Share
Yemin Ve Sorumluluğu
Question
Yemin’in Sorumluluğu

Sözlükte “kuvvet, sağ taraf, sağ el, ant, kasem gibi” mânalara gelen yemin dinî anlamda, “bir kimsenin bir işi yapıp yapmaması veya bir olayın doğru olup olmaması konusundaki söylediği sözünü Allah’ın adını veya sıfatını zikrederek kuvvetlendirmesi” ni ifade eden bir terimdir.[2] Vallahi, tallahi, billahi, Allah şahit, rahim olan Allah hakkı için, gibi ifadeler yemin manası ifade eder. Nitekim Resul-i Ekrem (sav)’in, “Her kim yemin edecekse, Allahu Teala (cc)’nın adı ile yemin etsin!.. Aksi takdirde yapmasın”[3] buyurmuştur.
Kureyş halkı genellikle “Babamın hakkı için, annemin hakkı için” ve bunun gibi sözlerle yemin ediyordu. Resûlullah (sav): “Babalarınıza yemin etmeyin”[4] buyurarak bunun yanlışlığını beyan etmiştir.
Yeminlerin yerine getirilmesi gerektiği ayet-i kerimede şöyle ifade edilmiştir: “Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.”[5]
Yeminini bozmak Allah katında büyük bir sorumluluktur. Nitekim Hakk Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.”[6]
Dinimize göre yemin üç kısımdır. Birincisi, yemin amacı taşımadan söylenen sözlerdir. “Yemin-i Lağv” diye bilinen bu yeminlerden dolayı sorumluluk yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin sizi kasıtlı yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayıcı ve halimdir.”[7] İkincisi, bile bile yalan yere yemin etmektir. Özellikle geçmişle ilgili yapılan yemin olup, buna “Yemin-i Ğamus” denir. Yaptığı bir iş için “vallahi ben yapmadım” demesi bu tür bir yemindir. Bu tür yeminlerin günahının dünyada bir kefareti yoktur. Cezası ahirete ertelenmiştir. Büyük günahlardan birisi olması hasebiyle bu şekilde yemin eden kimse, tevbe ve istiğfar etmeli, fakirlere sadaka vermek gibi hayır hasenatla af yolları aramalıdır. Üçüncüsü ise, imkân dâhilinde olan ve gelecekle ilgili bir konuda yapılan yeminlerdir. “Vallahi borcumu yarın vereceğim” böyle bir yemindir. Bu şekilde Allah’ı şahit tutup da ettiği yemini bozan kimsenin kefaret ödemesi gerekir. Bu da ya bir köle azad etme, ya on fakiri sabah akşam doyurma, ya da on fakiri orta seviyede giydirmektir. Bunlara gücü yetmeyenler ise ardı ardına üç gün oruç tutmalıdır.[8]
Bir kişinin borcunu ödememek, bir müslüman kardeşiyle konuşmamak gibi hususlara yemin etmesi halinde bu yemini bozup kefaret ödemesi[9] gerekir.[10] Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bir şeye yemin edip de, başkasını daha hayırlı gören kişi yeminini bozsun o hayırlı olan şeyi yapsı, sonrada yeminini bozmasından dolayı keffâret ödesin,.”[11]
Yemin Allah’a karşı büyük bir sorumluluktur. Allah’ı şahit tutarak söylediğimiz sözlere dikkat etmeli, dilimizi gereksiz yere yemin etmeye alıştırmamalıyız. Gerekli olup olmadığı düşünülmeden yemin etmek, yemin edeni bir yükümlülük altına soktuğu gibi, sözün sahibinin de güvenilirliğini zedeler.
Yüce Allah cümlemizi sözüne vefa gösteren, yeminin büyük sorumluluğunu anlayan kullarından eylesin. AMİN!
[2] Diyanet, İlmihal, Ankara 2006, II, 25
[3] İbn-i Hümam- Fethu’l Kadir- Beyrut: 1316, C: 4, Sh: 9.
