Share
Şeytan Kimdir? Şeytanın Varlığı ve Mahiyeti
Question
ŞEYTAN

Arapça Şeytan isminin yazılışı: الشيطان
Allah’a karşı gelerek kötülüğün sembolü olan ve dünya hayatında insanı yoldan çıkarmaya çalışan varlıktır
Allah Teâlâ kâinatı yaratmış ve orada çeşitli varlıklar meydana getirmiştir. Bunlar içinde insan tarafından algılanabilen varlıklar bulunduğu gibi, melekler ve cinler gibi duyu organlarıyla algılanamayan ancak varlıkları Kur’ân-1 Kerim’de kesin biçimde haber verilenler de vardır. Şeytan da âyet ve hadislerde hakkında bilgi verilen fakat insanın duyular vasıtasıyla farkına varamadığı ruhani bir varlıktır. Bu sebeple onun varlığına ve âyetlerde belirtilen özelliklerine inanmak her mümin için zorunlu bir husustur. Şeytanın ruhani varlık olması, ruhani kavramının zaman zaman ifade ettiği “yüce, değerli” anlamını değil, duyularla algılanamamasını ifade eder. Şeytan da insanlar gibi ölümlü bir varlıktır, belirli bir ömrü vardır, eceli geldiğinde ölür.
Şeytanın Varlığı ve Mahiyeti
Allah’ın yarattığı akıl ve bilinç sahibi varlıklar en temelde üçe ayrılır: İnsan, melek ve cin. Bunlar içerisinde melekler günah işlemeyen, mutlak iyi karakterli ve daima Allah’a itaat eden varlıklar olduğu için onlara yönelik teklif (dinî yükümlülük) diğer ikisinden farklılık gösterir. İnsanlar ve cinler ise irade sahibi varlıklar oldukları için iyi ya da kötü fiilleri yapabilecek kapasiteleri vardır ve bu sebeple de karşılığında mükafat veya ceza bulunan bir imtihan ve teklifle yükümlüdürler. Nitekim “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (ez-Zariyat 51/56), “Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size âyetlerimi anlatan ve hesap vereceğiniz bu günle karşılaşacağınızı söyleyerek sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” (el-En’am 6/130), “Ey insanlar ve cinler! Yakında sizin hesabınıza bakacağız” (er-Rahmân 55/31) gibi âyetler insanlar gibi cinlerin de ilahi emir ve yasaklarla yükümlü olduğunu ve bunlardan dolayı kıyamet günü hesaba çekileceklerini açıkça bildirmektedir. Cinlerin insanlardan farkı, insan gibi topraktan değil de, ateşten yaratılmış olmalan hasebiyle insanın duyu organları tarafından algılanamayan varlıklar olmalarıdır. Ancak cinler de tıpkı insanlar gibi, iyi-kötü, mümin-kâfir şeklinde ikiye ayrılmaktadır. İşte şeytan, cinlerin küfre sapmış, bâtıla yönelmiş ve haktan ayrılmış grubudur. İblis ise şeytanın bütün nitelikleriyle müşahhaslaştığı bir ferttir ve aynı zamanda haktan sapmış bütün kötü cinlerin de başıdır. Diğer bir deyişle, şeytanlığın bütün özelliklerini taşıyan İblis bütün şeytan taifesinin lideridir. Kur’an-ı Kerim’de şeytanın cinlerden olduğunu bildiren âyet de bunu göstermektedir (el-Kehf 18/50).
Cinlerin ateşten yaratılmış olması gibi (bk. el-Hicr 15/27; er-Rahmân 55/15), şeytan da ateşten yaratılmıştır (el-A’raf 7/12; Müslim, “Zühd”, 60; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, VI, 153, 168). İnsanın topraktan, meleklerin nurdan yaratılması gibi, şeytanın da ateşten yaratılmış olduğunun söylenmesi ve diğerleri gibi kendisinin yaratılışına temel olan bir maddenin belirtilmiş olması, şeytanın kötülüğü anlatan soyut bir sembol olmayıp fiili varlığı olan bir mahluk olduğunu göstermektedir. İslam âlimlerinin çoğunluğu şeytanın da bir bedene sahip olduğunu, bu bedenin latif yani görünmeyen ve duyu organlarıyla idrak edilemeyen bir beden olduğunu söylemişlerdir.
