Tasavvuf prensipleri nelerdir

Question

Tasavvuf

Soru; Özet bir şekilde doğru tasavvufun prensiplerini açıklamanızı rica ediyorum.

Cevap: Doğru İslâm tasavvufu, mü’min’in ihsan derecesine ulaşmasıdır. Bu, Allah’a yönelmede derecelerin en yücesidir. Şu ayet-i kerimede buna işaret edilmektedir;

Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah ihsan edenlerle beraberdir. (Anke-but/69)

Tasavvufun temeli olan ihsanı bilmek için Hz. Peygamber’in şu hadisini dikkate almalıyız.

Hz. Peygamber İslâm’dan sorulduğunda şöyle buyurmuştu:

islâm, Allah’tan başka tapılacak hiç bir varlık olmadığına ve Mu-hammed’in Allah’ın peygamber’i olduğuna şahitlik etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan (orucunu) tutman ve (Allah’ın) evi(ni) gücün yetiyorsa haccetmendir.

Hz. Peygamber imandan sorulduğunda şöyle buyurmuştu:

iman, Allah’a, Allah’ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayır olsun—şer olsun kadere inanırlarıdır.

Hz. Peygamber, ihsan’d&n sorulduğu zaman ise şöyle buyurmuştur:

ihsan, görüyormuşçasına Allah’a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O seni görüyor.

Demek oluyor ki bir islâm, bir iman, bir de ihsan var. islâm boyun eğmek, teslim olmak, söz ve amel olarak dinin buyruğuna baş eğip onu yerine getirmektir.

İman kalp ile tasdik etmek, dilin söylediğini gönülden kabul etmektir.

İhsan ise bütün benliğiyle Allah’a yönelmek, (gönlü) sürekli Allah’a bağlamak, sürekli O’nun ayet ve sıfatlarını düşünmek, Allah’ın azamet ve celâlinin kontrolü altında olmak, O’nun nur ve aydınlığını olduğunu görmektir. (İhsan’ı açıklamak için tüm söylenenler, hadis-i şerifte şu cümle ile ifade ediliyor

İhsan, görüyormuşçasına Allah’a ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsun da, O seni görüyor.

İslâm, kelime-i şehadeti söylemek ve zahiren ibadetleri yapmakla ortaya çıkmaktadır. İman, kalbin inanması ve gönlün huzur bulması şeklinde kendini gösterir. İhsan ise ihlas ve kesinlik derecesinde Allah’a yönelmekle ortaya çıkmaktadır. İşte bu ihlâs, tasavvufun özü ve direğidir.

Bunun içindir ki tasavvuf yolunun imam ve liderlerinden biri olan İbrahim Ethem tasavvufu vasıflandırırken şöyle diyor: “Derecelerin en yücesi kendini tamamen rabbine vermen, tüm organlarınla, aklınla ve kalbinle Allah ile dost olmandır. Öyle bir dereceye ulaşmalısın ki rab-binden başka bir şeyi ummamalısın. Günahından başka hiç bir şeyden korkmamalı, Allah’ın sevgisi kalbinde o kadar kökleşmeli ki ondan başka hiç bir şeyi tercih etmez hâle gelmelisin.”

Tasavvufta imam derecesinde olan Sehl Tüsterî tasavvufun prensipleri hakkında şöyle diyor:

“Bizim esaslarımız altıdır:

a. Allah’ın kitabına sarılmak.

b. Hz. Peygamber’in sünnetine uymak.

c. Helâl yemek.

d. Eziyetten kaçınmak.

e. Günahlardan sakınmak.

f. Haklan ödemek.”

İmam Şa’râni de şöyle diyor:

Topluluk (yani tasavvufçular) görüş birliği içindedirler ki Allah yolunda ancak şu özelliklere sahip olanlar başa geçebilir:

a. Dini ilimlerde derin bilgi sahibi olmak,

b. Dini ilimlerin açıkça söylenilenlerini de kavramlarını da, genelini de özelini de, nesh edileni de nesh edeni de iyice bilmek,

c. Arab dilini çok iyi bilmek, Arabçanın inceliklerini; mecazlarını ve İstiarelerini bilmek.

Sonuç olarak her sûfi fıkıh bilginidir. Fakat her fıkıh âlimi sûfi değildir.

Gene Şa’râni diyor ki: “Eğer veli bir kimse, Hz. Peygamberin söylediği ve yaptığı şeyler)e aykırı bir şey söylese, velinin dediğine uyulmaz. Bunu söyleyen basiret sahibi de değildir.”

Tasavvufçuların bir takım iyi ve faziletli ahlâkları vardır. Bunlar İslâmiyet teşvik etmektedir. Bu güzel ahlâklara tasavvufçuların mutlaka sahip olması gerekir. Çünkü onların yollarının temel direği terbiyeli olmak, güzel ahlâklı ve cömert olmak, ruh ve nefsi temizlemek, faziletlerle donanmaktır.

Alçak gönüllü olmak, halktan gelecek eziyetlere tahammül etmek, yumuşak huylu olmak, kanaat sahibi olmakla beraber öfkeli-kavgacı ve zorlamacı olmamaktır.

