Paylaş
Alacaklı Kimse Alacağını Tahsil Etmeyip, Zekâta Sayabilir mi?
Question
Bir kişi başka birine borç verse, borcu alan kişi geri ödeyemezse borcu veren bunu zekât sayabilir mi?
Borcu veren kişi alacağını tahsil edemiyorsa vermiş olduğu parayı zekâttan sayamaz. Mezheplerin görüşü böyledir. Çünkü zekât verilirken niyet edilmesi gerekir ve hak eden kişilere temlik (mülkiyete geçirme) edilir. Batık olan parada ise bu iki şart da yoktur. Borcu alan kişi borcu, aldığı kişiye geri öder de borcu veren bu parayı tekrar borcu alan kişiye verirse o zaman bu zekât sayılır.
Bu konu İslâm fıkhında oldukça önemli ve hassas meselelerden biridir. Sorunun özeti şudur:
Bir kimse birine borç vermiştir. Daha sonra borcunu geri alamaz hale gelir. Bu durumda “ben bu parayı zekâta sayayım” diyebilir mi?
Cevap: Hayır, diyemez. (4 mezhebe göre ama diyanet fetvası var sayılabilir)
Deliller ve Gerekçeler:
1. Zekâtın geçerli olabilmesi için iki temel şart vardır:
Niyet: Zekât, verilirken niyet edilerek verilmelidir. Geriye dönük olarak “o parayı zekât sayayım” denilemez.
Temlik: Zekât verilen kişiye mülk olarak verilmelidir (yani “sana zekât veriyorum, artık bu senindir” denilmelidir). Borçta ise kişi zaten o parayı daha önce almıştır ve mülk edinmiş değildir; sadece borçtur.
2. Mezheplerin Görüşleri:
Hanefî Mezhebi: Zekât, ancak verilirken niyetle ve fakire temlik edilerek geçerlidir. Geriye dönük niyetle, bir borç zekâta sayılamaz.
Şafiî, Malikî ve Hanbelî Mezhepleri: Aynı şekilde zekâtın verildiği anda niyet edilmesi gerektiğini ve temlik şartını ararlar.
3. Çözüm Yolu:
Borçlu olan kişi durumu düzelttiğinde borcunu alacaklıya geri öder. Eğer alacaklı kişi bu borcu alıp tekrar aynı fakire “bu senin hakkındır, sana zekât olarak veriyorum” diyerek verirse, o zaman zekât sayılır.
Özetle:
🔹 Borcu tahsil edemeyen kimse “bunu zekâta sayıyorum” diyemez.
🔹 Çünkü niyet ve temlik şartları eksiktir.
🔹 Ancak borcu geri alırsa ve sonra zekât niyetiyle borçluya temlik ederse, o zaman geçerli olur.
Kaynaklar:
Bakara Suresi, 267. Ayet: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardıklarımızın iyilerinden Allah yolunda harcayın…”
Buhârî, Zekât 1, 2; Müslim, Zekât 46.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Zekât Rehberi
İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, c.2, s. 304
El-Kâsânî, Bedaiu’s-Sanai, c.2, s. 45
İstersen bu konuda Diyanet’in fetvasını doğrudan da ekledim:
Fakir kiracıdan alınacak kira bedeli, alınmayarak zekâta sayılabilir mi?Zekâtın geçerli olması için fakire verilecek para veya malın ona temlik edilmesi yani onun mülküne geçirilmesi şarttır. Bu da zekâtın fiilen fakire teslimi ile gerçekleşir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/369). Mesela yemek hazırlayıp bunu fakirlerin yiyebileceğini ilan etmekle ya da onlara yedirmekle o yemek temlik edilmiş/verilmiş olmaz. Ancak aynı yemek yapılıp zekât niyeti ile fakire teslim edilirse, temlik gerçekleşmiş yani zekât verilmiş olur. Buna göre, bir kimseye borç verirken zekâta niyet edilmediği, daha sonra da bu parayı zekâta saymaya niyet edildiği zaman, paranın kendisi ortada bulunmadığı için temlik gerçekleşmiş olmayacaktır. Dolayısıyla bir kimseye borç olarak verilmiş olan paranın daha sonra borçluya zekât niyeti ile bağışlanması ile zekât verilmiş olmaz. Dört mezhep âlimleri bu görüştedir.
Temlik kavramına daha geniş bir anlam yükleyen bazı âlimler ise fakirin zimmetinde bulunan kira vb. alacağın ona bağışlanmasını da temlik olarak değerlendirmişler ve bunu caiz görmüşlerdir (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 2/848-850; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 2/895 vd.). Bu son görüşle de amel edilebilir.
BENZER KONULAR:
- Borç düşürmek zekat yerine geçer mi
- Kira parasını zekata saymak
- Zekat nedir zekat ne kadar verilir
- Bana verilen zekat parası ile KYK Kredimi ödeyebilir miyim?
- Zekat hakkında geniş bilgi, Güncel Sorular
- Tümünü görüntüle.
