Paylaş
İslamda evlilik ve düğün adabı
Question
EVLİLİK VE DÜĞÜN MERASİMLERİ

islamda evlilik ve düğünlerimiz vaaz sohbet Ayet ve Hadisler ışığında evlilik/nikah ve düğünlerimiz
Konumuz evlilik özellikle düğün merasimleri hakkında olacaktır. İslam’da kadın erkek ilişkilerinin biricik meşru şekli evliliktir. Toplumun temel taşı olan aile mefhumunun canlı ve zinde tutulması Dinimizin önem verdiği bir husustur. Bu sebeple evlilik sadece fiziksel bir gereklilik ve bir ihtiyaç değil aynı zamanda dini bir görevdir. Gençlerin evlendirilmesini Rabbimiz ana babasına ve topluma yüklemiştir: “İçinizden bekarları, iyi olan köle ve cariyeleri evlendirin. Eğer onlar fakirler ise Allah onları lutfu ile zenginleştirir. Cenab-ı Hak her şeyi geniş olan ve bilendir.” (Nur, 32) Efendimiz de bir çok sözlerinde bu konuyu dile getirmiş, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Evlilik benim sünnetimdir. Kim ondan yüz çevirirse benden değildir.” Yine Taberani’de geçen bir rivayette Allah Rasulu (SAV) “Bir Müslüman evlendiğinde dininin yarısını kurtarır. Diğer yarısını kazanmak için dini bir hayat sürmeye çalışsın.” buyurmuş ve dini yaşama noktasında, zinadan korunma noktasında evliliğin önemini ifade etmiştir. Evlilikle ilgili dinimiz 1- Mehir, 2- İlan, şahitler ve merasim (evliliğin herkes tarafından duyulması, gizli olmaması…) 3- Anne-babanın ve evlenecek olan kişilerin kendi rızaları gibi bir kısmı olmazsa olmaz, bir kısmı ise iyi olur kabilinden şartları getirmiştir. Bugün bizim özellikle üzerinde duracağımız husus ise düğünler nasıl icra edilmelidir? Maalesef bugün bazı düğünlerimiz, helal bir amaç için yapılan evliliği harama dönüştürmektedir. Harama dönüştürülen bu düğünlerde 2 husus göze çarpmaktadır:
1- İçki
2- İsraf
Üzülerek ifade edelim ki özellikle içki noktasında toplumumuzda gördüğümüz husus şudur: Ya ana baba istemediği halde çocuklar söz dinlemeyerek o pisliği düğüne karıştırmakta ya da çocuklar bile istemediği halde insanlardan çekindiği için bunu yapmakta. Bu insanlar yaptıklarının kötülüğünü de bilmekte ve düğüne hocayı çağıramamakta,utanmaktadır. Kötü bir iş yaptığını bile bile kişiler bunu yapmaktadır. Be kardeşim hocadan çekindiğin kadar, utandığını kadar Allah’tan korksan, Peygamber’den utansan iş bitecek! Neden Allah’ın emri, Peygamber’in sünneti dururken şeytanın emirlerine, nefsin arzularına, nefis ve şeytanın esiri durumunda olan insanların isteklerine göre düğün yaparsın? Böyle bir düğün yarar yerine zarar getirir. Zaten içki girdiği yere kötülük, pislik taşır. Kavgalar, dövüşler, yaralamalar, cinayetler. En basitinden adam içiyor, eğlence diye tüfeği, tabancayı ateşliyor öbür yanda bir masum yaralanıveriyor, ölüveriyor. Ya da sarhoş bir şekilde gerdeğe girildiğinde bu nesil nasıl sağlıklı olur, nasıl dindar olur? Düğünlerde gördüğümüz bir yanlış noktada özellikle yemeklerdeki israftır. Niye böyle yapıyoruz bilmiyorum; Efendimiz’in sünneti olan düğün yemeği, bir haram ve günah haline geliveriyor! Yine zenginlerin de çağrılıp da fakirlerin çağrılmadığı bir düğün yemeği Efendimizin tasvip etmediği bir düğün yemeğidir. (Buhari, Nikah, 72)
