Paylaş
Zekâtın adabı ve yasakları
Question
ZEKATIN ADABI VE YASAKLARI

İbni Cuzeyy el-Maliki’ye göre zekâtın yasakları üçtür:
1- Zekâtın başa kakma ve eziyet etmekle iptal edilmesi. Çünkü sadaka sebe biyle başa kakma olursa bu durum sadakanın sevabını yok eder. Çünkü Allah teala bir ayette şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakma ve eziyet verme suretiyle iptal etmeyin.” Bakara: 264. Bunun gibi, verdiği sadakayı büyük görmemek gerekir. Çünkü yaptığını büyük görmek amellerin sevabını yok eder.
2- Kişinin verdiği sadakayı satın alması.
3- Zekât memurunun zekât vereceği kişileri zekât mallarının başına toplaması da yasaktır. Zekâtlar herkesin bulunduğu yere getirilmelidir.
İkinci yasak konusunda Hanbeliler Malikiler gibi düşünmüş, şöyle demişlerdir:
4) Zekât veren kişinin zekâtını verdiği kişiden satın alma hakkı yoktur. Çünkü Hz. Ömer’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Allah yolunda bir deveyi sadaka olarak birine verdim. Deveyi verdiğim kimse onu zayi etti. Onu ucuz fiyatla başkasınıa satacağını sanıp ben onu satın almak istedim. Bu durumu Resulullah (a.s.)’a sordum. Şöyle buyurdu: “Sana bir dirheme geri verse de sadakanı geri alma. Çünkü sadakasını geri alan kustuğunu yiyen köpeğe benzer.”
İmam Şafi ve diğer müçtehitler şöyle demişlerdir. Satın almak suretiyle zekâ ti geri almak caizdir. Çünkü daha önce geçen bir hadiste Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Beş kişi dışında zekât zenginlere helal olmaz: Bunlardan biri, zekâtını kendi malı ile satın alan zengin kişidir.” Nevevi Hz. Ömer’in hadisi hakkın da şöyle demiştir. Bu tenzihen bir yasaklama olup tahrimen bir yasaklama değil dir. Bir şeyi sadaka olarak veren yahut zekât olarak malından çıkaran yahut kefaret, adak yahut başka bir şey olarak ibadet niyetiyle çıkaran kimsenin bunlan verdiği yahut hibe ettiği kimseden satın alması yahut verilen kişinin kendi isteği ile ona sa hip olması mekruhtur. Fakat buna varis olursa keraheti yoktur.
İbni Cuzeyy el-Maliki zekâtın adabının altı olduğunu ilâve etmiştir:
1- Zekâtı gönül hoşluğu içinde ayırıp vermek.
2-3 Kazancının en helalinden ve en hayırlısından vermek. Yani en helâl olan, en iyisi, en çok sevdiği maldan vermek. Daha önce de açıkladığımız üzere, zekât memuru malın vasat olanını almalıdır.
4- Verilen zekåtı insanlardan saklamak. Bu görüş de yine Hanefilerin görüşü- dür. Zekâtı gizli olarak çıkanp vermek daha faziletlidir. Çünkü bu durum gösteris ten daha uzaktır, böylece fakiri küçük düşürmekten kaçınılmış olur. Ancak başka zenginlerin de kendisine uymalanni sağlamak için açıktanda verilebilir.
Şafi ve Hanbelilere göre zekâtta en faziletli olan açıktan verilmesidir ki, başkaları da onu görsün ve onlar da zekât versinler. Bunun bir sebebi de gizli mallar dışında, kişinin kendisine kötü zanda bulunulmamasıdır, imama karşı ise mutlak olarak kötü zandan kurtulmaktur. Nafile sadakaların gizli olarak verilmesi daha iyi dir. Bunda ittifak vardır. Bunun dayandığı delil, arşın gölgesi altında gölgelenecek yedi kişiden bahseden hadis-i şeriftir. Bunlardan biri de: “Sağ elinin verdigi sada kayı sol eli bilmeyecek kadar gizli veren..” kimsedir. Şafiiler buna şu ilaveyi yapmışlardır. Eğer kişi sadakayı başkalarına örnek olmak için açıktan verirse bunu gösterişte bulunmak, şöhret kazanmak için yapmazsa ve bundan ötürü alanlar kü çük düşürülmezse açıktan verilmesi daha faziletlidir.
