Share
Hayra Teşvik Etmek Ve Sadaka-i Cariye
Question
Hayra Teşvik Sadaka-i Cariye

İslam dini, iman esaslarına bağlı, hak ve adalet üzere yaşayan bir ahlak toplumu oluşturmayı gaye edinmiştir. İdeal manada bu toplumun oluşumu ise, öncelikle İslami esasların ruhlara yerleşip kökleşmesi ve bu doğrultuda beşerin hayatını tanzim etmesiyle mümkündür. İnsanların kötülüklerden korunmasında Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu hususlardan biri de hayr işleridir. Hayır; iyi, faydalı ve yararlı olmak, iyilikte üstün gelmek, meşru ölçüler çerçevesinde herkesin beğenip rağbet ettiği hal ve hareketler manasına gelir. Dini terim olarak hayr, “dinin ve sâlim aklın beğenip sevdiği, yapılmasını istediği ve Allah’ın rızasını kazanmaya vesile kabul ettiği her türlü iş ve davranışlardır. Hayrın zıddı ise “şer” olup, dini, ilmi ve ahlaki kurallara aykırı düşen iş ve davranışlara denir.
“Her türlü nimet ve rahatlığı” ifade eden “hayr” ile “kötülük ve musibet”i ifade eden “şerr”‘in, Kur’an’da “amel” kelimesiyle kullanılması insanın iyiyi, kötüyü seçip iyi işler yapabileceğine, kötülüklerden de sakınarak doğruluk yolunda yürüyebileceğine işaret eder. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, “Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir. Her kim, zerre kadar şer işlemişse onu görecektir”[2] buyurmuştur.
Hayrın işlenmesine dair Kur’an-ı Kerim’deki diğer ilahi emirler şöyledir:
“Hayır işlerinde yarışın!”[3]
“Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir”[4]
“Hayır olarak kendiniz için önceden ne gönderirseniz, onu Allah katında daha hayırlı ve mükâfatı daha büyük olarak bulursunuz.”[5]
“Aranızdan iyiliğe, hayra çağıran bir topluluk bulunsun.”[6]
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de, “Bir iyiliğe öncülük eden kimseye, o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır”[7] buyurmuştur. Başka bir hadisinde de, “İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bu, ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksiltmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir. Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksiltmez”[8] buyurmuştur.
Din, Allah’ın insanlara bildirdiği ilahi bir kanun, dindarlık ise insanın kendi arzusu ile bu nizama uyması olduğuna göre, hakiki iyilik, hayır olan bir şeyi Allah katında iyi olduğu için yapmaktır. Çünkü böylesi bir imanla hayr işlemek Allah’ın hoşnutluğunu istemektir. Allah katında hayr olan her işin neticesinde bir sevabın bulunduğu, bu sevabın en büyüğünün ise “Allah’ın rızası” olduğu kabul edilirse hayrın fazileti ve önemi çok daha iyi anlaşılır. Kur’an’ın, hayra davet edenleri “en hayırlı ümmet” olarak nitelendirmesi hayrın faziletini; “iyilikte insanları yarışa teşvik etmesi” de hayrın önemini belirtir. “Ey mü’minler, rükû edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki umduğunuza erip kurtulasınız“[9] mealindeki bu ayet ve benzeri diğer ayetler ise, hayrın, ibadetlerin tümünü kapsayıcı özelliğine ve hayr işlemenin gereğine işaret etmektedir
Sadaka-i câriye, bitip tükenmeden sürekli ecir ve sevap getiren sadaka anlamına gelir. Bir hadiste devamlı sevap kaynağı olan ameller şöyle belirtilir: “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye, kendisinden yararlanılan ilim ve kendisine hayır dua eden salih çocuk.“[10] Bu hadiste zikredilen sadaka-i câriye; toplumun faydasına olan yol, köprü, çeşme, mescit, yoksullar için aşevi, hastane ve okul gibi hayır müesseselerinin inşasına maddi ve manevi katkı sağlamayı ifade eder. İnsanlar bu gibi yerlerden yararlandığı sürece, bunları yaptıranlar, yapılmasına sebep olanlar, yol gösterenler ve destek olanlar, gerek sağlıklarında ve gerekse vefatlarından sonra sevap almaya devam ederler. İşte ilim öğretme ve kitap yazma ya da yazılan kitapları muhtaç olanlara hediye etme, kütüphane kurma ve içine kitap bağışlama gibi işler de birer sakaka-i cariyedir. Ecdadımız işte bu inançla, çeşitli vakıf eserleriyle memleketimizin her tarafını bir ağ misali örerek, güzel hizmetler vermişlerdir. Bizde aynı duyarlılıkla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
[1] Osman Harbi, Sakarya Cezaevi Vaizi
[2] Zilzal, 99/7
[4] Bakara 2/273
[5] Müzzemmil, 73/20
[6] Al-i İmran, 3/104
[7] Müslim, İmare, 133; Ebu Davud, Edeb, 115.
