Kur’an’ın Toplanması

Question

SORU: Halife Hz. Ebû Bekir zamanında Zeyd ibn Sâbit’in yazdığı mushaf sağlıklı mıdır?

CEVAP: Bu, tuhaf bir sorudur. Çünkü Kur’an’ın bir mushafta toplanması çalışmaları esnasında bu işin en doğru ve en sağlam bir şekilde yapılması hususunda her türlü özen ve dikkatin gösterildiğinde bir müslümamn şüpheye düşmesi caiz değildir, böyle bir şüphe asla bir müslümana yakışmaz. Bir müslümamn, Hz. Peygamber’in kâtibi olan Zeyd ibn Sâbit’in güvenilirliğinden şüphe etmesi düşünülemez.

Zeyd ibn Sabit, vahiy kâtibidir, Kur’an ayetlerini de bir araya toplayarak mushaf haline getirmiştir. Feraiz ilmini ve miras hukukunu iyi bilir. Daha çocuk denecek bir yaşta iken Allah yolunda cihada gitmeye can attı, fakat Rasûlullah (s.a) küçük bulduğu için onun Bedir Savaşına katılmasına izin vermedi. Fakat Uhud savaşma, Hendek savaşma ve ondan sonraki pek çok savaşa Rasûlullah’la birlikte katıldı.

Tebuk savaşında Beni Neccar’ın sancağını taşıyordu. Bu sancağı ona Rasûlullah (s.a) vermişti ve onu başkalarına tercih etmişti. Rasûlullah (s.a) bu konuda şöyle demişti:

Kur’an’ın öncelik hakkı vardır.

Zeyd ibn Sabit Rasûlullah’m vahiy kâtibi idi ve onun diğer insanlara gönderdiği mektuplan da yazardı. Ayrıca hilafetleri döneminde Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in de kâtipliğini yaptı.

Hz. Ömer hacca giderken yerine onu vekil bırakırdı, Hz. Osman da öyle yapardı.

Zeyd ibn Sabit hicretin 55. yılında vefat ettiği zaman İbn Abbas onun hakkında şöyle demişti: Bu, ilmin gidişidir. Bugün ilmin büyük bir kısmı gömülmüştür.

İslâm tarihinden biliyoruz ki kritik bir savaş olan Yemame savaşı esnasında, sahabenin kurralarından 450 kişi şehit olmuştu. Hz. Ömer, Kur’an hafızlarının peş peşe ölmelerinden ve bu sebeble Kur’an’a bir zarar gelmesinden korkuyordu. Halife Hz. Ebû Bekir’e gitti ve konuyu onunla müzakere etti. Ona şöyle dedi: “Ben, Kur’an’ın toplanmasını emretmenizi uygun görüyorum.” Ebubekir ona şöyle cevap verdi: “Rasûlullah’m yapmadığı bir işi ben nasıl yaparım?!” Ömer dedi ki: “Allah’a yemin olsun bu işte hayır vardır.” Hz. Ömer bu konuyu ısrarla Hz. Ebubekir’e söylemeye devam etti. Nihayet Allah Teâlâ Hz. Ebubekir’in gönlünü de bu işe ısındırdı. Ebû Bekir, Zeyd ibn Sâbit’i yanına çağırdı ve ona şöyle dedi: “Sen genç ve akıllı birisin. Seni itham edecek herhangi bir kimse de yoktur. Hz. Peygamber’e vahiy kâtipliği yaptın. Kur’an’ı araştır ve bir araya getir. Zeyd ibn Sabit bunun üzerine şöyle demişti: “Vallahi bana bir dağı taşımayı teklif etselerdi, Kur’an’ı ce-metmekten daha ağır gelmezdi.” Zeyd ibn Sabit Ebubekir ve Ömer’e de şöyle demişti: “Rasûlullah’m yapmadığı bir işi nasıl yaparsınız?”

Ebubekir, “Vallahi bu işte hayır vardır” dedi. Zeyd ibn Sabit sözüne devam ederek şöyle dedi: “Ebubekir bunu benden ısrarla istedi. Nihayet Allah Teâlâ Ebubekir ve Ömer’in kalplerini bu işe nasıl ısındırdı ise benim kalbimi de ısındırdı.”

