Paylaş
Dilenme Ve Dilencilik
Question
Dilencilik Ve Dilenme

Dilenmek sözlük manası; Başkalarından sadaka istemek ve el açmaktır.Çalışmayan insan, ihtiyaçlarını temin etmek için ya başkalarının eline bakacak veya el açıp dilenecektir.Sevgili peygamberimiz (s.a.v).”En basit işlerde çalışmanın bile dilenmekten daha iyi olduğunu belirtmiştir.”1(Buhari) Bir başka hadisi şerifinde, “Gücü yettiği halde sadece tembellikten dolayı hayatını dilenerek sürdürenlerden Allah ve Rasulü hoşnut olmaz.Bunlar kıyamet günü yüzlerinde dilencilik lekeleriyle haşır olunacaklardır.”2
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de, ”Doğrusu insanın eline geçecek olan kendi çalışmasından başkası değildir.”3 buyuruyor. Başka bir ayetinde, “Göklerde ve yerde bulunan herkes ondan ister. O ise her an yaratma halindedir.”4(Rahman 29) buyurmaktadır.
Peygamberimiz (s.a.v) Hadisi şeriflerinde, “Dilenmek herhangi birinizi o dereceye getirir ki kıyamet gününde yüzünde et bulunmadığı halde (iskelet vaziyette) Allah-ın huzuruna çıkartılır. Yani insanların saf ve temiz, merhamet duygularını istismar ederek, utanma duyguları alınmış yüzsüz insanlar olarak haşrolunacağını belirtmektedir.”5(Buhar-i Müslim) Bir başka hadis-i şerifte; “Servet toplamak için halktan isteyenler hakikatte ateş koru istiyorlar demektir. İster az ister çok dilensin.”6(Müslim) “Muhakkak sizden birinizin arkasıyla odun toplaması her hangi bir kimseden dilenmesinden daha hayırlıdır. O kimse ister versin ister vermesin.”7(Buhar-i Müslim)
Milli şairimiz, M. Akif ERSOY bir şiirinde, Kim kazanmasa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanın maskarası.
- Buhari 15 5- Buhari Müslim
- Ebu Davut 6- “ “
- Necm 39 7- “ “
- 4 Rahman 29
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
İslam’da, dilenme eylemi, özellikle yasal yollarla geçimini sağlayabilenler için genellikle tavsiye edilmez. İslam kendi kendine yeterliliği, sıkı çalışmayı ve haysiyetin korunmasını teşvik eder. Bununla birlikte, dilenmeye izin verilen ve hatta tavsiye edilen bazı durumlar vardır. İşte İslam’da dilencilikle ilgili bazı önemli noktalar:
Özetle, dilenmek İslam’da genel olarak caydırılmakla birlikte, aşırı yoksulluk ve temel ihtiyaç maddelerinden yoksun olanlar için caiz veya tavsiye edilebileceği durumlar vardır. İslam, kendi kendine yeterliliği, sıkı çalışmayı ve haysiyetin korunmasını teşvik ederken, aynı zamanda toplumun muhtaçlara yardım etme ve destek sistemleri kurma yükümlülüğünü vurgular. Müslümanlar şefkatli, hayırsever olmaya ve yoksulluğu hafifletme ve ihtiyacı olanlara yardım etme çabalarına aktif olarak katılmaya teşvik edilir.
Dilenme ve Dilencilik, hem toplumsal hem de bireysel anlamda önemli bir mesele olup, İslam’da bu konuda çok belirgin kurallar ve öğütler bulunmaktadır. Dilenme, kişinin başkalarına el açarak, onlardan para veya yardım istemesi anlamına gelirken, dilencilik, bunun profesyonel veya düzenli bir şekilde yapılmasıdır. Hem dilencilik hem de dilenme, toplumun sosyal yapısını etkileyebilir ve bireysel olarak da farklı manevi ve etik sorunlara yol açabilir.
