İslamda Hoşgörü

Question

Dinimizde Hoşgörü

Islamda Hosgoru 1

Sosyal bir varlık olan insan yaratılışı icabı toplum içinde yaşamaktadır. İctimai ilişkilerinde iyi ve geçimli olarak tanınmak bir insanın en önemli hedeflerinden olmalıdır. Toplum içinde saygın bir konuma gelmenin çeşitli yolları olsa bile Allah katında en önemli yollardan birisi iyi ahlak ve ahlakın gereği olarak hoşgörülü olma vasfı önem arz etmektedir. Bu nedenle insani ilişkilerde iyiliksever olmak ve hoşgörülü olmak dinimizin emir ve tavsiyelerindendir.

İnsanlara karşı hoşgörülü olmak çağımızın en büyük erdemlerinden birisi olarak gösterilebilir. Hoşgörüyü besleyen olguların başında sabır ve hüsn-ü zan gelmektedir. Olaylara karşı sabırsız ve su-i zan da bulunmak bu güzel duyguyu öldürür. Hoşgörünün zedelendiği bir ortamda her zaman için dedikodu, fitne ve kavga kol gezer. İşte biz inananlar olarak bu ahlaki değeri ön plana çıkarmalı, diğer insanlara örnek olmalıyız. Hoşgörüyü düşünce ve davranışımızın temel ölçüsü olarak ele almalı bunun gereği olarak insanlara şefkat ve merhamet duygularıyla bakmalıyız.

Yaşadığımız toplumda bizim gibi düşünmeyenler elbette olacaktır. Bizden farklı inananları ve ayrı düşünenleri kınamamalı, onlara dinimizin emrettiği sevgi saygı temelindeki hoşgörüyü yansıtmalıyız. Onları kınamak, dışlamak, hor görmek, baskı altına almak yerine dinimizin emrettiği irşadı ve talimi esas almalı ve dinimizin güzelliklerini böylece onlara hissettirmeliyiz. Peygamber efendimiz (sav.) o çetin ve zorlu mücadelesinde asla şefkat ve hoşgörüyü göz ardı etmemiştir.  

Resulullah en azgın düşmanlarına karşı bile hoşgörüsünü sergilemiş, deyim yerindeyse düşmanlarını bile utandırmıştır. O’nun bu tavrı düşmanlarını dahi kendisine hayran bırakmıştır. O Taif’te kendisini taşlayanları bile dua ile hidayete davet etmiş, Rabbinden onların doğru yolu bulmalarını isteyerek engin hoşgörüsünü pratiğe yansıtmıştır.

Ahlakın ve sabrın en güzel göstergesi olan hoşgörüyü, çekingenlik ve korkaklık addedenlere aldırış etmemek son derece önemlidir. Bunun bir korkma olmadığını bilakis imanın bir tezahürü olduğunu unutmamalıyız. Konusu ne olursa olsun tartışmalarda kırıcı olmamak eleştiri sınırını aşmamak hoşgörünün bir gereğidir. Böyle ortamlarda Rabbimizin Nahl suresinin :“(Ey Muhammed)Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.’’ ayetini hatırdan çıkarmamalıyız. Yine bu hususta bizlere ferman buyuran Peygamberimizin “Kardeşine sevgi ve şefkatle bakan kimsenin günahları affedilir.’’ müjdesini de düstur edinelim.

Dinimizin kâmil bir mümin tarifinde yer almanın, sevgi, saygı, merhamet, fazilet ve hoşgörü ile ölçüldüğünü unutmayalım. Sabır ekseninde olumsuzluklara karşı sebat edebilmenin yine hoşgörünün bir tezahürü olduğunu unutmayalım. Bu güzel hasletleri hayatının her alanında pratiğe döküp gösterenlerin, cennet ehli olacağını unutmayalım.