Peki bazı kardeşlerim diyecek ki hocam düğün eğlencesiz olur mu? Adı üstünde düğün, insanların gülmesi gereken bir şey değil mi? Eğlence İslam’da günah mı? Bu konuda meşhur İmam Gazali’ye kulak verelim: “Habeş oyuncularının eğlencesinden daha büyük ve açık hangi eğlence vardır. Halbuki bu eğlencenin mübah olduğu nassla sabittir. Bu konuda benim kanaatim şudur: Eğlence kalbe rahatlık verir, fikri yorgunlukları hafifletir, daima zorlanan ve ciddi işlerle meşgul edilen kalpler körleşir, eğlence ile kalbi rahatlandırmak ciddi iş görmesi için ona yardım etmek demektir…. Eğlence hayatı ciddi hayata hizmetçi olur. Daima ciddi bir hayat yaşamaya takat getirilemez, buna sabır edilemez. Şu halde eğlence, yorulan, bıkan, usanan ve sıkılan kalbin devasıdır. Öyle olunca da mübah olması gerekir. Fakat ilaçta olduğu gibi eğlencenin dozunun fazla olmamasına dikkat edilmesi lazım gelir. Şu halde bu niyetle yapılan eğlence, ibadet haline gelir.” (İhya, II/284) Asr-ı saadette eğlence ve spor olarak at ve deve yarışları yapılır. Bizzat Efendimiz’in Abda isimli devesi bir çok yarışa katılmış ve hep birinci olurdu. Hatta bu deve yaşlandığı zaman genç bir deve onu geçip de yarışta birinci olduğu zaman sahabiler üzülmüş Efendimiz şu sözleriyle onları teskin etmiştir: Yükselen her dünyevi şeyin alçalması, ilahi hikmet gereğidir. (Buhari, Cihad, 59 ; Nesai, Hayl, 14)
Efendimiz hanımı Hz. Aişe ile iki defa koşu yaparak yarışmıştı. Yine yüzmek Efendimizin tavsiye ettiği bir spordu. Düğün, bayram, savaş için seferde çıkış ve dönüşlerde, ticaret kervanlarını karşılarken ve ağırlarken def ve davul çalmak adeti yaygındı. Peki o dönemdeki düğünler nasıldı? Bunu izah etmeye çalışalım: “ “(Cinsel ilişkide) helal ile haramı birbirinden ayıran, def ve sözdür.” (Tirmizi, Nikah, 20; Nesai, Nikah, 72) “Nikahı mescidlerde kıyın, herkese duyurun ve defle kutlayın” (İbn Mace, Nikah, 20) Hz. Aişe Ensar’dan bir yakınının düğününü yapar. Eve gelen Hz. Peygamber; ‘Ğelini, güveyi evine gönderdiniz mi?’ deyince oradakiler, ‘Evet’ derler. Bunun üzerine Rasulullah ‘Gelinle beraber, def çalıp şarkı söyleyecek cariyeler de gönderdiniz mi?’ deyince Hz. Aişe ‘Hayır’ der. Peygamberimiz, Ensar’ın pek çok gazelleri vardır, onlar eğlenceyi de çok severler…Onlara şarkı söyleyecek birini de gönderseydiniz.’ buyurur.” (Buhari, Nikah, 63; İbn Mace, Nikah, 21) Bir Aşure günü Medine’de genç kızların def çalıp şarkı söylediklerini gören Halid b. Zekvan el-Medeni, bu durumu öğrenmek için ashabdan Muavviz kızı Rübeyyi’ye gider ve sorar. Rübeyyi ‘Düğünümüz sabahı Rasulullah geldi, yatağıma oturdu. Yanımda, Bedir’de şehid edilen ecdadımla ilgili mersiyeler söyleyip def çalan iki cariye vardı. Şarkılarının bir yerinde ‘Aramızda yarın olacağı da bilen Peygamber var.’ deyince Rasulullah ‘Böyle söylemeyin. Yarın ne olacağını Allah’tan başkası bilemez. Siz daha önce söylediklerinize devam edin.’ diye cevap verir.” (Buhari, Nikah, 49 ; İbn Mace, Nikah, 21 ; Tirmizi, Nikah, 6; Ebu Davud, Edeb, 51)
Sahabe ve tabiun döneminde de düğün eğlenceleri yaygın idi. Amir b. Sad anlatıyor: “Bir düğünde Karaza b. Kab ve Ebu Mesud el-Ensari’nin yanına vardım. O esnada cariyeler şarkı söylüyorlardı. ‘Siz Rasulullah’ın ashabı ve Bedir ehlindensiniz. Sizin yanınızda böyle yapılıyor (ve siz ses çıkarmıyorsunuz.) dedim. Onlardan biri ‘İstersen otur, bizimle beraber dinle. İstersen kalk git. Düğünde eğlenmek için bize izin verildi.’ dedi.” (Nesai, Nikah, 80) Aynı hadise ile ilgili Ebu Davud et-Tayalisi’nin (204/819) rivayeti konumuza daha da açıklık getirmektedir: “Bize düğünde şarkı söyleme, aşırılığa kaçmaksızın ölüde ağlama konusunda (Rasulullah tarafından) izin verildi.” Ebu Davud et-Tayalisi, Müsned, 169)