5- Kendisine övgü yapılır korkusu ile zekâtı bir vekil aracılığı ile vermek
6- Zekâtı verirken duada bulunup şöyle demek: “Allah’ım! Bu zekâtımı gani- met kıl, zarar ve ziyan kılma. “Alan kişi de şöyle dua eder. “Allah bu verdiğin sadaka sebebiyle sana ecir versin, geride bıraktıklarında bereket kılsın, bu malı senin için temizleyici yapsın.”
Bunlara başka adaplar da ilave etmek mümkündür.
7- Zekâti verirken takva, ilim, fakirliğini gizleme, akraba olma gibi vasıflan olanı tercih etmek. Çünkü mali vermekte Allah’a taata ve ilim tahsiline iffetli olma yı gerçekleştirmeye yardım söz konusudur. Aynı zamanda akrabaya yerilen sada kanın iki ecri vardır. Biri sadaka sebavi, diğeri sıla-i rahim yani akrabaya iyilikte bulunma sevabıdır.
8- Zekâtı vermekte acele etmek. Bunun sebebi Allah’ın emirlerini yerine getir mektir. Bilmek gerekir ki, Allah’ın emirleri acele yerine getirilmesi gereken işler dendir. Bir kimse eğer zekâtını, daha layığını veya akraba ve çok ihtiyaç sahibi kimseleri bulmak için geciktirirse Hanbelilere göre, eğer zekâtın miktan az bir şey ise, bunda bir beis yoktur. Eğer çok ise caiz değildir. Ahmed b. Hanbel şöyle demiş tir: “Kişi her ay akrabasına zekâttan bir şey verebilmek için zekâtını tehir etmemeli dir. Fakat acele edip zekâtunı akrabasına yahut başkalarına ayn ayrı yahut topluca verirse bunu yapmak caizdir. Çünkü zekâtının vaktini tehir etmemektedir.
9- Hanefilere göre fakirlere, kendileri ve aile fertlerinin bir günlük muhtaç olduğu şeyleri istemekten müstağni kılacak kadar zekât vermek menduptur.
10 Fakire verilen şeyin zekât olduğunu bildirmeye ihtiyaç yoktur. Nitekim bu husus daha önce de açıklanmıştır.
Fukhul İslami Vehbe Zuhayli
BENZER KONULAR:
- Zekât malın 40’ta 1 midir? Zekât neden kırkta bir verilir?
- Zekat nedir, kimlere farzdır
- Zekat nedir nasıl hesaplanır
- Zekat nedir Zekat ne kadar verilir
- Zekât nedir, Zekat kime verilir ve hikmetleri nelerdir?
- Tümünü görüntüle.
- Geçmiş yıllarda ödenmeyen Zekat nasıl hesaplanır
- Zekat nasıl hesaplanır yardımcı olur musunuz
- Verilen Zekat nasıl kullanılır?
- Zekat nasıl hesaplarım
- Ortaklıkta Zekat nasıl Çıkarılır
- Tümünü görüntüle.
- Sosyal yardımlaşma Ve Zekat İbadeti
- Oruç ve Zekat ibadetinin toplumsal faydaları nelerdir
- Oruç ve Zekat ibadetinin toplumsal faydaları
- İslamda Zekat ibadeti
- Zekat ibadeti hakkında kısa bilgiler
- Tümünü görüntüle.
- Dini soru sor Cevap Al
- Dini soru sorabileceğim site arıyorum ?
- Dini soru sor Cevap Al Sitesi Hakkında Bilgi
- Dini soru sor kimin?