Benzer Konular:

Answers ( 2 )

    0
    2023-05-22T17:37:25+03:00

    Hoşgörü İslam’da bir arada yaşamayı, anlayışı ve farklılıklara saygıyı teşvik eden önemli bir ilkedir. İslam, takipçilerini farklı inançlara, inançlara, kültürlere ve geçmişlere sahip insanlara karşı hoşgörülü olmaya teşvik eder. İşte İslam’da hoşgörü ile ilgili bazı önemli noktalar:

    Kuran Öğretileri: İslam’ın kutsal kitabı Kuran, hoşgörü ve farklılıklara saygının önemini vurgular. Din meselelerinde zorlama olmaması gerektiğini belirtir (Kuran 2:256) ve farklı inanç ve uygulamalara sahip farklı toplulukların varlığını kabul eder (Kuran 49:13). Kuran, Müslümanları barışçıl bir diyalog içinde olmaya ve başkalarına nezaket ve adaletle davranmaya teşvik eder.

    İnsan Onuruna Saygı: İslam, ırklarına, milliyetlerine veya dinlerine bakılmaksızın tüm insanların Allah’ın şerefli ve onurlu yaratımları olduğunu öğretir. Müslümanlara, farklılıklarına bakılmaksızın başkalarına saygı, nezaket ve adaletle davranmaları talimatı verilir. İnsan onuruna duyulan bu saygı, hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşamayı teşvik etmenin temelini oluşturur.

    Din Özgürlüğü: İslam, bireylerin inançlarını ve inançlarını seçme özgürlüğünü tanır. Müslümanlar, başkalarının dini tercihlerine saygı duymaya ve hoşgörü göstermeye çağrılır. Kuran, iman ve inançsızlığın kişisel vicdan meselesi olduğunu ve Müslümanların görevinin başkalarını İslam’ı kabul etmeye zorlamak veya zorlamak olmadığını vurgular (Kuran 10:99).

    Çoğulculuk ve Çeşitlilik: İslam, insan topluluklarının ve kültürlerinin çeşitliliğini tanır ve kutlar. Müslümanlar, çeşitliliğin güzelliğini takdir etmeye ve farklı geçmişlere sahip insanlarla diyalog ve işbirliğine girmeye teşvik edilir. İslam, karşılıklı anlayışı, işbirliğini ve birbirinden öğrenmeyi teşvik eden çoğulcu bir dünya görüşünü teşvik eder.

    Hz.Muhammed’in Örneği: Hz.Muhammed (sav), farklı inanç ve geçmişlere sahip insanlarla ilişkilerinde hoşgörünün bir örneği olmuştur. Gayrimüslim topluluklarla barışçıl ilişkiler sürdürdü, onlarla antlaşmalar imzaladı ve haklarını savundu. Peygamber’in etkileşimleri, hoşgörünün ve farklılıklara saygının önemini göstererek Müslümanlar için bir model görevi görür.

    Sosyal Uyum ve Uyum: Hoşgörü, farklı topluluklar içinde sosyal uyum ve uyumu teşvik etmek için esastır. İslam, Müslümanları, inançları veya inançları ne olursa olsun, her türden insanla iyilik, hayırseverlik ve işbirliği yapmaya teşvik eder. Müslümanlar, adaleti, eşitliği ve barışı teşvik ederek toplumun iyileştirilmesi için çalışmaya çağrılır.

    Diyalog ve Anlayış: İslam, Müslümanları farklı inançlara sahip insanlarla diyalog ve anlamlı etkileşimler kurmaya teşvik eder. Saygılı iletişim ve anlayış yoluyla, yanlış anlamalar ve önyargılar ele alınabilir, hoşgörü teşvik edilebilir ve işbirliği ve dostluk köprüleri kurulabilir.