Hz. Enes’in bildirdiğine göre Rasulullah Medine’nin bir yerinde def çalıp şarkı söyleyen bir grup genç kıza rastlar, onlar şarkılarında, ‘Biz Neccaroğulları kızlarıyız, Ne güzel komşumuzdur Muhammed.’ deyince Hz. Peygamber de ‘Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum.’ der.” (İbn Mace, Nikah, 21) Bir kurban bayramında Hz. Aişe ensardan iki cariye ile def çalıp şarkı söyleyerek eğlenirken eve Hz. Peygamber gelir ve (eğlencelerini kesmemek) için yüzünü öbür tarafa çevirerek yatar. Eğlence devam ederken, bu sefer eve Hz. Ebu Bekir gelir. Onların bu halini görünce kızarak, ‘Rasulullah’ın evinde şeytan aletlerinin ne işi var?’der. az ileride yatmakta olan Rasulullah yüzündeki örtüyü kaldırır ve ‘Bırak bu bayramdır.’ der. (Buhari, Ideyn, 2; Müslim, Ideyn, 16) Yine bir bayram günü Mescid-i Nebevi’de kılıç kalkan oyunlarının oynandığını hatta Hz. Aişe’ye Efendimizin bu oyunları seyrettirdiğini yukarıda ifade etmiştik. (Buhari, Ideyn,
2) Düğün eğlencesinin cevaz şartları nelerdir? Bu soruyu iyi anlamak lazımdır. 1- Bu eğlencelerde haram olan bir şey mevcut değildir. İçki, kadın ve erkeklerin birlikte oynamaları, insanı içkiye, şehvete sevk edecek türde şarkı ve şarkıcılar vb. şekillerde eğlenmek kesinlikle haramdır. 2- Bu eğlencelerde harama vesile olan şeyler de yoktur. Mesela ifade edilmesi dinen caiz olmayan sözleri içeren, şehevi duyguları hareket geçiren şarkılar böyledir. 3- Özelde düğün, genelde eğlenceye verilen izin sınırsız değildir. İslam’ın mübah, hatta müstehab gördüğü düğün eğlencesi, kemiyet ve keyfiyet yönünden aşırılığa kaçmamalı, sınırlı olmalıdır. Tıpkı bir ilaç gibi. Burada içki örneğini veremeyiz çünkü o kesin bir yasaktır hatta öyle ki çoğu sarhoşluk verenin azı da haramdır denilerek o yol kesin kesilmiştir. Peki burada ölçü ne olacaktır diye bir soru sorulacak olursa çocuklara biraz daha fazla gençlere biraz sınırlı şekilde müsaade edilebilir. Belli bir yaştaki insanlar için bunlar doğru olmaz. Eğer gençlerimizin eğlence ihtiyaçları İslam’ın izin verdiği şekliyle ve kadarıyla karşılanmazsa onlar tamamen kontrolden çıkacak, başıboş ve sınırsız bir şekilde bu ihtiyaçlarını gidereceklerdir. Öyleyse gençlerimize İslam’ın meşru saydığı bir zeminde eğlenme imkanı tanımalı, bu ihtiyaçları giderilmelidir. Bunun için de düğünler en uygun ortamlardır. Özetleyecek olursak Nikah ve Evlilik İslam Dinimiz’in çok önem verdiği husustur. İnsanları huzura erdirecek, zinadan ve fuhuştan alıkoyacak, sağlam nesillerin yetişmesine vesile olacaktır. Mehir, evliliği insanlara ilan etme ve duyurma, şahitlerin olması, anne babanın ve evlenecek kişilerin rızası gibi bazı şartlar evlilikte önem arz etmekte ve dinimiz bu noktalara dikkat çekmektedir. Toplumumuzdaki düğün merasimleri ile ilgili dikkat çeken hususlar içkili eğlenceler ve israftır. Düğünlerimizdeki eğlenceler maalesef içkili, kadın erkek karışık bir vaziyette olmaktadır ki bu husus son derece yanlıştır. Bununla birlikte düğünlerin eğlencesiz de olması doğru değildir. Asr-ı saadetteki örnekler bize bu eğlencenin belli şartlarla olması gerektiğini ve ölçülü hareket etmenin gerektiğini ifade etmektedir.
