Kadınlar evinizde oturun ayeti tefsiri

Question

Kadınlar evinizde oturun ayeti tefsiri

Selamın Aleyküm,

Size bir konu hakkında danışmak istiyorum. Ben 17 yaşında hanım, lise öğrencisiyim. Artık okula devam etmek istemiyorum. Haramlardan dolayı artık istemiyorum. Karma bir okul. Ve beden eğitimi dersi var. Resim derslerini suret çizmemek için rakamlarla birşeyler boyayarak geçirmeye çalışıyorum.

Üstelik”EVİNİZDE OTURUN.” Ayeti gayet açıktır. Hanımların evleri ekseninde bir hayat tarzı olması gerektiğini anladım. Kadın bir fıtrat üzere yaratıldı erkek başka bir fıtrat üzere göre… Elbette ortak yönleri var fakat aralarında farkta gözle görülür. Eşit tutamayız fakat birbirlerini tamamlayıcıdırlar.

Annem ve babam eğer okulu bırakırsam çalışmamı istiyorlar. Bir haramdan kaçarken diğerine bulaşmak da istemiyorum. Ev var araba var. Bir eksiğimiz yok çok şükür. Annemde çalışıyor üstelik abimde. Ama birikim yapıyorlar abim için.

Hocam ben İslam’a en Uygun şekilde yaşamak istiyorum. Bazı şeyleri ve çıkarımlarımı yazmaya korkuyorum. “Kınamayınız başınıza gelmeden ölmezsizin.” -umarım Hadis’i doğru yazmıştırım- Hadis’inden dolayı korkuyorum.

Nasib olursa İslam’a uygun bir biçimde evlilik yapmak istiyorum. Evimiz bir medrese gibi olsun. Medrese eğitimi almış , kendini Allah’a adamış oğlum, kızım ve aynı zamanda mücahid ve mücahide “İnşaAllah kaderde öyledir.” yetiştirecek ebeveynler yetiştirmek istiyorum. Musab Bin Umeyr gibi Allah için dünyalık her şeyden vazgeçen..

Bana nasihat vermemizi rica ediyorum. Allah’a emanet olun. Allah razı olsun.

Es-Selamu Aleyküm.

BENZER KONULAR:

Kadının çalışması nasıl değerlendirilir?

islamda kadının çalışması ve şartları

Answer ( 1 )

    0
    2021-03-31T07:17:50+03:00

    AHZAB SURESİ

    31— Sizden kim Allah’a ve Peygamberine boyun eğip itaat eder, iyi-yararlı amelde bulunursa, onun mükâfatını iki defa veririz ve biz ona kad­ri yüce şerefli bir rızık da hazırlamışızdır.

    32— Ey Peygamber kadınları! Sizler, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz; Allah’tan korkuyorsanız (yabancı erkeklere karşı) kırıtarak ko­nuşmayın, sonra kalbinde (şehvetten arız) hastalık bulunan kimsede arzu uyanabilir. Güzel, ölçülü (ağır başlı) söz söyleyin.

    33— Evlerinizde vakarla oturun; eski cahîliyet günlerindeki gibi kırı­tarak (sokaklarda) süs ve güzelliklerinizi dışarı atmayın; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Ey Ehl-i beyt (Pey­gamberin ev halkı)! Allah, elbette sizden her türlü çirkinliği, murdarlığı gidermek ve sizi tertemiz (pâk ve nezîh) yapmak ister.

    34— Evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmetini hatırlayın; şüp­hesiz ki Allah her şeyin inceliğini, esrar ve hikmetini bilir, her şeyden ha­berlidir.

     

    •   – – – – –

    Ayet ile İlgili Hadîsler

     

    «Allah’ın cariyelerini Allah’ın mescidlerine girmekten alıkoymayın.»

    Açıklama :

    Bu hadîsle, kadının açılıp saçılarak sokaklarda gezip tozması men’-edilirken onun ibâdet adabına uygun ve tesettüre riâyet ederek camilere gidip kendine ayrılan yerde ibâdet etmesinde bir sakınca bulunmadığı belirtilmekte ve böylece kadının cami kültürüyle yetiştirilmesine işaret edilmektedir,

    «Şüphesiz ki kadın avrettir. Dışarı çıkınca şeytan onu gözleyip bekler. O bakımdan kadının ilâhî rahmete en yakın olduğu zaman, evinin köşesin­de bulunduğu vakitlerdir.»

