Tevekkül ne demektir? Tevekkülle ilgili örnekler

Question

İSLAM’DA TEVEKKÜL VE ÖRNEKLERİ

tevekkül

tevekkül etmek

Dinde Allaha Tevekkül nedir

Sözlükte; dayanmak, güvenmek, vekil tutmak anlamlarına gelen tevekkül,
Dini terim olarak da; her hususta Allah’a güvenmek, dayanmak, teslim olmak, işlerini Allah’a havale etmek demektir.
Allah’a tevekkül ise; Allah’ın yardımına, çalışanın emeklerini boşa çıkarmayacağına, sevabını ve ecrini tam vereceğine, duaları kabul edeceğine, âdil olduğuna ve haksızlık etmeyeceğine inanmak ve güvenmektir.
Necm suresinde bu hakikat şöyle zikredilmektedir: “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. Ve çalışması da ileride görülecektir. Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.”[1]

-Kur’an-ı Kerimde Tevekkül

Yüce Mevla Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanları artar ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.”[2]
Cenab-ı Hak bu Ayet-i Kerime’de olgun müminlerin güzel sıfatlarından birisinin de tevekkül olduğunu bildirmektedir.
İnsan, kendi gücünün yetmediği ve kuvvetinin tükendiği yerde bir şeye sığınma ihtiyacı hisseder. Bu kuvvet, her şeye gücü yeten ve fani olmayan Allah’tır. Çünkü hiç ölmeyen, daima var olan ve yegâne güvenilecek olan Allah’tır. Onun için de mü’min sadece Allah’a tevekkül eder. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’anı Kerim’de: “Daima diri olan ve ölmeyen zata (yani Allah’a ) sığın”[3]buyurmaktadır.

-Hadislerde Tevekkül

Her işte olduğu gibi tevekkül konusunda da en güzel örnek peygamberimizdir. Resûlullah (s.a.s), her işinde Allah’a güvenir ve: “Allah’ım, sana teslim oldum, sana inandım, sana tevekkül ettim ve sana yöneldim.”[4]Derdi.
Yine Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicret ederken tedbir olarak düşmanlarını şaşırtmak için önce ters istikametteki Sevr dağına gitmesi ve burada belirli bir süre saklanması, endişeye kapılan yol arkadaşı Hz. Ebû Bekir’e: “Üzülme Allah bizimle beraberdir”[5] demesi tevekküle güzel bir örnektir.
Sevgili Peygamberimiz insanın üzerine düşeni yerine getirdiği takdirde Allah’ın onu rızıklandıracağını şu örnekle açıklamıştır: “Sizler Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz (sabahleyin) aç olarak gidip (akşamleyin) tok olarak dönen kuşu rızıklandırdığı gibi Allah elbette sizi de rızıklandırırdı.”[6]
Ayet-i kerimeden de anlaşılacağı üzere her canlının rızkını Allah vermektedir. Ancak kuşlar örneğinde olduğu gibi bu rızkı çalışarak elde etmek de kulun kendi görevidir.
Tevekkül de dinimizin bildirdiği sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri yaratandan beklemeyi gerektirir. Doğru sebebe yapışan doğru netice alır.
Tevekkül tedbir almaya engel değildir, bilakis,Peygamberimizi ziyarete gelen bir Bedevî: “Deveyi bağlayıp ta mı yoksa salıverip de mi Allah’a tevekkül edeyim” diye sorunca, Peygamberimiz: “Deveni bağla da öyle tevekkül et”[7]diye uyarmasından da anlaşılacağı gibi, önce tedbir almayı gerektirir.

-Allaha nasıl tevekkül edilir?

Tevekkül, çalışmadan, sebeplere sarılmadan işi Allah’a havale etmek değildir.

Tevekkül, kişinin kendisine düşen fikrî ve fiilî gayreti ortaya koyduktan sonra sonucu Allah’a bırakması, Ondan hayırlı olanı istemesidir. Nitekim Allah Teâlâ: (Ey Muhammed) Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever”[8]buyurmaktadır.
Dikkat edilirse ayette önce çalışmak, gayret içerisinde olmak sonra da tevekkül etmek vurgulanmaktadır. Çalışmadan, işin gereklerini yerine getirmeden, “Allah takdir etmişse olur.” mantığı tevekkül değil tembelliktir.
Bir ayet mealiyle bitirmek istiyorum: “De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.”[9]


BENZER KONULAR:

Answers ( 3 )

    1
    2020-11-06T19:49:56+03:00

    Mü’min, kendisini yaratan ve yaşayana güvenecek ve O’na bağlanacaktır. Ölmeyen, sarsılmaya, sonsuz kudret ve güç sahibi olan ancak Allah’tır. Tevekküle en güzel örnek çiftçidir. O vaktinde usulüne göre tarlasını eker. Gereken önlemleri ve tedbirler alır sonrasını Allah’a bırakır. Böyle yaptığı yani görevini yerine getirdiği takdirde Allah o kimseyi rızıklandırır.