[8] Müslim, İlim, 16; Ebu Davud, Sünnet, 6.
[9] Bakara, 2/148; Hac, 22/77
[10] Müslim, Vasiyet,14; Ebu Davud, Vesaya,14.
Answers ( 2 )
İslam’da sadaka (sadaka) önemli bir konuma sahiptir ve erdemli bir eylem olarak oldukça teşvik edilmektedir. Bir Müslümanın inancının temel bir parçası ve sosyal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesinin bir aracı olarak kabul edilir. İslam, ihtiyacı olanlara yardım etme, şefkat gösterme ve sosyal refahı teşvik etme kavramını teşvik eder. İslam’da hayırseverliği teşvik etmekle ilgili bazı önemli noktalar şunlardır:
Sadaka-i cariye kavramına gelince, İslamiyet’in cariye sahibi olmayı veya şahısları sadaka objesi gibi muamele etmeyi tasvip ve tasvip etmediğini açıklığa kavuşturmak önemlidir. İslam, evlilik ve kişisel ilişkiler de dahil olmak üzere tüm ilişkilerde haysiyet, saygı ve adalet ilkelerini vurgular. İslam’da hayırseverlik fikri, ihtiyaç sahiplerine sosyal statülerinden bağımsız olarak, onları nesneleştirmeden veya sömürmeden yardım etme etrafında döner.
Hayırseverlik ve ilgili kavramları tartışırken şefkat, adalet ve insan onuruna saygı gibi daha geniş ilkeleri dikkate alarak İslam’ın öğretilerine kapsamlı bir anlayışla yaklaşmak çok önemlidir.
Hayra Teşvik Etmek ve Sadaka-i Cariye
Değerli kardeşlerim,
İslam, insanları sürekli hayra teşvik eden, iyilik yapmayı, paylaşmayı ve dayanışmayı öğütleyen bir dindir. Hayra teşvik etmek, sadece iyi işleri yapmakla kalmayıp, çevremizdeki insanları da iyiliğe davet etmektir. Bu, toplumun ahlaki ve manevi gelişimi için büyük önem taşır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Müminin din kardeşi için sevdiği şeyi kendisi için de sever.”
Yani, bir Müslüman, kardeşini hayırlı işlere teşvik eder, onun iyiliğini ister.
Sadaka-i Cariye Nedir?
Sadaka-i cariye, sürekli devam eden ve kişinin ölümünden sonra bile sevabının devam ettiği hayırlı amellerdir. Bu tür sadakalar, insanın ahiretteki kazancına büyük katkı sağlar. Örneğin:
Hayırla kullanılan bir çeşme yapmak,
Öğrencilere burs sağlamak,
Kur’an öğretmek,
Ağaç dikmek,
İnsanlara faydalı olacak kalıcı hizmetlerde bulunmak.
Peygamberimiz (s.a.v) buyurur ki:
“Ölenin amel defteri kapanır, ancak üç şey hariç: Sadaka-i cariye, faydalı ilim ve kendisinden dua eden hayırlı evlat.”
Sonuç
Hayra teşvik etmekle ve sadaka-i cariye ile hem dünyamızı güzelleştiririz hem de ahirette büyük mükafatlar kazanırız. Gelin, iyilikleri çoğaltalım, kalıcı hayırlar bırakalım.