Sübüti Sıfatlar ne demek? Kısaca

Question

Subuti Sıfatlar Nedir?
Allah’ın Subuti Sıfatları Hakkında Kısa bilgiler

Subuti Sifatlar ne demek Kisaca

Sübûtî sıfatlar; Allah’ın hangi nitelik ve özelliklere sahip olduğunu anlatan sıfatlardır. Bunlar; hayat, ilim, semî’, basar, irade, kudret, kelam ve tekvîn olmak üzere sekiz tanedir.

Hayat, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir. Allah’ın diri ve yaşıyor olması demektir. Allah’ın bu sıfatı, âyet ve hadislerde “hayy” kelimesi ile ifade edilmektedir. Allah’ın sıfatı olarak “hayy”, yaşayan, kemal manasıyla hayat sahibi ve sürekli vâr olan, ölümlü olmayan, bâkî, ebedî ve dâim demektir. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve diğer varlıklarda hayatı vâr eden ve yok eden de Allah’tır. Allah’ın diri oluşu kendindendir, O ölümlü değildir. “Ölmeyen diriye güven…” (Fürkân, 25/58), “O diridir. O’ndan başka ilâh yoktur” (Mü’min, 40/65), “O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur. O, diridir, kayyûmdur…” (Bakara, 2/255), “Yer yüzünde bulunan her şey yok olacaktır. Yalnız celal ve ikram sahibi Rabb’inin zatı bâki kalacaktır” (Rahmân, 55/26-27) ânlamındaki âyetler, Allah’ın bu sıfatını anlatmaktadır.

Allah’ın bu sıfatı; O’nun ezelî ve ebedî olduğunu ifade eder. O’nun evveli ve sonu yoktur. O, hep diridir, diri olmaya devam edecektir. O’nun varlığının sonu yoktur. Diğer canlıların ise evveli ve sonları vardır. Bütün yaratıklar, fâni sadece Allah bakidir. O’nun dışında her canlı ölecek ve O’na dönecektir. O, asla ölmeyecek ve yok olmayacaktır.

İlim, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir. Allah’ın ilim sahibi olması demektir.

Allah’ın bu sıfatı; Allah’ın gizili ve âşikâr olanları, olmuşu ve olacağı, görünen ve görünmeyen âlemi, yerde ve göklerde olup bitenleri, geçmişi, hâli ve geleceği, canlı ve cansız bütün varlıkları, insanların gizli ve âşikâr bütün yaptıklarını, küçük ve büyük her şeyi bildiğini ifade eder.

“Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. O göğüslerin özünü çok iyi bilendir” (Fâtır, 35/38),

“O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur, görülmeyen ve görülen varlıkları bilendir” (Haşr, 59/22),

“Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de (fark etmez) çünkü Allah her şeyi çok iyi bilir” (Ahzâb, 33/54),

“Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları O’ndan başkası bilemez. O karada ve denizde olan her şeyi bilir. Düşen bir yaprak ki mutlaka O’nu bilir, yerin karanlıkları içine gömülen tane, yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın…” (En’âm, 6/59),

“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (ilmi, yazmakla) yine tükenmez?” (Lokman, 31/27),

“Bilmiyorlar mı ki Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını biliyor” (Bakara, 2/77),

“… Biliniz ki Allah içinizden geçeni bilir…” (Al-i İmrân, 3/29),

“… Allah sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir” (En’âm, 6/3),

“Sözü açık söylesen de gizli söylesen de muhakkak O, gizliyi de ondan daha gizli olanı da bilir” (Tâhâ, 20/7) anlamındaki âyetler Allah’ın ilminin eşsizliğini ve çokluğunu ifade etmektedir.
Zikrettiğimiz bu âyetler ve benzerleri Allah’ın hudutsuz, eşsiz ve muazzam ilmini dile getirmektedir. Her şeyi bilen olması Allah’ın en önemli niteliğidir.