Şeytanı bu dünyada asli suretiyle sadece peygamberler görebilir. Ancak onun çeşitli şekillere bürünüp (temessul) insanlara görünmesi mümkündür. Temessül ederek görünmesi nadir olduğu gibi, görülen şeyin şeytan olduğunu anlamak da ancak sağlam delillere muhtaçtır.
Kaynak: Temel islam ansiklopedisi cilt 7
BENZER KONULAR:
- Şeytanın İsyanı
- Şeytanın Saptırması ve Tuzakları
- Şeytanın Yaratılış Hikmeti
- Şeytanın Vesveselerinden Korunma
- En güçlü şeytan kimdir ?
- Şeytan Kimdir? Şeytanın Varlığı ve Mahiyeti
- Şeytan Kimdir?
- Şeytanın İnsanları Aldatma Yolları Hakkında Ayet ve Hadisler
- Süfyan es-Sevrî kimdir
- Tümünü görüntüle.
- Şeytan Kimdir?
- Şeytanın Dostları Kimlerdir?
- ilk kafir kimdir
- İblis kimdir? İblisin anlamı
Answers ( 2 )
Şeytan, genellikle kötü ve düşman bir varlık olarak tanımlanır. İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi büyük dinlerde, şeytan, insanların doğru yoldan sapmasına neden olan bir figür olarak kabul edilir. Şeytanın varlığı ve mahiyeti, farklı dinlerde ve inanç sistemlerinde biraz farklı şekillerde ele alınır.
İslam’da Şeytan: İslam inancına göre, şeytan (veya İblis), Allah’ın yarattığı bir varlık olup, bir zamanlar meleklerin arasında yer alıyordu. Ancak, Ademin yaratılmasından sonra Allah, Ademi tüm varlıklara üstün kıldığında, İblis bunu kabul etmedi ve kibirlenerek Allah’a karşı gelerek cennetten kovuldu. İblis, insanları saptırmak için sürekli çalışır ve onlara kötü davranışları ilham eder. Ancak, İslam’da şeytanın gücü sınırlıdır; insanlar şeytanın tuzaklarına düşmemek için Allah’a sığınmalı ve doğru yolda kalmalıdır.
Hristiyanlıkta Şeytan: Hristiyanlıkta şeytan (veya Lucifer), başlangıçta bir melek olarak yaratılmıştır. Ancak, gururlanıp Tanrı’ya isyan ettiği için, Tanrı tarafından cennetten kovulmuştur. Şeytan, Hristiyan inancına göre, insanları Tanrı’dan uzaklaştırmaya çalışır, kötülüğü ve günahı yayar. Hristiyanlar, şeytana karşı Tanrı’nın yardımıyla savaşmak için dua ederler ve şeytanın etkisinden korunmaya çalışırlar.
Yahudilikte Şeytan: Yahudi inancında şeytan, genellikle Tanrı’nın hizmetinde bir “suçlu” veya “karar verici” olarak görülür. Şeytan, insanların sınavdan geçmesine yardımcı olur, ancak kötü bir figür olarak doğrudan bir temele sahip değildir. Yahudi metinlerinde, şeytan, Tanrı’nın iradesine hizmet eden bir aracı gibi davranır.
Şeytan, her üç dinde de insanların doğruyu bulmalarını engelleyen, onlara kötü düşünceler ve dürtüler aşılayan bir varlık olarak tanımlanır. Yine de, şeytanın varlığı ve etkisi konusunda herkesin inancı farklıdır ve bu farklılıklar, insanların dünyaya ve ahlaka bakış açılarını etkiler.
ŞEYTAN KİMDİR?
İbnCerîr et-Taberî şöyle der: Arapların dilinde şeytan, cin, insan, hayvan ve her şeyin âsî ve azgın olanıdır. Rabbimiz de şöyle buyurmuştur: “Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık.”
Cinlerden yapıldığı gibi, insanlardan da şeytanlar yapılmıştır. Daha sonra, senediyle, Eslem el-Adevî’den şunu rivayet etti: Hz. Ömer (r.a.) bir ata binmişti. At, şaha kalkmaya başladı. Ata vurdukça şahlanması arttı. Öyle olunca attan inip: Siz beni öyle bir şeytana bindirdiniz ki ondan iner inmez kendi mi kınadım.
