Sigortasız işte çalışmak caiz mi?

Question

Selamünaleyküm iyi günler, Sizlere şu soruyu paylaşmak istiyorum.
Evin tek erkek çocuğuyum ve maddi durum konusunda sıkıntı yaşamayan bir aileyiz. Fakat ben bir işte çalışarak kendi birikimimi yapmak istiyorum ama çalışacağım iş sigortasız olursa bu şekilde çalışmam caiz olur mu? Teşekkürler

Cevap:

Ve aleykümselâm.

Meseleyi sakin ve ilkeli düşünelim. “Sigorta” dediğimiz şey, modern devlet düzeninin işçi-işveren ilişkisini kayıt altına almasıdır. Türkiye’de bu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) üzerinden yürür ve kanunen işverenin çalışanı sigortalı göstermesi zorunludur.

Şimdi fıkhî zemine bakalım.

İslam’da iki temel ilke var:
Birincisi, akitlerin (sözleşmelerin) açık ve adil olması. İkincisi, meşru otoritenin koyduğu, açık bir haramı emretmeyen düzenlemelere riayet edilmesi. Kur’an’da “Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.” (Maide 5/1) buyrulur. Ayrıca “Kendinizi tehlikeye atmayın” (Bakara 2/195) ayeti de önemli bir çerçeve sunar.

Sigortasız çalışma meselesinde asıl problem şudur:
Bu durum kanunen yasaktır ve işverenin devlete karşı yükümlülüğünü yerine getirmemesi anlamına gelir. İşçi açısından da ileride emeklilik, sağlık güvencesi, iş kazası gibi hak kayıplarına yol açar. Yani mesele sadece “caiz mi?” değil; aynı zamanda kul hakkı, kamu hakkı ve kişinin kendi hakkını koruması meselesidir.

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvalarında da genel ilke şudur:
Devletin kamu yararına koyduğu ve dine aykırı olmayan kanunlara uymak gerekir. Sigortasız işçi çalıştırmak caiz değildir; çünkü hem kanuna aykırıdır hem de hak ihlaline yol açar. İşveren için açık bir vebal söz konusudur.

Peki işçi açısından?
Eğer kişi bilerek ve isteyerek sigortasız çalışmayı kabul ediyorsa, burada iki yön var:

Kanunen yanlış bir uygulamaya ortak olma

Kendi hakkını zayi etme riski

Zaruret yoksa (yani geçim sıkıntısı gibi mecburiyet hali bulunmuyorsa) sigortalı bir iş tercih etmek daha doğru ve takvaya daha uygundur. Maddi sıkıntınız yoksa ve sırf birikim yapmak için çalışacaksanız, sigortalı bir iş aramanız hem hukuken hem dinen daha temiz bir yol olur.

Zaruret halinde ise fıkıhta “zaruretler bazı yasakları hafifletir” kaidesi vardır. Fakat sizin durumunuzda zaruret görünmüyor. Dolayısıyla bilinçli olarak sigortasız çalışmayı tercih etmek uygun değildir.

Şunu da düşünmek gerekir: İslam sadece “haram mı helal mi” dar koridorunda ilerlemez. Aynı zamanda adalet, emek hakkı ve toplumsal düzeni de korur. Modern dünyada sigorta, işçinin emeğini güvence altına alan bir mekanizmadır. Bu da aslında “kul hakkını koruma” prensibine hizmet eder.

Kısacası:
Zaruret yoksa sigortasız çalışmayı tercih etmek doğru değildir. Sigortalı bir iş bulmaya gayret etmek hem hukuken hem dinen daha uygun olur.

Hayatın tuhaf tarafı şu: İnsan bazen “Benim ihtiyacım yok, başkasına yük olmuyorum” diye düşünür ama sistem içindeki küçük tercihler büyük zincirler oluşturur. Ahlak, görünmeyen yerlerde başlar. Burada da mesele tam olarak o görünmeyen alan.

