Şafi mezhebine göre ariye

Question

S. 1. Ariye nedir ve rükünleri nelerdir?

C. 1. Arîye sözlükte, kişinin başkasına, faydalanip geri vermesi için verdiği şeyin ismidir.
Islahta: Faydalanılabilen bir şeyden – cisminin aynı kalması kaydıyla faydalanmayı mubah kılmak demektir.
Rükünleri:
Bir: Muir (iare veren) bir başkasının malından faydalanmasını mubah kılan kişi, muirde üç şart aranır:
1. Mülkiyetle veya kiralamayla iare verdiği nesnenin faydasına malik olmalıdır.
2.Teberru yapması sahih olmalıdır.
3. İsteyerek vermelidir.
İki: Mustair (iare eden); iare edilmiş nesneden faydalanması mubah kılınan kişi, bunda da iki şart aranır:
1. Akitle teberru ehil olmalıdır.
2. Belli olmalıdır.
Arîye verilen nesne mustairin sorumluluğundadır, telef olması halin de tazmin eder. Ancak içerdiği bir şeyin kullanımından dolayı telef olursa sorumlu olmaz. Örneğin arkadaşına arabasını iare eder ve araba benzinden
dolayı telef olursa arkadaşı sorumlu olmaz.
Uç: Sıyga: Sıyga Da icap ve kabule delalet eden bir lafzın kullanılması Şarttır. Ancak iki taraftan da telaffuz edilmesi gerekmez birisinden telaffuz diğerinden – başkasının nesneden faydalanmasına dair malikin iznine dela let eden – eylem yeterlidir.
Dört: Müstear (arîye verilen nesne) mustair için faydası mubah kılınan şey, müstearda aşağıdaki şartlar aranır:
1. Faydası muire ait olmalıdır, dolayısıyla mustair başkasına arîye veremez.
2. Nesneden faydalanmak mümkün olmalıdır. Örneğin sıcaktan, soğuktan koruyamayan ve avreti örtemeyen çürük elbise arîye verilemez.
3. Şeriatte faydalanılması helal olmalıdır.Örneğin haram olan müzik enstürmanlarının iaresi caiz değildir.
4. Cisminin kalması gerekir. Örneğin aydınlatma için mum veya temizlik için sabun v.b şeyler arîye edilemez. Bunlar hibe türü şeyler olur.

S. 2. Hangi hallerde muir iareden dönemez?

C. 2. Ölü defni için bir yer iare verirse ölü çürümeden önce ireden geri dönemez.

S. 3. Müstear nesne izin verilen kullanım dışında telef olursa hük mü nedir?

C. 3. Mustair, telef olduğu günün değeriyle tazmin eder.

S. 4. Cariyenin hükmü nedir?

C. 4. Arîye müstehaptır, bazen de vacip olur. Örneğin öldürücü Sıcak veya soğuktan korumak için elbise, boğulanı kurtarmak için ip, ağır yaralı için bandaj iaresi gibi masum – harbi olmayan – bir insanın hayatını kurtar mak buna bağlıysa vacip olur. Aynı şekilde, kesilmediği takdirde ölümün den endişe edilen eti helal bir hayvanın boğazlanması için bıçak iare etmek gibi muhterem bir mali korumak için de vacip olur. Çünkü boğazlanmazsa mal heder olur bu da şeriatte yasaktır. Bazen arîye haram olur, örneğin cina yette kullanacağını zannedip öldürücü silah veya hayızlı ve lohusa kadına Kuran iare etmek gibi. Keza bazen de mekruh olur, mekruh bir şeye yardım etmek gibi.