Tasavvuf yolunun yolcusu olanların, Kur’an’a dayalı parolaları Fussilet suresinin aşağıdaki ayetlerinde ifade edilmiştir:

Şüphesiz, “Rabbimiz Allah’tır” deyip, sonra dosdoğru yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: “Korkmayın, üzülmeyin, size vaadolunan cennetle sevinin!” derler “Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafur ve rahim olan Allah’ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve orada her şey sizin için hazırdır.”

(İnsanları) Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve “Ben müslümanlarda-nım” diyenden daha doğru sözlü olan kimdir?

İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle, o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuş-turlur. (Fussilet/

Benzeri konular:

About Dini Soru Cevap

Her soru cevap verilmeye değerdir, yeter ki aynı konu bize sorulmuş olmasın ve kurallara uygun sorulsun. Lütfen soru yollamadan önce aynı konu var mı diye \\\\"ARAMA\" yapınız. Konu altına yazılan sorulara öncelik tanıyoruz.. Bilginize

Follow Me

Answer ( 1 )

  1. Muhammed Samir
    1
    2024-12-20T16:10:04+03:00

    Tasavvuf, İslam’ın mistik ve içsel yönünü temsil eden bir öğreti ve yaşam biçimidir. Tasavvuf prensipleri, bireyin Allah’a yakınlaşmayı amaçlayan içsel bir arayış ve ahlaki bir yaşam biçimi olarak şekillenir. Tasavvufun temel prensipleri şu şekilde sıralanabilir:

    Tevhid (Birlik inancı): Tasavvuf, Allah’ın birliğine, her şeyin O’ndan kaynaklandığına inanır. Bu prensip, insanın nefsini aşarak, Allah’a duyduğu sevgi ve bağlılıkla ruhsal bir birlik arayışıdır.

    Aşk (İlahi Aşk): Tasavvuf öğretisinin temelinde ilahi aşk bulunur. Tasavvufi yolculuk, insanın Allah’a olan derin sevgisiyle başlar ve bu aşk, insanın tüm varlığını Allah’a adamasıyla devam eder. Mevlana’nın “Aşk, her şeyin anahtarıdır” anlayışı burada ön plandadır.

    Nefsi Terbiye: Tasavvufta, insanın nefsini (ego) eğitmesi çok önemlidir. Nefis, insanın kötü yönlerini ve dünyevi arzulardan kaynaklanan isteklerini temsil eder. Tasavvufi yolculuk, nefsin ıslah edilmesi ve Allah’a yönelmesi sürecidir. Bu, sabır, tevazu ve takva gibi erdemlerle gerçekleştirilir.

    Zühd (Dünyaya İlgi duymama): Tasavvuf, dünyevi zevklerden ve sahip olma arzusundan uzak durmayı öğütler. Zühd, dünyaya bağlanmadan Allah’a yönelmeyi ve bu dünyayı geçici bir aşama olarak görmeyi ifade eder.

    Sürekli Zikir (Allah’ı anma): Tasavvuf pratiğinde, zikir, Allah’ın ismini anma ve O’na yakınlaşma amacı taşır. Zikir, kalbi arındıran ve ruhsal dengeyi sağlayan bir ibadet biçimidir. İnsanın sürekli olarak Allah’ı hatırlaması ve O’na yönelmesi sağlanır.

    Varlıkta Birlik (Vahdet-i Vücut): Vahdet-i Vücut anlayışına göre, tüm varlıklar bir bütündür ve nihayetinde Allah’ın yansımasıdır. Her şeyde O’nun varlığı görülür. Bu anlayışa göre, insanın, evrenin ve Allah’ın birliği kabul edilir.

    Fena (Benliğin yok olması): Tasavvufun önemli bir kavramıdır. Fena, kişinin nefsini tamamen yok etmesi, benliğini terk etmesi ve yalnızca Allah’a odaklanması anlamına gelir. Bu, insanın “ben” duygusunu aşarak ilahi varlıkla birleşmesidir.

    Beka (Ebedi varlık): Fena’nın karşıtı olan beka, Allah’ın varlığında süreklilik ve ebediyet anlamına gelir. Kişi, benliğini yok ettikten sonra, Allah’ın varlığıyla kalır ve ebedi bir birliğe ulaşır.

    Mürşit ve Tarikat: Tasavvufi yolculukta, mürşit (yol gösterici) rehberliği büyük önem taşır. Mürşit, tasavvuf yolunda deneyimli bir kişi olup, müridini (öğrenci) doğru yolda yönlendirir. Tarikatlar ise, tasavvuf yolunun belirli yöntemlerle uygulandığı topluluklardır.

    İhsan (Mükemmel İman): Tasavvuf, sadece dini bilgiyi öğrenmekle değil, aynı zamanda bu bilgiyi yaşamda ve ibadetlerde mükemmel bir şekilde tatbik etmekle ilgilidir. İhsan, Allah’ı her an görüyormuş gibi bir haletle yaşamaktır.

    Tasavvuf, bireyi Allah’a yönelten, ruhsal olgunlaşmaya ulaşmasını sağlayan bir öğreti olup, her bir prensip içsel bir yolculuk olarak kabul edilir. Bu prensiplerin tamamı, Allah’a olan yakınlık, ahlaki erdem ve ruhsal arınma hedefine yöneliktir.

    Best answer

Leave an answer