Buhari ve Müslim’i Müslüman olmanın şartı olarak görmek

Question

İhsan Şenocak adlı kişi , “Buhari ve Müslim’i hakem kılmayı Müslüman olmanın şartı olarak görmekte ve bu şartı söylerken ,”BEN DEMİYORUM ALLAH DİYOR KARDEŞİM diyor.
Buna görüşünüz nedir ? Doğru mu? Buhari müslimi reddeden müslüman değil midir ? Burada bu kişi ne demek istemiştir ?

CEVAP:

Bu soru, İslami çevrelerde sıkça tartışılan önemli bir konuyu ele alıyor. Sorunuzu madde madde cevaplamaya çalışalım:

1. “Buhari ve Müslim’i Hakem Kılmayı Müslüman Olmanın Şartı Olarak Görmek” Doğru mu?

Hayır, bu yaklaşım doğru değildir. İslam inancına göre, bir kişinin Müslüman olmasının temel şartı, Kelime-i Şehadet getirmek ve Allah’ın birliği ile Hz. Muhammed’in (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisi olduğunu kalben tasdik edip dil ile ikrar etmektir.

İslam’ın Şartları: İslam’ın şartları olarak bilinen hususlar (namaz, oruç, zekat, hac, kelime-i şehadet) bellidir. Bunların arasında “Kütüb-i Sitte’yi (altı meşhur hadis kitabını) kabul etmek” yoktur.

Hadis Külliyatının Oluşumu: Buhari ve Müslim, hicri 3. asırda (9. yüzyıl) yaşamış büyük alimlerdir. Onların derlediği hadis koleksiyonları, İslam ümmeti tarafından en güvenilir hadis kaynakları kabul edilmiştir. Ancak, bu kitaplar vahiy değildir; Peygamberimiz’in söz, fiil ve takrirlerini (onaylarını) derleyen beşeri çabalardır. “Sahih” (güvenilir) kabul edilmeleri, içindeki tüm rivayetlerin kesinlikle ve tartışmasız doğru olduğu anlamına gelmez. Hadis ilmi, bir rivayetin sahih olup olmadığını anlamak için çok katı kurallar (sened ve metin tenkidi) geliştirmiştir. Bu kitaplar da bu ilmin en değerli ürünleridir.

Dini Hüküm Kaynakları: İslam’da hüküm çıkarılacak temel kaynaklar şunlardır:

Kur’an-ı Kerim: Kesin ve tartışmasız temel kaynak.

Sünnet: Peygamberimiz’in uygulamaları. Sünneti öğrendiğimiz ana kaynak ise hadislerdir. Bu noktada Buhari, Müslim ve diğer sahih hadis kaynakları devreye girer.

Sonuç: Bir Müslüman’ın inanç ve amellerini düzenlerken Kur’an’dan sonra en önemli başvuru kaynağı, Peygamberimiz’in sünnetidir ve sünneti en iyi ve en güvenilir şekilde öğrendiğimiz kaynakların başında Buhari ve Müslim gelir. Ancak, “Bu iki kitabı mutlak anlamda hakem kabul etmeyen Müslüman değildir” demek, dinde olmayan bir şartı koşmak anlamına gelir ve İslam alimlerinin genel kabulüne aykırıdır.

2. “Buhari ve Müslim’i Reddeden Müslüman Değil midir?”

Bu soruya cevap, “reddetmek”ten ne kastedildiğine bağlıdır:

Külli (Toplu) Bir Red: Eğer bir kişi, “Buhari ve Müslim’in tamamı uydurmadır, hiçbir değeri yoktur” diyerek bu iki kitabı topluca ve prensip olarak reddederse, bu, Peygamberimiz’in sünnetini büyük oranda reddetmek anlamına gelir. Sünneti reddetmek ise, dini Kur’an ile sınırlandırmak demektir ki, bu Ehl-i Sünnet itikadına göre kabul edilemez bir durumdur ve kişiyi dinden çıkaran bir tavır olarak görülür. Çünkü Kur’an, Peygamber’e itaati emreder ve onun hüküm koyma yetkisi olduğunu belirtir.