S. 5. İare edilen nesneden faydalanmanın sınırı nedir?

C. 5. Mal sahibinin belirlediği çerçevede mustair müsteardan fayda lanabilir, çünkü buna riza göstermiştir. Ancak izin vermediği bir yararlanmada bulunamaz, çünkü yoktur. Fakat bu yararlanma izin verilenden müstear hakkında – etkisi daha hafifse caiz olur. Eğer mutlak örneğin herhangi bir yararlanma şekli belirlenmezse, örf çerçeve vesinde müsteardan faydalanabilir. Belli bir kullanım şeklini men ederse – izin verilen vecihten daha hafif olsa da – faydalanamaz. Muir menfaatin de sahibi olduğu ve menfaatle teberru yaptığı için istediği kullanım şeklini belirleyebilir.
Buna göre: Muir, mustairin faydalanması için bir arazi verirse,
mustair bu arazide bina yapabilir, ağaç dikebilir ve ziraat için kullanabi lir. Çünkü menfaat şekli mutlak bırakılmıştır. Eğer ‘sana bu araziyi verdim’ deyip faydalanma şeklinden bahsetmezse, sahih görüşe göre iare doğru değildir. Bina veya ağaç dikmek için verirse, mustair ziraat için de kullanabilir, çünkü ziraat bina ve dikimden daha az zarar verir ve daha zararlı kullanımlara riza göstermesi daha az zararlı kullanımlara terdiğine delildir. Ancak ziraat için kullanmaktan men ederse kullanamaz. Ziraat için verirse, bina ve dikim için çünkü bunlar daha çok zarar verir ve az zarar veren kullanımlara rizası daha çok zararlı kullanımlara da razı olacağı anlamına gelmez. Mutlak ziraat için verirse, her tür ziraat yapabilir fakat izin verdiği ziraat türünü belirlerse, ancak belirlenen ziraat şeklini, onun benzerini ve toprağa daha az zarar veren ziraatları yapabilir daha çok zarar verenleri yapamaz. edilen bütün nesnelerde bu hükümler geçerlidir. Örneğin binmek için iare edilen araba eşya taşımak için kullanılamaz veya ağaç gibi hafif yükler için verilmişse, demir ve çimento gibi ağır yüklerde kullanılamaz. Mustair kendisi lehine izin verilen menfaati yapabileceği gibi, iare edilmiş nesneye etkisi açısından eşit veya daha az tesirli olma kaydıyla – vekili v.b bir başkasına da çünkü yarar kendisine döner. Örneğin bir bisiklet iare edip kendi işini gördürmek için işçisini veya vekilini bindirmek isterse – daha ağır olmaması kaydıyla – yapabilir.

S. 6. Mustairin müstear nesneye yönelik sorumluluğu nedir ve han gi hallerde tazmin eder?

C. 6. Mustairin müstear nesne üzerindeki eli tazminat elidir, yani mus tair malı kabzettiğinde sorumluluğuna girer. Bunun anlamı şudur:
Malın telef olması halinde – hatası olsa olmasa, korumasında ihmali olmuş veya olmamış – mustair tazmin eder. Çünkü başkasının malını kendi maslahati için almıştır. Mustair, müstear malı – semavi bir afetle de olsa – telef oldu ğu günün değerini tazmin eder. İzin verilen alanlarda kullanımdan dolayı eksilmesini veya değerinin düşmesini tazmin etmez, fakat izin verilmeyen bir alanda kullanır ve malda bir eksilme olursa tazmin eder. Aynı şeklide, adet olarak kullanılmayan yerlerde kullanır ve mal eksilirse oluşan eksikliği öder. Örneğin evi demirci veya marangoz dükkânı olarak veya yemek kap larını kum veya taş taşımak için kullanırsa, oluşan zararı tazmin eder. Aynı şekilde, mal sahibi iareden vazgeçip malı geri talep ettikten sonra kullanır sa, normal kullanım alanlarında veya mal sahibinin daha önce izin verdiği alanlarda kullansa da, yine tazmin eder, çünkü izinsiz bir kullanımda bulun muştur. Arîye süreli olup süre dolduktan sonra kullanmaya devam ederse, yine oluşan zararı öder.

S. 7. Müstear malın nafakası ve geri getirme masrafı kime aittir?

C. 7. Müstear nafakaya ihtiyaç duyarsa – örneğin hayvan olup yem veya ev olup onarım gerekiyorsa – bu nafakalar – malın sahibi olsun veya kiracı olsun – muire ait olur. Çünkü menfaat mülke tabidir ve iare ise mal sahibinden mustaire – faydalanması için – teberru dur, karşılığında bir şey beklenemez. İare bittiğinde veya fesih olunduğunda, mustair mali muire geri getirmek zorundadır ve bunun için, hayvanın veya nakliye aracının üc reti gibi masraflar varsa mustair karşılar. Çünkü malı kendi maslahatında kullanmak için almış ve geri vermesi vaciptir. Vacibin ancak onunla hâsıl olduğu şey de vaciptir, dolayısıyla geri götürmek için gereken nafakaları karşılaması vaciptir. Bu hüküm, mali muire ide etmesi halinde geçerlidir. Eğer malı kiracıdan alıp asıl sahibine iade ederse, bu durumda masrafları mal sahibine ait olur. Çünkü bu durumda mustair, kiralanmış malı kirala yana iade edecek olan kiracının yerine geçmiş olur ve kiralama işleminde malın iade masrafları mal sahibine aittir kiracıya değil.

