Akraba Evliliği Neden Yasak Değil?

Question

Akraba Evliliği Neden Yasak Değil?

Selamün aleyküm hocam. Ahzab Süresi 50. Ayetinde akraba evliligine cevaz verildiği malumunuzdur. Ancak akraba evliliğinin doğurduğu kalıtsal hastalıklar da hepimizin malumudur. Bu ayeti nasıl anlamalıyız? Allah(c.c.) haşa bu evliliklerin doğurduğu sonuçlardan bihaber midir?

BENZER KONULAR:

Answers ( 3 )

    0
    2020-09-26T05:24:51+03:00

    ve aleykumusselam ve rahmetullahi ve berekatuh.

    İnsanı yaratan Allaha iman eden bir müslümanın “Allah habersiz midir” ifadesi hiç yakışmaz, hikmeti nedir şeklinde sorulmalıdır.
    Zarar oranı önemlidir, bir çok helal işte az zarar, çok yarar vardır. Aynı şekilde haram kılınan bir çok şeyde az fayda bir çok zarar olabiliyor ki içkinin haram kılınması konusundaki ayette belirtiliyor.
    Kısaca Akraba evliliğinde bir kısım zararlar olsa da bunlar azdır ve yararları daha çok olduğu için izin verilmiştir.
    Doğrusunu bile yüce Allahtır.

    Kendileriyle Evlenmek Haram Olan Kadınlar

    22- Babalarınızın nikahladığı kadın­larla evlenmeyin; ancak geçmiş olan müstesna. Şüphe yok ki o bir hayasız­lık ve bir hışım idi, o ne kötü bir yol­du!

    23- Size anneleriniz, kızlarınız, kızkar-deşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, bi­rader kızları, hemşire kızları, sizi em­ziren anneleriniz, süt hemşireleriniz, hanımlarınızın anaları ve kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olma hi­mayenizde bulunan üvey kızlarınız (bunlarla evlenmeniz) da size haram kılındı. Eğer anneleriyle zifafa girme-mişseniz size bir beis yoktur. Kendi sulbünüzden oğullarınızın hanımları ve iki kızkardeşi birlikte almanız da (haram) kılındı. Ancak geçmiş olan müstesna. Şüphesiz Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
    NİSA SURESİ

    Best answer
    0
    2020-09-26T05:29:10+03:00

    Akraba Evliliği

    Kur’ân-ı Kerîm: “Ey Peygamber! Biz, şu kadınları sana helâl kıldık, …, seninle beraber hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı ve teyze kızlarını…”[1] buyurmak suretiyle akraba evliliğinin mubah olduğunu bildirmiştir. Elbette burada akrabadan -teyze, hala gibi- evlenilmesi haram olanları müstesnadır.

    Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de bizzat kendileri, öz kızı Hz. Fâtıma’yı amcasının oğlu olan Hz. Ali’ye nikâhlamıştır. Ayrıca hanımlarından Zeyneb binti Cahş, halasının kızıydı. Akraba evliliğinde bir mahzur veya bir sakınca olsaydı bunu başta Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) uygulamazlardı. Bazı yörelerde normal görülüp kimi yerlerde ise tepkiyle karşılanan akraba evliliğine dinî anlamda bu çerçevede bakmak gerekir. Evet, bir yerin örfü orada yaşayan Müslümanların hayatında önemli bir yere sahiptir. Ancak Kur’ân ve sünnet-i sahiha’ya uymayan bir örf, geçerli değildir. Halk içerisinde yerleşmiş olan bazı örflerin de bir anda tadil edilmesi kolay olmamaktadır. Dolayısıyla Kur’ân ve Sünnete ters de olsa Müslümanlar teferruata ait meselelerde halkla yaka paça olmamalı belki bazı meselelerin hallini zamanın akışına bırakmalıdırlar.