Semî, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir, sözleri, konuşulanları ve duaları işitmesi demektir. Allah; gizli veya âşikâr, iyi veya kötü insanların bütün konuşmalarını ve sözlerini hatta fısıltılarını bile işitir, dua ve niyazları duyar. Allah da insanlar da işitir. Ancak Allah’ın görmesi ile insanın görmesi aynı değildir. Allah’ın işitmesi, vasıtasız ve sınırsızdır. İnsanlar kulak vasıtasıyla ve sadece belli frekanstaki sesleri işitip duyabilirler. Gizli ve kısık sesleri duyamazlar, Allah ise hepsini duyar. İnsan, nerede ne söylerse söylesin, en gizli yerlerde, yerin altında ve göklerde bile bir şey konuşsa Allah o konuşulanı duyar, işitir. Çünkü Allah insanlara yakındır. Şu ayet bu gerçeği ifade etmektedir:

“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki dördüncüleri Allah olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları Allah olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar Allah mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onların yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah her şeyi hakkıyla bilir” (Mücadele, 58/7)
Kur’an’da pek çok âyette Allah’ın bu sıfatı bildirilmektedir:

“Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir” (Bakara, 2/181),

“Şüphesiz Rabbim duaları işitendir” (İbrahim, 14/39),

“Yoksa biz onların sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmez miyiz sanıyorlar…” (Zuhruf, 43/80),

“Korkmayın dedi, ben sizinle beraberim işitir ve görürüm” (Tâ-hâ, 20/46),

“…Allah konuşmanızı işitir, çünkü Allah işitendir, görendir” (Mücadele, 58/1) anlamındaki âyetler Allah’ın her sesi işiten, her konuşulanı duyan olduğunu ifade etmektedir.

Allah’ın bu sıfatında, ödüllendirme ve cezalandırma anlamı da vardır. Mesela; “Kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.” (Bakara, 2/181) anlamındaki âyette Allah’ın günah işleyeni görmesi ve bilmesinden maksat, onu cezalandırmasıdır.

“Kim dünya sevabını isterse (bilsin ki) dünya ve âhiret sevabı Allah katındadır. Allah işitendir, görendir” (Nisa, 4/136) anlamındaki âyette geçen Allah’ın işitmesi ve görmesi ise, iyi iş yapanların mükafatlarını vermesi anlamındadır.

Basar, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir. Basar, aydınlık ve karanlıkta küçük ve büyük her şeyi görmesi demektir. Allah, gizli veya âşikâr, küçük veya büyük bütün varlıkları, bütün yapılanları görür.

Allah da insanlar da görür. Ancak Allah’ın görmesi ile insanın görmesi aynı değildir. İnsan göz vasıtasıyla ancak belirli bir uzaklıkta, büyüklükte ve aydınlıkta olanı görebilir. Allah’ın görmesi ise, vasıtasız ve sınırsızdır. Allah küçük, büyük, aydınlıkta ve karanlıkta, vasıtasız ve sınırsız olarak her şeyi görür.
İnsanlar nerede ne yaparlarsa yapsınlar, en gizli yerlerde, yerin altında ve göklerde bile bir şey yapsalar Allah onları görür. Çünkü Allah insanlara yakındır, Şu ayetler, bu gerçeği ifade etmektedir:

“Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki dördüncüleri Allah olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları Allah olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar Allah mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onların yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah her şeyi hakkıyla bilir” (Mücadele, 58/7)

“…Nerede olursanız olun O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görendir” (Hadîd, 57/4).

Kur’an’da pek çok âyette Allah’ın bu sıfatı bildirilmektedir:

“Şüphesiz Allah işitendir, görendir” (Mümin, 40/44),

“Şüphesiz Allah kullarının (her halini) haber alandır, görendir” (Fâtır, 35/31),

“…Allah kullarını görendir” (Al-i İmrân, 3/15, 20),

“…Allah, onların yaptıklarını görendir” (Bakara, 2/227),

“O her şeyi görendir” (Mülk, 67/19).

Allah’ın bu sıfatında, ödüllendirme ve cezalandırma anlamı da vardır. Mesela;

“…Dilediğinizi yapın O, yaptıklarınızı görmektedir” (Mümin, 40/41),

“Nuh’dan sonra nice nesilleri helal ettik. Kullarının günahlarını haber alan ve gören olarak Allah yeter” (İsrâ, 17/17) ,

“Kim dünyanın sevabını isterse (bilsin ki) dünya ve âhiretin sevabı Allah katındadır. Allah, işitendir, görendir” (Nisa, 4/134) anlamındaki âyetlerde geçen Allah’ın görmesinden maksat, kuluna yaptıklarının mükafatını vermesidir.

İrade, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir, Allah’ın dilemesi demektir. İrade, bir şeyin olup olmamasını, şöyle veya böyle olmasını dilemek ve dilediği gibi yapmaktır. Dünyada var olan her şey Allah’ın dilemesi ile var olmuştur, O’nun dilediği zaman da yok olacaktır. O’nun dilediği olur dilemediği olmaz.

