Share
İslâmiyet Ve Kadıyanilik
Question
İslâmiyet
SORU: Bazı ülkelerde bir takım insanlar İslâmiyet ile bağdaşmayan mezheplere girmektedir. Bunlar ve Özellikle Kadıyanilik hakkında bilgi verirmisiniz?
CEVAP: Tüm sapık ve bozuk mezhepler arasında iki tanesi vardır ki, bunları sömürgeciler Hindistan bölgesinde hain emellerini gerçekleştirmek için araç ve ajan olarak kullanmıştır. Bu iki mezhepten biri Bahailik, diğeri Kadıyaniliktir.
Kadıyanilik, Hindistan’da Pencap eyaletinin köylerinden birine nisbet edilmektedir. Bu günah dolu mezhebin kurucusu yalancı ve sahte peygamber -bir başka deyişle İngilizlerin sahte peygamberi- Gulam Ahmed Kadıyani’dir. Aslı İranlı veya Moğol’dur. Tam adı Ahmed b. Gulam Murtaza b. Ata Muhammed’dir. Babasının Semerkant’tan olduğu söylenmektedir.
Gulam Ahmed 1839 hicri tarihinde Kadıyan’da doğmuş, bazı Arabi ilimleri, bir parça da İngilizceyi öğrenmiştir. Gulam Ahmed’in hastalıklı bir bünyesi vardır. Verem, kalp zayıflığı, baş dönmesi, hazımsızlık bünyesindeki hastalıklardan bazılandır. Kendi kendini anlatırken “Ben devamlı hasta bir adamım” diyor.
Gulam Ahmed sömürgeci ajanı hain bir ailede yetişmiştir. Babası Gulam Mirza İngiliz hükümeti ile arasında güçlü bir bağlantı olduğu bilinen biri idi. Bu adamın İngiliz hükümetinin (Hindistan’daki) ofisinde kendine ayrılmış bir yeri vardı. 1851 yılında kendi dindaş ve vatandaşlarına karşı İngilizlere yardımcı olan gruba girerek İngilizlere 50 at ve 50 asker ile yardım etti.
Urdu ve Arabça dillerinde bazı kitapları tetkikten sonra bir miktar hukuk tahsili yapıp Siyelkut şehrinde görev aldı.
Daha sonra Ahmediyyenin Delilleri isimli kitabını bölümler halinde yayınlamaya başladı.
Günahkar davet hareketine 1877 yılında başladı. 1885’te müced-did olduğunu ilan etti. 1891’de Mehdi olduğunu ve (geleceği) vaad edilen Mesih olduğunu iddia etmeye, “Ben Mesih’im” “Ben Kelimulla-hım,” “Ben Allah’ın seçtiği Ahmed Muhammed’im” demeye başladı.
Bu noktada peygamberlik iddiasının üstünde kendisinin hem İsa, hem Musa, hem Muhammed olduğuna inanıyor, buna dayanarak kendisinin tüm peygamberlerden üstün olduğunu iddia ediyordu.
Gulam Ahmed sinir sistemi bozuk bir insan olarak yetişti. Zaman zaman bir takım hayallere dalar, kuruntular içine girerdi. (Bu sebeple gülünç durumlara düşerdi). Komik hallerinden birisi de şöyledir. Kendi ifadesine göre bir melek görmüş, bu melek bir İngiliz delikanlı şeklinde imiş. Bir keresinde İngiliz Kraliçesinin Hindistan imparatoriçesi olarak evini şereflendirdiğini gördüğünü söylemiştir. Onun biı tür söz ve davranışları İngilizlerin sayılıp övülmesine sebep oluyordu.
Bir keresinde şöyle demişti:
Bizim inancımız İngiltere’ye ^ve İngiliz hükümetine feda olsun. Eğer biz İngiltere’ye karşı gelirsek İslâm’a karşı gelmiş oluruz. Çünkü Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor:
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülul’emre (idarecilere) de itaat edin. (Nisa/59)
İngilizler ulü’l-emrdir.
Allah ona da ulü’1-emr dediklerine de lanet etsin.
Gulam Ahmed 29 Mayıs 1908 tarihinde Lahor’da öldü. Kadıyan köyüne gömüldü.
Gulam Ahmed düşüncelerini ve sapıklığını ortaya koymakta zekice hareket ediyordu. Açıktan açığa İslâm düşmanlığı yapmıyor, İslâmiyet’e karşı baş kaldırma durumuna girmiyordu. Hareketlerine yenilikçi ve gelişimci görünümüyle başlamış, sonra Mehdi olduğunu, daha sonra da kendisine vahiy gelmeye başladığını iddia etmişti. Peygamberlik iddiasında da sinsice davranıyor, müstakil bir peygamber olmadığını, fakat Harun Aleyhisselamin Hz. Musa’ya bağlı olduğu gibi kendisinin de Hz. Muhammed’e bağlı bir peygamber olduğunu söylüyordu.
Daha sonra maksadını gerçekleştirmek üzere Kur’an ayetlerini sapık bir şekilde yorumlamaya girişti. Sonra da sömürgeci ve işgalcilere büyük çapta yardımlaşmaya girişti.