Benzer Konularımız:

Answers ( 4 )

    0
    2021-01-12T13:33:17+03:00

    Çalışma isteği güzel bu sorumluk sahibi olduğunuzu gösterir fakat sigortasız işe devlet izin vermediği için sigorta olmadan çalışmayınız.

    En iyi cevap
    0
    2026-02-14T21:16:12+03:00

    Devlet 50’den fazla işçi çalıştıran işyerlerine engelli çalıştırma zorunluluğu getiriyor. Çalıştırmazlarsa ceza ödüyorlar. Engelli çalıştırdıkları zaman sigorta primini devlet, maaşı işveren ödüyor. Yalnızca devlet işverenin ödediği maaşın 1275 lirasına destek oluyor. Bu sebeple işverenler engelli çalıştırıp asgari ücret maaşını ödüyor. Sigortayı da devlet karşılıyor. Böylece ceza almaktan kurtuluyorlar.

    Fakat bazı işverenler engelli olarak aldıkları kişilere iş yaptırmıyor. Gelmelerine bile gerek olmadığını söylüyor. Fakat devlet kanunları çalışmadan maaş almayı kabul etmiyor. Engelli de olsa illaki işverenin engelliye uygun bir iş vermesini ve engellinin çalışması gerektiğini söylüyor. Sigortalı sayılmak için illa ki çalışmak gerektiğini söylüyor. Mesela sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinde “bir kişinin sigortalı sayılabilmesi için hizmet akdine dayalı olarak fiilen çalışması” gerektiği vurgulanır. Yine Yargıtay kararlarında “fiilen çalışmaya başlanılması” ibaresi yer alır. Yani fiilen çalışmak gerekiyor. Konu ile ilgili bazı sorularım var:

    1 – Kanunlarda engelli de olsa çalışmak gerektiğinin zorunlu olduğu belirtilmişken buna rağmen özel bir işyeri sahibi olan işveren işçiye maaşını verip “işe gelmene gerek yok” demesi dinen caiz midir?

    2 – Eğer bu şekilde özel bir işyerinde engelli kontenjanı ile çalışıyor gözüküp işveren işçiyi çalıştırmıyorsa ve işverenden maaş alınmışsa bu maaş helal midir? Haram ise ne yapmak gerekir?

    3 – Bu şekilde engelli kontenjanı ile işe girilip işverenin kendi isteğiyle işçiyi çalıştırmadığı haldeyken devletin engelli için ödediği sigorta pirimi kul hakkı olur mu? Kul hakkı olur ise ne yapmak gerekir? Yani devletin ödediği pirim kadar tutarı bir hayır kurumuna vermek gerekir mi?

    4 – Eğer ki işverenin ödediği maaş haramsa ve devletin ödediği sigorta pirimi haramsa ve bunları bir yere vermek gerekiyorsa nasıl niyet edilmelidir? Ne demelidir?

    5 – Bu durumdaki kişinin işten ayrılması mı daha uygundur yoksa çalışmadan işverenden maaş alması mı daha uygundur? İş bulması ya da bulamaması fetvayı değiştirir mi?

  1. Merhaba, sorduğunuz soru oldukça hassas ve dini açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu. Paylaştığınız bağlantıya baktım ancak maalesef ilgili soruya veya cevaba ulaşılamadı. Sayfada sadece site kaydı ve teknik işlemlere dair yönlendirmeler bulunuyor. Bu nedenle sorularınızı, İslam hukukunun genel prensipleri ve sizin aktardığınız bilgiler ışığında değerlendirmeye çalışacağım.

    Sorunuzun özünde, bir kamu düzenlemesinin (engelli istihdamı) hem lafzına (kanun maddesi) hem de ruhuna (toplumsal fayda) uygun davranılıp davranılmadığı ve bunun dinen hükmü yatıyor. Aktardığınız bilgilere göre:

    Engelli bireylerin topluma kazandırılması, onlara uygun işlerde fiilen çalışarak üretken olmalarının sağlanması.

    İşverenin, sadece kontenjanı doldurmak ve cezadan kurtulmak için bir engelliyi fiilen çalıştırmadan sigortalı göstermesi.