İnsanların da iradeleri vardır. Ancak Allah’ın iradesi ile insanların iradeleri tamamen farklıdır. İnsan her istediğini ve dilediğini yapamaz. Allah ise her istediğini ve dilediğini yapar. İnsanlara irade gücünü veren Allah’tır, Allah’ın iradesi ise kendindendir. İnsanın istediği şeyin olması için çalışıp ve çapa sarf etmesi, aynı zamanda insanın istediğinin olmasına Allah’ın izin vermesi ve yardım etmesi de gerekir. Allah istemedikçe insanların istedikleri olmaz.

Diyanet dini kavramlar sözlüğü


Allah’ın iradesi tekvini ve teşrii olmak üzere iki kısma ayrılır.

Tekvini irade. Bu irade, Allah’ın yaratması ile ilgilidir. Bu iradeyi hiçbir sebep ve şart geçemez, yani bu irade bir sebep ve şarta bağlı değildir. Allah neyi dilerse o olur, O’nun dilemediği bir şeyin olması mümkün değildir. Kainatta olup biten olayların hepsi Allah’ın dilemesi ile olmaktadır. Allah dilemeden, izin vermeden hiçbir şey meydana gelmez; sözgelimi Allah izin vermeden peygamber mucize gösteremez, kimse ölemez, kimse başarı elde edemez, kimse kimseye zarar vermez, bitkiler bitemez, ağaçlar meyve veremez, kainatın düzeni devam edemez.

Teşrii irade. Allah’ın bu iradesi sebep ve şarta bağlı olup insanların iradeleri ile birlikte cereyan eder. Bu irade, insanların işlerini yürütmeleri ve fiillerini yapmaları için onlara güç ve izin verme anlamındadır. İnsan bir iş yapmak, bir davranışta bulunmak isterse Allah o insana izin ve güç verir. İstek insandan olduğu için sorumluluk insana aittir. Allah’ın bu iradesi Allah’ın rızasını gerektirmez. İnsanın istediği şeye Allah izin verir fakat insanın bu yaptığından razı olmayabilir. Bu anlamda Allah’ın teşrîî iradesinin meydana gelmesi zorunlu değildir. Allah insanlardan bir şey yapmalarını, bir şeyden kaçınmalarını ister, yani insana bir şeyi emreder veya yasak eder, fakat insanların, bu emir ve yasaklara uyup uymamaları kendi isteklerine bırakılmıştır.

Kuran-ı Kerim’de Allah’ın bu sıfatını ifade eden pek çok âyet vardır. Bunlardan bir kaçının meali şöyledir:

“Allah, dilediğine hesapsız rızık verir” (Bakara, 2/212),

“Allah, mülkü dilediğine verir” (Bakara, 2/247)

“Allah dilediğini bağışlar” (Bakara, 2/284)

“Hikmeti dilediğine verir” (Bakara, 2/269),

“Dilediğini yaratır” ( Mâide, 5/17),

“Dilediğini hidayete erdirir” (Yunus, 10/25),

“Dilediğini yapar” (Ra’d, 13/27),

Kudret, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir, Allah’ın her şeye gücünün yetmesi anlamına gelir. Yüce Allah; güçlü, kuvvetli, istediğini istediği gibi yapabilen, asla âciz olmayandır.

Allah’ın da insanların da gücü ve kudreti vardır. Ancak Allah’ın gücü ve kudreti ile insanın gücü ve kudreti aynı değildir. İnsanların güç ve kudretleri sınırlıdır, her şeye güçleri yetmez, insanlar her istediğini yapamazlar. İnsanlara güç ve kudreti veren de Allah’tır.

Allah’ın gücü ve kudreti ise, sonsuz ve sınırsızdır. Allah’ın her şeye gücü yeter, O’nun gücünün yetmeyeceği hiçbir şey yoktur. O, mutlak güç sahibidir. İstediğini istediği zaman ve istediği şekilde yapabilir.

Kur’an-ı Kerîm’de Allah’ın güç ve kudretini anlatan pek çok âyet vardır. Bunlardan bir kaçının anlamı şöyledir:

“Gerçekten Allah, her şeye gücü yetendir.” (Bakara, 2/20, 106),

“Gerçekten Senin her şeye gücün yeter” (Âl-i İmrân, 3/26),

“O her şeye gücü yetendir” (Mâide, 5/120),

“Allah, her şeye muktedirdir” (Kehf,18/45).