İslam, bir yandan yardımlaşmayı teşvik ederken, diğer yandan dilenciliğin yayılmasını engellemek ve insanları emeğiyle kazanmaya teşvik etmek için bir dizi öğüt sunmuştur. Peygamber Efendimiz (SAV), dilenciliğin ne zaman uygun olduğunu, ne zaman ise insanın onuruna zarar verdiğini çok güzel bir şekilde anlatmıştır.
1. İslam’da Dilenciliğe Bakış
İslam’da dilencilik, genellikle hoş karşılanmaz. Çünkü dinimiz, insanları başkalarına muhtaç olmamaya, kendi emeğiyle kazanmaya ve düzenli bir şekilde çalışmaya teşvik eder. İslam, insanların el açarak dilenmesini değil, onurlu bir şekilde yaşayıp geçimlerini sağlamak için çalışmasını öğütler. Ancak, yardıma muhtaç durumda olanlar için de yardım yapılması gerektiği vurgulanır.
a. Çalışmak ve Kendi Geçimini Sağlamak
İslam, çalışmayı çok değerli bir iş olarak kabul eder. Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:
“Hiçbiriniz, kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yememiştir. Allah’ın peygamberi dahi kendi elinin emeğinden yerdi.” (İbn Mâce)
Peygamber Efendimiz (SAV), kendi geçimini sağlamanın, insanın en temel görevlerinden biri olduğunu ve bir insanın emek vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Yani, kişi çalışarak hem Allah’ın rızasına ulaşır hem de topluma faydalı bir birey olur. Dilencilik, bu öğretiyle çelişen bir davranış olarak görülür.
b. Dilenciliğin Olumsuz Yönleri
Dilencilik, bir toplumda çok yaygınlaştığında, hem bireyler hem de toplum için çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir:
Onur Kaybı: Dilencilik, kişinin onurunu zedeler. İslam’da insanın onuru çok kıymetlidir ve bir insanın başkalarına sürekli olarak el açması, onun manevi değerlerine zarar verir.
Toplumsal Sorunlar: Sürekli dilenen insanlar, toplumun sosyal yapısını bozar. İnsanların birbirine olan güveni azalabilir ve yardımlaşma yerine, yardım etmeme eğilimleri artabilir.
Sosyal Bağımlılık: Dilencilik, kişiyi sosyal olarak bağımlı hale getirir. İnsan kendi ayakları üzerinde durmalı, başkalarına yük olmamalıdır.
c. Dilenciliğin Yasaklanması
Kur’an-ı Kerim’de dilencilikle ilgili doğrudan bir yasak bulunmamakla birlikte, bazı ayetlerde insanların kendi geçimlerini sağlamak için çalışmaları gerektiği ifade edilmiştir. Örneğin:
“Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” (Bakara, 2:195)
Bu ayette, insanlar kendi hayatlarını tehlikeye atmamalıdır; bu da geçim sağlamak için çaba göstermeleri gerektiğine işaret eder. Dilencilik, kişinin çalışarak helal bir şekilde geçim sağlaması gerektiğini ihlal eder.
2. Yardımlaşma ve Sadaka
İslam, dilenciliği yasaklarken, yardımlaşmayı ve sadaka vermeyi teşvik eder. Yardımda bulunmak, hem maddi hem de manevi olarak çok değerli bir eylemdir. Peygamber Efendimiz (SAV), müminlerin birbirlerine yardım etmelerini teşvik etmiştir:
“Sadaka vermek, insanı kötülüklerden temizler.” (Buhari)
Sadaka, dilenciliğin yerine, toplumun gerçek ihtiyaç sahiplerine yönlendirilen yardımlar anlamına gelir. Sadaka veren kişi, Allah katında büyük sevap kazanır. Ancak sadaka, bilinçli ve doğru bir şekilde, gerçekten muhtaç olanlara verilmelidir.