Tekil Rivayetleri Eleştirmek veya Kabul Etmemek: Eğer bir kişi, bu kitaplardaki belirli bir veya birkaç rivayetin sened veya metin yönünden zayıf olabileceğini söylüyor ve bunu ilmi delillerle tartışıyorsa, bu “red” değil, “eleştiri”dir. Hadis ilminin doğasında bu vardır. Alimler, Sahihayn’da (Buhari ve Müslim) dahi olsa, bazı rivayetler üzerinde ilmi tartışmalar yapmışlardır. Bu tür bir eleştiri, kişiyi dinden çıkarmaz.

3. Bu Kişi Ne Demek İstemiştir?

İhsan Şenocak Hoca’nın kastettiği anlamı tam olarak sadece kendisi bilebilir. Ancak, bu ifadelerden ve onun genel vaaz tarzından hareketle şu yorumlar yapılabilir:

Sünnetin Önemine Vurgu: Muhtemelen yaptığı vurgu, Sünnet’in (Peygamberimiz’in yolunun) İslam’daki merkezi konumuna dairdir. Kur’an’ın anlaşılması ve uygulanmasında Sünnet’in vazgeçilmez olduğunu söylemek istiyor olabilir.

“Allah Diyor” İfadesinin Manası: “Ben demiyorum, Allah diyor” ifadesi, muhtemelen Kur’an’ın Peygamber’e itaat emrine bir atıftır. Yani, “Peygamber’e itaati ve onun sünnetini esas almayı ben uydurmuyorum, bunu Allah Kur’an’da emrediyor” demek istiyor olabilir. Ancak, bu emrin pratikteki karşılığının, Sünnet’in en güvenilir kaynağı olan Buhari ve Müslim’i kabul etmek olduğunu ima ediyor.

Sert Üslup ve Aşırı Genelleme: Söyleminde, “şart koşma” gibi kesin ve sınırlayıcı bir ifade kullanması ve bunu “Müslüman olmanın şartı” olarak sunması, bir aşırı genelleme ve sert bir üslup olarak değerlendirilebilir. Bu, birçok geleneksel İslam aliminin daha temkinli ve nüanslı yaklaşımından farklıdır.

Özetle:

Buhari ve Müslim, İslam ümmetinin büyük çoğunluğu tarafından hadis konusunda en güvenilir iki kaynak kabul edilir.

Bir Müslüman’ın itikadı ve amelleri, Kur’an’dan sonra bu kaynaklarda yer alan sahih sünnete dayanmalıdır.

Ancak, “Bu iki kitabı mutlak hakem kabul etmeyen Müslüman değildir” demek, dinde olmayan bir şart koşmaktır ve doğru değildir.

Bir Müslüman’ın imanı, Allah’a ve Peygamber’e iman etmekle başlar. Peygamber’e iman, onun sünnetini de kabul etmeyi gerektirir. Sünnetin en sahih kaynaklarını toptan reddetmek, sünneti reddetmek anlamına gelebileceği için tehlikeli bir düşüncedir. Ancak, ilmi bir yaklaşımla tek tek rivayetleri eleştirmek farklı bir konudur.

Bu tür karmaşık konularda, farklı ilmi görüşleri de dikkate alan, itidalli ve temkinli alimlerin eserlerine başvurmak en doğrusu olacaktır.

Dini Siteler

BENZER KONULAR:

Answer ( 1 )

    0
    2026-02-22T17:17:54+03:00

    İmam Buhari ve İmam Müslim gibi hadis alimlerinin eserleri, İslam dünyasında büyük bir saygı görür ve bu alimlerin eserleri, özellikle Sahih Buhari ve Sahih Müslim, sahih hadislerin en güvenilir kaynakları olarak kabul edilir. Ancak bu, bir kişinin Müslüman olmasının şartı olarak Buhari ve Müslim’i kabul etmesi gerektiği anlamına gelmez.

    1. İslam’ın Temel Şartları

    Müslüman olmak için kabul edilmesi gereken temel inanç ve ibadetler şunlardır:

    Allah’a inanmak: Bir Müslüman, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmalıdır.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e inanmak: İslam’ın peygamberi olan Muhammed (s.a.v.)’i kabul etmek.