S. 8. Ariyeden dönmek nasıl olur?

C. 8. Arîye her iki taraftan da caiz bir akittir yani muir ve mustair-di ğerinin haberi ve rızası olmasa da – istediği zaman arîyeyi feshetme hak kına sahiptir. Muir istediği zaman – arîye süreli olup süre bitmemişse de – iadeden vazgeçip malı geri talep edebilir. Aynı şekilde mustair de diledi ği zaman geri verme hakkına sahiptir. Hiçbir taraf iarenin devamına icbar
edilemez, çünkü muirden teberru ve mustairden de istifadedir ve her iki duruma da ilzam münasip değildir. Ancak ölü defni için iare verilmiş yer bu hükümden müstesnadır, her iki taraf da ölünün defnedildiği arîye yerin iaresini feshedemez. Dolayısıyla ölü çürüyüp izi kaybolmadan örneğin top rak olup zahirde bir şey kalmayana kadar, muir yeri geri talep edemez ve mustair de geri veremez. Çünkü bu izinle yapılmış bir defindir ve geri kazıl ması insanın kerametini zedeler, bu durumda hiçbir ücret de gerekmez. Aynı şekilde izin verilen kullanım yeri, iareden vazgeçildiği takdirde mustaire zarar vermesi hali de müstesnadır. Örneğin eşya nakliyatı için gemi iare verip denizin ortasında iareden vazgeçip gemiyi geri talep etmesi veya aynı iş için araba iare verip çöl gibi başka bir araba bulma imkânı olmayan bir yerde geri istemesi doğru değil ve istek yerine getirilmez. Bu durumlarda mustair müstear malı geri vermek zorunda değildir ve zarar görmeden geri verme imkânını bulana kadar yararlanmaya devam etme hakkı vardır ancak bu ve benzeri durumlarda, malın geri talep edildiği günden geri verildiği güne kadar olan sürenin – misil ücreti olarak – kira bedelini ödemesi gerekir.
Arîye verilmiş arsanın iaresinden vazgeçip geri talep etme durumu ise, arsa ya bina ve dikim veya ziraat için iare verilmiştir. Bina veya ağaç dikimi için arîye verip bina veya dikimden sonra arîyeden cayarsa, duruma bakılır: Eğer muir, iareden caydığı takdirde mustairin binayı yıkıp ve ağaçları sökme şartı koymuşsa, şartı yerine getirmek için mustair yapmak zorunda. Çünkü Peygamber (sas) «Mūslümanlar şartlarına bağlıdırlar» buyuruyor. Mustair yapmaktan men olursa muir söker. Söktükten sonra toprağı düzeltme şartı da koymuşsa mustairin düzeltmesi gerekir yoksa gerekmez. Muir sökme şartı koymazsa, mustair dilerse söker dilerse bırakır. Eğer sökmek isterse sökebilir ve bundan dolayı arazinin değeri düşerse muir bir şey alamaz, çünkü sökme durumunda mülkiyeti olan arazide oluşacak değer kaybına nza göstermiştir. Ancak en sahih görüşe göre toprağı düzelmelidir, çünkü iare ettiğini aldığı duruma getirmelidir ki, iade etsin. Kendi isteğiyle söktü ğü için düzeltmesi gerekir eğer sökmek istemeseydi buna icbar edilmezdi.