Bu cümleden olmak üzere bir fetva çıkararak cihad farzının sona erip kaldırıldığını, bundan dolayı Hindistan’ı işgal eden İngilizlere karşı silah kullanmanın caiz olmadığını söyledi. İngilizlere karşı nasıl sa-vaşılabilirdi ki onlar, Gulam’m fetvasına göre yeryüzünde Allah’ın halifesi idiler. Gulam Ahmed’in alçak ağzından büyük laflar çıkıyor!
Gulam Ahmed’in kendisinden sonra yerine geçip halifesi olan oğlu Mahmud da babasının peygamber olduğu fikrini yaymaya devam etti. Gulam’ın oğlu bir sözünde şöyle diyordu:
Biz Kadıyaniler bizim dışımızdakileri kafir sayarız. Çünkü Kur’an bize haber veriyor ki peygamberlerden birini inkar eden kafir olur. Buna göre her kim Gulam Ahmed’in peygamberliğini inkar ederse Allah’a da küfretmiş olur.
Gulam’ın ikinci oğlu işi daha da sulandırarak, tüm utanmazlık ve yüzsüzlüğü ile şöyle diyor:
Musa’ya inanıp, İsa’ya inanmayan veya İsa’ya inanıp, Muhammed’e inanmayan kâfirdir. (Diğerlerine inanıp) Gulam Ahmed’e inanmayan da kafirdir.
Kadıyaniliği anlatan kitaplarda iddia edildiğine göre, güya, Allah Gulam Ahmed’e vahy göndererek şöyle demiştir:
Beni seven ve bana iaat edene, sana inanıp uymak farz olur. Aksı halde sana inanmayan kimse beni sevmemiş olup benim düşma-nımdır. İnsanlar bunu kabul etmek istemeyip seni yalanlar ve sana eziyet ederlerse, onları kötü bir ceza ile cezalandırır, cehennemi o kafirlere hapishane olarak hazırlarız.
Gulam Ahmed pis tuzağına bir zemin hazırlayıp peygamberlik iddiasını güçlendirmek için, peygamberlik makamına dil uzatarak şöyle diyor:
Benimle diğer seçilmiş (peygamber)lerin arasını ayıran kimse beni görmemiş ve tanımamıştır.
Sapık Kadıyanilik mezhebi insanların düşünceleri arasında yer alan “Allah’ın zaman zaman peygamber gönderdiği” düşüncesini ele alarak sapık fikrini desteklemektedir.
Hz. Allah geri kalıp düşüş dönemi yaşadıkları sırada Arablara peygamber olarak Muhammed’i göndermiştir. İnsanlar arasında bozulma ve sapıklık yaygınlaşınca Muhammed’den sonra bir peygamber gönderme ihtiyacı doğmuştur. Buna göre Allah Mirza Gulam Ahmed’i peygamber olarak göndermiştir.
Bundan dolayıdır ki Kadıyaniliğin batıl inancına göre peygamberlik Hz. Muhammed ile sona ermemektedir. Kadıyaniliğin uydurmasına göre onlar şöyle demektedir: inancımız odur ki Allah’ın günümüzde bile bu ümmeti düzeltmek ve hidayete sevk etmek için peygamber göndermesi bir zorunluluktur.
Kur’an’ın apaçık nassına karşı bu ne büyük densizliktir, zira Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. (Ahzab/40)
Ote yandan Sahih-i Buharîde Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
Kadıyanilik sapık mezheplerden biridir. Amacı ve emeli İslam’ı kötülemek, İslam’ı çirkin göstermektir. Bu kadıyanilik mezhebinin en ilginç görüşü şudur. “Zaman zaman Allah yeryüzüne peygamber gönderir.” Aslında bu sözü söylerken kendisinin peygamber olarak gönderildiğini iddia edip, bu sözü bulunduğu halka benimsetmek istemektir. Oysa bizim inancımızda ve iman ettiğimiz şey şudur ki; son peygamber Hz. Muhammed (sav)’dir.
Tabii, “İslâmiyet ve Kadıyanilik” konusunu özetleyebilirim.
İslâmiyet:
İslâmiyet, 7. yüzyılda Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından Arap Yarımadası’nda ortaya çıkan tek tanrılı bir dindir. İslâm’ın temel kaynakları Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in hadisleridir. İslâmiyet’in beş şartı; kelime-i şehadet, namaz, oruç, zekat ve hacdır. İslam, Allah’ın son ve en doğru dini olarak kabul edilir.
Kadıyanilik (Ahmedilik):
Kadıyanilik ya da Ahmedilik, 19. yüzyılda Hindistan’da Mirza Ghulam Ahmed tarafından kurulan bir harekettir. Kadıyanilik, İslam’ın ana akım anlayışından farklı bazı inançlara sahiptir. Mirza Ghulam Ahmed kendisini Mehdi ve Mesih olarak ilan etmiştir. Bu nedenle birçok Müslüman Kadıyanileri İslam dışı olarak görür. Kadıyaniler, peygamberliğin Hz. Muhammed’den sonra devam ettiğini savunurlar ki bu İslam’ın temel inançlarından olan “Hz. Muhammed son peygamberdir” (Hatm-i Nebevvet) anlayışı ile çelişir.
Özetle:
İslam, Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu kabul eder.
Kadıyanilik, Mirza Ghulam Ahmed’i peygamber olarak kabul eder.
Bu sebeple ana akım İslam Kadıyaniliği genellikle İslam dışı bir hareket olarak değerlendirir.
Daha spesifik bir konu, dönem ya da tartışma hakkında detay istersen söyleyebilirsin.