[4] Müslim, Eymân 1, 4
[5] Nahl 16/91
[6] Âl-i İmran 3/77
[7] Bakara 2/225
[8] Maide 5/89
[9] Müslim, Eyman, 15-16
[10] Diyanet, İlmihal, II, 27
[11] Nesâî, Eymân 41; Ebû Dâvud, Eymân 12
Benzer Konular:
Answers ( 5 )
Yemin
Önceden bi hata yaptım ve üzerinden yıllar geçti şimfi evliyim o kişi gelip bana doğrumu değilmi yaptın mı diye sordu yemin etttirdi çocuğunun üzerine yemin et dedi ve kurana el bastırdı hem yemin ettim çocuğumun üzerine hemde kurana el bastım ama çok pişmanım her gün her dakika tövbe ediyorum çocuğuma bişeey olurmuu yemin ettiğim için çok pişmanım nasıl affeder Allah beni nolur yardım edin
Çocuk veya bir başkasının üzerine yemin etmek asla caiz değildir. Fakat yalan yere Kur’an’a el basıp yemin etmiş iseniz bunun keffaretini mutlak surette ödemeniz gerekir.
Yalan yere çocuğun üzerine yemin etmekle çocuğun başına bir bela veya musibet gelmez.
Yemin
ailem sigara içtiğimi yakaladı ve kurana el basarak tövbe edip söz verdim. fakat şuan sigara içmek istiyorum tekrar başlasam günahı, kefareti nedir ? ne yapmayalım
Kur’an’a el basarak edilen yemin, yemin hükmündedir. Sigara içmeyeceğim deyip, yemin edilmiş ise bu yeminin yerine getirilmesi gerekmektedir. Yemin bozulduğu zaman keffaret ödenir.
İslam’da yemin, bir kişinin bir sözün doğruluğunu tasdik etmek veya belirli bir eylemde bulunmak için yaptığı ciddi bir beyandır. Yemin etmek büyük önem ve sorumluluk taşır. İşte İslam’da yeminlerin ve sorumlulukların bazı önemli yönleri:
Özetle, İslam’da yeminler ve sorumluluklar büyük önem taşımaktadır. Müslümanlar yeminlerini ve taahhütlerini yerine getirmeye, söz ve davranışlarında dürüst ve güvenilir olmaya, Allah’a, kendilerine ve başkalarına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye gayret etmeye teşvik edilirler. İslam, kişinin sözünü tutmasının ve çeşitli roller ve ilişkilerde yükümlülüklerini yerine getirmesinin önemini vurgulayarak hesap verebilirlik ve bütünlük duygusunu teşvik eder.
Yemin, İslam’da ciddi bir anlam taşır ve büyük bir sorumluluğu beraberinde getirir. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde, yemin etmek bir kişinin sözünün, davranışının ve niyetinin doğruluğuna dair güçlü bir taahhüt anlamına gelir. İslam’da yemin, yalnızca bir söz olarak değil, bir ahdi yerine getirme ve sorumluluğu kabul etme anlamına da gelir. Yemin etmek, belirli bir konuya veya eyleme ilişkin kesin bir inancı, güveni ve sorumluluğu ifade eder. İslam’ın yeminle ilgili yaklaşımını ve yemin etmenin sorumluluklarını şu şekilde özetleyebiliriz:
1. Yemin ve İslam’daki Anlamı
Yemin, kelime olarak, kişinin Allah’ın adıyla belirli bir şeyi doğrulaması veya bir söz verme anlamına gelir. İslam’da yemin etmek, yalnızca Allah’a ait olan en yüksek doğruluğu ve sorumluluğu ifade eder. Bir kişi Allah’ın adıyla yemin ettiğinde, bu yemin, söz konusu konuda doğruluk ve güvenilirlik açısından ciddi bir bağlayıcılığa sahiptir.
Kur’an’da, “Allah’a yemin etmeyi, doğruyu söylemek, doğruyu yapmak için bir araç olarak kullanın” (Mücadele, 58/18) şeklinde bir öğüt bulunmaktadır. Yani yemin, sadece ciddi bir söz değil, aynı zamanda bir sorumluluk ve doğruyu ifade etme aracıdır.
2. Yemin ve Sözün Bağlayıcılığı
İslam’da yemin, yalnızca basit bir söz olmanın ötesindedir. Yemin edilen şeyin yerine getirilmesi beklenir ve eğer kişi yemin ettiği şeyi yerine getirmezse, bu, ciddi bir sorumluluk ihlali olarak kabul edilir. Bu nedenle, yemin etmek, kişinin sözünü yerine getirme sorumluluğunu da beraberinde getirir. Kur’an’da “Yeminlerinizi bozmayın” (Mâide, 5/89) şeklinde bir uyarı bulunur.
