Hesaba Çekilmek

Question

Hesaba çekilmek ne demek

Hesaba Cekilmek

Bu Allahu Teâlâ’nın mahşerden ayrılmadan önce kullarına, dünya hayatında yapmış oldukları her şeyi göstermesidir. Şeklini ve biçimini hiç kimsenin bilmediği iyi olsun, kötü olsun inanç, söz ve fiil cinsinden insanın her tasarrufu orada ortaya konacakır.

Bu hesaba çekilmenin hikmeti ise; Allahu Teâlâ’nın, mut takilerin faziletlerini ve hayat hikâyelerini açığa çıkarması, is yankârların da kötülüklerini ve cürümlerini belgeleyerek şahitler huzurunda ve Arasat (mahşer yeri, haşr, neşr) ehlinin karşısında itiraf etmelerini istemesi, böylece Allahu Teâlâ’nın takva sahiple rini lütfuyla mükâfatlandırmasını, isyankârları da adâleti gereği cezalandırmasını sebepleri ve dayanaklarıyla ortaya çıkarmasıdır.

Allahu Teâlâ daha dünyadayken kullarını bununla in zar etmiş olduğundan, bu olayın âhirette tahakkuk etmesi kaçınılmazdır.

İnsanlar dünyada, derecesi ne kadar küçük olursa olsun bir idarecinin önünde durup, haklıyla haksızın ayırt edilmesinden korkarlar. Hâlbuki o da onlar gibi insandır; sahip olduğu maka mindan başka bir özelliği yoktur. İdarecinin makamı yükseldik çe korku ve endişeleri de artar. Onların işleri görülünceye kadar geçen zaman pek ağır gelir, kısa bir zaman olduğu halde, saatler günler gibi uzun gelir. Bir dakika, uzun bir zaman gibidir orada.

Ya Aziz ve Cebbar olan Allah’ın önünde durmak nasıldır acaba?

Âdem (aleyhisselâm) dan son insana kadar bütün halkı içine alan bu saftan, insanlar bir bir çağırılır ve sırası gelen sorguya çekilir.

“Rabbine andolsun ki, hepsini yaptıklarından hesaba çekeceğiz…” (Hicr: 92-93) ilahi kaynaklı haberler, hesaba çekilmenin, kıyamet günün de insanın karşı karşıya kalacağı en büyük ve dehşetli olay oldu gunu belirtmektedir.

“…Allah yolundan sapanlara, hesap gününü unut tuklarından dolayı çetin bir azap vardır.” (Sad: 26)

“Musa dedi ki: ‘Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benimde Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.’ ” (Mümin: 27)

Allahu Teâlâ’nın kullarını kıyamet gününde hesaba çekece ğine dair delillerinden bazıları O’nun şu sözleridir:

“…İçinizdekini açıklasanız da gizlesenizde, Allah sizi onunla hesaba çeker, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder…” (Bakara: 284)

“O zaman kimin kitabı sağından verilirse o, kolay bir hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine döne cektir. Kimin kitabı arka tarafından verilirse, o, ölümü çağıracak ve alevli ateşe girecektir.” (Inşikak: 7-12)

Hz. Rasûl (sallallahu aleyhi ve sellem) bu olayın ehemmiyetini Ebu Zerr (radıyallahu anh)’ın rivayet ettiği bir hadisi şerifte şöyle ifade etmiştir. “Ben sizin görmediklerinizi görüyor ve işitmedik lerinizi işitiyorum. Gökyüzü, üzerindeki meleklerin ağırlığından gicırdadı ve gıcırdamakta haklıdır, çünkü gökyüzünde dört par maklık basit yer kalmamıştır ki bir melek, alnını yere koyarak (orada) secdeye dayanmamış olsun. Vallahi benim bildiklerimi bilseniz muhakkak ki az güler ve çok ağlardınız, yataklar da ka dınlardan zevk almazdınız ve yollara çıkarak avaz avaz bağırarak Allah’a niyazda bulunurdunuz. Ben isterdim ki kesilip yok edilen bir ağaç olayım.”