    Bu tabloda, konuyu İslam hukukunun temel kavramları olan niyet, akde (sözleşmeye) bağlılık, kul hakkı ve haram çerçevesinde ele alabiliriz:

    İşverenin “Gelmene Gerek Yok” Demesi, Dinen caiz değildir. Çünkü burada bir hizmet akdi (iş sözleşmesi) vardır. Bu akdin taraflarından işçi, çalışmayı; işveren de bunun karşılığında ücret ödemeyi taahhüt eder. İşverenin işçiyi çalıştırmaması, hem akde aykırıdır hem de devletin koyduğu kanuna karşı hiledir (hile-i şer’iyye). Amaç, sadece cezadan kurtulmak olduğu için niyet bozulmuştur. Bu durum, devleti ve toplumu dolandırmak anlamına gelir ki bu da dinen büyük bir vebaldir.

    Çalışmadan Alınan Maaşın Helalliği:
    Bu maaş helal değildir. İslam’da temel kaide, “bir şeyin bedeli, onun karşılığında verilir” şeklindedir. “Bir işçiye ücretini, alın teri kurumadan veriniz” hadisi, ücretin emek karşılığı olduğunu vurgular. Fiili bir çalışma olmadan alınan ücret, karşılıksız kazançtır ve bu durum faiz (riba) veya haksız kazanç (akl-ı mal bi-gayr-i hakk) kapsamında değerlendirilir. Alınan paranın haram olduğuna inanılıyorsa, bundan kurtulmak (onu iade etmek veya sahibine ulaştırmak mümkün değilse bir hayır kurumuna bağışlamak) gerekir.

    Devletin Ödediği Sigorta Primi Kul Hakkı mı?
    Evet, bu da kul hakkıdır. Devlet, bu teşviği (prim desteği) toplumsal bir fayda sağlansın, engelli vatandaş istihdam edilsin diye verir. İşveren, yasaların emrettiği fiili çalışma şartını yerine getirmediği halde bu desteği alarak devletin (beytülmal’in) malını haksız yere yemiş olur. Bu, kamu kaynaklarının israfı ve haksız kullanımıdır. Kul hakkı kapsamına girer. Bu paranın da tıpkı maaş gibi, sahibine (devlet hazinesine) iadesi veya bu mümkün değilse niyet edilerek bir hayır kurumuna bağışlanması yönünde görüşler vardır. Ancak asıl olan, bu yanlış uygulamaya son vermektir.

    Niyet ve Ne Yapılmalı?
    Eğer bu yolla alınmış bir maaş veya devlet desteği varsa ve bunları iade etmek mümkün değilse (örneğin, devlete nasıl iade edileceği bilinmiyorsa veya işveren kabul etmiyorsa), bu paraların sahibine ulaştırılması niyetiyle güvenilir bir hayır kurumuna verilmesi gerekir. Niyet ederken “Şu haram yolla aldığım paranın vebalinden kurtulmak için, asıl sahibine ulaşması niyetiyle bu parayı tasadduk ediyorum (bağışlıyorum)” denilebilir. Önemli olan kalpten pişmanlık duymak ve bir daha böyle bir işe girmemeye karar vermektir.

    İşten Ayrılmak mı, Kalmak mı?
    Dinen en uygun olan, bu durumdaki bir kişinin işten ayrılmasıdır. Çünkü içinde bulunulan durum, sürekli bir haram kazanç ve aldatma üzerine kuruludur. Kişi, bu düzende kaldığı müddetçe günaha ortak olmaya devam eder. İş bulup bulamamak, haram olan bir işte kalmanın mazereti olamaz. “Zaruretler haramları mübah kılar” kaidesi burada geçerli değildir, çünkü ortada can veya namus gibi temel bir zaruret yoktur, geçim sıkıntısı olsa dahi haram yoldan kazanç aramak yerine helal rızık için çabalamak esastır. Allah, harama düşen kuluna başka bir kapı açar. Kişi, işverene durumu izah edip “Ya bana fiilen iş ver, ya da ben ayrılayım” diyerek bu yanlıştan kurtulmalıdır.

