Paylaş
İslamda Ölçü Ve Tartı
Question
6. Ölçü Ve Tartıda Îtkân
Ölçü ve tartıda itkân ile davranmak, dosdoğru ve tastamam ölçüp tartmak dinin istediği bir şeydir. Bu konudaki itkân, alma ve vermede ölçülen ve tartılan şeyin miktannı iyi belirlemekle gerçekleşir. Bir insanın kendisi için bir şey alırken ölçü ve tartıda fazlalık, başkasına bir şey verirken eksiklik yapması caiz değildir. Kur’an şöyle buyuruyor:
İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun! Onlar düşünmezler mi ki, kendileri büyük bir günde hesap vermek için diriltilecekler. Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin rab-binin huzurunda divan duracaklar. (Mutaffifin/1-6)
Bir başka yerde Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
Göğü Allah yükseltti ve mizanı koydu. Sakın tartıda haksızlık etmeyin. Tartıyı, doğru yapın, terazide eksiklik yapmayın. (Rahman/7-9)
İbn Teymiye’nin Fetâvâ’smda şöyle söylenmektedir:
İnsanlar arasında birilerini kayıran veya malların değerini düşüren bir tartı görevlisi bulunması helâl değildir. Nitekim insanlar arasında ölçü ve tartıda veya kendinden bir şeyler ümid ettiği, yahut şerrinden korktuğu kişilerin lehine değerlendirme yapan, kızdığına zulmeden ve sevdiklerine fazla veren bilir kişinin bulunması da helâl değildir.
Benzeri konular:
Answers ( 2 )
Müslüman’ın ölçü ve tartı konusunda hassas davranması gerekmektedir. Hatta Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile ölçü ve tartı sebebi ile bir kavim helak olmuştur. Ölçü ve tartıda itkân ile davranmak, dosdoğru ve tastamam ölçüp tartmak dinin istediği bir şeydir. Bu konudaki itkân, alma ve vermede ölçülen ve tartılan şeyin miktannı iyi belirlemekle gerçekleşir. Bir insanın kendisi için bir şey alırken ölçü ve tartıda fazlalık, başkasına bir şey verirken eksiklik yapması caiz değildir.
İslam’da ölçü ve tartı, adaletin sağlanması ve toplumda haksızlıkların önlenmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu konuda en temel öğretiler, Kur’an ve Hadislerde yer almaktadır. Ölçü ve tartı konusuna dair İslam’ın bakış açısını ve bu alandaki öğretileri şu şekilde açıklayabiliriz:
6. Ölçü ve Tartıda Îtkân
Îtkân, bir işin en güzel şekilde, dikkatle ve titizlikle yapılması anlamına gelir. Bu kavram, özellikle ölçü ve tartı gibi işlerde doğruluğu ve adaleti simgeler. İslam’da ölçü ve tartının doğru yapılması, hem insanların haklarını gözetmek hem de toplumda güveni tesis etmek için çok önemlidir.
Kur’an-ı Kerim’de ölçü ve tartı konusuna birkaç ayette vurgu yapılmıştır. Bunlerden bazıları şunlardır:
“Ve tartıda eksik yapmayın!” (Mutaffifin, 83/1-3)
Burada, “eksik yapmama” vurgusu yapılmaktadır. İnsanların ölçü ve tartıda dürüst olmaları, hakları doğru bir şekilde teslim etmeleri gerekmektedir. Bir ürünün alım satımında eksik tartmak, hem İslami açıdan haram kabul edilir hem de toplumsal düzeni bozar.
“Ölçüde ve tartıda doğru ol!” (Şuara, 26/181-183)
Bu ayetler, ölçü ve tartıda adil olmayı ve doğru şekilde yapmayı emreder. Bu, sadece ticarette değil, günlük yaşamda da her türlü ölçüm ve değerlendirmede dikkat edilmesi gereken bir ilkedir.
Îtkân anlayışı ise, bu ölçü ve tartıların en güzel şekilde, hiçbir hileye yer bırakmadan, doğru ve dikkatli bir şekilde yapılmasını ifade eder. İslam, sadece doğru ölçüm yapmayı değil, aynı zamanda bu ölçümün her yönüyle kaliteli ve güvenilir olmasını ister.
Ölçü ve tartı konusunda dikkat edilmesi gereken bazı temel ilkeler şunlardır:
Dürüstlük: Ticarette ya da diğer alanlarda, ölçü ve tartıda dürüst olmak esastır. İnsanların haklarını çalmamak, onlara eksik mal vermemek gerekir.
Güvenilirlik: Kullanılan aletlerin doğru ve güvenilir olması gerekir. Müşteriye eksik ya da fazla bir şey verilmesi, hem İslam’a hem de adalete aykırıdır.
Adalet: Tartı ve ölçüde adil olmak, sadece bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur. İnsanların haklarını ihlal etmemek için ölçüm ve tartı sistemleri adil olmalıdır.
Toplumsal Faydalar: Doğru ölçü ve tartı, sadece ticaretin adil olmasını sağlamaz, aynı zamanda toplumda güveni ve barışı da artırır.
Özetle, İslam’da ölçü ve tartı, sadece maddi bir işlem değil, aynı zamanda manevi bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, toplumda güveni sağlamak, adaletin yerleşmesine yardımcı olmak ve insanların haklarını korumak adına büyük bir öneme sahiptir. Îtkân anlayışı ise, bu sorumluluğun en mükemmel şekilde yerine getirilmesini ifade eder.