Müminler de “Rablerinin azabından korkarlar. (Mea. ric: 27) şerri yaygın olan bir günden (Insan: 7) ve en kötü hesaptan korkarlar. (Rad: 21) Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz” (Mearic: 28)

Hesabın insana uzun ya da kısa gelmesi, zor veya kolay ol ması meselesi ise, insandan insana derecelerine göre değişiklik arz eder, onlardan bazılarının hesaba çekilmesi, bir hayvanın sağılmasından daha uzun olmayacaktır. Bu konuda Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in beyanatı vardır. Onlardan bazılarının hesaba çekilmesi o kadar zor ve uzun sürer ki, onu tarif etmek mümkün değildir. Bu farklılık, onların, dünya hayatında yaptık ları amellere oranla meydana gelecektir.

“O gün her nefis, yaptığı her hayrı hazır bulacaktır; işlediği her kötülüğü de. İster ki o kötülükle kendisi ara sında uzak bir mesafe bulunsun…” (Al-i İmran: 30)

“Kitabı sol tarafından verilenler (Ashab-ı Şimal) der ki: ‘Keşke bana kitabım verilmeseydi, şu hesabımı hiç görmemiş olsaydım. Keşke ölüm işimi bitirmiş olsaydı. Malım bana hiç bir fayda vermedi. Gücüm (saltanatım) benden yok olup gitti. Hiçbir şeyim kalmadı. (Yüce Al lah, cehennemin muhafızlarına emreder) Tutun onu, bağlayın onu’ ‘Sonra cehenneme sallayın onu. Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu. Çünkü büyük (Azîm) Allah’a inanmıyordu…’ (Hakka: 25-33)

“Ayetlerimizi tanımayanlar solun adamlarıdır. (As habu’l Meş’eme). Onlara (kapıları) üzerlerine kilitlene cek bir ateş vardır” (Beled: 19-20)

“Kimin kitabı da arka tarafınan verilirse, o ölümü çağıracak. Ve alevli ateşe girecektir. Çünkü o, (dünya- da) ailesi arasında (şımarık ve) sevinçli idi. O, hiç (Rab- bine) dönmeyeceğini sanmıştı…” (Inşikak: 10-14)

Kimlerin kitabı sağından verilirse işte onlar, ki aplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmaz lar.” (İsra: 71)

“Kimin kitabı sağından verilirse, o kolay bir hesaba (hisab-ı yesr) çekilecek ve sevinçli olarak ailesine döne cektir.” (İnşikak: 7-8-9)

Burada Hisab-ı Yesr, hiç münakaşa edilmeyen kolay bir hesap ki, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu sadece kita ba bakılıp geçiştirilmek ile tefsir etmiştir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) “inceden inceye hesaba çekilen bir kimse mutlaka helak olur” buyurdu. Hz. Aişe (radiyallahu anha): “Ya Rasulallah, Allahu Teâlâ beni sana feda kılsın.” Allahu Teâlâ: Kimin Kita bi sağından verilirse, o kolay bir hesaba çekilecek’ buyurmuyor mu?, dedim. Buyurdu ki: “O arzdır, onlar sadece arz olunurlar ve her kim hesabta münâkaşa olunursa (ince hesaba çekilirse) helâk olur.”

Bir de Imam Ahmed, Abd İbni Humeyd, Ibni Merduye ve Hakim, sahih diye yine Hz. Aişe (radıyallahu anha)’dan rivayet et mişlerdir ki: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i dinledim. Namazin bazısında “Allah’ım beni hisabi yesir ile muhasebe et.” di yordu, Namazdan çıkınca; Ya Rasulallah hisabı yesir nedir? diye sordum. Buyurdu ki: “Kitabına bakılıp da geçiştirilivermesi, (yani günahlarının af olunuvermesi) dir. Ey Aişe! Kim hesaba çekilecek olursa helâk olur. ”

Ama bunlar bizim İslâmi emir ve nehiylere olan ciddi bağlı lığımızın belirleyici bir fonksiyonu olacaktır. Fakat şunlardan da hesaba çekilmeden kul, Rabbinin huzurundan ayrılmayacaktır. Kul; hayatından sorulacaktır, hayatını nerede harcamıştır? Genc liğinden sorulacaktır, gençliğini nerede tüketmiştir? Malından sorulacaktır, malını nelerden kazanmış ve nereye harcamıştır? Ve bildiğiyle amel etmiş midir, ondan sorulacaktır.