O’nun aciz olduğu, gücünün yetmediği hiçbir şey yoktur. Hiç kimse ve hiçbir şey O’nu âcîz bırakamaz. O, bilendir (alîm), her şeye gücü yetendir (kadîr) (Fâtır, 35/44).

Allah’ın bir şeye “ol” demesi ile o şey hemen olur. Yok olmasını istediği şey de yok olur. Allah için “imkansız” diye bir şey yoktur.

Mutlak manada kâdir Allah’tır. Yaratıkların kudreti, Allah’ın verdiği kudret nispetindedir.

Allah’ın “kâdir” ismi Kur’an’da ölçen, biçen, biçim veren, takdir eden ve programlayan anlamlarına da gelmektedir. “Ölçtük, biçtik, biz ne güzel biçim vereniz” (Mürselât, 77/23) anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir.

Gökleri, yeryüzünü, nehirleri, dağları, geceyi, gündüzü, ayı, güneşi… kısaca bütün varlıkları düzene koyan, görevlerini programlayan Allah’tır (Fussilet, 41/9-12)

“…(O,) her şeyi yaratmış, ve her şeye düzen ve intizam vermiş, mukadderatını yani yeteneklerini, özelliklerini ve görevlerini tayin etmiştir” (Furkân, 25/2).

Kelâm, Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir. Kelâm, Allah’ın harf ve sese ihtiyaç olmadan konuşması demektir. Allah’ın konuşması insanların konuşması gibi değildir, O’nun harfe, sese, dile ihtiyacı yoktur. İnsanlara konuşma yeteneği veren de Allah’tır. Allah, peygamberlerine konuşmuş, onlara hitap etmiş, emir ve yasaklar vermiştir. Allah peygamberlerle ya doğrudan, ya elçi vasıtasıyla ya da vahiy yoluyla konuşmuştur:

“Allah insanlara ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir” (Şûrâ, 42/51)
“Biz Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi (ey Muhammed!) sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakbub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik?” (Nisâ, 4/163) ve “Allah Musa ile doğrudan konuştu” (Nisa, 4/164) anlamındaki âyetler bu gerçeği beyan etmektedir.

Allah’ın kelâm sıfatı ezelî ve ebedîdir. Kuran-i Kerîm, Allah kelâmıdır. (Tevbe, 9/6)

Tekvin; Allah’ın sübûtî sıfatlarından biridir, Allah’ın yaratıcı olması demektir. Allah, yaratan, varlıkları örneği olmadan îcat eden, vâr edendir.

İslâm âlimleri; rızık vermesi, yaratması, canları alması, yağmurları yağdırması, otları bitirmesi, sebze ve meyveleri var etmesi gibi fiili sıfatlarının tamamını bu sıfat ile ifade etmişlerdir.
Kur’an’da bir çok âyette Allah’ın yaratıcı olduğu bildirilmektedir: Şu âyet meallerini örnek olarak verebiliriz:

“De ki Allah, her şeyin yaratıcısıdır” (Ra’d, 13/16),

“O Allah yaratan, var eden, şekil verendir…” (Haşr, 59/24)

Yerleri, gökleri, gezegenleri, yıldızları, havayı, suyu, toprağı, insanları, hayvanları, bitkileri kısaca her şeyi yaratan ve yaratmaya devam eden O’dur. Allah tek yaratıcıdır, O’ndan başka yaratıcı yoktur.

“Allah’tan başka yaratıcı mı var?” (Fâtır, 35/3),

“Allah, dilediğini yaratır” (Nûr, 24/45),

“Her canlıyı sudan yaratmıştır” (Nur, 24/45),

“O, gökleri ve yeri hakla yaratandır?” (En’âm, 6/73),

“O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratandır” (Bakara, 2/29) anlamındaki âyetler, Allah’ın bu sıfatını beyan etmektedir.

Yaratmak Allah’a mahsustur. İnsanlar ancak yaratılan varlıklardan îcatlarda bulunabilirler, yoktan yaratamazlar “İyi bilin ki yaratma ve emir O’nundur.” (A’râf, 7/54) anlamındaki âyet bunu ifade etmektedir

Allah’ın en güzel ve en mükemmel yaratıcı, takdir ve tasvir edenlerin en güzeli, en iyisi olduğu demektir Kur’an’da ahsenü’l-hâlikîn sıfatı ile beyan edilmiştir. Bu sıfat; Allah’ın mutlak ve mükemmel yaratıcı, takdir edici olduğunu ifade eder.