    İslam’da hoşgörünün kişinin kendi inançlarından veya ilkelerinden taviz vermesi anlamına gelmediğini belirtmek önemlidir. Aksine, kişinin kendi değerlerini korurken diğerlerine karşı saygı, empati ve anlayış göstermesini içerir. Hoşgörü, İslam’ın öğretilerine uygun olarak, farklı toplumlarda barış içinde bir arada yaşamayı, karşılıklı saygıyı ve uyumlu ilişkileri teşvik etmenin bir yolu olarak görülüyor.

    En iyi cevap
  1. İslamda Hoşgörü, İslam’ın temel öğretilerinden biri olup, bireylerin ve toplumların huzur içinde yaşayabilmesi için büyük bir öneme sahiptir. Hoşgörü, insanlara karşı anlayışlı ve sabırlı olmayı, farklılıkları kabul etmeyi ve bu farklılıklara saygı göstermeyi ifade eder. İslam, hoşgörüyü sadece bireysel ilişkilerde değil, toplumsal hayatta da teşvik eder. Kuran ve hadislerde hoşgörü, sevgi, saygı ve barış temaları sıkça işlenmiştir.

    1. Hoşgörü: Kuran’da ve Hadislerde

    İslam, hoşgörüyü insanlara karşı nazik, sabırlı ve adil olmayı, aynı zamanda farklı inanç, görüş ve yaşam tarzlarına saygı göstermeyi öğütler. Kuran’da hoşgörünün, müminlerin temel özelliklerinden biri olduğuna dair pek çok ayet bulunmaktadır.

    “Kimse kimseye zorla dinini kabul ettiremez. Doğru yol, sapıklıktan açıkça ayrılmıştır. O halde kim tağutu (şeytanı) reddedip Allah’a inanırsa, kopması imkansız sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitendir, bilendir.” (Bakara, 256)
    Bu ayet, insanlara inanç özgürlüğü tanır ve zorla dini kabul ettirmenin, İslam’a aykırı olduğunu belirtir. Hoşgörü, sadece sosyal hayatta değil, inanç konularında da esas alınan bir ilke olarak ortaya çıkar.

    “Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107)
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insanlara rahmet olarak gönderilmiştir. Bu rahmet, başkalarını anlamak, onlara sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmak anlamına gelir. Peygamberin tüm insanlara karşı gösterdiği hoşgörü, İslam toplumları için örnek teşkil eder.

    “Her kim Allah’ın rızasını kazanmak için sabrederse, ona büyük bir mükâfat verilir.” (Al-i İmran, 146)
    Sabır ve hoşgörü, Allah’ın rızasını kazanmanın yollarındandır. Zorluklar karşısında sabırlı ve hoşgörülü olmak, İslam’ın öğütlediği erdemlerdendir.

    2. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Hoşgörüye Verdiği Önem

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yaşamı boyunca hoşgörü ve affetmeyi en önemli değerlerden biri olarak göstermiştir. Onun hayatı, hoşgörüye dair sayısız örnekle doludur.

    Bedir Savaşı’ndan Sonra:
    Bedir Savaşı’nda, birçok Mekkeli müşrik esir alınmıştı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onları öldürmek yerine serbest bırakmayı tercih etti. Bu, büyük bir hoşgörü ve affetme örneğidir. O, düşmanlarını bile affederek, İslam’ı barışçı ve insani bir din olarak ortaya koydu.

    Taif’teki Hoşgörü:
    Taif’e yaptığı seyahatte, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çok büyük bir eziyete uğradı. Taifliler onu taşlayarak kovdular, ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onlara beddua etmek yerine, Allah’tan onların hidayetini dilemişti. Bu olay, onun ne kadar büyük bir hoşgörüye sahip olduğunu gösterir.

    “Kim bizimle barış yapmak isterse, onu affedelim.” (Buhari)
    Peygamber Efendimiz, barış isteyen kimseyi kabul etmiş ve onlara hoşgörüyle yaklaşmıştır.

    3. İslam’da Hoşgörü ve Farklılıklar

    İslam, farklılıklara hoşgörüyle yaklaşmayı öğütler. Farklı inançlar, kültürler ve yaşam biçimlerine saygı göstermek, İslam’ın temel prensiplerinden biridir.