Her şeyin azgını, ahlâk ve fiillerinin, öbür cinsinin ahlak ve fiillerinden farklı ve hayırdan uzak olduğu için şeytan diye adlandırılmıştır.
BAŞLANGIÇ
Allah Ta’ala, Hz. Adem’i yaratınca, meleklerin ona secde etmelerini istedi. Hepsi secde etti. Çünkü onlar: “Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmezler ve emredildikleri şeyi ya parlar.” Ancak onlarla birlikte ibadet eden bir yaratık vardı. O, onların cinsinden değildi. Çünkü onlar, nurdan yaratılmışlar. O ise ateşten yaratılmıştı. İmtihan esnasında, asıl yapısı ona ihanet etti. Adem’den daha şerefli olduğunu bahane ederek Adem’e secde etmeyi reddetti. Asılları kıyaslayarak secde etmeyi emredene bakmadı. O şöyle dedi:
أنا خير منه خلقتنى من نار وخلقته من طين *
“Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”
Ne tuhaf! O, “(Bari) bana (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar süre ver” dediğinde, yaratıcının Allah olduğunu, hat ta, dirilten ve öldürenin Allah olduğunu ikrar ediyordu. Fakat amelsiz ilim fayda verir mi? Asla, aksine sahibine vebal ve kıyamet gününde onun aleyhine delil olur. Burada, onun kovulması ve lanetlenmesine dair ilahi emir çıktı. “Öyleyse çık ora dan (meleklerin içinden çık), dedi. Çünkü sen kovuldun. Ceza gününe kadar üzerine lanet edilecektir.”
Bundan itibaren şeytanla Âdem arasındaki düşmanlık başladı ve o, intikam almayı ve rahatlamayı düşündü.
ACELE OLARAK YAPILAN PLAN:
Bu arada, şeytan hilekârca, pis bir plan düşündü ve hemen konuştu: “Rabbim! (Bari) bana (insanların tekrar dirilecekleri güne kadar) süre ver.”
Üstad Seyyid Kutub şöyle demiştir: O, insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar bekletilmesini istedi. Bunu, büyük yaratıcının huzurunda işlediği günahtan dolayı pişman olduğu, Allah’a tövbe etmek için ve büyük günahına keffaret olsun diye değil, ancak Allah’ın kendisini kovmasının ve lanetlemesinin karşılığı olarak Adem’le neslinden intikam almak için yapıyordu. Allah’ın kendisine lanet etmesini Adem’e bağlıyor, kendisinin Allah’a isyan etmesine bağlamıyordu.
GÜDÜLEN GAYELER
Allah kendisine: “O halde sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin” dediğinde, Ba’s (diriltme)
gününe kadar kalacağı için içi rahatlayınca, korkmadan planın teferruatını ve güdülen gayeleri açıklamaya başladı. O şöyle dedi: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeyüzünde onla ra (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna.”
Üstad Seyyid Kutub şöyle der:
Böylece İblis savaş alanını belirlemiş oluyordu: Yeryüzü. “Andolsun ki, ben de onlara yeryüzündeki fenalıkları güzel göstereceğim.” Silahını da belirtiyor. Bu, güzel göstermek, çirkini güzel göstermek ve kötüyü iyi göstermek, sonra bu yapmacık süslerle yoldan çıkarmak. Böylece, insan, hangi kötülüğü yapsa onda şeytanın parmağı ve tesiri vardır. Şeytan o yaptığını kendisine güzel göstermiş ve üzerindeki yalancı perdeyi kaldırarak onun gerçek görünüşünü gizlemiştir. Öyleyse insanlar şeytanın oyunlarına göz kulak olsunlar. Süslü püslü görünen her oyuna dikkatle baksınlar. İçlerinde böyle allı pullu görünen şeylere istek belirirse, dikkatli ve uyanık olsun. Çünkü o istek ve süslerin ardında şeytan yatabilir. Ancak Allah’a bağlanıp ona gerçek manada kul olanlar müstesna. Yukarıdaki şarttan da öğrendiğimiz gibi, şeytanın Allah’ın samimi kulları üzerinde hiçbir tesiri yoktur. “Ancak onlardan samimi kulların müstesna.”