“Ey insan! O gün sen Rabbinin huzuruna varıp yü rürsün. O gün, insanoğluna önce ve sonra yaptığı ne var sa bildirilir. Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu artık kendisine (nefsine) karşı bir şahittir.” (Kıyâmet: 12-15)

“Onları vukuunda hiçbir şüphe olmayan bir günde topladığımız ve herkesin kendilerine haksızlık edilme yerek, (dünyada) kazandığı tastamam ödendiği zaman artık halleri nice olur?” (Al-i İmran: 25)

DURUŞMA YERİNİN KORKUNÇLUĞU OLAYLARI

O günkü korku ve dehşet anını tasvir etmenin, onun gerçek mahiyetini söz yahut yazı ile ortaya koymanın kesinlikle imkânı yoktur. Olayın tüm gizlilik ve sırlarını, Allahu Teâlâ o güne kadar gizli tutacaktır. O günün ve anın bütün zamanlardan daha kor kunç ve dehşet verici olduğunu, onun gibi, onun çapında baş ka olay olmadığını bilmemiz, ayeti kerimede sergilenen tasviri gözlerimizin önüne getirmeye çalışmamız yeterli olacaktır. “Ey insanlar, Rabbinizden korkun. Çünkü (kıyâmet) saatinin depremi, cidden korkunç şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emziren emzirdiğinden geçer; her gebe yükünü bıra kır; insanları sarhoş görürsün, oysa sarhoş değillerdir. Ama Allah’ın azabı şiddetlidir. (Bu dehşetli azap, onlarin akıllarını başlarından almıştır)” (Hace: 1-2)

Başka bir ayette: “Çarpınca kulakları sağır eden o gü rültü geldiği zaman, işte o gün kişi kaçar. Kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve çocuklarından. O gün onlardan her kişinin kendisine yeter derecede işi vardır.” (Abese: 33-37)

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi şeriflerinde mahşerin korkunçluğuna ışık tutmuştur. Buhari ve Müslim Hz. Aişe (radıyallahu anha)’den şu hadisi rivayet etmiştir. Hz. Aişe (ra dıyallahu anha) diyor ki: “Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i “Insanlar kıyâmet gününe yalınayak, çıplak, sünnetsiz olarak haşredilecek.’ buyururken işittim. Dedim: Ya Rasulallah! Kadın ve erkekler birbirlerine bakacaklar mı?

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ya Aişe! O dehşet içeri sinde birbirlerine bakmak hatırlarına dahi gelmeyecektir, buyur du.”

Ayrıca Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) o gün güneşin mahşerde bulunanların başına yaklaştırılacağını, hatta bu me safenin bir mile indirileceğini, insanların kan ter içinde kalacak larını belirtmiştir. Onlardan akan terin, yerin içine yetmiş kulaç ineceğini, insanların amellerine göre tere batacaklarını, kimisinin topuklarına kadar, kimisinin dizlerine kadar, bazılarının köprücük kemiklerine kadar batacaklarını, bazılarının da terden ağızlarının tikanacağını, öyle ki ona gem gibi olacağını haber vermiştir.

O günün korkunçluğunu anlayabilmek için, insanların, o anda cehenneme gitseler bile o mahşer alanından ayrılmak iste yeceklerini, bilmemiz yeterli olacaktır. Ayrıca Allahu Teâlâ’nın o güne “en büyük korku günü” adını vermiş olmasının da basit bir şey olmadığını düşünmemiz gerekir.

Ancak bütün bu korkunç olaylar – nasslarda belirtildiği gibi peygamberler ve Allah’ın kabul ettiği salih dostlarına, evliyasına dokunmayacaktır. Bu konudaki nass şöyledir: “O, en büyük korku, onları asla tasalandırmaz. Melekler onları şöyle karşılar: ‘İşte bu, size vadedilen gününüzdür. O gün göğü, kitapları dürer gibi (toplarız) ilk yaratmaya nasıl başlarsak, yine öyle çevirir (yok eder)iz. Üzerimize söz, biz bunu mutlaka yapacağız. Andolsun Zikir’den (Tev rat) sonra Zebur’da; arz’a mutlaka salih kullarım varis olacak (bu yer onların eline geçecek) diye yazmıştık.'” (Enbiya: 103-105)