    “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi birbirinizle tanışasınız diye kabilelere ve boylara ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na en çok saygı göstereninizdir.” (Hucurat, 13)
    Bu ayet, ırk, dil, renk, cinsiyet gibi farklılıkların, insanların birbirlerine üstünlük sağlayan bir araç olmadığını belirtir. Hoşgörü, bu farklılıkları kabul etmeyi ve insanlar arasında adaletli ve eşit bir ilişki kurmayı ifade eder.

    “Dinlerinde zorlamayın. Herkesin kendi yolunu seçmesine izin verin.”
    Bu prensip, sadece bireysel değil, toplumsal hayat için de geçerlidir. İslam, kimseye zorla inanç kabul ettirmemeyi ve her bireyin kendi inanç özgürlüğüne saygı göstermeyi öğütler.

    4. Hoşgörü ve Ahlaki Değerler

    İslam’daki hoşgörü anlayışı, sadece dini farklılıklara değil, kişisel haklara ve ahlaki değerlere de saygı gösterilmesini içerir. Hoşgörü, bir insanın diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmasına ve toplumda huzur içinde yaşamasına yardımcı olur.

    Empati ve Sabır: Hoşgörü, empati yapabilmeyi ve sabırlı olmayı gerektirir. İnsanların hatalarını affedebilmek, zorluklar karşısında insanlara karşı anlayışlı ve sabırlı olabilmek, İslam’ın öğrettiği erdemlerdendir.

    Adalet ve Eşitlik: Hoşgörü, aynı zamanda adalet ve eşitlik ilkesine dayanır. İnsanlara adil davranmak, onları dışlamamak ve onların haklarına saygı göstermek, hoşgörülü bir toplumun temel yapı taşlarıdır.

    5. Toplumsal Hoşgörü ve Barış

    İslam, toplumsal barışın temeli olarak hoşgörüyü görür. İnsanlar arasında ayrımcılığı reddeder ve toplumsal huzurun sağlanabilmesi için hoşgörülü bir yaklaşım sergilenmesini öğütler.

    “Ey iman edenler! Bir kavmin diğer bir kavmi alaya almasın. Olabilir ki, onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar.” (Hucurat, 11)
    Bu ayet, insanları birbirlerini küçümsemekten ve alay etmekten alıkoyar. Hoşgörü, başkalarının onuruna ve değerine saygı göstermeyi de içerir.

    “Birbirinizi sevmedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız.” (Müslim)
    Hoşgörü, toplumsal barışın sağlanmasında kritik bir rol oynar. İslam, insanlar arasında sevgi ve saygıyı teşvik eder. İman, hoşgörüyle pekişir ve bireyler arasında güçlü bağlar kurar.

    6. Hoşgörü ve İslam’ın Evrensel Mesajı

    İslam, evrensel bir din olarak, tüm insanlara hoşgörü, barış ve sevgi mesajı verir. İslam, tüm insanları bir arada barış içinde yaşama çağrısı yapar ve farklı kültürlerden gelen insanlara da saygı gösterilmesini öğütler.

    7. Sonuç: Hoşgörünün Toplumsal Huzura Katkısı

    İslam, hoşgörüyü sadece bireysel bir erdem olarak değil, toplumsal huzurun ve barışın temeli olarak kabul eder. Hoşgörü, insanların birbirine karşı anlayışlı ve sabırlı olmalarını, farklılıklara saygı göstermelerini ve toplumsal uyumu sağlamalarını teşvik eder. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaşamı, İslam’ın hoşgörüye verdiği önemin somut bir örneğidir. Hoşgörü, İslam’ın merkezinde yer alan sevgi ve barış kavramlarıyla da uyumludur ve her Müslümanın yaşaması gereken bir yaşam biçimidir.

Cevapla