    Açıklama :

    Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bu hadîsiyle, kadının anne olmasını, daha çok evine bağlı kalıp kocasıyla çocuklarına yönelmesini, ev işleriyle uğ­raşıp aile yuvasına çeki düzen vermesini tavsiye etmektedir.

    Hz. Enes (R.A.) anlatıyor:

    — Resûlüllah (A.S.) Efendimiz altı ay devamlı sabah namazını kıldır­mak üzere dışarı çıktığında kızı Hz. Fatıma’nın (R.A.) kapısına uğrar ve «Ey Ehl-i Beyt, namaza.. Şüphesiz ki Allah sizden murdarlığı gidermeyi ve sizi tertemiz yapmayı diler.»

    – – – – –

    Tefsiri

    Kadınların Evde Oturmasının Anlamı

     

    «Evlerinizde vakarla oturun..»

    Âyette emir ölçüsünde geçen «karne» kelimesini cumhur «kırne»; Âsim ise, «karne» şeklinde okumuştur. Birinci şekildeki kıraat «vakar» anlamı­na; ikinci şekildeki kıraat «evde karar kılıp ev işleriyle meşgul olmaya» de­lâlet etmektedir.

    Şüphesiz her iki kıraatin delâlet ettiği mana ve emir, kadının annelik vakarına uygun düşmekte ve ona saygınlık kazandırmaktadır.

    «Evlerinizde vakarla oturun» emriyle, her ne kadar Peygamber (A.S.) Efendimiz’in zevcelerine hitap edilmekteyse de, umum ifade eder; yani hi­tap hastır, emir umumîdir.

    Cenâb-t Hak bu emirle, kadının devamlı dört duvar arasında ömür tü­ketmesini irâde etmemiştir. Emirden sonra gelen «eski cahiliyet günlerin­deki gibi kırıtarak (sokaklarda) süs ve güzelliklerinizi dışarı atmayın» cüm­lesi onun hikmet ve yorumuna işaret etmekte ve bize yol göstermektedir. Şöyle ki: Kadının günlük hayatı şu iki özelliği yansıtmalıdır; Birincisi, evin­de bulunduğu sürece, vakar ve ciddiyetini koruyarak çocuklarına en güzel örnek olmaya çalışacak, komşularına da iyiye ve fazîlete yönelik misâl olacaktır. Sokağa çıkması gerektiğinde, açılıp saçılmayacak, tesettüre mutlaka riâyet edip tam bir İslâm hanımı olarak çevresine hürmet telkin edecek; cahiliyet devrindeki kadınlar gibi, kırıtarak, süs ve güzelliğini teş-hîr ederek dolaşmıyacak; vakar ve iffetine leke dokundurmayacaktır.

    Sonra «Evlerinizde vakarla oturun» emri, kadınları işsiz güçsüz ve an­lamsız bir hayata itme anlamına alınmamalıdır. Zira İslâmiyete göre, ha­yat hareketten ibarettir, ancak her hareket ışığını ilimden almalı ve imânın desteğinde hedef ve amacını belirlemelidir.

    Kur’ân âyetlerini dikkatle okuduğumuzda, her cümlenin, hattâ kelime­nin bir önceki cümlesine ve bir sonraki cümlesine bakmamızın gerekli olduğunu anlamakta gecikmeyiz. Aksi halde çok yanlış ve fahiş yorumlara sebep oluruz. O bakımdan Cenâb-ı Hak kadınlara evlerinde vakarla otur­mayı emrederken, şu üç ayrı şey ile amel etmelerini istemekte ve böylece kadının günlük hayatını verimliliğin doruğuna yükseltmektedir:

    1— Namaz kılmak,

    2— Zekât vermek,

    3— Allah’a ve Peygamberine itaat etmek..

    Birincisi, hem evde, hem de evle cami arasında bedenî ve ruhî hare­ket sağlar. İkincisi, kadının evde kendine has bazı el işleriyle uğraşıp para kazanmasını, aile bütçesine katkıda bulunmasını; zengin olup fakir ve muhtaçlara, yakınlarına yardım etmesini gerektirir. Böylece İslâmiyet ka­dını sadece bir tüketici olarak görmemekte, onu aynı zamanda üretici ka­bul etmekte ve o sebeple zekât vermesini emretmektedir. Şüphesiz ki, ze­kâtı ancak zengin olan kişiler verir ve onlar bu konuda yükümlüdürler. Üçüncüsü, kocasına, çocuklarına bakmasını; kocasının malını, namus ve şerefini korumasını gerçekleştirir. Böylece kadın aileye huzur, gü­ven, neşe ve hareket kazandırır.

     

    Best answer

Leave an answer