Share
Zekât nedir, Zekat kime verilir ve hikmetleri nelerdir?
Question
ZEKÂT

Zekatın tanımı, Zekatın Nisabı, Zekatın kimlere verileceği ve hikmeti
Zekâtın kelime anlamı; temizlik, artma, bereket demektir. Din terimi olarak zekât, dince zengin sayılan bir Müslüman’ın her yıl mal veya parasından kırkta birini yoksullara, daha doğru bir deyimle dinin gösterdiği yerlere vermesidir.
Zekât, tanımından anlaşılacağı üzere mali bir ibadet tir. Bir kimseye zekâtın farz olması için, o kimsenin Müslüman, hür, akıllı ve ergin olması, havâic-i esinden ve borcundan başka nisap miktarı bir mala veya paraya sahip bulunması, bu malın veya paranın üzerinden de bir yıl geçmesi şarttır.
Zekâtın farziyeti için gerekli olan bu şartlarda iki ifa de açıklanmaya muhtaçtır. Bunlardan biri “havâic-i asli ye” ifâdesidir.
Bir kimsenin oturduğu ev, bu ev için gerekli eşya (her türlü mobilya, buzdolabı, çamaşır makinesi, mutfak eşya si vb.) otomobil, makul ölçüde giyecek ve yiyecek, mesleğini icra ettiği dükkân, atölye, yazıhane, bunların için deki araç gereç, makine ve eşya havâic-i asliye (zorunlu ihtiyaçlar) ifadesinin kapsamına girmektedir.
Açıklanmaya muhtaç ikinci ifade “nisap miktarıdır”-dir
Nisap, herhangi bir şey için dinin koyduğu ölçü demektir. Zekâtın nisabi 80 gr. altındır. Bir Müslümanın havâic-i asliyesinden ve borcundan başka en az 80 gr. altını veya bunun değerinde mali veya parası varsa o kimse dince zengin ve zekât için mükellef sayılır.
Zekât da oruç gibi hicretin 2. yılında farz kılınmıştır. Zekâtın nispeti (oranı) kırkta bir veya yüzde iki buçuktur. Zekâtın sıhhatinin en önemli şartı niyettir.
Zekât Kimlere Verilir?
Kur’an-ı Kerim’de zekâtın farziyetini bildiren âyet (Tev be suresi 60. âyet)’de zekâtın verileceği sekiz yer sayılmıştır. Bunlar arasında Fakirler, miskinler, zekât toplamaya me mur olanlar, kalbleri İslâma ısındırılmak istenenler, kölelikten azad edilecekler, ağır borç altına girmişler, Allah yolunda çalışanlar ve yolcular bulunmaktadır. Zekât bu gün genellikle ilk iki maddede yer alan fakirlere ve mis kinlere verilmektedir. Zekât aslında devlet eliyle toplanıp dağıtılması gereken bir ibadettir. Ama zamanımızda bu yapılmadığı için kişiden kişiye verilip alınmaktadır.
Zekât âyetini yorumlayanlar ayette geçen fakirleri, az çok bir geliri olan ama bu gelirle geçinmesi mümkün olmayanlar; miskinleri ise az veya çok hiçbir geliri olmayanlar olarak değerlendirmişlerdir (Muhammed Hamidullah, Sabahattin Zaim bunlardandır). Buna göre bugün bir işi bulunup çalıştığı, bir gelir elde ettiği halde bununla geçinemeyen Müslümanlara zekât verilebilir. Elbette hiçbir geliri olmayanlar birinci planda düşünülmesi gerekenlerdir.
Usul ve fürua zekât verilmez. Yani bir kimse anne babasına, büyük anne ve büyük babasına, oğluna kızına ve bunların çocuklarına zekât veremez.
Kardeşe, kardeş çocuklarına, amcaya halaya, dayı ya, teyzeye ve bunların çocuklarına zekât verilebilir. Zekât vermeye eğer muhtaçsalar bunlardan başlamak daha yerindedir.