Sahih hadisler, onların en büyük korku gününde korkmaya caklarını, bu acıklı azaptan emin olacaklarını haber vermektedir. İşte onlar, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kıyâmet gününde Allah’ın arşının gölgesi dışında hiçbir gölgenin bulunmadığı sıra da, Allah tarafından gölgeye alınacağı haber verilen yedi sınıftır. Ebu Hureyre veya Ebu Said (radıyallahu anh)’dan rivayet edilen bu hadisin ifadesi şöyledir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu yurdu ki: “Allah kendi gölgesinden başka gölge bulunmadığı bir günde yedi zümreyi gölgesinde gölgelendirecektir. Adaletli imam (hükümdar), Allah’a ibadetle gözünü açıp yetişen delikanlı, mes citten çıktığı zaman (tekrar) dönünceye kadar gönlü mescidle re bağlı olan kişi, Allah için birbirini seven ve bu sevgi üzerine toplanan ve ayrılan kişiler, güzel ve soylu bir kadının kendisini çağırması üzerine ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyen kişi, bir sadaka veren ve sağının verdiğini solu bilmeyecek şekilde onu gizleyen kişi. ”

Ey aklı başında olan insanlar! -ömür fırsatı hala elinizden kaçmamışken- o sinifların birisinden olmaya çalışın. Ki onlar hakkında Cenabı Allah: “Büyük korku onları üzmeyecek tir.” (Enbiya: 103) buyurmaktadır.

Hayatınızla, ahlâkınızla, dininizle ve Allah’a karşı görevle rinizi yerine getirmekle, onlardan biri olmaya gayret edin. Bu görevlerinizi yerine getirirken, karşınızda uzun emeller, heva ve heves, şehevi duygular sizi aldatmasın. Pek yakında sözünü ettiğimiz duruşma yerine varacaksınız ve uzak sandığınız pek çok şey, gözlerinizin önüne gelecektir. Fakat o zaman şüphe ile bak tığınız şeyin gerçekleştiğini görünce, firsat elden kaçmış olacak, son pişmanlık fayda vermeyecektir.

-Bizim, bu sözlerimiz, duyduğunuz halde, onlardan yüz çevirerek çekip gitmeniz, onları boş ve gereksiz şeyler olarak değer lendirmeniz çok yanlış olur. Eğer daha bu dünyaya gelmeden önce birisi, size bu dünyanın ilginç yanlarını, garipliklerini an latmış olsaydı, onlara da şiddetli bir şekilde karşı çıkar, onların bir kuruntudan öteye geçmeyeceğini zannederdiniz. Sonra, ge ce-gündüz şeklinde sürüp giden zaman makinası, o kadar hızlı geçip giderki, dün girdiğiniz dünyadan, yarın çıkmak durumun da kaldığınızı görürsünüz. Sonra, hiç de önemsemediğiniz bu korkunç durumla yüz yüze gelir, fakat zamanında hareketini ve seyrini durdurmak mümkün olmadığından, ister istemez oraya vardığınızı görürsünüz. Öyleyse en hayırlısı saf ve samimi bir dü şünceyle, heva ve hevesin şaibelerinden uzak bir halde düşün mek ve kendimizi kollamak durumundayız. Hiçbir akıl sahibinin, başka bir akıl sahibine, sözünü ettiğimiz iyilikten daha iyisini gös termesi mümkün değildir.

“Andolsun biz Kur’an-ı öğüt almak için kolaylaştır dık. Öğüt alan yok mudur?” (Kamer: 17-40)

BENZER KONULAR:

Ahiret ne demektir kısaca

Hesap ne demek? Kısaca

Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Takip Et

Answer ( 1 )

    0
    2021-01-31T17:38:53+03:00

    Allah c.c kainatın yaratıcısı her şeyi çok güzel bir şekilde eksiksiz yaratı. bizde Allah c.c nun kulları olarak Allah c.c ya  şükretmek için namaz kılarız Allah için ibadet ederiz   dünyanın sonunda herkes bütün evrendeki canlılar akıl iradesi yerinde olanlar hesaba çekilecek dünyada neden bu kötülüğü yaptın yada neden bunu yaptın bu sorular sorulacak  ey Müslüman kardeşim  o zaman hiçbir bahane , yalan olmayacak  bir yere kaçış olmayacak.

Cevapla