    Değerlendirme ve Öneriler

    Ana Sorun: Sözleşme (akit) ile uygulama arasındaki uyumsuzluk ve devleti dolandırma niyeti.

    Dini Hüküm: Bu şekilde elde edilen maaş ve devlet desteği haramdır; kul hakkı ihlali vardır.

    Kişisel Sorumluluk: Bu durumu yaşayan kişi, derhal tövbe etmeli, durumu düzeltmek için çaba göstermeli (işverenle konuşup fiilen çalışmayı talep etmek veya işten ayrılmak) ve geçmişte aldığı haram paralardan kurtulmanın yollarını aramalıdır.

    0
    2026-03-29T18:15:46+03:00

    Selamün Aleyküm,

    Size daha önceden yukarıdaki mesajımda “Sencer” ismiyle sormuş olduğum “Devlet 50’den fazla işçi çalıştıran işyerlerine engelli çalıştırma zorunluluğu getiriyor.” diye başlayan sorumu farklı alimlere de sordum. Engelli kişi işverenden uygun bir iş istediği halde işveren “sana verebileceğim uygun bir iş yok” diyor ve çalışmadan engellinin maaşını kendisi, sigortasını ise devlet yatırıyordu. Böylece işveren engelli çalıştırma zorunluluğunu yerine getirmiş oluyordu fakat engelliyi çalıştırmıyordu. Toplam 5 alimden bu konuda bilgi edindim. Bu alimlerden 3 tanesi bu iş helaldir dedi. Siz ve diğer başka bir alim olmak üzere toplamda 2 alim ise aldığın maaş ve devletin yatırdığı sigorta haram dedi.

    İslam’da bazı konularda alimler ihtilaf ettiği gibi bu konuda da ihtilaf edildiği görülüyor. Bu durumda ben helaldir diyen alimlerin fetvasına uyarak amel etsem ve bu şekilde engelli olarak çalışmadan maaşımı alsam ve sigortam yatsa; ancak bu iş Allah katında haram olsa, ben mi günah işlemiş ve ahirette bir vebal altında olmuş olurum yoksa bu fetvayı veren alimler mi vebal altında kalarak sorumlu olur? Böyle bir durumda fetvayı veren mi yoksa fetvaya uyan mı sorumlu olur?

    ——————————————————————————————————————————–

    Caizdir fetvasını veren alimlerden bir tanesinin fetvasını burada paylaşıyorum:

    “İş yerleri engelli eleman çalıştırmak zorunda. Fakat engelli eleman çalıştırmıyor, engelli birini sigorta yaparak çalışıyor gibi gösteriyor. Çalıştırmayıp sigortasını ödemesi caiz mi? Sigortası yapılan için de caizlik durumu nedir?”

    “Yürürlükteki mevcut kanundan maksat; ihtiyaç sahibi olan özürlü kişilerin iş yerlerinde istihdam edilmelerini sağlayarak mağduriyetlerinin giderilmesidir. Her ne kadar burada özürlü olan kimsenin takati nispetinde sigortasını yapan bu iş yerinde çalışması olsa da; sağlığının el vermemesi sebebiyle veya iş yeri sahibinin onun çalışmasına ihtiyacı olmaması sebebiyle, amaç kendisine bir kolaylık sağlamak ise veya özürlü kişinin faydalı başka bir iş ile meşgul olması sebebiyle işverenin onu özürlü kontenjanından faydalandırması şeklinde olur ve bu durumda kanundaki gerekli mevzuata aykırı olmaz ise sorun olmayacaktır.”

    Kaynak: https://fetvalar.hgev.org.tr/soru/is-yerleri-engelli-eleman-calistirmak-zorunda-fakat-engelli-eleman-calistirmiyor-engelli-birini-sigorta-yaparak-calisiyor-gibi-gosteriyor-calistirmayip-sigortasini-odemesi-caiz-mi-sigortasi-yapila/

Cevapla