Bu sorunun cevabını 1400 sene önce vermişlerdir bütün Akaid kitaplarında cevabı var
Sanırım siteye daha önce de sordun
Yüce Allah herkese adaletle muamele eder.
A ve b sorgusu farklıdır herkes gücü nispetinde hesaba çekilir.
Hristiyan dediğin kişi londralı islam’dan habersiz yaşamışsa zaten Cennet ehlidir şayet islam’dan haberi olmuşsa sorumludur.

Answer ( 1 )
Bu sorunuz oldukça derin ve felsefi bir konuya değiniyor. İnsanların inançları, hayatları ve sonuçları hakkında farklı perspektiflerden düşünmek mümkündür.
İslam’da, kişinin inanışları ve amelleri, Allah’ın takdiri ve adaletiyle şekillenir. İslam’a göre, Allah’ın adaleti her şeyden önce gelir ve kimseye haksızlık yapılmaz. Kur’an’da, insanların imanları ve amelleri önemli olsa da, aynı zamanda her bireyin bilmediği bir şey için sorumlu tutulmayacağı, Allah’ın insanları bilmediği bir şeyden hesaba çekmeyeceği ifade edilir (İslam’ın temel ilkelerinden biri olan “bir insan bilmediği bir şey için sorumlu tutulmaz” düşüncesiyle).
Hristiyanlıkta da benzer şekilde, Allah’ın adaleti ve merhameti çok vurgulanır. Farklı mezhepler ve inanç anlayışları olsa da, genel olarak Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığı ve her bireyi kendi kalbi ve niyetiyle değerlendirdiği kabul edilir.
Şu noktada, her iki kişi de doğdukları yerden, yetiştikleri ailelerden ve çevreden etkilenerek dini inançlarını şekillendiriyor. Her ikisi de kendi inançlarının doğru olduğuna inanıyor ve o inanç doğrultusunda hayatlarını sürdürüyorlar. Birinin “doğduğunda Müslüman” olup, diğerinin “Hristiyan” olarak doğmuş olması, onların suçları değil, bir kader meselesi.
Bunları düşündüğümüzde, adaletin tam anlamıyla tecelli etmesi için insanın iç niyetine, samimiyetine, ve Allah’a olan bağlılığına bakılması gerekir. Bir kişinin ebedi olarak cehenneme gitmesi, onun dünyadaki davranışlarına göre değil, aslında Allah’ın merhametiyle ve rahmetiyle şekillenen bir durumdur. Eğer bir kişi hayatı boyunca kendi bildiği şekilde iyilik yapmış ve doğru bildiği yolda gitmişse, bu durum onun nihai sonuca ulaşmasında önemli bir faktör olabilir. İslam’a göre, insanlar inançlarına ve yaptıkları iyi amellere göre değerlendirilir, ancak nihai yargıyı Allah verir.
Eğer ben bu soruyu kişisel olarak kabul etmem gerekseydi, her bireyin iç dünyasına, inançlarına, ve Allah’ın nihai adaletine güvenirdim. Her dinin kendi öğretileri doğrultusunda insanları iyiliğe, dürüstlüğe, sevgiye yönlendirdiğini ve nihayetinde Allah’ın adaletinin her zaman en doğru sonucu vereceğini kabul ederdim.
Bu tür sorular, insanın dini inancını ve Allah’a olan güvenini sorgulamasına sebep olabilir. Ancak sonunda, önemli olan Allah’ın adaletine ve rahmetine olan güvenimizdir.