a. Zekat ve Sadaka
İslam’da, her yıl belli bir miktar malın fakirlere verilmesi zekat olarak farz kılınmıştır. Zekat, bir kişinin malının 40’ta 1’ini fakirlere vermek demektir. Bu da, toplumdaki gelir eşitsizliğini gidermeye yönelik önemli bir adımdır. Sadaka ise, gönüllü olarak verilen herhangi bir yardımdır.
b. Yardımda Adalet
Yardımların adaletli bir şekilde yapılması önemlidir. İnsanlar, gerçekten yardıma ihtiyaç duyanları tespit etmeli ve yardımını bu kişilere yönlendirmelidir. Sadakayı veya zekatı dilencilere değil, gerçekten ihtiyacı olanlara vermek gereklidir.
3. Kimlere Yardım Yapılabilir?
İslam, yardımların verileceği kişilerin kimler olduğunu açıkça belirtmiştir. İhtiyaç sahipleri şunlardır:
Fakirler: Yetersiz geliri olan, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan kişiler.
Yoksullar: Fakirlik sınırının altında yaşayan ve yardım ihtiyacı duyan kişiler.
Yetimler: Anne veya babasını kaybetmiş ve yardıma muhtaç olan çocuklar.
Sefiller: Borçlarından dolayı sıkıntı çeken, iflas etmiş kişiler.
Yolda Kalanlar: Seyahat sırasında zorluk yaşayan ve maddi destek isteyen kimseler.
4. Dilenciliğin Dinî ve Toplumsal Zararları
Dilenciliğin yaygınlaşması, toplumsal yapıyı olumsuz etkileyebilir. Birkaç zararı şunlardır:
Toplumsal Huzursuzluk: İnsanlar dilenciliğe alıştıkça, sürekli yardıma muhtaç olma düşüncesi artar ve bu, toplumda işsizlik, yoksulluk ve sosyal huzursuzluk gibi sorunlara yol açar.
Bağımlılık: Sürekli olarak dilencilik yapmak, bireyleri çalışmaktan alıkoyar ve onları yardıma bağımlı hale getirir. Bu da onların kendine güvenlerini kaybetmelerine ve toplumsal hayata katkı sağlayamamalarına neden olur.
Yalan ve Dolandırıcılık: Bazen, dilencilik yapan kişiler gerçekten muhtaç olmadıkları halde yardım almayı amaçlarlar. Bu, toplumu aldatma ve güveni zedeleme anlamına gelir.
5. Dilenciliğe Karşı Alınması Gereken Önlemler
İslam, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde dilenciliği önlemeye yönelik bazı stratejiler önerir:
Eğitim ve İş İmkânları: İnsanlara çalışarak geçim sağlamak için gerekli eğitim ve beceriler verilmelidir. İşsizlik oranları azaltılmalı, iş gücü piyasasında daha fazla fırsat yaratılmalıdır.
Sosyal Güvenlik: İhtiyaç sahibi insanlara devlet veya toplum tarafından düzenli olarak yardımlar yapılmalı, geçim sıkıntısı yaşayanların temel ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Yardımın Adil Dağılımı: Sadaka ve zekat, toplumun gerçekten ihtiyacı olan kesimlerine adil bir şekilde ulaştırılmalıdır. Dilencilere verilmek yerine, muhtaç olanlara doğrudan yardım edilmelidir.
6. Sonuç
İslam, dilenciliği hoş karşılamaz çünkü insanları çalışmaya, alın teriyle kazanmaya ve onurlu bir şekilde yaşamaya teşvik eder. Ancak, gerçekten ihtiyaç duyan ve zor durumda olanlara yardım etmek, İslam’ın en temel öğretilerindendir. Yardımlar, doğru kişilere ve doğru şekilde yapılmalıdır. Dilenciliğin yayılmasını engellemek için toplumsal düzeyde çözüm önerileri ve önlemler alınmalı, aynı zamanda her birey kendisini çalışarak geçim sağlamaya yönlendirilmelidir.