Allah, dilediğini yaratmaya, yok iken var etmeye gücü yeter. Rızık ve nimet vermesi, yaşatması, canları alması ve ölüleri Kıyamet kopunca yeniden diriltmesi gibi fiilleri bu sıfata racidir. (İ.K.)

BENZER KONULAR:

Habir ne demek? Kısaca

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answers ( 3 )

    1
    2022-05-04T10:37:31+03:00

    Sub ûtî Sıfatlar

    Allah’ın subûtî sıfatları da şunlardır:

    Hayat: Allah hakiki ve ezeli hayat ile diridir. Her canlıya O. Hayat vermektedir. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

     “Allah, O’ndan başka ilâh olmayan, diri, her an yaratıklarını görüp gözetendir.” (Bakara, 255)

    İlim: Bilmek demektir. Allah yerde ve göklerde olan her şeyi bilir. Hatta insanların gönüllerinde sakladıklarını da bilir. O’nun bilmediği hiç bir şey olmaz. Kâinat ve kâinatta olan her yokken onların hepsini, nasıl ve ne zaman olacaklarsa öylece bilir. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

     “İçinizde (sinelerinizde) olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir…” (Âl-i İmrân, 29)

    Semi’: İşitmek demektir. Allah, her şeyi, uzaklık ve yakınlık sözkonusu olmadan, işitir. Hatta içimizdeki fısıltıları da işitir. İşitmek için kulağa ihtiyacı yoktur. Buyrulur ki:

     “…Allah işitir ve görür.” (Nisa, 134)

    Basar: Görmek demektir. Allah, her şeyi görür. O şeyin, uzakta ve yakında olmasıyla kapalı açık, aydınlık ve karanlık, küçük ve büyük olması fark etmez. Bizim, nerede ve ne yaptığımıza varıncaya kadar her şeyi görür. Görmek için bizim gibi göze muhtaç değildir. Bakara Sûresi’nde buyrulur ki:

    “ … Biliniz ki, Allah, şüphesiz yaptıklarınızı görür.” (Bakara, 233)

    İrade: Dilemek demektir. Allah diler ve dilediğini yapar. Dilediği her şeyi yapmada güçlük çekmeyeceği gibi bir yardımcıya da muhtaç olmaz. Konu ile ilgili olarak Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

     “Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, sözümüz ona sadece “ol!” demektir ve o hemen oluverir.” (Nahl, 40)

    Kudret: Güç yetirmek demektir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Güç yetiremiyeceği, zorlanacağı hiç bir şey yoktur. Rabbimi buyurur ki:

    “Muhakkak ki, Allah her şeye kâdirdir, gücü yetendir.” (Bakara, 148)

    Kelâm: Söylemek demektir. Allah, harf ve sese muhtaç olmadan söyler. Kur’ân-ı Kerim ve önceden nazil olmuş kitaplar O’nun sözüdür.

    Allah Teâlâ peygamberlere ve meleklere istediğini söylemiş ve duyurmuştur. Buyurur ki:

     “ … Onlardan Allah’ın kendilerine hitab ettiği (konuştuğu), derecelerle yükselttikleri kimseler vardır…” (Bakara, 253)

    Tekvin: Yaratmak demektir. Kâinatı ve kâinattaki tüm varlıkları yaratan, yaşatan ve besleyip büyüten O’dur. O’ndan başka yaratıcı yoktur.
    Bu konuda da Rabbimiz buyurur ki:

    “Allah, bir şeyi dilediği zaman O’nun buyruğu sadece o şeye “ol” demektir, hemen olur.” (Yasin, 88)

    En iyi cevap
  1. Subûtî sıfatlar, Allah’ın zâtıyla birlikte mevcut olan, ancak zâtına denk gelmeyen sıfatlar olarak tanımlanır. Bu sıfatlar, Allah’ın özünden ayrı değildir fakat ona özgü bir varlık niteliği taşımayan, varlıkla birlikte bulunan sıfatlardır. Subûtî sıfatlar, Allah’ın varlık ve kudretini tanımlamak için kullanılır ve bu sıfatların her biri, Allah’ın mutlak ve sonsuz niteliklerinin birer yansımasıdır.

    1. Hayat (Dirilik): Allah Teâlâ’nın hayat sıfatı, O’nun varlık ve kudretinin temel bir unsuru olup, O’nun mutlak ve kayıtsız yaşam gücünü ifade eder. Hayat, Allah’ın diğer sıfatları ile birlikte varlıklar üzerinde etki gösteren bir özelliktir. O’nun hayatı, insan ve diğer canlıların hayatından farklıdır; bu bağlamda Allah’ın diriliği, her türlü varlıkla doğrudan ilişkili olan bir sıfattır.

