Kur’an-ı Kerim’e İman

Question

Kur’an-ı Kerim’e İnanmak

Kuran ı kerimde iman ile ilgili ayetler

Kur’an, Allah Teâlâ’nın kelamıdır ve O’ndan, nasıl olduğu bilinmeksizin söz olarak çıkmış; Allah bunu, peygamberine vahiy olarak indirmiş ve müminler de Kur’an’a bu minval üzere iman edip kesinlikle kanaat getirmişlerdir. Yani Kur’an, Allah’ın hakiki sözüdür, mecazi kelamı değildir.

Allah’ın kelamı, O’nun zâtında devamlı bulunan, yani zatı ile kaim olan Kelâm sıfatının kullarına yansımasıdır. Bu yansıma ile ortaya çıkan eser, Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an, harf ve sesler den ibaret değildir. Bu itibarla da Allah’ın diğer sıfatları gibi kadim ve ezelidir. Eğer Allah’ın kelami kadim değil de hadis olsa idi, Allah’ın zâtı hadislere mahal olurdu ki bu muhaldir, olacak şey değildir. Fakat elimizde bulunan Mushaf dediğimiz Kur’an’ın harfleri bazılarının dediği gibi mahluk değildir, diyemeyiz.

Kim Kur’ân dinler ve dinlediği Kur’an’ın insan sözü olduğu nu iddia ederse, küfre girmiş olur. Allah, bu tür iddia sahibini “Onu cehenneme atacağım” diyerek, kınamış, ayıplamış ve bu kişiyi cehennem ile tehdit etmiştir. Allah, Kur’ân için “Bu, beşer sözünden başka bir şey değildir” diyeni cehennem ile korkutup onun cehennemlik olduğunu bildirince biz anlamış oluyoruz ki, Kur’an ancak beşerin yaratıcısının sözüdür ve in san sözü asla Kur’an’a benzemez. Kim Allah’ı, insanda bulunan sıfatlarla nitelerse mutlaka küfre girmiş olur. Artık bu gerçeği gören bir ibret alır da kafirlerin söylediği bu tür sözlerden ve ileri sürdüğü bu görüşlerden uzak durur. Netice itibariyle anlar ki, Allah Teâlâ’nın sıfatları var diye insanlara benzediği söylenemez.

Münafıklar, Kur’an’ın, insan hayatındaki etkisini gözden düşürmek maksadı ile Kur’an’a insan sözü diyorlardı. Lafız, mana ve hüküm itibarı ile Kur’an’ı, beşeri söz ve hükümler seviyesinde görmek küfürdür. İnsanlığın hayatına ilahi iradeyi hakim kılma maksadıyla indirilen Kur’an hükümlerini küçümsemek yine küfürdür.

Kur’ân’a yaratılmış söz olarak bakan Mutezile mezhebinin görüşlerini modern Avrupa kendi emelleri açısından uygun gördüğü için bu görüşleri hâlâ gündemde tutmaya çalışmaktadır. Bu gayesini, doktora yapmak vb. araştırmalarda bulunmak üzere Avrupa’ya giden araştırmacılara, yaptığı sinsice ilmi propaganda metodu ile gerçekleştirmek istemektedir. Emperyalist Avrupa’nın en büyük emellerinden biri de Kur’ân hükümlerinin terk edilmesinin sağlanması idi. Bu açıdan bakıldığında Kur’an’a mahluk yaratılmış demenin anlamı şu neticeyi doğurmaktadır: Kur’an yaratılmış olursa diğer yaratıklar gibi zaman içinde eskiyip hükmünü kaybeder ve insan hayatından kaldırılır. İşte

Kur’an’a mahluk demek, neticede böyle bir batıl görüşe zemin hazırlamış olur.

Kur’ân hakkında mücadeleye girmeyiz; Biliriz ki Kur’ân, àlemlerin Rabbının kelámidır. Kur’án’ı, Rühu’l-emin olan Cibril indirmiş ve peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed’e (s.1.2) öğretmiştir. Yine bilmekteyiz ki, Allah’ın kelamına mahlukatın sözlerinden hiç bir şey denk olamaz. Kur’an’ın yaratılmış olduğuna inanmayız. Bu hususta Ehl-i sünnet ve’l-cemaa ta muhalefet etmeyiz.