- Dini soru sor imamlar cevaplıyor
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 2 )
Zekat; başa kalkarak, minnet duygusu hissettirilerek verilmemelidir. Zekâtını fakire veren bir kişi; geri zekâtını istemeye hakkı yoktur. Zekatı kişinin gönül hoşnutluğu ile vermesi gerekir. Kişi zekâtını verirken; geciktirmeden, bir an önce vermelidir. Verilen zekâtın; zekat olduğunu bilmesine gerek yoktur fakirin.
Bunlar zekâtın adab ve yasaklarıdır.
Zekât, İslam dininde mali bir ibadet olup, belirli şartlar altında belirli bir malın belirli bir oranının fakirlere verilmesi gerektiği bir uygulamadır. Zekâtın adabı ve yasakları, bu ibadetin doğru ve kabul edilebilir bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla belirlenmiştir. İşte zekâtın adabı ve yasaklarına dair bazı önemli noktalar:
Zekâtın Adabı:
İyi Niyetle Verilmesi: Zekât, sadece Allah rızası için verilmelidir. Başka bir niyetle, örneğin gösteriş yapmak ya da takdir almak amacıyla zekât vermek doğru değildir.
Verilecek Malın Seçimi: Zekât, kişinin sahip olduğu en değerli maldan değil, yerine göre uygun ve ihtiyaç sahibi olan kişilere verilecek maldan verilmelidir. Zekât verilecek mal, iyi ve değerli olmalıdır, örneğin bozuk, çürük veya değersiz mallar verilmemelidir.
Zekâtın Zamanında Verilmesi: Zekât, belirli bir yıl boyunca elde edilen maldan, hesaplanan miktarın zamanında verilmesi gerekmektedir. Bu, kişinin malının üzerinden bir yıl geçtiğinde zekâtını vermesi anlamına gelir.
Beni Geri Çekmeden Verilmesi: Zekât veren kişi, zekâtı verdikten sonra fakirlere karşı herhangi bir üstünlük taslamamalı, onlara yaptığı yardım sebebiyle küçümseme ve hakaret etmemelidir.
Aile ve Yakınlara Verilmesi: Zekâtı, yakın akrabalara vermek, onların ihtiyaçlarını gidermek anlamında daha faziletli sayılabilir. Ancak, zekâtı verilecek kişilerin daha önce zengin olması ya da zaten zengin bir aileye sahip olmaması gerekir.
Zekâtın Yasakları:
Zekâtı Gösteriş İçin Vermek: Zekât, sadece Allah rızası için verilmelidir. Gösteriş amacıyla, insanlar tarafından takdir edilme isteğiyle zekât verilmesi, zekâtın kabul edilmemesine sebep olabilir.
Fakirlere Verilen Zekâtı Geri Almak: Zekât bir hediye veya bağış değildir; kişi zekâtını verdiğinde, bir bağış ilişkisi oluşturur ve bu nedenle verilecek zekât geri alınmamalıdır. Zekâtı aldıktan sonra geri almak caiz değildir.
Zekâtı Zenginlere Verme: Zekât, sadece fakirlere, yoksullara ve muhtaç olanlara verilmelidir. Zengin kişilere zekât verilmesi doğru değildir, çünkü zekâtın amacı onların fakir olanlara ulaşmasıdır.
Zekâtı Sahip Olmadığı Mal Üzerinden Vermek: Kişi zekâtını, sahip olmadığı mal üzerinde veremez. Zekât, kişinin kendi malı üzerinden verilmelidir. Kişinin elinde bulundurmadığı, sahip olmadığı bir şey üzerinden zekât verilmesi geçersizdir.
Zekâtı Geciktirmek veya Ödememek: Zekât, belirli bir süre geçtikten sonra ödenmesi gereken bir ibadettir. Eğer kişi zekâtını zamanında ödemezse, borcunu yerine getirmemiş olur ve bu, bir günah sayılır.
Zekâtın adabına ve yasaklarına dikkat edilmesi, bu ibadetin kabul edilmesini ve hem birey hem de toplum için faydalı olmasını sağlar.