    2. İlim (Bilgi): Allah Teâlâ, her şeyi kuşatan ve sınırsız olan bir ilme sahiptir. O, geçmişi, şimdiyi ve geleceği tamamen bilmektedir. Ayrıca, görünmeyeni, en gizli düşünceleri ve niyetleri de bilir. Bu ilim, zamandan ve mekândan münezzeh olup, hiçbir şey Allah’ın ilminin dışında değildir.

    3. Sem’i (İşitme): Allah Teâlâ’nın işitme sıfatı, O’nun her türlü ses ve titreşimi, hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan işitmesi anlamına gelir. İster yüksek sesle, ister fısıldayarak, isterse sadece kalpte geçirilen düşünceler olsun, Allah her şeyi işitir. Bu işitme, insanın sınırlı işitme kapasitesinden çok daha farklıdır; çünkü Allah’ın işitmesi her şeyin en ince ayrıntısına kadar şüphesizdir.

    4. Basar (Görme): Görme sıfatı, Allah’ın her şeyi görme gücünü ifade eder. Allah Teâlâ, hiçbir engel tanımadan her şeyi görür; karanlık, uzaklık, engeller, O’nun görmesini engelleyemez. O’nun görmesi, insanın görme kapasitesinden tamamıyla farklıdır ve tüm varlıkları ve onların en gizli durumlarını dahi en açık şekilde görür.

    5. İrade (Dileme): İrade sıfatı, Allah’ın her türlü eylemi dileyebilme ve dileğini gerçekleştirebilme gücünü ifade eder. Allah, dilediği her şeyi yaratmaya muktedirdir. Bu irade, zaman ve mekânın ötesinde bir kudretle işler; her şey O’nun ezelî iradesiyle meydana gelir.

    6. Kudret (Güç): Kudret, Allah’ın her şey üzerinde tam ve mutlak bir güç sahibi olmasını ifade eder. O, dilediği her şeyi yaratma veya yok etme gücüne sahiptir. Kudret sıfatı, Allah’ın yaratma gücünü sınırsız bir şekilde gösterir ve O’nun kudreti her türlü varlık üzerinde egemendir.

    7. Kelâm (Konuşma): Allah’ın kelâm sıfatı, O’nun ezelî ve kadîm olan konuşma sıfatıdır. Bu kelâm, harf ve ses gibi zamanla sınırlı unsurlardan münezzehtir ve Allah’ın kelâmı, mahlukatın kelâmından tamamen farklıdır. Allah, kelâmıyla varlıkları yaratabilir ve iradesini onlara bildirir.

    8. Tekvin (Yaratma): Tekvin sıfatı, Allah’ın varlıkları yaratma gücünü ifade eder. O, dilediği her şeyi “ol” demek suretiyle yaratır. Tekvin, Allah’ın ezelî sıfatlarındandır; çünkü varlık âlemi yaratılmadan önce de Allah’ın tekvin sıfatı vardı. Bu sıfat, O’nun mutlak yaratma kudretinin ve varlıkları düzenleme yeteneğinin bir yansımasıdır.

    Bu sıfatlar, Allah’ın mutlak varlık ve kudretini tanımlarken, onun her yönüyle eksiksiz ve sınırsız olduğunu vurgular. Subûtî sıfatlar, Allah’ın varlık ve kudretine dair derin bir anlayış geliştirmeyi sağlar ve O’nun yüce doğasının daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur.

  2. Sübûtî sıfatlar, Allah’ın zatına ait olup yaratılmışlarda da benzeri (sınırlı ve eksik şekilde) bulunan, fakat Allah’ta sonsuz ve mükemmel olan sıfatlardır.

    Kısaca:
    Sübûtî sıfatlar = Allah’ın, yaratılmışlarda sınırlı şekilde bulunabilen, O’nda ise eksiksiz ve sonsuz olan sıfatları.

    Başlıca sübûtî sıfatlar:

    Hayat – Diri olmak

    İlim – Her şeyi bilmek

    Sem‘ – Her şeyi işitmek

    Basar – Her şeyi görmek

    İrade – Dilediğini istemek

    Kudret – Her şeye gücü yetmek

    Kelâm – Konuşmak

    Tekvîn – Yaratmak

Cevapla