    En iyi cevap
    2
    2021-02-16T02:00:00+03:00

    Tevekkül nedir diye soruldu.

    Bütün dünya bir araya gelip engellese dahi Allah’ın senin için takdir ettiği şeyin sana ulaşacağına,

    *

    Bütün dünya bir araya gelip sana yardıma çalışsa bile Allah’ın senin için takdir etmediği bir şeyin sana ulaşmayacağına inanmakdır.

     

    İmam Gazalî

  1. Tevekkül, İslam’da önemli bir kavram olup, kelime anlamı olarak “Allah’a güvenmek”, “O’na dayanmak” veya “O’na teslim olmak” demektir. Bir insanın, çaba gösterip elinden geleni yaptıktan sonra sonucunu sadece Allah’a bırakması ve her şeyin O’nun iradesine bağlı olduğuna inanmasıdır. Tevekkül, insanın kendi gücünü ve çabasını kullanmasının ardından, sonuçları Allah’a havale etmesi anlamına gelir. İslam’da tevekkül, sadece bir teslimiyet değil, aynı zamanda bir sorumluluktur; yani insan, üzerine düşeni yapmalı ve sonra Allah’a güvenmelidir.

    1. Tevekkülün Tanımı ve Anlamı

    Tevekkül, insanın sadece Allah’a güvenerek, O’na tevekkül etmesi ve hayatının her yönünde Allah’ın takdirine rıza göstermesidir. Ancak tevekkül, tembellik veya sorumluluktan kaçmak anlamına gelmez. İslam, insanın gayret gösterip elinden geleni yapmasını, ardından sonucu Allah’a bırakmasını öğütler. Yani, tevekkül, çaba ve güvenin birleşimidir.

    Hadis:

    “Bir kimse, Allah’a güvenerek, bir iş yaparsa, o işte Allah ona yardım eder.” (Sunan İbn Mace)

    Bu hadis, tevekkülün Allah’a güvenmekle birlikte, insana elinden gelenin en iyisini yapma sorumluluğu verdiğini gösterir.

    2. Tevekkül ve İslam’da Sorumluluk

    İslam, insanı tembelliğe ve sorumsuzluğa sevk etmez. Aksine, çalışmak, çaba göstermek ve sorumluluk almak, tevekkülün bir parçasıdır. Tevekkül, çaba sarf etmeden Allah’tan başarı beklemek anlamına gelmez. Bunun yerine, insanın Allah’tan yardım dileyip, sonrasında o yardımı kabul etmesi, O’na güvenmesi anlamına gelir.

    Kuran:

    “Allah’a güvenin, çünkü Allah her şeyin sahibidir.” (Al-Ankebut Suresi, 69)

    Hadis:

    “Bağlantıyı sağlamadın mı, sonra Allah’a güvenerek bağlan.” (Sahih Muslim)

    Bu, insanın gayret göstermesi gerektiği ancak her durumda Allah’a güvenmesi gerektiği anlamına gelir.

    3. Tevekkül ile İlgili Örnekler
    a) Peygamber Efendimizin (s.a.v) Örneği

    Peygamber Efendimiz (s.a.v), tevekkül konusunda müminlere en güzel örneği sunmuştur. İslam’ın ilk yıllarında, Mekke’den Medine’ye hicret ederken Peygamberimiz (s.a.v), en zor durumda bile Allah’a güvenerek hareket etmiştir. Hicret sırasında, düşmanlarının izini kaybettirdiği ve Mağara Sûr’a saklandığı sırada, Peygamberimiz (s.a.v) ve Hz. Ebu Bekir, kendilerini yalnızca Allah’a emanet etmişlerdir.

