Paylaş
Rada (Süt emmek) ile ilgili dini hükümler
Question
Rada ve dört mezhebe göre hükümleri
(الرضاع)
“Süt emmek” anlamındaki rad/rida/nda’a kökünden türemiş olup “sütkardeşliği” demektir (rada).
Fıkıh terimi olarak belli şartlarla, çocuğun annesini emmesi veya bir kadının sütünün emzirme yoluyla veya başka bir şekilde çocuk tarafından içilip yutulmasına denir. Sütanneye murdi’, murdia, süt verilen çocuğa radi; süt emme sebebiyle oluşan akrabalığa da karabetü’r-rada’ denir.
İslam’dan önce İran gibi Arap toplumunda da çocukların bir sütanne tarafından emzirilmesi geleneği yaygındı. Özellikle şehirlerde yaşayanlar daha sağlıklı yetişmeleri ve dili saf şekliyle öğrenmeleri için çocukları çölde yaşayan bedevi ailelere verirlerdi. Bu şekilde taraflar arasında bir yakınlık kurulmakla birlikte süt akrabalığının bir evlilik engeli oluşturması İslam dinine has bir hükümdür. Yahudilik ve Hristiyanlıkta süt akrabalığı yoktur.
Fıkıh âlimleri sütanneye verme gibi bir seçenek bulamaması halinde annenin çocuğunu emzirmesinin vacip olduğu, annenin hastalığı, çocuğun annesinin
memesini almaması gibi durumlarda sutanne tutulması gerektiği ve ücretinin babaya ait olduğu hususunda görüş birliği içindedir. Ancak normal şartlarda, evlilik devam ederken veya boşama iddeti için de annenin çocuğu emzirmesinin hukuki bir yükümlülük olup olmadığı, dolayısıyla eşinden nafaka dışında emzirme için Ücret isteyip isteyemeyeceği tartışmalıdır. Zahiriler bunun anne için hukuki bir görev olduğu, ücret isteyemeyeceği görüşündedir. Hanefi mezhebine göre, hukuki zorunluluk söz konusu olmamakla birlikte dini/ahlaki bir görev olduğu için anne ayrıca emzirme ücreti isteyemez. Şafiî ve Hanbeli mezhepleri, çocuğun anne sütünden başkasını kabul etmemesi gibi bir zaruret doğmadıkça annenin çocuğunu emzirmek zorunda olmadığı ve emzirme için ücret isteyebileceği görüşündedir. Maliki mezhebinde, emzirme karşılığında annenin ücret isteyemeyeceği kural olmakla birlikte eşraftan olan kadınlar çocuklarını emzirmekle yükümlü olmadıkları için bunu gönüllü olarak yapmaları halinde ücret alabilecekleri hükmü benimsenmiştir.
Süt akrabalığının oluşabilmesi için belirli şartlar aranır. Hanefi ve Malikiler’e göre bir kadının sütünü -az veya çok-bir defa emmekle bu akrabalık oluşur. Beş defa emmenin evlilik engeli teşkil edeceğini ifade eden hadise (Müslim. “Rada”, 25, Ebû Dâvûd. “Nikah”, 10) dayanan Şafiiler ve Hanbeliler, farklı zamanlarda ve en az beş defa emme olmadan süt hısımlığı meydana gelmeyeceğini, “Bir veya iki defa süt emmek mahremiyet doğurmaz” hadisini (Müslim, “Rada”, 17-23, Ebû Dâvûd, “Nikah”. 10) esas alan Zahiriler de süt hısımlığının oluşabilmesi için en az üç defa emme gerektiğini savunur,
Şafii ve Hanbeli mezhepleri ile Hanefi mezhebinde tercih edilen Ebû Yûsuf ve Imam Muhammed’in görüşüne göre süthısımlığının oluşabilmesi için emzirilen çocuğun iki yaşından küçük olması gerekir. Bu görüşü savunanlar Kur’ân-1 Kerim’de emzirme süresinin iki yıl olarak belirlenmesine (el-Bakara 2/233, Lokmán 31/14) ve Hz. Peygamber’in “Emzirme ancak iki yaşına kadar olur” sözüne (elMuvatta: “Rada”, 6. 11. Tirmizi. “Rada”. 5) dayanırlar. Ebû Hanife bu süreye altı ay daha ilave edilmesi, Mälikiler de sütten kesilen çocuğun yemeklere alışabilmesi için bir iki ay daha eklemek gerektiği görüşündedir. Bu süreyi “çocuk emdiği sürece” şeklinde belirsiz bırakanlar da vardır.
Belirli yakınlar arasında evlenme engeli oluşturması dışında süt hısımlığı mirasçılık, nafaka yükümlülüğü, şahitlik yasağı gibi hükümler doğurmaz. Kur’ân-ı Kerîm’de sütanne ve süt kız kardeşle evlenme yasaklanmış (en-Nisa 4/23), “Nesep sebebiyle haram olanlar emzirme sebebiyle de haram olur” hadisiyle (Buhari. “Şehâdât”, 7. Müslim, “Rada”, 9) de emzirme yoluyla meydana gelecek evlenme yasağında soy/kan sebebiyle evlenme yasağındaki yakınlık derecesinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Anılan şartlar çerçevesinde süt hısımlığı gerçekleştiğinde çocukla onu emziren sütanne ve yakın akrabaları arasında evlenme yasağı meydana gelir.
Fakihlerin büyük çoğunluğuna göre süthısımlığı dolayısıyla şu kimselerle evlenilmez:
a) Süt yönünden usûl (sütanne, sütbaba, sütnineler, sütdedeler).
b) Süt yönünden fürü (sütçocuklar, süttorunlar).
c) Sütanne ve sütbabanın gerek nesep gerekse süthısımlığı yoluyla fürûu (soy ve sütçocukları, torunları; yani emzirilen çocuğun sütkardeşleri).
ç) Sütdede ve sütninenin çocukları (süthala, sütamca, sütteyze, sütdayı).
d) Eşin süt usulü (eşin sütannesi, sutbabası, sütnineleri, sütdedeleri).
e) Eşin süt fürûu (eşin sütçocukları, süttorunları).
f) Süt usulün eşleri (sütannenin, sütbabanın, sütdedelerin, sütninelerin eşleri),
g) Süt fürûun eşleri (sütçocukların, süttorunların eşleri).
Süt hısımı olan iki kadından biri erkek kabul edildiğinde diğeriyle evlenmesi caiz değilse bu ikisi aynı anda bir nikah altında tutulamaz. Takıyyüddin İbn Teymiyye ve Ibn Kayyim el-Cevziyye’ye göre ise süthısımlarının evlilikten doğan (sıhri) akrabaları (yani “d, e, f, g” şıklarında zikre dilenler) süt akraba sayılmadığı gibi süt akraba olan iki kadının aynı anda bir nikah altında tutulması da caizdir.
Çocuk ile öz annesi dışında onu emziren kadın arasında meydana gelen süt hısımlığı sebebiyle evlenilmesi yasak olan akrabalar “Emenin emzirene nefsi, emzirenin emene nesli haramdır” kuralıyla belirlenmiştir. Buna göre sütanne, süt çocuğu hariç onun bütün akrabalarıyla evlenebilirken çocuk sütannesinin öz çocuklarından birinin evlenemeyeceği yakınlarıyla evlenemez.
BENZER KONULAR:
Cevapla