Share
islam’a göre tedbir ve tevekkül
Question
Dinimize göre tedbir ve tevekkül nedir nasıl olmalıdır?

Dinimize göre tedbir ve tevekkül haktır. Ancak; tevekkül hususunu ne kadar biliyor ve nasıl uyguluyoruz. İslam’a göre tevekkül, insanın kendisine düşen vazifelerin tamamını yaptıktan sonra, sonucu Yaratanına bırakmasıdır. Tedbir, sorumluluğumuzun gereklerini yerine getirmektir. Hayatında tedbirli olmayı prensip edinen insan, mutlu olan insandır. Tevekkül ile tedbiri birbirinden iyi ayırt etmek gerekir.
Bir binayı sağlam yapmayan müteahhit, tarla ekimini doğru yapmayan çiftçi, kendine emanet edilen kamu işini zedeleyen işçi ve memur, direksiyon başına sarhoş olarak geçen şoför, derslerine çalışmayan öğrenci, ticaretini aldatma üzerine kurmuş tüccar ve daha nice hayat sahasında yanlış yapan insanlar, sorumluluklarını bırakıp, gerekli çalışmayı göstermeden suçu hep başka sebeplere attıkça, dünya ve ahirette mutlu bir sonuca eremeyeceklerdir. Sebeplere sarılmak her türlü doğru gayreti göstermek demektir.
Günümüzde bazı insanların, başlarına gelen kötü şeyleri kaderden bilme gibi bir yanlışlığın içine düştüğünü görmekteyiz. Evet, ister iyi bir iş olsun, ister kötü bir iş olsun, her şey Allah’ın o fiili yaratmasıyla, ona “ol” demesiyle mümkündür. Bununla beraber şu husus unutulmamalıdır ki; Yaratan yarattığı kulunun kötü bir eylemin içerisinde olmasına asla razı olmaz. Nitekim bu husus Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötü bir iş yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullarına (zerre kadar) zulmedici değildir.” (1)
Her insana çalıştığının karşılığı tas tamam olarak verileceği Yüce Rabbimiz tarafından vaad edilmektedir. O halde insana ne oluyor ki, Allah’ın emirlerini unutup, sorumluluklarının gereklerini yerine getirmeden tedbirini almadan ve çalışmadan kendisinin ve ailesinin başına gelen sıkıntı ve problemler içerisinde boğularak, sefaletin içerisine sürüklenmektedir. Merhum Mehmet Akif Ersoy’un:
Sarılmadan en ufak bir işinde esbaba,
Muvaffakiyete imkan bulur musun acaba?
dizeleriyle dile getirdiği gibi, çalışmadan, gayret göstermeden, verilen imkanları değerlendirmeden ve başarıya giden sebeplere sımsıkı sarılmadan gerçek mutluluk elde edilmez.
Başımıza gelen sıkıntıların sebebini başka yerlerde arayıp, kader tartışmalarının içine dalmak yerine, nerede yanlış yaptığımızı sorgulayarak bize sunulan her türlü tedbiri alıp sonucunu Yüce Mevla’ya bırakmak suretiyle O’na tevekkül etmek, en sağlam yoldur.. Bir ayet mealiyle son verelim. “Sana bir iyilik gelirse Allah’tandır. Sana bir kötülük gelirse kendindendir.”(2)
———–
- Fussilet, 41/46
- Nisa, 4/79
BENZER KONULAR:
Answers ( 2 )
İslam dininde, tedbir ve tevekkül kavramları, hayatın her alanında birlikte kullanılan iki önemli kavramdır. İslam’a göre, insanlar hem tedbir almalı hem de tevekkül etmelidirler.
Tedbir, bir tehlikeyi veya zararlı bir durumu önlemek veya minimize etmek için alınan önlemlerdir. İslam dininde, insanlar herhangi bir işe girmeden önce, gereken tedbirleri almakla yükümlüdürler. Tedbir almak, insanın aklı, bilgisi, tecrübesi ve doğru karar verme yeteneğini kullanmasını gerektirir. İslam’da, tedbir almak, insanların kendi çabaları ile riskleri azaltmak veya ortadan kaldırmak için çalışmalarını gerektirir. Örneğin, insanlar hastalıklardan korunmak için düzenli olarak el yıkamalı, sağlıklı beslenmeli ve hastalıkların yayılmasını önlemek için uygun önlemler almalıdırlar.
Tevekkül ise, insanın her şeyin kontrolü kendinde olmadığını kabul etmesidir. İslam dininde, insanlar her ne kadar gereken tedbirleri alsalar da sonuçları tamamen kontrol edemezler. Bu nedenle, insanlar tevekkül ederek, Allah’a güvenmeli ve O’nun kaderine boyun eğmelidirler. Tevekkül, insanların Allah’a tam bir güven ve inançla, herhangi bir olumsuz durumda O’na sığınmasıdır. İslam’da tevekkül, insanların bir işi yaparken yaptıkları her şeyden sonra Allah’a güvenmek, dualar etmek ve Allah’ın takdirine razı olmak anlamına gelir. Örneğin, insanlar bir işe başlamadan önce gereken tedbirleri aldıktan sonra, işin sonucu konusunda Allah’a güvenmelidirler.
İslam dininde, tedbir ve tevekkül birbirini tamamlayan kavramlardır. İnsanlar tedbir aldıktan sonra, sonuçları Allah’a bırakmalı ve O’na güvenmeli, tevekkül etmelidirler. Aynı şekilde, sadece tevekkül etmek, tedbirsizlik anlamına gelir ve bu, İslam dininde uygun bir yaklaşım değildir. İnsanlar, tedbir alarak ve Allah’a güvenerek hayatlarını daha iyi bir şekilde yönetebilirler.
