinde şöyle zikreder: “Hz. Peygamber (sav) yolculuğa çıkacağı vakit muhtaç olan birini durumu iyi olan iki kişinin yanına gönderir muhtaç olan kişi de onların hizmetini görürdü. Selman’ı da bu şekilde iki kişinin hizmetine verdi. Selman eve geldi uykusuna direnemeyip yattı. O iki kişiye de herhangi bir şey hazırlamadı. O iki kişi geldiklerinde yiyecek bir şey bulamadılar. O iki kişi Selman’a ‘Git bize Peygamberden bir yiyecek iste’ dediler. O da gitti. Peygamber (sav) kendisine ‘Üsame b. Zeyd’e git ve ona: Eğer yanında artan bir yiyecek varsa sana vermesini söyle’ dedi. Üsame b. Zeyd Peygamber (sav)’in hazinedarı idi. Selman ona gitti, Üsame: ‘Yanımda bir şey yok’ dedi. Bunun üzerine Selman öbür iki arkadaşına dönüp durumu anlattı. O iki kişi de ‘Onun yanında bir şeyler vardı fakat cimrilik etti’ dediler. Sonra Selman’ı bazı sahabilerin yanına gönderdiler, Selman onların yanından da eli boş dönünce o ikisi: ‘Şayet biz Selman’ı Sümeyha kuyusuna göndersek, onun suyu dahi kurur’ dediler. Sonra Üsame’nin yanında bir şey olup olmadığını öğrenmek için ittiler. Peygamber (sav) onları görünce şöyle dedi: ‘Nasıl olur da ben sizin ağızlarınızda yemiş olduğunuz etin belirtilerini görüyorum’ Onlar: ‘Ey Allah’ın Resûlü Allah’a yemin ederiz ki biz bugün ne et ne de başka bir şey yemedik’ dediler. Bunun üzerine Peygamber (sav): ‘Fakat sizler Selman’ın ve Üsame’nin etini yiyip durdunuz’ buyurdu. Bunun üzerine ‘Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır’ buyruğu indi.” Kurtubî’den aktarılan bu pasajda bu iki sahabi, hem Selman hakkında hem de Üsame hakkında asılsız zanlar besledikleri söylenebilir
Dini kavram olarak “zan”, kesin bilgiye dayanmayan, şüpheli veya tahmini düşünce anlamına gelir. Yani bir şeyin doğru olup olmadığını kesin olarak bilmeden yapılan varsayım, tahmin veya zan demektir.
İslam’da zan ile ilgili önemli bir husus şudur:
Zan ile suç isnat etmek yasaktır; insanlar hakkında kesin bilgi olmadan kötü zan beslemek veya iftira etmek günah sayılır.
Kur’an’da bu duruma dikkat çekilir: “Ey iman edenler! Çoğu zanlardan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır.” (Hucurat, 12)
İstersen sana zan ile kat’î bilgi arasındaki farkı kısa örneklerle de gösterebilirim