İLK SALDIRI:
Şeytan, bütün insanlara düşmanlık yapmak için kendi kendine söz verdi. Bu vesileyle, doğduğu anda, savaşla korkutmak için insana ilk saldırısını yapar. Artık sulh ve barış yok. Sadece acımasız bir savaş var.
Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Şeytan, her Ademoğlunu, doğurulurken parmağı ile yan tarafından dürter, bundan Meryem oğlu İsa müstesnadır. Şeytan onu dürtmeye gitti ve hicabda (yani ceninin içinde bulunduğu döl yatağında) dürttü.”
Böylece, dünyaya gelen çocuk, şeytanın dokunmasından dolayı feryat ederek ağlar.
Ebu Hüreyre’nin (r.a.) rivayetine göre, Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünyaya gelen hiçbir çocuk yoktur ki, şeytan ona dokunmasın. Böylece çocuk şeytanın dokunmasından dolayı fer yat ederek ağlar. Bundan yalnız Meryem’in oğlu ile annesi müstesnadır.”
Bundan sonra Ebu Hüreyre: İsterseniz “Ben onu ve neslini koğulmuş şeytandan sana sığındırırım” ayetini okuyun demiştir.
Yine Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre Peygamber
(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
صياح المولود حين يقع نزغة من الشيطان *
“Çocuğun doğarken feryat etmesi şeytandan bir dürtme (dokunma) sebebiyledir.”
Fakat, şeytanın dürtmesinden kurtulan sadece Hz. İsa mıdır? Yoksa bütün peygamberler, böyle midir?
Nevevî şöyle demiştir: Kadı Iyaz bütün peygamberler, bu özellikte, H z. Îsa gibidirler, der.
ŞEYTANIN DÜŞMANLIĞI İLE İNSANIN DÜŞMANLIĞI ARASINDAKİ FARK:
Yüce Allah şöyle buyurdu: “Sen affi (kolaylık yolunu) tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. Eğer şeytandan bir fit gelip seni dürtse, hemen Allah’a sığın. Çünkü o, işiten ve bilendir.”
“Sen kötülüğü, en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz. De ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”
“Sen (kötülüğü) en güzel bir tavırla önle. O zaman (görürsün ki) seninle kendi arasında düşmanlık bulunan kim se, sanki yakın bir dost olur. Bu (haslete) ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan) büyük pay sahibi olan kimse kavuşturulur. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü o, işiten, bilendir.”
Hafiz İbn Kesir şöyle demiştir: Bunlar, aynı manada dördüncüsü olmayan üç ayettir. Allah Ta’ala, bunlarda, insanlardan âsi olanlara iyilikle, en güzel olanıyla muamelede bulunma yolunu gösteriyor. Allah’ın izniyle bunlar kişiyi içinde bulunduğu azgınlık ve isyandan alıkoyacaktır. Allah Ta’ala, cin şeytanlarından kendisine sığınma yolunu, gösteriyor. Zira onun kötülüğünü, senden bir insan engelleyemez. O senin helâkini ve bütünüyle yok olmanı istemektedir. Çünkü o senin ve senden önceki atalarının apaçık düşmanıdır.
TEVHİD (ALLAH’IN BİR OLDUĞU) KONUSUNDA ŞÜPHE VERME:
Tevhid, İslam’ın temeli ve yüce binasıdır. O, Müslümanların zaferlerindeki birinci faktördür. Islam imparatorluğu onun üzerine kurulmuştur. Çünkü kahramanların ortaya çıkmasına sebep olan odur. İslam’ın temeli onun üzerine kurulmuştur. Bu sebeple, şeytanın saldırılarının çoğu bu temel ve binaya yönelikti.
Buhârî ve Müslim’in Sahih’lerinde, Ebu Hüreyre’nin şu rivayeti vardır: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
يأتى الشيطان أحدكم فيقول من خلق كذا ؟ من خلق كذا ؟ حتى يقول من خلق ربك ؟ فإذا بلغه فليستعذ بالله ولينته *
“Şeytan sizden birine gelir: Şunu böyle kim yarattı? Bunu böyle kim yarattı? der. Sonunda: Rabbini kim yarattı? diyerek vesvese verir. Şeytanın vesvesesi Rabbinize kadar erişince o vesvese verilen kişi hemen, Eûzubillahimineşşeytânirracîm desin ve vesveseye son versin.”