Paylaş
Liyakat Nedir? İslamda Liyakatin Önemi
Question
İslam Devletlerinde Liyakat’ın Önemi

Liyakat kısaca bir olay veya iş hakkında sahip olunan yeterlilik ve yetenektir.
Önce ki konu da bahsedilen adalet kavramı, liyakat kavramını da kapsamaktadır.
Nitekim adil davranmak işi ehline vermeyi gerektirir. Nisa 58. ayette liyakatle ilgili şunlar emredilmiştir: ‘‘Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder...’’(Nisa 4/58).
Bu ayetin muhatabı olarak, öncelikle tüm insanlar, özel olarak müminler ve en önemli muhatabı ise idari yetkilere sahip olan yöneticiler ve kurumlardır. Adalet, ‘‘eşitlik ve dengeyi sağlamak’’ demektir. Burada eşitlik ve dengeden maksat herkesin hakkını, hak ettiği ve layık olduğu şekilde almasıdır:
Güçlü olmasına rağmen haksız olan kişinin, güçsüz de olsa haklı olan kişiyle hukuk karşısında eşit muamele görmesidir. İşin ehli olmayanların, sırf kamu gücü veya akrabalık ilişkilerini kullanarak bu işlere gelmeleri hem devletin adaletine olan güveni hem de toplumsal huzuru bozar. Kamu gücünü, güçsüz olmasına rağmen hak eden ve liyakate uygun olanın yanına koymak suretiyle muamelede eşitlik, yani adalet sağlanmış olur. Bunun tam tersi bir durumda ise toplumsal çözülme ve bölünmeler başlar. Bilgiye ve liyakate değer verilmediği zaman, işi hak etmeyenler ve görev bilgisi yetersiz olanlar göreve gelirler. Bu kişiler bilgisizliklerinden dolayı sorumluluklarını yerine getiremezler ve böylece her alanda sorunlar birikmeye ve zamanla gün yüzüne çıkmaya başlar. Yöneticiler her ne kadar dikkatli olursa olsun şu konuyu da atlamamak gerekiyor ki insanlar da kendilerinin yapabilecekleri ve ehil oldukları işlere yönelmelidirler. Nevevi’nin Ebû Hureyre’den aktardığı Hz. Muhammed’in sözü de bu doğrultudadır: ‘‘Siz memuriyet alma konusunda pek istekli davranacaksınız. Hâlbuki o yanıp tutuştuğunuz görev, kıyamet gününde bir pişmanlık sebebi olacaktır’’(Nevevi, 2011c, s. 68). Yapmak istediği görev hakkında pek bilgisi bulunmayan ve o görev için gereken özellikleri kendinde barındırmayan insanlar, görev sırasında hem sorumluluğunu aldığı mallara ve insanlara hem de kendilerine bu görevler yüzünden zarar verirler. Hz. Muhammed de bu konuya son derece önem vermiştir ve kıyametin kopmasını bile liyakat sisteminin bozulmasına bağlamıştır. Ebû Hureyre’den aktarılan hadis aynı doğrultudadır:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem:
-“Kıyamet hakkında soru soran nerede?” buyurdu. Bedevî:
– Buradayım, Yâ Resûlallah! dedi.
-“Emanet zâyi edildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdu. Bedevî:
– Emanet nasıl zâyi olacak? diye sordu. Resûl-i Ekrem de:
-“Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdu(Nevevi, 2011e, s. 480-481).
Bu bağlamda ehliyetli kişilerin hak ettikleri görevlere gelmeleri ve kamu görevlerinin uygun kişilere verilmesi İslam devletinin olmazsa olmaz temel emirlerinden birisini oluşturmaktadır.
Answers ( 2 )
Liyakat; bir işte ehli olan birine o işi vermektir kısaca tarif edilir ise. Çünkü o iş konusunda liyakat sahibi olmayan yani o işe layık olmayan biri, layık olanın hakkına girmektedir. Bu konu hak hukuk konusunda ciddi önem arz etmektedir. Ne yazık ki, üzülerek görmekteyiz ki günümüzde buna riayet edilmemektedir. Ehli olsun veya olmasın araya adeta birilerinin yardımı ile bir yerlere gelen insanlar görmekteyiz. Müslümanın ise bu konuya dikkat etmesi gerekmektedir. İşi ehline ehil olana vermek gerekmektedir.
Liyakat Nedir?
Liyakat, bir kişinin görev veya sorumluluk için gereken bilgi, beceri ve yeteneğe sahip olması demektir. Yani “işi ehline vermek” anlamına gelir.
İslamda Liyakatin Önemi:
Adaletin sağlanması: Görevler ehline verilince haksızlık ve zulüm azalır.
Toplum düzeni ve verimlilik: İşler doğru kişilerce yapılır, toplum fayda görür.
İyi yönetim ve güven: Liyakate önem veren liderler güvenilir ve başarılı olur.
Peygamberimizin uygulamaları: Hz. Muhammed (s.a.v.) görevleri bilgi ve yetenek sahibi kişilere verir, akrabalık veya zenginlik gibi sebeplerle kayırmazdı.