3. Yanlış ve Gereksiz Yemin Etmekten Kaçınma
İslam, gereksiz yere yemin etmekten kaçınılmasını öğütler. Eğer kişi gereksiz yere yemin ederse, bu, o kişinin sorumsuzca söz vermesi anlamına gelebilir ve yemin edilen şeyin yerine getirilmemesi halinde günah işlenmiş olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Sadece Allah adına yemin edin” şeklinde bir tavsiyede bulunmuş ve yemin etmenin ciddiyetini vurgulamıştır.
4. Yemin Bozma ve Kefaret
Bir kişi, yemin ettiği şeyi yerine getirmediğinde, yeminini bozmuş olur. İslam, yeminini bozmuş bir kişi için bir kefaret (ödeme) gerektirir. Bu kefaret, genellikle fakirlere yemek vermek, oruç tutmak ya da bir köleyi özgür bırakmak gibi eylemlerden oluşur. Bu durum, yemin eden kişinin sorumluluğunun yerine getirilmesi için bir tür tazminat olarak kabul edilir.
Kur’an’da “Yeminini bozacak olursan, on iki ay tutulmuş bir oruç, on bir fakiri doyurmak ya da bir köle azat etmekten biriyle kefaretini yerine getirin” (Mâide, 5/89) şeklinde bir açıklama yer almaktadır.
5. Yemin ve Toplumsal Sorumluluk
Yemin, yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir bağlamda da büyük önem taşır. İnsanlar, yemin ettikleri konularda topluma karşı da sorumludurlar. Bir kişi, başkalarına karşı yemin ederken, bu yemin toplumsal ilişkilerde güven inşa etmeyi, doğruluğu ve güvenilirliği sağlamak amacıyla verilmiş bir söz olarak kabul edilir. Toplumda güven ve barışın korunması açısından, yapılan yeminlerin yerine getirilmesi önemlidir.
6. İslam’da Gerçek Yemin ve Yanıltıcı Yemin
İslam, yalan yemin etmeyi kesinlikle yasaklar. Allah’a veya herhangi bir kutsal şeye yalan söylemek büyük bir günahtır. Gerçek anlamda yemin, sadece doğruyu ifade etmek için yapılmalı ve gerçekte olmayan bir durumu yeminle ifade etmek (yani yalan söylemek) haramdır. Kur’an’da “Yalan yemin etmek, Allah’ın adına yemin ettiğinizde gerçekleri saptırmaktan başka bir şey değildir” (Al-i İmran, 3/77) şeklinde bir uyarı bulunmaktadır.
7. Yemin ve İman Bağlantısı
İslam’da yemin etmek, bir tür iman pratiği de sayılabilir. Çünkü bir kişi yemin ettiğinde, Allah’a olan inancı ve O’na olan bağlılığına dayanarak bir söz verir. Yemin etmek, aynı zamanda Allah’ın ismiyle yapılır ve bu da kişinin imanını pekiştirir. İman, yalnızca kalpte yerleşen bir durum değil, aynı zamanda dil ve eylemle de ifade edilen bir durumdur. Bu yüzden yemin etmenin sorumluluğu, bir anlamda inançla bağlantılıdır.
8. Yemin ve Günü Gününe Yerine Getirme
Bir kişinin ettiği yemini yerine getirmesi, hem kişisel sorumluluk hem de dini yükümlülük olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Yemin ettikten sonra yeminini yerine getiren kişi, sadık bir müminin özelliğindendir” demiştir. Bu, yeminlerin bir kişinin ahlaki ve dini sorumluluğunu nasıl şekillendirdiğini gösterir.
Sonuç
Yemin, İslam’da ciddi bir sorumluluk taşır. Yemin etmek, yalnızca bir taahhüt değil, aynı zamanda bir iman eylemidir. Yemin, doğruyu ifade etme ve güvenilirlik sağlama adına yapılmalıdır. Ancak, gereksiz yere yemin etmekten kaçınılmalı, söz verilen konuda sorumluluk yerine getirilmelidir. Yeminini bozan kişilere ise kefaret gerekebilir. İslam, doğru ve samimi bir şekilde yemin etmeyi öğütlerken, yalan ve yanıltıcı yemini kesinlikle yasaklar. Yemin, hem bireysel sorumluluk hem de toplumsal güven için büyük bir öneme sahiptir.