- Dini soru sor Cevap Al
- Dini soru sor Cevap Al Sitesi Hakkında Bilgi
- Dini soru sor kimin?
- Dini soru sor imamlar cevaplıyor
- Dini soru sorabileceğim site arıyorum ?
- Tümünü görüntüle.
Answer ( 1 )
İslam fıkhına göre, alacaklı kişinin alacağını tahsil edemediği durumda bu alacağı zekât olarak sayabilmesi genellikle geçerli değildir. Ancak bu konuda daha ayrıntılı bir açıklama yapmak gerekirse, borcu veren kişinin alacağını zekât olarak sayabilmesi için temlik (mülkiyete geçirme) ve niyet şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Şimdi, bu iki temel şartı daha derinlemesine inceleyelim:
1. Niyet Şartı
Zekâtın verilmesi sırasında, kişinin niyet etmesi gerekmektedir. Yani, zekât vermek isteyen kişi, verdiği malın veya paranın zekât olduğunu bilerek ve isteyerek vermelidir. Eğer borçlu kişi alacaklıya geri ödeme yapmadıysa ve alacaklı, geri ödemediği borcu zekât olarak saymak isterse, o zaman niyet geriye dönük olmaz ve bu geçerli sayılmaz. Zekât verilirken niyet yapılmalıdır, bu nedenle borcun verildiği dönemde zekât niyeti yoksa, alacaklı borcunu geri alamadığı için zekât sayamaz.
2. Temlik Şartı
Zekât, temlik (mülkiyete geçirme) şartına da tabidir. Zekât verilen kişi, o malı tamamen sahiplenmeli ve mülkiyetine geçirmelidir. Borç, henüz alacaklıya verilmemiş ve sadece bir alacak ilişkisi devam etmekte olduğundan, bu durumda temlik gerçekleşmemiş olur. Yani, alacaklı, borçluya vereceği parayı şimdi zekât olarak veriyorum diyerek borçtan sayamaz. Çünkü borç, zaten alacaklı kişinin mülkiyetindedir, fakat borçlu tarafından henüz verilmemiştir.
Mezheplerin Görüşleri
Tüm büyük mezhepler (Hanefî, Şafiî, Malikî, Hanbelî) bu konuda ortak bir görüşe sahiptir. Borcu veren kişi, geriye dönük olarak borcunu zekât olarak veremez. Yani, borç alacak ilişkisi devam ederken, bu borç bir zekât olarak sayılmaz.
Hanefî Mezhebi: Zekât vermek için niyet ve temlik gerekir. Borçlu kişiye borç verilen mal daha sonra zekât sayılmaz.
Şafiî, Malikî ve Hanbelî Mezhepleri de benzer şekilde, borçların zekât olarak verilmesinin geçerli olmadığı konusunda hemfikirdirler.
Çözüm Yolu
Eğer borçlu kişi borcunu geri öderse, o zaman alacaklı kişi bu parayı zekât niyetiyle fakire verebilir. Yani, borç geri alındığında ve zekât niyetiyle verildiğinde, zekât sayılabilir. Burada, borç geri alındıktan sonra fakire temlik edilmesi yani ona verilmesi gerekmektedir.
Diyanet Fetvası
Diyanet İşleri Başkanlığı, bu konuda şöyle bir açıklama yapmaktadır: Eğer bir kişi, borcunu geri alamazsa, bu borcu zekât olarak sayamaz. Çünkü temlik ve niyet şartları eksik kalır. Ancak borç geri alındığında ve fakire verilirse, o zaman zekât geçerli olur.
Fakir Kiracıdan Alınacak Kira Bedeli
Bazı alimler, fakir kiracıdan alınacak kira bedelinin zekât olarak sayılabileceğini savunmuşlardır. Bu durumda, kira bedelinin temlik edilmesi, yani malın mülk olarak geçmesi gerektiği kabul edilir. Yani kira borcu, zekât olarak sayılabilmesi için yine borçlunun (fakir kişinin) mal olarak kabul edilmesi gerekir. Bazı İslam alimleri, kira borcunun bağışlanmasını temlik olarak kabul edebilir, ancak bu daha farklı bir konudur ve her alim aynı görüşü paylaşmaz.
Sonuç:
Borç geri alınamazsa, alacaklı, bu parayı zekât olarak sayamaz çünkü niyet ve temlik şartları eksiktir.
Borç geri alındıktan sonra, alacaklı, bu parayı zekât olarak verebilir, ancak bu işlem zekât niyeti ve temlik ile yapılmalıdır.
Diyanet fetvası ve dört mezhep de borç alacak ilişkisini zekât saymak için geçerli kabul etmez.
Özetle: Borç alacaklısı, alacağını tahsil edemiyorsa, bu borcu zekât olarak sayması geçerli olmaz. Ancak borç geri ödenirse ve sonra zekât niyetiyle fakire verirse, o zaman geçerli olur.