    Günümüzde yakın akraba evliliklerinde sakat doğumların çok olduğu söylentileri gerçeği yansıtmamaktadır. Yabancılarla evlenip de eli ayağı sakat çocuklara sahip aileler az olmadığı gibi yakın akraba ile evlenip de çocuğu sakat doğan insanlar da dikkat çekici oranda değildir. Öyleyse meseleyi mutlak manada akraba evliliğine bağlamak yanlış olur. Ancak akrabalarda bulunan bazı hastalıkların yakın akraba evliliklerinde daha fazla artacağı hususu, araştırılmış bir konu olup yine de üzerinde durulmaya değer.[2] Bu konuda şu tavsiye edilir: İster yakın ister uzak akrabayla isterse yabancı biriyle evlenilsin, yapılan bütün evliliklerde gerekli sıhhî tetkikler, tahliller yapılmalı, muhtemel bir tehlike varsa bunun tedbiri alınmalıdır. Bugün bu işler zor olmadığı gibi mecbur da tutulmaktadır.

    Evet, akrabâ ile evliliğin sakıncası olmamakla beraber, dinimizce akrabâ olmayan kadınlarla evlilik de teşvik edilmiştir. Hadis diye rivayet edilen, fakat bazı âlimlerce Hz. Ömer’e ait olduğu söylenen bir sözde şöyle buyrulmuştur: “Yakın akrabâlarla evlenmeyin zira çocuk zayıf olur.”[3] Bu manaya benzer şekilde rivayet edilen bir hadislerinde Efendimiz (aleyhissalâtu vesselam) şöyle buyurmuştur: اِغْتَرِبُوا لَا تُضْوُوا “Yabancılarla evlenin, ta ki çocuklarınız zayıf olmasın.”[4] Çocuğun zayıf olmasının sebebi olarak da şöyle denilmiştir: İnsan yakın akrabadan olan eşine az şehvet duyar zira küçüklüğünden beri onu görmüş ve aralarında bir yakınlık hâsıl olmuştur. Şehvet az olunca da çocuk zayıf olur.

    Bu söz ister bir hadis-i şerif olsun, isterse Hz. Ömer Efendimiz’e ait olsun, neticede önemli bir husus ortaya konmuş bulunmaktadır. Ancak bu söz, evlenilebilecek yakın akrabâ ile evliliği haram veya mekruh kılmış değildir. Hadiste yakın akraba denilmiş, uzak akraba söz konusu edilmemiştir. Dolayısıyla uzak akraba ile evlilik aynen yabancı bir kadınla evlilik gibi görülmüştür.

    Akraba dışından evliliklerde, nesillerin bedenen, zihnen daha sağlam olmasının yanında, insanlar arası tanışmayı, kaynaşmayı arttırma böylece toplumun, milletin, ülkenin sulhüne katkıda bulunma gibi faydalar da vardır.

    Netice itibarıyla akraba evliliği dinen de sağlık açısından da mahzurlu değildir. Dinimiz, akraba evliliğine karşı çıkmadığı gibi yabancı kadınlarla evliliği de nazara vermiştir. Kan uyuşmazlığı vs. durumlar, sadece akrabalar arasında değil, bütün insanlar arasında söz konusu olabilir. Öyleyse, beraber aynı çevrede aynı hanede yetiştiği akrabasıyla evlenmek istemeyen birini tenkit etmek ne kadar yanlışsa, sevdiği hoşlandığı akrabasıyla evlenmek isteyen bir kişiyi ayıplamak da en az o kadar yanlıştır.

    [1] Ahzâb Sûresi, 33/50.

    [2] Bkz: eski kaynak

    [3] İbnü’l-Esir, en-Nihaye fî Garibi’l-Hadis, 7/500.

    [4] Konunun değerlendirilmesi için bkz: İthâfü’s-Sâdeti’l-Müttekîn bi Şerhi İhyâ-i Ulûmi’d-Dîn li’z-Zebîdî, Dâr-u Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 6/130.

    0
    2020-09-26T05:36:45+03:00

    Sayenizde bu makaleyi okudum:)

    Akraba Evliliğinin Kültür Birikiminde Ve Toplum Hayatındaki Bazı Görünümleri :Dil, Din Ve Tıp• Dr. Dursun AYAN (Uzman) • Rahime BEDER-ŞEN (Uzman) • Semra YURTKURAN (Uzman) Gülsen ÜNAL (İstatistikçi)

Leave an answer