Bütün bunlardan sonra Zeyd ibn Sâbit’in aslı olmayan ve doğru olmayan bir şeyi Kur’an’a aldığını bir insan nasıl düşünebilir?

 

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

  1. Muhammed Samir
    0
    2025-02-19T18:00:47+03:00

    Kur’an’ın toplanması, İslam’ın ilk yıllarında oldukça önemli bir süreçti. Peygamber Muhammed’in (sav) vefatının ardından, Kur’an’ın yazılı ve sözlü olarak toplanması gerekliliği ortaya çıkmıştı. Kur’an’ın toplanma süreci, özellikle ilk halifeler döneminde dikkatlice ele alındı.

    1. Kur’an’ın Vahiy Süreci:
    Peygamber Muhammed’e vahiy, 23 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde Cebrail aracılığıyla geldi. Bu vahiyler, Peygamber tarafından ezberlenmiş ve ashabına sözlü olarak aktarılmıştı. Ayrıca bazı sahabeler, vahiylerin yazılı hale getirilmesini sağlamışlardı.

    2. Peygamberin Hayatında Kur’an:
    Peygamber, vahiyleri aldığı zaman hemen o an yazılmasını sağlar, sahabelere okur ve ezberlemelerini isterdi. Bu yazılanlar genellikle huruf (deri, kemik, taş gibi maddelere) yazılmıştı. Ancak yazılı metinler, dönemin teknoloji ve imkanları göz önüne alındığında, dağınık ve çeşitli yerlerdeydi.

    3. Kur’an’ın Toplanması Süreci:
    a) Hazreti Ebubekir Dönemi:
    Peygamberin vefatından sonra, bazı sahabeler savaşlarda şehit düşmeye başladı. Bu durum, Kur’an’ın ezberden korunması riskini gündeme getirdi. Bunun üzerine Hazreti Ebubekir, Kur’an’ı toplamak için bir komite oluşturdu. Bu komitenin başında Zeyd bin Sabit vardı. Zeyd, Kur’an’ı yazılı hale getirmek için uzun bir süreç sonunda mevcut yazılı parçaları birleştirdi. Bu işlem sonucunda, Kur’an’ın ilk tam nüshası ortaya çıktı ve Ebubekir’in zamanında kitap haline getirildi.

    b) Hazreti Osman Dönemi:
    Hazreti Osman döneminde, İslam’ın yayılmasından dolayı farklı coğrafyalarda yaşayan Müslümanlar, Kur’an’ı farklı lehçelerde okuma konusunda farklılıklar göstermeye başladılar. Bu durum, bazı anlaşmazlıklara yol açtı. Hazreti Osman, bu farklı okumaları ortadan kaldırmak amacıyla, Zeyd bin Sabit’in başkanlığında yeniden bir komite kurdu. Komite, daha önce toplanan Kur’an nüshalarından birini esas alarak, Kur’an’ı tek bir metne dönüştürdü. Bu nüsha, Osman’a ait orijinal mushaf olarak bilinir ve bugünkü Kur’an’ın içeriğiyle aynıdır.

    4. Kur’an’ın Günümüze Ulaşması:
    Hazreti Osman’ın kurduğu komite tarafından hazırlanan bu nüsha, İslam dünyasının çeşitli bölgelerine gönderildi. Bugün kullanılan Kur’an, bu Osmanî mushafın aynısıdır. Kur’an’ın korunduğu ve farklılıkların ortadan kaldırıldığı bu süreç, İslam’ın temel metninin bozulmadan günümüze ulaşmasını sağlamıştır.

    Sonuç:
    Kur’an, hem yazılı hem de sözlü olarak toplanmış ve koruma altına alınmıştır. Hem Hazreti Ebubekir’in hem de Hazreti Osman’ın bu süreçteki katkıları, İslam dünyasında Kur’an’ın doğru ve eksiksiz bir şekilde nesilden nesile aktarılmasının temelini oluşturmuştur.

Cevapla