Mustair sökmek istemezse, muir şu üç seçeneğe sahiptir:
1. Bina ve ağaçlar kalır, buna karşılık – misil ücretiyle – kirasını alır.
2.Ağaçları söküp binayı yıkabilir ve mustaire – bina ve ağaçların yıkım ve sökümüyle – oluşan değer kaybını öder, aynı şekilde yıkım ve söküm için gereken ücreti de ödemek zorundadır.
3. Yıkım ve sökümden sonraki değeriyle bina ve ağaçları satın alır. Bu muamele icap ve kabulü ihtiva eden bir akit olmalıdır.
Aslı olan arsanın sahibi ve bununla ihsan/iyilik yapması hasebiyle se çim hakkı muire aittir. Bu seçeneklerden birisini seçtiğinde mustair yapma ya icbar edilir. Muir bu seçeneklerden birini seçmezse, essah görüşe göre, kendi aralarında sulh yapmadan veya muir bir seçeneği tercih etmeden davalarına bakmaz. Diğer bir görüşe göre, hâkim husumeti bitirmek için araziyi içindekilerle birlikte satar ve değeri arazi ve içindekilerin-de ğerlerine göre böler. Essah görüşe göre, bütün bu hükümlerde iarenin mut lak veya belli bir zamanla mukayyet olması arasında bir fark yoktur. Ancak mutlak iarede bina yapıp ağaç diktikten sonra yıkıp sökerse, yeni bir izin almadan tekrar inşa edip dikim yapamaz. Eğer yaparsa muir sökmeye ic bar edip toprağı düzelttirebilir. Fakat muvakkat iarede, süre bitmediği veya muir iareden dönmediği sürece tekrar tekrar inşa ve dikim yapabilir. Muir iareden döndüğü takdirde daha önce zikredilen hükümler devreye girer. Örneğin ziraat için araziyi iare verip ziraat olgunlaşmadan dönerse, sahih görüşe göre, sökmekle değeri düşüyorsa mustair, olgunlaşana kadar bekletebilir. Çünkü ziraat muhterem bir ve normal olarak yetişmesi için daha süre var dolayısıyla muir beklemelidir. Ancak sahih görüşe göre, bu durumda muirin kira alma hakkı vardır. Böyle durumda da iare nin mutlak veya belli bir zamanla mukayyet olması arasında bir fark yok tur. Ancak mukayyet durumda ziraat mustairin ihmalinden dolayı vakitten önce yetişmezse örneğin geç ekerse veya kar, sel gibi engeller olup engel kalktıktan sonra normalde kalan sürede ziraatın yetişmeyeceği halde eker ya da izin verilen ziraattan daha geç yetişen bir mahsul ekerse bütün bu durumlarda, ziraatın değeri düşse dahi, muir mustairi sökmeye ve toprağı düzeltmeye icbar edebilir. Çünkü bu yaptığı yetkisiz ve zulümdür.