BENZER KONULAR:
Answers ( 3 )
Evliliğin ve nikahın ilan edilmesini geleneklerimiz gereği düğün şeklinde yapıyoruz. Düğünlerimizde eğleniyor, nikahlarımızı akrabalarımıza, dostlarımıza ve topluma ilan ediyoruz. Zaten nikahın ilanı da böyle olmalıdır. Bununla birlikte, maalesef, İslam’ın ahlakına uymayan düğünlere de rastlıyoruz. Bu konuda bilinçli ve uyanık olalım. Hiçbir anlamı olmayan “Bir kere evleniyorlar, ne olur ki?” gibi mazeretlerle Allah için kurduğumuz yuvamızın temelini daha ilk günden yıkmayalım. Düğünlerimizde israfa gitmeyelim. Oğlunu ya da kızını evlendirecek ana babalar, “Kim ne der?” gibi anlamsız sorularla veya “Şanıma yaraşır bir düğün yapmalıyım.” gibi uygunsuz yaklaşımlarla karşı tarafı gereksiz yere ağır yük altına sokacak organizasyonlara girişmemelidir.
Yol gösterin lütfen
Ben 29 yaşında 2 senelik evliyim. Bizi küçükken ilk okulda babam başımızı kapattırdı kendi isteğimizle bilinçli olarak kapanmadık eşim de şimdi başını açmanı isterim dedi ama zorlamadı fikrini söyledi benimde küçüklükten beri içimde olan birşey heves yani şimdi ben bu konuyu aileme söyledim erkek kardeşimden birisi babamı doldurarak yaptığımı kabul etmediğini söyledi babam da bana ben kabul etmiyorum evime gölgeme gelmezsin gerekirse boşan gel dedi çok kötü yerlere gitti konu. Bana ne önerirsiniz yapmam gereken nedir ?
Yapmanız gereken Allah’ın emrine uyup tesettürünüz ile devam etmenizdir. Her ne kadar küçük yaşta kendi isteğiniz ile tesettüre girmemiş olsanız bile, dinen mükellef olduğunuz zaman Allah’ın emirlerini yerine getirmeniz farzdır. Tesettür de Allah’ın bir farzı olduğu için tesettüre riayet etmemek HARAMDIR
İslam’da evlilik ve düğün adabı, aileyi sağlam temeller üzerine kurmak ve toplumsal düzeni korumak açısından büyük önem taşır.
1. Evlilik
Tanımı: İki kişinin rızasıyla, Allah’ın rızasına uygun olarak hayatlarını birleştirmesidir.
Önemi:
Ahlaki ve toplumsal denge: Evlilik, iffet ve toplum düzenini korur.
İbadet boyutu: Evlilik, sünnet ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın yollarından biridir.
Aile ve nesil: Sağlıklı bir aile yapısı, çocukların iyi yetişmesini sağlar.
Kur’an ve Hadis Örnekleri:
“Onlarla (kadınlarla) meşru olarak evlenin, onlar size bir örtüdür, siz de onlara bir örtüsünüz.” (Bakara, 2/187)
Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Evleniniz, çünkü evlilik benim sünnetimdir.” (İbn Mâce)
2. Düğün Adabı
Tanımı: Evliliğin kutlanması sırasında İslam ahlâk ve ölçülerine uygun davranışlar.
Öneriler:
Abartıdan kaçınmak: Gereksiz masraf ve gösterişten uzak durmak.
Helal ve temiz yiyecekler: Davetlilere helal gıdalar ikram etmek.
Hayır ve dua: Düğünde Allah’a şükretmek ve evliliğin hayırlı olması için dua etmek.
Ahlâka uygun davranış: Şarkı, dans veya uygunsuz eğlencelerden kaçınmak.
3. Özet
İslam’da evlilik, aileyi kurmanın ve toplumun temelini sağlamlaştırmanın yolu; düğün ise bunu kutlarken İslam ahlâkına uygun davranmanın adabıdır.