    Hadis:

    “Üzülme! Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe Suresi, 40)

    Bu olay, tevekkülün, sadece dünya şartlarına değil, Allah’a olan güvenle ilgili olduğunu gösterir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), tüm tedbirleri aldıktan sonra sonucu Allah’a bırakmıştır.

    b) Hz. İbrahim’in (a.s) Ateşe Atılması

    Hz. İbrahim (a.s), Nemrut’un zulmüne karşı direnmiş ve Allah’a teslim olmuştur. Nemrut, onu ateşe atmayı emrettiğinde, Hz. İbrahim (a.s) hiçbir şekilde korkmamış, sadece Allah’a güvenmiş ve ateşe atılmıştır. Bu olay, Hz. İbrahim’in (a.s) tam bir tevekkül örneğidir.

    Kuran:

    “Ey ateş! İbrahim’e serin ve selamet ol!” (Enbiya Suresi, 69)

    Hz. İbrahim (a.s), ateşe atıldığında bile sonuçları sadece Allah’a bırakmış ve ateşin Allah’ın kudretiyle serin ve selamet olacağına olan güveniyle tevekkül etmiştir.

    c) Hz. Musa (a.s) ve Firavun’un Takibi

    Hz. Musa (a.s), Allah’ın emriyle Mısır’dan çıkarken, Firavun’un ordusu onları takip etti. Denizle karşılaştıklarında, Hz. Musa (a.s), hiçbir çıkış yolu olmadığını görünce Allah’a tevekkül etti ve deniz açıldı. Bu olay, tevekkülün ve Allah’a olan güvenin sonuçlarını gösteren bir başka örnektir.

    Kuran:

    “Musa, ‘Hayır! Benim Rabbim benimle beraberdir; O bana yol gösterecektir’ dedi.” (Şuara Suresi, 62)

    Burada, Hz. Musa (a.s), tüm zorluklara rağmen Allah’a güvenmiş ve O’na dayanarak hareket etmiştir.

    4. Tevekkülün İslam’daki Yeri ve Önemi

    Tevekkül, İslam’ın temel değerlerinden biri olup, bir müminin Allah’a duyduğu güveni simgeler. Bu, sadece sıkıntılı anlarda değil, hayatın her alanında geçerli olmalıdır. Müslüman, yaptığı her işte Allah’ın iradesini ve takdirini kabul etmeli, ama aynı zamanda üzerine düşeni de yapmalıdır.

    Tevekkül, insanın iç huzurunu sağlamasına yardımcı olur. İnsan, her işte Allah’a güvenerek, kaygılarını, korkularını ve endişelerini azaltabilir. Çünkü bilir ki, her şeyin sonunda Allah’ın takdiri vardır.

    Kuran:

    “Kim Allah’a güvenirse, O ona yeter.” (Talak Suresi, 3)

    Bu ayet, Allah’a güvenmenin insana ne kadar büyük bir huzur ve güven getirdiğini açıkça ifade eder. Tevekkül, Allah’a olan imanla birleştiğinde, insanı hem manevi anlamda rahatlatır hem de dünyevi işlerindeki başarıyı artırabilir.

    5. Tevekkül ile İlgili Yanlış Anlamalar

    Tevekkül bazen yanlış anlaşılabilir. İslam’da tevekkül, çalışmamak ya da gayretsiz olmak anlamına gelmez. Aksine, tevekkül, Allah’a güvenerek elinden geleni yapmak ve sonuçları Allah’a bırakmaktır. Tembellik, İslam’da hoş karşılanmaz. Müslüman, Allah’ın rızasına uygun şekilde çalışmak ve çabalarını göstermeli, sonra da başarıyı Allah’a bırakmalıdır.

    Hadis:

    “Bir kişi deveye güvenerek ‘O bana yeter.’ dememelidir. Ancak devesini bağlayıp, sonra Allah’a güvenmelidir.” (Tirmizi)

    Burada, kişi tevekkül ederken, tedbiri elden bırakmamalı ve üzerine düşeni yapmalıdır.

    Sonuç

    Tevekkül, İslam’da Allah’a güvenmek, O’na teslim olmak ve her türlü zorlukta sabır göstererek sonucu Allah’a bırakmaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve diğer peygamberlerin hayatları, bize tevekkülün nasıl yaşanması gerektiği konusunda örnek teşkil eder. Tevekkül, sadece içsel bir güven değil, aynı zamanda dışsal bir çaba ve sorumlulukla birleşir. İnsan, Allah’a güvenerek elinden geleni yapmalı ve ardından sonuçları Allah’a bırakmalıdır.

Cevapla