İlahi iradenin, kelam sıfatı vasıtası ile insan hayatına yansımış şekli olan” Kur’an, kıyamete kadar insanların hayatını tan zim edecektir. Allah’ın kelâmı yaratılmış olmadığı için eskimez ve hükmü geçersiz sayılmaz. En yüce varlık olan yaratıcının kelamı Kur’an, Allah’a en yakın ruhani varlık olan melek vasıtası ile kâinatın en şereflisi Hz. Muhammed’e (sav) öğretilmiştir. Bu yüce irade insanoğluna intikal ederken, Allah tarafından en güzel biçimde muhafaza edilmiştir. Değeri bu kadar yüce olan Kur’an için mahluk demek, modasının geçtiğini söylemek ve Kur’ân karşısında beşeri iradeye talip olmak küfürdür. Ehl-i sünnetin itikadı budur. Nitekim Rasulullah efendimiz buyur muştur ki, “Kim Ehl-i sünnet velcemaatten ayrılırsa iman bağını boynundan atmış demektir” Kur’an’a ve Hz. Muhammed’in (sav) sünnetine bağlı olan topluma “Sevad-ı a’zam” denilmekte ve bu cemaatten ayrı kalınmaması emredilmektedir. İşte bu vasıfta olan ümmetin, dalalet üzere birleşmeyeceğini haber veren yüce Peygamber, yine bu müslüman toplumun güzel gör düğü şeyin Allah katında da güzel olduğunu beyan etmekte ve Kur’an’a tabi olan İslam Ümmetinin insanlık için bir garanti olacağını haber vermektedir. Kur’an’a iman etmek farz olduğu gibi onun hükümlerini tatbik etmek de farzdır. Kur’an bunun için gönderilmiştir. Kur’an, hakkında mücadele edilecek bir kitap değildir. Çünkü o, tartışılmaz bir gerçektir. Beşeri irade ilahi iradeyi tartışamaz. Bu yüzden Kur’an hakkında mücadeleye girmek insanı dalâlete ve küfre götürebilir.

BENZER KONULAR:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answers ( 3 )

    0
    2022-12-19T09:11:48+03:00

    Kuranda olmayan şeye Kuranda demek

    Bilmeden Kuranda bulunmayan birşeyin Kuranda bulunduğunduğunu iddia eden kafir olur mu?

      0
      2022-12-19T14:06:28+03:00

      Bu konuda kişinin çok dikkat etmesi gerekmektedir. Kur’an-ı Kerim’de olmayan bir konu hakkında hüküm vermek Allah muhafaza kişiyi çok tehlikeli bir yere götürür. Fakat bilmeden yaptığınız için Allah’a tevbe edip, bir daha çok dikkat etmeniz gerekmektedir

    0
    2022-12-19T15:01:10+03:00

    Kur’an-ı Kerim’e ve diğer ilahi kitaplara iman etmek imanın şartlarından bir tanesidir. Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim, O’nun zâtında devamlı bulunan, yani zatı ile kaim olan Kelâm sıfatının kullarına yansımasıdır. Bu yansıma ile ortaya çıkan eser, Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an, harf ve sesler den ibaret değildir. Bu itibarla da Allah’ın diğer sıfatları gibi kadim ve ezelidir. Eğer Allah’ın kelami kadim değil de hadis olsa idi, Allah’ın zâtı hadislere mahal olurdu ki bu muhaldir, olacak şey değildir. Fakat elimizde bulunan Mushaf dediğimiz Kur’an’ın harfleri bazılarının dediği gibi mahluk değildir, diyemeyiz.

    0
    2025-06-11T17:27:07+03:00

    Kur’an-ı Kerim’e İman

    Tanımı:
    Kur’an-ı Kerim’e iman, Allah’ın Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e vahiy yoluyla indirdiği, son ve değiştirilemez kutsal kitap olduğuna kalpten inanmak demektir. Müslümanlar, Kur’an’ın Allah kelamı olduğuna, hiçbir beşer sözü bulunmadığına ve kıyamete kadar geçerliliğini koruyacağına inanırlar.

    Kur’an-ı Kerim’e İmanın Gerekliliği:
    Kur’an, İslam dininin temel kaynağıdır. Müslüman olmak için Kur’an’a iman şarttır. Bu inanç, İmanın Şartları’ndan olan “Kitaplara iman” başlığı altında yer alır. Ancak Kur’an, hem son kitap olması hem de bozulmadan günümüze ulaşması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

    Kur’an’a İman Eden Kişi Şunlara İnanır:

    Kur’an, Allah tarafından Cebrail (a.s.) aracılığıyla Peygamber Efendimiz’e indirilmiştir.

    Kur’an’da yer alan tüm bilgiler, hükümler ve kıssalar doğrudur.

    Kur’an’ın hiçbir ayeti değiştirilmemiştir ve kıyamete kadar da değiştirilemeyecektir.

    Kur’an, insanlığa doğru yolu göstermek için indirilmiş bir hidayet rehberidir.

    Kur’an hem bireysel hayatı hem toplumsal düzeni şekillendirecek ilahi bir kaynaktır.

    Kur’an’a İman Etmenin Sonuçları:

    Allah’a olan bağlılık artar.

    Doğru ile yanlışı ayırt etme gücü gelişir.

    Kul, Kur’an ahlakıyla ahlaklanır.

    İbadetler bilinçli ve samimi bir şekilde yapılır.

    Dünya ve ahiret saadeti için sağlam bir rehber edinilmiş olunur.

    Sonuç:
    Kur’an-ı Kerim’e iman, bir Müslüman’ın inanç temelidir. Ona iman etmek sadece onun varlığına inanmak değil, aynı zamanda onun mesajlarını anlamaya çalışmak, hükümlerine göre yaşamaya gayret etmek ve onu hayat rehberi edinmek anlamına gelir. Bu da kişinin hem dünya hem ahiret mutluluğuna vesile olur.

    İstersen bu konuyla ilgili kısa bir sunum, özet tablo veya ayet-hadis listesi de hazırlayabilirim.

Leave an answer