Bir kimse kendi eşine (koca karısına, karı kocasına) zekât veremez.
Zekâtın Hikmeti (Esprisi)
Zenginlik için toplumsal bir hayat, karşılıklı ilişki ve alış veriş şarttır. Bir dağ başında tek başına yaşayan kimse zengin olamaz. Durum bu olunca, yoksulların içinde bulundukları toplumun zenginlerinde bir hakları, bir alacak ları söz konusu olur. İşte bu zekâttır.
Zekât keyfi bir yardım değil, dinî bir zorunluluktur. La yık olan yoksul zekâtı ezile büzüle değil başı dik olarak alabilir.
Zekâtı verilen servet temizlenmiş, gerçek anlamda helallik kazanmış olur. Zekât, insanın zenginlik ve servete karşı hırsını frenler, takvâsını artırır.
Zekât, Kur’an’da yirmi yedi defa namazla birlikte, üç yerde de bağımsız olmak üzere toplam otuz yerde anılmıştır. Namaz bedenî ibadetlerin, zekât ise mâlî ibadetlerin en makbulüdür.
Büyük bir veli, “Bir kimsenin bir liralık zekât borcunu vermesi, bir milyon liralık sadaka vermesinden daha değerlidir. Çünkü zekât farz, sadaka ise isteğe bağlıdır. Zekâtta Rabbin, sadakada nefsin rızası vardır” diyor. Kur’anda iyi mü’minin niteliklerinin başında namazını kılması ve zekâtını vermesi gösterilmektedir.
Birçok insan, çok kazanmayı, zengin olmayı kendi iş adamlığına, becerikliliğine, bilgisine bağlar. Allah Teâ la’nın “yürü ya kulum” demesinin zenginliklerindeki payını görmek istemezler. Zenginlik için çalışmanın, çaba lamanın rolü büyük olmakla beraber her çalışıp çaba layan zengin olamamaktadır. O halde bu yolda Allah’ in lütuf ve inayetinin payı inananlar için çok açık seçiktir. Atalarımız bunu göz önüne alarak “Allah verince kimin oğlu kimin kızı demez”, Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir” demişlerdir. Bunu bilen Müslüman zengin hiç bir zaman başarısının kerametini sadece kendinde görmez. Bunun için de zekâtını seve seve verir ve bundan mutluluk duyar.
Zekât çok feyizli bir ibadettir. Bütün esaslarına riayet edilebilirse gelir dağılımını dengeleyebilir. Sosyal adaletsizliğe çözüm oluşturabilir. Bunun örnekleri geçmişin Müslüman yönetimlerinde kısa dönemler halinde de olsa görülmüştür. Zekât verilecek kimse bulunamamıştır.
Bugün dünyada çok zengin ülkeler var. Kişi başına yıllık ortalama gelirin 30 bin dolara ulaştığı hatta aştığı ülkeler bulunuyor. Ama buralarda zengin ile yoksul arasında ki uçurum yine de sürüyor. Dengeli bir gelir dağılımı sağlanamamış, saat gibi işleyen bir sosyal adalet düzeni henüz yürürlüğe konamamıştır. Ama zekât istenirse her türlü sosyal dengesizliğe bir çâre olabilir.
BENZER KONULAR:
Answers ( 4 )
Bidat ehline zekat verilir mi?
Eğer kişi ben Müslüman’ım diyor ise ve zekat alacak diğer kurallar bu kişi de var ise bu kişiye zekat verilir.
Maaşlı çalışan evli biriyim. Kendime ev aldım borcum var. Maaşım geçimime yetiyor. Zekat istemem caiz mi?
Maaşınız geçiminize yetiyor, kimseye muhtaç bir şekilde yaşamıyor iseniz, zekat isteme gibi bir durumunuz bulunmamaktadır.
