Paylaş
Kur’an-ı Kerim’de Haset
Question
Kur’an-ı Kerim’de Haset ve Kıskançlık

Haset ile ilgili ayetler Diyanet
Yüce Allah kur’an-ı Kerim’de ‘Haset’ kelimesini açıkça beş yerde zikretmiş olup bunları şöyle sıralayabiliriz:
“Ehli-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”
“Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?” “Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.”
‘Haset’ lafzı Felak suresinde iki kez zikredilmiştir.
“Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden.”
Haset hakkında geniş araştırma:
BENZER KONULAR:
- Hasedin zararları ve tedavisi
- Haset nedir zararları nelerdir
- Haset ne demektir
- Haset nedir? Kısaca
- İslamda Haset nedir zararları nelerdir
- Tümünü görüntüle.
- Kıskançlıktan kurtulma yolları
- Sosyal ilişkilerde haset duygusuyla hareket etmenin sizce zararları nelerdir?
- Hasetten kurtulmanın yolları nelerdir
- Haset ne demek? Haset duygusundan nasıl kurtulunur
- Tümünü görüntüle.
Answers ( 3 )
Haset; kıskanmak demektir. Haset ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de birden çok ayet bulunmaktadır. En bildiğimiz yer ise Felak Suresinde geçmektedir. Bu ayet ise şu şekildedir;
“Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden” şeklinde geçmektedir.
Arapça’da “hasad” olarak geçen haset, İslam’ın kutsal kitabı Kuran’da geçmektedir. Kuran, kıskançlığın olumsuz etkilerine değinir ve onunla nasıl mücadele edileceği konusunda rehberlik eder. Kıskançlığa İslami bakış açısını vurgulayan birkaç ayet:
Bu âyet, haset eden kimselerin varlığını kabul etmekte ve onların kötü niyetlerinden korunmak gerektiğini vurgulamaktadır. Kıskançlığın olumsuz etkilerine ve yol açabileceği olası zararlara karşı dikkatli olunması gerektiğini hatırlatır.
Bu ayet, müminleri Allah’tan af dilemeye ve diğer müminlere karşı kalplerini her türlü kin ve hasetten arındırmasını istemeye teşvik etmektedir. Müslüman toplumu içinde bir kardeşlik ve birlik duygusunu geliştirmenin önemini vurgular.
Bu ayet, büyük bir servet ve mülk sahibi olan Karun’un kıssasını anlatır. Ancak kavmi onu, kıskançlıktan ve mal-mülk ile övünmekten ileri gelen kibir ve böbürlenmeden sakındırmıştır. Ayet kibir ve kibrin Allah tarafından hoş karşılanmadığını hatırlatmaktadır.
Bu ayetler, hasedin olumsuz sonuçlarını vurgulamakta ve onun zararından korunmanın, kişinin kendi inanç yolculuğuna odaklanmasının, bağışlanma dilemesinin ve Müslüman toplum içinde birlik duygusunu geliştirmesinin önemini vurgulamaktadır. İslam, müminleri kendilerini başkalarıyla kıyaslamak yerine şükran, tevazu ve Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerle yetinerek kıskançlıkla mücadele etmeye teşvik eder.
Kur’an-ı Kerim’de haset, insanın kalbinde başkalarının sahip olduğu nimetlere karşı kötü duygular beslemesi ve bu sebeple onların kaybetmesini istemesi olarak tanımlanır. Kur’an, haset duygusunun tehlikelerini vurgulamış ve Müslümanları bu olumsuz duygudan sakınmaya çağırmıştır. Haset, hem manevi açıdan zararlı hem de toplumsal ilişkilerde bozulmalara yol açabilecek bir hastalık olarak kabul edilmiştir. Kur’an’da, haset ve kıskanlık arasında belirgin bir fark vardır; kıskanlık daha çok başkalarının sahip olduğu şeyleri kendisine de arzu etmek anlamına gelirken, haset başkasının sahip olduğu şeyin onun elinden alınmasını istemek veya kötü niyet beslemek anlamına gelir.
1. Haset Konusundaki Temel Ayetler
a) Haset ve Allah’ın Takdirine Karşı Gelmek
Kur’an’da haset, Allah’ın takdirine ve nimetlerine karşı bir şükürsüzlük olarak tanımlanır. İnsan, Allah’ın kendisine verdiği nimetlere karşı sabırlı olmalı ve başkalarının sahip olduğu nimetlere haset etmekten kaçınmalıdır. Allah, tüm nimetleri kendi iradesiyle dilediğine verir ve insanların başkalarına karşı duyduğu kıskanlık veya haset, Allah’ın adaletine ve takdirine karşı bir güvensizlik olarak değerlendirilebilir.
“Ve onlar, kendilerine verilen her nimete karşı haset beslerler mi? Biz, İsrâiloğulları’na Kitap’ı, hükmü ve peygamberliği verdik. Onlara temiz rızıklar verdik ve onları âlemler üzerine üstün kıldık.”