S. 9. İare edilmiş nesnenin iadesi nasıl yapılır?

C 9: İare edilmiş nesnenin muire iadesi örf ve adet çerçevesinde nes neye göre değişir. Menkul mallar, nakledilip muire teslim edilmesi özellikle cevher ve değerli madenler gibi malların teslim şekli değerine göre değişir. Bazen direk muire teslim edilmesi şart koşulur, bazen de muirin evi ne götürüp yerine kabzedecek birine teslim edilir, kap v.b gibi. Eğer arazi, ev gibi gayrimenkul ise, boşaltılıp teslimine engel şeylerden arındır mak ve kullanımına bırakmak yeterlidir.

S. 10. Muirle mustairin hangi durumlarda ihtilafa düşme ihtimalleri
vardır?

C. 10. Muir ve mustair bazı konularda tartışma yaşayabilirler, bunlar dan bazıları şunlardır:
1.İadede ihtilaf: Örneğin mustair iare ettiği malı iade ettiğini id dia eder muir de bana geri vermedin deyip inkâr ederse, muir yemin ettirilip doğrulanır. Çünkü inkâr eden odur ve bu durum da kural şudur: iddia eden tanık göstermek, inkâr eden de ye temin etmek zorundadır. Aslı olan da iade edilmemesidir, çünkü mustairin elinde olduğu sabittir ve aslı olan hala onun elinde olmasıdır. Muir de sözüyle asıl olana sarılmıştır ve doğrulan ması gereken söz, asıla temessük edendir.
2.Telef durumunda ihtilaf: Eğer müstear nesne telef olup mustair izin verilen kullanımda telef olduğunu iddia eder ve muir de kullanılmadan veya izin verilmemiş bir kullanımda telef oldu ğunu söyleyip inkâr ederse, burada mustair yeminiyle birlikte doğrulanır. Çünkü iddiasına dair bir tanık göstermesi zordur, adet olarak müstear nesne insanların gözünün önünde kulla nılmaz ki, telefine dair tanık gösterilebilsin. Ayrıca aslı olan, zimmetinin sorumluluktan ibra olmasıdır, muir de onu sorumlu tutma iddiasında ve o da, asıla tutunup inkâr etmektedir. Bildi ğin gibi söz inkâr edip asıla tutunanındır. Mustair sözüne dair yemin edip sorumluluktan beri olur.
3. Akdin aslında ihtilaf: Örneğin mal sahibi kiraladığını, faydala nan da iare ettiğini iddia etse veya faydalanan bana arîye ver din, mal sahibi de hayır sen benden gasp ettin derse, essah gö rüşe göre yeminiyle birlikte mal sahibi tasdik edilir. Yemin edip iare değil kiraladığını veya ondan gasp ettiğini söyleyecektir. Mal sahibinin tasdik edilmesinin sebebi, aslı olan bir menfaat karşılığında malının kullanımına izin vermesidir. Yemin etti ğinde, ücreti gerektiren bir süre geçmişse, ücreti misil alır.
Mal olduğu gibi duruyorsa iade eder, iade etmeden önce telef olursa, gasp iddiasında faydalanan kişi tazmin eder. Mal sahibinin iddia ettiği tazminat faydalanan kişinin söylediğinden daha fazla ise, mal sahibi fazlalığa dair yemin eder. Arîye, telef gününün değeriyle, gasp edilmiş mal ise, gasp edildiği günden telef olduğu güne kadar en yüksek değeriyle tazmin edilir. Değer eşitse ikisi ittifak etmiş olur, eğer değilse mal sahibi fazlalığa dair yemin eder, çünkü ittifak sağlamamışlar.

S. 11. Arîye akdi nasıl son bulur?

C. 11. Arîye akdi aşağıdaki durumlarla son bulur:
1. Muirin arîyeyi istemesi ve iareden vazgeçmesiyle biter, bu arîye süresinin bitiminden önce de sonra da olabilir, çünkü ken di tarafından caiz bir akittir.
2. Mustairin nesneyi sahibine geri iade etmesiyle de biter, bu da sürenin bitiminden önce de sonra da olabilir, çünkü onun tara fincan da caiz bir akittir.
3. İki taraftan birisinin delirmesi veya – sürekli – bayılmasıyla son bulur. Çünkü muir ve mustairin şartı bozulmuştur, muirde teberru, mustairde de teberru ehil olma şartı vardır, deli ve baygında bu ehliyet yoktur:
4. Muir veya mustairin ölümüyle de biter, çünkü arîye faydalan mayı mubah kılan bir akittir, muirin ölümüyle izin sahibi, mus tairin ölümüyle de kendisine izin verilen kalmaz.
5. Muir veya mustaire, sefihlikten dolayı haczin konulması iareyi bitirir, çünkü hacizle teberru ehli kalmaz ve arîye doğru olma yıp bozulur.
6. Mal sahibine, iflastan dolayı haczin konulması da akdi bitirir, çünkü alacaklıların maslahatını korumak için, artık malının menfaatiyle teberru yapamaz.

Kolay Şafi fıkhı
itisam yayınları

Answer ( 1 )

    0
    2025-02-21T11:11:15+03:00

    Şafi mezhebine göre “ariye”, bir kişinin başkasına bir şey ödünç vermesi anlamına gelir. Bu ödünç verme işleminde, ödünç veren kişi, ödünç verilen malı geri almayı bekler. Şafi mezhebinde, ariye anlaşması yapıldığında, ödünç verilen şeyin sahibi, geri almayı talep etme hakkına sahiptir. Ancak ödünç alan kişi, malın zarar görmemesi için gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

    Ariye, bazı durumlarda karşılıklı rızaya dayalı olarak yapılabilir ve taraflar arasında anlaşmaya varılması önemlidir. Ödünç verilen şeyin türüne ve kullanım şekline bağlı olarak farklı kurallar geçerli olabilir.

Cevapla