Vesvese olduğunu nasıl anlarız
Vesvese ile benim sozum arasindaki fark nasil netleşir.
Bazenler kimin sozu oldugu belli olmuyor.
Vesvese daha çok kimlerde olur?

Vesvese, daha çok kendini can ü gönülden Din’e vermiş, zimamı ve dizginleri şeytanın elinden koparıp almış, Allah (cc)’a karşı ubudiyetini az çok yapan ve iman mevzûunda da terakki edip saffete ulaşan bazı müslümanlarda olur. Kalbî istidadlarıyla iç âleminde ilerleme yolunda olan, arşiye ve kavsiyeler çizerek insan-ı kâmil mertebesine doğru tırmanan mü’minler, yolun puslu noktalarında şeytanın vesvesesi ile yüz yüze gelirler. Evet insan, ruhun semalarına doğru yükselirken, her menzilde şeytan ayrı bir tuzak kurar ve bekler.. kendine göre en müsait anda okunu çekip atar ve kendine ait yamaçların yeşermesi için kalbe vesvese salar. Demek ki vesvese, biraz da iman babındaki derinlik ve isti’dât’a karşı şeytanın bir kıskançlık ve reaksiyonu oluyor.
Vesvese, bazen asabî ve hassas ruhlarda, bazen de fazla gıda alan tenperverlerde olur. Mü’mindeki vesvese, buhranlar ve deprasyonlar şeklinde değil de, rahatsızlık verebilecek türdendir. Mümin çok müterakki de olsa, yine kendisine vesvese gelebilir. Hattâ, Sahabe’den sonra en büyük şahsiyetlerden İmam-ı Rabbanî bile vesveseye maruz kalabilir. Her vesveseye müptelâ insanın mutlaka müterakkî ve yükseliyor olması gerekmediği gibi, vesveseye ma’ruz kalmayanın da sükut ediyor olması lâzım gelmez.
Vesvese, kâfirde olmaz. Kâfirin küfrü vesvese değil, belki hesaplı, plânlı ve inadî bir küfürdür. Kâfirde bunalımlar, iç buhranlar, tatminsizlikler, sıkıntılar olabilir. Fakat bütün bunlar, onu iyice saldırgan ve mütecaviz kılar. Şeytan, kendisine orijinal ve yeni yeni felsefeler üfler; inkârcılık adına çeşitli fikirler verir ve sonunda kâfire kendini de inkâr ettirerek, “şeytan yok” dedirtir.
Evet şeytan, kendi defterine kaydolmuş, zimamını eline vermiş ve arkasından tıpış tıpış gelen kimselere vesvese vermez. Keza şeytan, onun atmosferi ve manyetik alanı içinde daire çizip duran, yerinde sayan, gözleri bağlı, beyinleri gözlerinde ve kalbleri midelerinde olanlara da ilişmez. Onlar, onun kafesinde ve tuzağında eli-kolu bağlı avlardır; “ne yapalım da kurtulalım” demeyen avlar. Onlar şeytandan, o da onlardan memnun geçinip gitmektedirler; tabii ki gidecekleri yere kadar…
BENZER KONULAR:
Answers ( 3 )
Vesveseli bir kişinin zannı galibine bakılırmı?
Selamün aleyküm hocam bir kişide şüphe varsa ve o kişi vesveseliyse zannı galibide şüphe olan tarafı ağır basıyorsa bu durumda örnek veriyorum şüphelendiği gusulde kuru kalmış yerleri yeniden yıkarmı? veya şüphelendiği necaset bulaşan yerleri yıkarmı? kişinin zannı galibi şüphelendikleri tarafta ise ama bu kişi VESVESELİYSE Bu durumda vesveseli olması zannı galibine hareket etmesini etkilermi? yoksa vesveseli kişiye muafmıdır zannı galip konusunda? yani kişide şüphe varsa ama vesveseliyse yine zannı galibine göremi amel eder? yoksa kişide vesvese olsun olmasın her zaman zannı galibine göremi amel eder? Mezhep Hanefi
Zannı galip ve vesvese aynı şeyler değildir. Vesvese yıkadım mı yıkamadım mı? tarzında olan şeylerdir. Ve aynı zamanda sürekli olan şeylerdir. Ve bu vesvese hastalığından kurtulmadıkça bu sorular sürekli devam eder. Zannı galip ise, vesvesenin aksine pek olmaz. İstisnai durumlarda arada sırada meydana gelir. Vesvese hastalığından kişinin kurtulması gerekir. Kurtulmadıkça hirçbir ibadetin tadını alamaz
Vesveseyi nasıl anlarız ?
Vesveseye kapıldığımızı nasıl anlarız? Örneğin abdest alırken acaba yüzümü,kolumu yıkadım mı diye şüphe duyuyorsak buna hemen vesvese mi deriz yoksa belli bir sayısı gibi bir şeyi var mı? Çünkü vesvese olduğunda dikkate almayıp tekrar tekrar abdest alma deniliyor tekrar abdest almazsan ya vesvese değilse bu durum?
İslam’da yanılgı veya yanlış bir inanca sahip olmak, bireylerin çeşitli faktörler nedeniyle karşılaşabilecekleri öznel bir deneyim olabilir. İslam, insanların dini meseleler veya hayatın diğer yönleri hakkında yanlış anlamalara veya yanlış anlamalara sahip olabileceğini kabul eder.
Bununla birlikte, İslam’ın güvenilir kaynaklardan bilgi, anlayış ve rehberlik aramanın önemini vurguladığını not etmek önemlidir. Müslümanlar, doğru bilgiyi elde etmek ve yanılgıya veya yanlış inançlara düşmekten kaçınmak için otantik dini metinlere, alimlere ve Hz.
İslam, eleştirel düşünmeyi, derinlemesine düşünmeyi ve İslami öğretiler konusunda bilgili, güvenilir ve bilgili kişilerden bilgi aramayı teşvik eder. Herhangi bir şüphe veya yanılgıya ilişkin netlik ve anlayış kazanmak için İslam hukuku alanındaki alimlere ve uzmanlara danışılması tavsiye edilir.
Buna ek olarak, İslam, Allah’tan rehberlik isteme ve yanılgı veya yanlış inançların üstesinden gelmek için O’ndan yardım isteme konusunda samimiyet ve alçakgönüllülüğü teşvik eder. Müslümanlar sürekli olarak bilgi aramaya, inançları üzerinde düşünmeye ve sahip oldukları yanlış kanıları düzeltmeye teşvik edilir.
Birisi sanrılar veya yanlış inançlar yaşıyorsa, bu tür sorunları ele almada uygun rehberlik ve destek sağlayabilecek nitelikli sağlık hizmeti sağlayıcılarından veya terapistlerden profesyonel yardım alması önerilir.
Nihayetinde İslam, bilgi aramayı, güvenilir kaynaklara güvenmeyi ve yanılsamanın üstesinden gelmek ve daha derin bir iman anlayışına ulaşmak için rehberlik etmesi için Allah’a içten dua etmeyi teşvik eder.