    Kur’an-ı Kerim: Kur’an, İslam’ın temel kitabıdır ve Müslümanlar için vazgeçilmez bir kaynaktır.

    İman şartları: Melekler, kitaplar, peygamberler, ahiret, kader gibi İslam’ın inanç esaslarına inanmak.

    Bunlar, İslam’ın temel inanç esaslarıdır ve bir kimsenin Müslüman olarak kabul edilebilmesi için bu ilkeleri kalben ve dil ile tasdik etmesi yeterlidir.

    2. Hadislerin Rolü ve Müslümanlıkla İlgisi

    Hadisler, Peygamber Efendimiz’in sözleri, fiilleri ve onayladığı davranışlar olup, İslam’ın temel kaynaklarından biridir. Ancak, hadisleri kabul etmek Müslüman olmak için bir zorunluluk değildir. Müslüman olmak, Allah’a ve Peygamber Efendimiz’e inanmakla alakalıdır; hadislerin kabulü, İslam’a doğru ve eksiksiz bir şekilde yönelmek adına önemlidir, fakat kesin bir şart değildir.

    Hadislerin Değeri:

    Hadisler, İslam’ın uygulamalı yönünü açıklar. Örneğin, nasıl namaz kılınır, oruç nasıl tutulur, zekât nasıl verilmelidir gibi pratik konular hadislerde bulunur.

    Kur’an’ın açıklayıcı ve tamamlayıcılarıdır. Birçok İslami hüküm, Kur’an’dan ziyade hadislerle açıklanır.

    Ancak, Buhari ve Müslim gibi hadis kitaplarını kabul etmeyen bir kişi, diğer hadis kitaplarını ya da hadis ilmini reddetmiş oluyorsa, bu kişi yine de Müslüman sayılır. Çünkü İslam, esasen Kur’an’a inanmak ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) öğrettiklerini kabul etmek üzerine kurulu bir dindir.

    3. Buhari ve Müslim’in Konumu

    İmam Buhari ve İmam Müslim gibi alimler, hadis ilminde en yüksek otoritelerden kabul edilir. Eserleri çok titiz bir şekilde sahih hadisleri seçerek derlemişlerdir. Ancak bu, onların kitaplarının her Müslüman tarafından mutlak bir şekilde kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Hadislerin doğruluğu, isnad zinciri, ravilerin güvenilirliği gibi çok sıkı kriterlerle belirlenir.

    Bu yüzden, bir Müslüman, hadislerin sahihliğini kabul etmiyor veya hadis kitaplarına ulaşamıyorsa, İslam’dan çıkmış olmaz. İslam’daki temel inanç esasları ve ibadetler, hadislerden önce gelir.

    4. Hadis İlimlerinde Farklı Görüşler

    İslam tarihinde, hadis ilmi ve hadis kitapları konusunda farklı görüşler olmuştur:

    Bazı Müslümanlar, İmam Buhari ve Müslim’in kitaplarını en yüksek otoriteler olarak kabul ederken,

    Bazı Müslümanlar, hadislerin sahihliğini sorgulayan ve özellikle sadece Kur’an’a dayalı bir İslam anlayışını savunan görüşlere de sahiptir.

    Bu durum, farklı mezheplerin, alimlerin ve İslam anlayışlarının çeşitliliğinden kaynaklanır. Ancak, bu çeşitlilik, Müslümanlıkla ilgili temel inançlardan sapma anlamına gelmez.

    5. Sonuç: Buhari ve Müslim’i Kabul Etmek Bir Şart Değildir

    Bir kişinin Müslüman olabilmesi için Kur’an’a inanmak ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e iman etmek yeterlidir. Buhari ve Müslim gibi hadis kitaplarını kabul etmek, bu inançları pekiştiren ve daha derinlemesine anlamaya yardımcı olan bir unsur olabilir, ancak bunları kabul etmeyen bir kişinin İslam’dan çıkması söz konusu değildir.

    Hadisler, İslam’ın doğru anlaşılmasında önemli bir rol oynar, ancak Müslüman olmak için herhangi bir hadis kitabını kabul etmek şart değildir. Müslümanlık, kalbi inanç ve ibadetle ilgilidir ve farklı İslam düşünceleri bu çerçevede gelişmiştir.

Leave an answer