(Bakara, 2/109)
Bu ayette, İsrâiloğulları’na Allah tarafından verilen nimetler ve üstünlükler vurgulanırken, bu nimetlere karşı haset etmenin günah olduğunu anlatan bir uyarı yapılmaktadır.
b) Haset ve Nimetlere Şükretmeme
Kur’an, insanların başkalarına sahip oldukları şeylere karşı haset duymamaları gerektiğini ve sahip oldukları nimetlere şükretmeleri gerektiğini belirtir. Kıskanmak yerine, başkalarına verilen nimetleri Allah’ın bir lütfu olarak görmeli ve bununla birlikte kendi nimetlerine şükretmelidir.
“Ve onlar, kendilerine verilecek her hayra karşı haset ederler. De ki: ‘Allah’ın fazlı ve rahmetiyle (size gönderdiği şeylere) sevinin; o, onların hepsinden daha hayırlıdır.’”
(Al-i İmran, 3/110)
Bu ayet, Allah’ın nimetlerinin gerçek anlamda değerini bilmenin ve şükretmenin önemine işaret eder. Kişi, sahip olduklarıyla yetinmeli ve başkalarının sahip olduğu şeylere karşı kötü niyetli olmamalıdır.
c) Hasetçilerden Sakınma
Kur’an’da, başkalarının sahip olduğu şeylere karşı haset duyan kişilerden sakınılması gerektiği vurgulanır. Allah, başkalarına karşı duyulan haset duygusunun ruhsal ve toplumsal açıdan zararlı olabileceğini anlatır.
“Ve insanların bazısını, bazısına (Allah’ın kudretiyle) üstün kıldık. Fakat, birbirlerine karşı haset duymasınlar diye, onları birbirine üstün kılmakta değiliz.”
(Zümer, 39/49)
Bu ayet, Allah’ın insanların arasında dengesizliği bilinçli olarak oluşturduğunu, ancak bunun insanları birbirine karşı haset etmeye yöneltmemesi gerektiğini belirtir. İnsanlar, Allah’ın takdirine karşı tevekkül etmeli ve başkalarına karşı kötü düşünceler beslememelidir.
d) İnsanların Nimetlerine Karşı Haset Göstermeleri
Kur’an, bazı insanların, Allah’ın nimetlerine karşı duydukları haset nedeniyle, başkalarına zarar vermek veya gerçek nimetleri kıskanmak istediklerini de belirtir.
“Ve Rabbin, kimseyi zulmetmez; ama insanlar birbirilerine karşı haset duyarak kendilerine zarar verirler.”
(Kahf, 18/49)
Bu ayet, başkalarına karşı duyulan hasetin insanı zulme sürükleyebileceğini ve Allah’ın adaletinin dışında, kişilerin öfkelerine kapılarak zarara yol açabileceklerini anlatır.
2. Kur’an’da Hasetle Mücadele Etmek İçin Verilen Öğütler
a) Tevhid İnancı ve Allah’a Güven
Kur’an, haset duygusunun daha az gelişmesi için Allah’a güvenmeyi ve Tevhid inancını güçlendirmeyi tavsiye eder. İnsanlar, başkalarının sahip olduğu şeyleri kıskanmak yerine, kendi sahip olduklarına şükretmeli ve Allah’ın her şeyin en iyi şekilde takdir edeni olduğunu kabul etmelidir.
“Allah, her şeyin en iyi yöneticisidir. O’ndan başka kimseyi ilah olarak kabul etme ve ona güven.”
(Ali İmran, 3/173)
Bu ayet, insanları Allah’ın kudretine güvenmeye çağırır ve başkalarının sahip olduğu şeylere karşı olumsuz hisler yerine sabır ve tevekkül etmelerini öğütler.
b) İnsanın Kendi Nimetine Şükretmesi
Kur’an, insanın sahip olduğu nimetlere şükretmesi gerektiğini vurgular. Şükretmek, haset duygusunu zayıflatır ve kişinin Allah’ın her takdirine razı olmasını sağlar. Allah’ın takdirine güvenmek, başkalarının sahip olduklarına karşı kötü duygular beslememek için bir çözüm yolu sunar.
“Eğer şükrederseniz, size daha da artırırım; eğer nankörlük ederseniz, şüphe yok ki azabım çok şiddetlidir.”
(İbrahim, 14/7)
3. Haset ve Peygamberler
Kur’an’da, peygamberlere karşı haset duyan kişilerin varlığına da değinilir. Peygamberlerin, insanlar arasında en üstün kişiliklere sahip olmalarına rağmen, bir kısmı onları kıskanmış ve bu sebeple onlara düşmanlık beslemiştir. Örneğin, Hz. Yusuf’a karşı kardeşlerinin duyduğu haset, onların onun düşmanı olmalarına neden olmuştur.
“Kardeşleri Yusuf’a haset ettikleri için ona zulmettiler.”
(Yusuf, 12/8)
Sonuç:
Kur’an-ı Kerim’de haset, başkalarının sahip olduğu nimetlere karşı kötü niyet beslemek ve onların kaybetmesini dilemek olarak tanımlanır. Bu duygu, insanların içindeki kin, nefret ve şükürsüzlük gibi olumsuz duyguları artırabilir. Kur’an, haset duygusunun zararlarını vurgular ve insanları şükretmeye, tevekküle ve Allah’a güvenmeye davet eder. Ayrıca, başkalarına karşı kötü düşünceler beslememek, toplumda barış ve birlik için büyük önem taşır.