İslam’da tedbir ve tevekkül iki önemli kavramdır ve bunlar birbirini tamamlayan, dengeli bir yaşam tarzını ifade eder. Bu kavramlar, müminin hem dünyada hem de ahirette başarılı olabilmesi için gerekli olan dua, çaba ve güveni bir arada barındırır.
Tedbir Nedir?
Tedbir, bir işin veya durumu en iyi şekilde hazırlık yaparak ve önlemler alarak düzenlemek anlamına gelir. İslam’a göre, Allah insana akıl ve güç vermiştir; bu nedenle insanın sorumluluklarını yerine getirirken gerekli tedbirleri alması beklenir. Yani, müminin başarılı olabilmesi için gereken gayreti gösterip, sağduyu ve akıl yoluyla çaba sarf etmesi gerekmektedir.
Tedbirin İslam’daki yeri:
İslam, çalışmayı, gayret göstermeyi ve plan yapmayı teşvik eder. Allah’ın verdiği akıl ve imkânlarla işlerin en iyi şekilde yapılması beklenir.
Örneğin, bir kimse hastalanmamak için sağlık kurallarına dikkat etmeli, gücü ölçüsünde bir işte çaba göstermelidir.
Çalışmak, tarlayı sürmek, gerekli hazırlıkları yapmak gibi tedbirler almak gereklidir. Fakat tedbir almak, bir şeyi kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez, çünkü her şeyin nihai kontrolü Allah’a aittir.
Tevekkül Nedir?
Tevekkül, bir kişinin tüm çabalarını ve gayretini gösterdikten sonra sonuçları yalnızca Allah’a bırakmasıdır. İnsan, tüm gayretini ve tedbirini aldıktan sonra, sonucun Allah’ın takdirine bağlı olduğunu kabul eder ve ona güvenir. Bu, Allah’a teslimiyet ve güveni ifade eder.
Tevekkülün İslam’daki yeri:
Tevekkül, insanın kalbinde Allah’a olan güvenin bir yansımasıdır. Mümin, Allah’ın kudretine güvenerek, elinden geleni yaptıktan sonra sonucun Allah’ın takdirine bırakır.
İslam, tevekkülü bir anlamda teslimiyet ve sabır olarak tanımlar. Bir kişi, tedbir aldıktan sonra sonucu Allah’tan bekler ve bu süreçte kaygı ve korku taşımadan huzur içinde olur.
Tevekkül, Allah’a olan inanç ve teslimiyetin bir göstergesidir. Mümin, başarıya ulaşması için sadece kendi çabalarına güvenmekle kalmaz, aynı zamanda her şeyin Allah’ın iradesine dayandığını kabul eder.
Tedbir ve Tevekkülün İslam’daki Birlikte Kullanımı:
İslam, tedbir ve tevekkülün birbirini tamamlayıcı bir şekilde olması gerektiğini öğretir. Bir mümin, her iki kavramı dengede tutmalıdır:
Tedbir: Yani gerekli hazırlıkları, çabayı, planları yapmalı.
Tevekkül: Yani sonrasında sonucu Allah’a bırakmalı ve O’na güvenmelidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu dengeyi çok güzel bir şekilde anlatmıştır. Bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“İçinde bulunduğunuz duruma göre hareket edin, ama sonrasında sonucu Allah’a bırakın. Yani, eğer bir şeyin gerçekleşmesi için çalışıyorsanız, o konuda çaba harcayın, ama sonucu Allah’a teslim edin.” (Hadis-i Şerif)
Bir başka örnekte, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Bir kimse, devenin ipini bağlayıp Allah’a tevekkül etsin.” demiştir. Bu, insanın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesinin ardından, Allah’a güvenmesi gerektiğini anlatan çok güzel bir örnektir.
Tedbir ve Tevekkül Arasındaki Denge Nasıl Olmalıdır?
İnsan, tedbir alırken çalışkan ve gayretli olmalıdır. Kendi gücünü, bilgisini ve imkanlarını kullanarak bir amacına ulaşmaya çalışmalıdır.
Ancak aynı zamanda tevekkül de göstermelidir; yani, kendi gücünü aşan durumlarda, başarıya ulaşamasa dahi, sonucun Allah’tan olduğunu ve O’nun takdirine boyun eğmesi gerektiğini kabul etmelidir.
Tedbir, dünyada gerekli olan her türlü hazırlığı yapmayı ifade ederken, tevekkül ise kalpte Allah’a olan güveni ve teslimiyeti barındırır. İkisi arasında bir denge olmalıdır; ne aşırı bir şekilde tedbirsiz bir şekilde hareket edilmeli, ne de tedbir almadan sadece tevekkül edilmelidir.
Sonuç olarak:
Tedbir, müminin Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirmesi için gösterdiği çaba ve gayrettir.
Tevekkül, bu çaba sonrasında, sonucu sadece Allah’a bırakma ve O’na güvenme anlamına gelir.
Bir mümin, hem tedbir almalı hem de tevekkül göstermelidir. Yani hem çalışmalı, hem de Allah’a güvenmeli ve sonucunu O’na teslim etmelidir. Bu ikisinin doğru bir şekilde bir arada olması, insanın hem ruhsal huzurunu hem de dünyadaki başarısını getirir.