Zekât, İslam dininde, mali olarak belirli bir zenginlik seviyesine ulaşan her Müslümanın, yıllık gelirinin belirli bir oranını (genellikle %2.5) ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken bir ibadettir. Zekât, hem bir ibadet hem de sosyal yardımlaşmayı teşvik eden bir müessesedir. Zekât, kişinin malının temizlenmesi ve manevi arınması amacıyla verilmesi gereken bir mali yükümlülüktür.
Zekât Kime Verilir?
Zekât, belirli kişilere ve gruplara verilmelidir. Bu gruplar, İslam’da “fukarâ” (fakirler) ve “miskînler” (yoksullar) gibi temel kategorilere ayrılmıştır. Zekât verilebilecek başlıca kişiler şunlardır:
Fakirler: Malı ve geliri olmayan, geçimini sağlamakta zorlanan kişiler.
Miskinler: Zengin olsa bile, sürekli bir yoksulluk içinde bulunan ve başkalarına muhtaç duruma düşen kişiler.
Zekât Memurları: Zekâtı toplamak ve dağıtmakla görevli olan kişilere verilebilir.
Müellefe-i Küllûb: Kalbi İslam’a ısındırılmak istenen, yeni Müslüman olmuş veya İslam’a ilgi duyan kişilere verilebilir.
Borçlular: Kendi borçlarını ödemekte zorlanan, ancak borçlarını ödeyebilecek durumda olmayan kişiler.
Allah Yolu (Cihad): İslam için savaşan ve Allah yolunda mücadele eden mücahidlere de zekât verilebilir.
Yolda kalanlar (ibnü’s-sabil): Seyahate çıkan ancak yolda maddi sıkıntıya düşen kişilere zekât verilebilir.
Zekâtın Hikmetleri (Faydaları) Nelerdir?
Zekâtın hem bireysel hem de toplumsal birçok faydası ve hikmeti vardır. Bu hikmetler, hem maddi hem de manevi boyutta İslam toplumunun düzenine katkı sağlar:
Malın Temizlenmesi: Zekât, bir kişinin malını manevi olarak temizler. Malda aşırı birikim ve sahip olma duygusunun önüne geçilmesine yardımcı olur.
Toplumsal Dayanışma ve Yardımlaşma: Zekât, toplumdaki zengin ile fakir arasındaki uçurumu azaltır. Zenginler, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olarak toplumda dayanışmayı ve yardımlaşmayı teşvik eder.
Fakirliğin Azaltılması: Fakirlerin temel ihtiyaçlarını karşılamak ve onları hayatta tutmak için zekât, önemli bir sosyal güvence sağlar. Zekât, toplumda yoksulluğun ve eşitsizliğin önlenmesine yardımcı olur.
Manevi Arınma: Zekât, kişinin malını paylaşarak egosunu ve dünyevi bağlılıklarını azaltmasına, manevi olarak arınmasına olanak sağlar. Ayrıca kişinin kalbini cimrilikten ve bencillikten temizler.
Sosyal Barış ve Adalet: Zekât, toplumsal huzurun sağlanmasına katkıda bulunur. Yoksulluk, isyanların ve toplumdaki huzursuzlukların başlıca sebeplerindendir. Zekât, bu tür sorunları önleyici bir araçtır.
Allah’ın Rızasını Kazanma: Zekât vermek, Müslümanın Allah’a olan sadakatini gösterir. Allah, zekâtı verenlerin malını artıracağını ve bereketleyeceğini vaat eder.
Kişinin Kalbini Zenginleştirme: Zekât, sadece malı değil, gönlü de zenginleştirir. Kişi, malını vermek suretiyle Allah’ın rızasını kazanır ve bu da onun kalbini manevi bir şekilde zenginleştirir.
Zekât, bireyleri hem maddi hem de manevi anlamda daha yüksek bir seviyeye taşır ve toplumsal dengeyi sağlar.