Paylaş
Zaman mahluk mudur ?
Question
Zaman yaratılmış mıdır ?

Bu sorunun cevabı, zaman kavramının nasıl tanımlandığına bağlıdır.
Zamandan bağımsız bir gerçeklik olarak tanımlanırsa, zaman mahluk değildir. Bu durumda, zaman, Allah’ın yarattığı bir şey değil, var olan bir gerçekliktir. Allah, bu gerçekliği yaratmıştır, ancak zaman kendisi bir yaratılış değildir.
Zaman, Allah’ın yarattığı bir şey olarak tanımlanırsa, zaman mahluktur. Bu durumda, zaman, Allah’ın bir fiili olan yaratma eylemi ile ortaya çıkmış bir şeydir.
İslam’da, zaman kavramının nasıl tanımlandığı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.
Ezelîlik ve ebedîlik kavramlarına dayanan bir görüşe göre, zaman mahluk değildir. Bu görüşe göre, ezelî ve ebedî olan Allah’ın yarattığı bir şeyin sonlu olması mümkün değildir. Bu nedenle, zaman ezelî ve ebedîdir ve dolayısıyla mahluk değildir.
Zamandan bağımsız bir gerçeklik olarak tanımlanan zaman kavramına dayanan bir görüşe göre, zaman mahluk değildir. Bu görüşe göre, zaman, Allah’ın yarattığı bir şey değil, var olan bir gerçekliktir. Allah, bu gerçekliği yaratmıştır, ancak zaman kendisi bir yaratılış değildir.
Zaman, Allah’ın yarattığı bir şey olarak tanımlanan zaman kavramına dayanan bir görüşe göre, zaman mahluktur. Bu görüşe göre, zaman, Allah’ın bir fiili olan yaratma eylemi ile ortaya çıkmış bir şeydir.
Felsefi açıdan bakıldığında, zaman kavramının mahluk olup olmadığı konusunda kesin bir cevap vermek mümkün değildir. Zaman kavramı, insan zihninin bir ürünü olarak da görülebilir. Bu durumda, zaman mahluktur. Ancak, zaman kavramı, evrenin bir parçası olarak da görülebilir. Bu durumda, zaman mahluk değildir.
Sonuç olarak, zaman kavramının mahluk olup olmadığı sorunu, felsefi ve teolojik açıdan tartışmalı bir konudur. Bu sorunun kesin bir cevabı yoktur.
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Evet, İslam felsefesi ve kelamı açısından zaman, genellikle mahluk (yaratılmış) olarak kabul edilir. Zaman, Allah’ın yaratmış olduğu bir varlık ve madde değildir, ancak onun yarattığı bir düzenin parçasıdır. Zaman, Allah’ın mutlak kudretiyle varlık kazanmış bir kavramdır.
İslam’da, zamanın yaratılmış olduğuna dair bazı görüşler şu şekilde özetlenebilir:
Zamanın Yaratılması: Zaman, evrenin var olmasıyla birlikte meydana gelmiştir. Allah, zamanı yarattığında, bu varlıkla birlikte bir düzen ve akış başlamıştır. Bu, evrenin başlangıcından önce zamanın mevcut olmadığı anlamına gelir.
Zamanın Sonsuz Olmaması: Zamanın Allah’a ait bir yaratım olması nedeniyle, başlangıcı ve sonu vardır. Yani zaman, Allah’ın kudretiyle var olmuş ve onun belirlediği bir akışa göre ilerler.
Zamanın Mahiyetinin Anlaşılması: Zamanın ne olduğu ve nasıl işlediği, felsefi bir soru olmakla birlikte, dinî açıdan zaman, Allah’ın mutlak kudretini gösteren bir unsurdur ve O’nun dışında bir varlık olarak düşünülemez.
Dolayısıyla, zaman yaratılmış bir şey olarak kabul edilir. Bu anlamda “mahluk” terimiyle, zamanın bir yaratılmışlık, bir başlangıç ve belirli bir sona sahip olduğu ifade edilir. Zaman, Allah’ın yaratmadığı bir şey olamaz; bu nedenle zamanın da mahluk olduğuna inanılır.
Zamanın mahluk olması imkansızdır.
Filozoflar şöyle söylerler: (Ebu Ali B. Sina, Avicenna)
Zaman hareketin ölçüsüdür. Dolayısıyla, hareketin tanımı zamana bağlı olamaz ki bu çelişkilidir.
Bu sözün temel amacı kelamcıların araz-cevher üzerine kurduğu Hudus delilinin geçersiz bırakılmasıdır; onlara göre İmkan delili Allah’ı ispatlamaya yetmektedir.
Fakat bu yanlıştır. (Fahreddin er-Razi)
Kelamcılar şöyle cevap verirler:
biz hâdisi “sonradan var olan” olarak değil, “yokluğu varlığını önceleyen” olarak tanımlıyoruz. İtirazınız doğru ise bu sizi de bağlar. Çünkü bize göre tüm mümkünler birer hâdistir.
Zamanın varlığını ise kabul etmiyoruz. Şöyle ki:
1) Zamanın uzaması hareketin miktarıdır. Hareketin uzamasının ise dışta bir varlığı yoktur. Çünkü uzama ancak iki parçanın bir araya gelmesi anında meydana gelir. Bu iki parça aynı anda var olamaz. Bilakis, birincinin meydana gelmesi anında ikincisi henüz meydana gelmemiştir. İkincisinin meydana gelmesi anında birincisi yitip gitmiştir. Hareketin uzamasının dışta bir varlığı olmadığında, bu uzamanın da varlığı olmaz. Çünkü var olanın yok olanla kâim olması imkansızdır.
2) Eğer zaman var olsaydı, “zatı gereği zorunlu” olurdu. Art bitişenin fesadı, ön bitişenin fesadına delalet eder. Açıklaması ise şudur:
Eğer zaman var olsaydı -biz onun yokluğu kabul ettiğini varsaydığımızdan farz edelim ki yokluktur- onu yokluğu, önce ile birlikte olmayan bir sonralık tarzında varlığından sonra olur. Bu sonralık ancak zaman gerçekleştiğinde gerçekleşir. Bu durumda zamanın yokluğunu farz etmek onun varlığını gerektirir. Bu ise imkansızdır. O halde zamanın yokluğunun mutlak olarak varsayılması imkansızı gerektirir. Bu durumda zamanın yokluğunun farz edilmesi imkansızdır. Sonuç olarak zaman “zatı gereği zorunlu olan” olur. Biz “zatı gereği zorunlu olması imkansızdır.” dedik, çünkü zamanın her bir parçası mümkün-hâdistir. Toplam ancak parçalarla kâim kılınmıştır. Sonradan meydana getirilmiş mümkün ile kâim olanın, zatı gereği zorunlu olması imkansızdır. O halde, zaman sübûti (varlıksal, mahluk) değildir.
Kaynak:
Fahreddin er-Razi, El-Muhassal, Sf. 78-79.